{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 25/12/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/11/2024 <br>NUMARASI\t\t: ...Esas-  ... Karar <br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2026<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mahallesi ... sokak no:... ... / ... adresinde faaliyet gösteren büfe/çay evi nitelikli iş yerinde  ... nolu elektrik tesisatının 01/02/2022 tarihinden itibaren yalnızca 7 aylık süre ile ticarethane abonesi ve aynı zamanda 7 aylık süre ile kiracı sıfatını taşıdığını, tutanak tutularak usulsüz elektrik kullanım tespiti yapıldığını, tesisatın ve sayacın bulunduğu iş yerine ait elektrik aboneliğini 01/02/2022 tarihli kira kontratı ile aynı gün üzerine aldığını, aboneliğin başladığı tarihten bugüne toplam 7 adet fatura ödediğini, müvekkilinin abonelik tarihinden önceki kullanımlardan ve abonelik öncesi müdahele edilen sayaçtan sorumlu tutulmasının usul ve  yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından düzenlenen 02/09/2022 tarih ... seri nolu tutanağa istinaden başvurucu müvekkili aleyhine tahakkuk ettirilen  ... fatura no.lu 135.066,02 TL fahiş bedelli ve ... fatura no.lu 4.065,21 TL bedelli haksız  ve hukuka aykırı kaçak faturalardan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaçak kullanım tespit tutanağının aksinin inandırıcı delillerle kanıtlanmadığı sürece sözü edilen belgeye (kaçak tespit tutanağı) göre hüküm kurulması gerektiğini, müvekkili şirket ekipleri tarafından yapılan mutad incelemeler esnasında, 02.09.2022 tarihinde ... tesisat nolu tüketim noktasında yapılan kontrol sonucunda \"sayacın yandan delinerek ölçümün sağlıklı yapılmadığının sağlandığı\" husunun tespit edildiğini, buna müteakip müvekkili şirket ekipleri tarafından mevzuata uygun şekilde sayaç değişimi yapılarak ... seri numaralı Sayaç Değiştirme Tutanağı düzenlendiğini, akabinde sayacın, Sayaç Ayar Atölyesinde inceleme altına alındığını, yapılan incelemede Luna marka ... seri numaralı sayacın %51 oranında eksik değer kaydettiğinin tespit edildiğini, söz konusu tüm işlemlerin fotoğraf ile delillendirilmiş ve buna istinaden ekteki sayaç test raporu düzenlendiğini, tüm bu inceleme ve tespitler neticesinde davacı tarafça sayaca müdahale edilerek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması sağlanarak kaçak elektrik tüketiminde bulunulduğunun açık olduğunu, bu nedenle 02.09.2022 tarihinde kullanım yerine Davacı hakkında ... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini,  ... numaralı tesisatın tüketim hesabında, kaçak elektrik kullanım tarih aralığı, 19.02.2022 ile 02.09.2022 arasındaki dönem ve çalışma saati olarak da 2 vardiya çalışanlar için 14 saat dikkate alındığını, buna istinaden ekteki hesap metodolojisi doğrultusunda tahakkuk yapıldığını, dava konusu işlemlerin, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ikincil mevzuatları doğrultusunda bir silsile halinde mevzuata uygun olarak yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; Tüm dosya kapsamı ve  bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi ... sokak, ... ada ... parselde market/restoran olarak faaliyet yürüten davacının büfe/ çay nitelikli dükkanına davalı ADM elektrik Dağıtım AŞ tarafından 22/09/2022 tarihinde ... tesisat numaralı işletmeye kaçak elektrik nedeni ile işlem yapıldığı, davacının, ... fatura nolu 135.066,02 TL bedelli ve ... fatura no.lu 4.065,21-TL bedelli faturalardan dolayı işbu davayı açtığı, mahallinde yapılan keşif ile kaçak/usulsüz elektrik kullanım tutanağında belirtilen cihazlar ile keşif tarihinde kullanılan cihazlar açısından tutanak ile tespit arasında bir uyumsuzluk olmadığı, buna göre davacıya ait işyerinde yapılan keşifle tespit edilen güç değerinin toplamı olan 20,105 kW ın 9460 na karşılık gelen 12,063 kW, bağlantı gücü olarak bulunduğu, davacı adına yapılan kaçak elektrik kullanım fatura detayına göre kaçak fatura süresi için 14 gün, kaçak kullanım faturası içinde 182 gün baz alınarak fatura tahakkuk ettirildiği, ... tesisat numaralı elektrik abonesi sayacının ölçme sistemine müdahale edilerek elektrik tüketimin eksik hesaplandığı, sayaç resmi ve laboratuvar test sonuçlarından açıkça anlaşılacağı üzere, davacı tüketicinin kaçak elektirik kullandığı ve bu sebeple de davalıya borçlu olduğu, yapılan hesaplamaya göre kaçak/usulsüz tüketim bedeli vergiler dahil, 53.078,00 TL bulunduğunu ve ... fatura kodlu 4.065,21 TL bedelli faturanın cari tüketime esas fatura olup hesaplamalarda herhangi bir yanlışlık tespit edilmediği anlaşıldığından, bilirkişi kök ve ek raporunun denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacının kaçak elektrik tükettiğinin tespit edildiği ve müvekkili şirket yetkilileri tarafından yasal mevzuata uygun olarak Kaçak Elektrik Tespit Tutanakları tanzim edildiğini, yerel mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacı borçlunun ... nolu, 114.771,86 TL bedelli faturadan dolayı, davalı şirkete 61.693,86 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaçak elektrik tüketimine ilişkin hesaplamaların tümünün müvekkili şirket yetkilileri tarafından Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine (EPTHY) uygun olarak hazırlandığını, müvekkili şirket tarafından EPTHY madde 44/1 gereğince tüketim miktarı kaçak tutanağında tespit edilen cihazların kurulu gücü 23,17 kwh dikkate alınarak, 2 vardiya çalışanlar için 14 saat dikkate alındığını, yapılan kaçak tespiti ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve hatalı hesaplamalar yapıldığını, kurulu güç tespitine ilişkin müvekkili Şirket yetkilileri tarafından yapılan tespit akabinde düzenlenen Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı esas alınarak kurulu gücün hesaplanması gerektiğini, tespit günü ile keşif günü arasındaki zaman zarfı düşünülecek olduğunda söz konusu cihazların değiştirilme ihtimali de göz önünde bulundurularak kurulu gücün hesabında kaçak elektrik tespit tutanağına itibar edilmesi gerektiğini, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile de sübut bulduğu üzere kaçak elektrik kullanımının yapıldığı yerin cafe olarak işletildiğini, davacının aboneliğinin ticarethane aboneliği grubuna dahil olduğunu, bu nedenle yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ticarethane vasfındaki bir işletmenin günlük 8 saat çalışma yaptığı değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacıya ait günlük ortalama tüketim verileri incelendiğinde kaçak elektrik kullanımına dair doğru bulgu ve belgelerin somut olayda mevcut olduğu, bu nedenle müvekkili Şirket tarafından yapılan hesaplamada bir hata bulunmadığının sabit olduğunu beyanla .... Asliye Ticaret Mahkemesi.... E. ... K. Sayılı dosyanın 19/11/2024 tarihli kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesi ile özetle; Mahkemece verilen kararın hatalı ve eksik bilirkişi raporlarına dayanılarak verildiğini, taraflarınca kabul etmediklerini, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında yer alan hesaplama yöntemlerinin teknik olarak hatalı olduğunu, sayacın %51 oranında eksik kayıt yaptığına dair rapor hazırlanmış ise de; müvekkilinin bu müdahaleyi gerçekleştirdiğine dair hiçbir somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını, bilirkişi de kendi raporunda müdahalenin kim tarafından yapıldığının tespit edilemediğini açıkça ifade ettiğini, davalı tarafça abonelik tahsisinden önce ilgili tesisatta bir tespit yapılıp yapılmadığına dair belge sunulmaması böyle bir tespitin yapılmadığının sonucu olduğunu, hal böyle iken mahkemece davalının sorumlu olduğu husustan kaynaklanan bedelin müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilini mağdur ettiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında kaçak kullanımın başladığı tarih tam olarak tespit edilemediğini, kaçak kullanımın tamamının müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş gibi değerlendirilmesi ve önceki kullanıcıların tüketiminin de müvekkili üzerine bırakılmasının hukuka, hakkaniyete ve fiili duruma aykırı olduğunu, oysa ki geriye dönük faturaların incelenmesi ile müdahalenin hangi dönemde başladığının tespitinin mümkün olduğunu, bu yönüyle yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları eksik olup hükme esas alınmasının  hukuksuz olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin paylaştırılması konusunda verilen hüküm de hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak verildiğini beyanla ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2024 tarih ve ....Esas – .... Karar sayılı gerekçeli kararının bozulmasını, davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.<br>Göreve dair kurallar, kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca   mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.<br>Abonelikten kaynaklı elektrik hizmeti alan yerin taraf beyanları ve abonelik kayıtlarına göre işyeri olduğu ihtilafsızdır. Yani davacı taraf tüketici tanımına uymamaktadır. <br>6102 Sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca, bir davanın ticari dava olarak kabulü için tarafların her ikisinin de tacir olması ve davanın, tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların sıfatına bakılmaksızın maddede sayılı bulunan davalardan olması gerekir. Aynı kanunun 26/06/2012 tarihli 6335 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişik 5/3. maddesi gereğince, Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6102 Sayılı HMK'nun 2. maddesi uyarınca, dava konusu değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. <br> Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Yukarıda da değinildiği üzere 6102 Sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca, bir davanın ticari dava olarak kabulü için tarafların her ikisinin de tacir olması ve davanın, tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların sıfatına bakılmaksızın maddede sayılı bulunan davalardan olması gerekir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunu (TTK) 11. maddesine göre; Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Aynı Kanunun 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Yine Aynı Kanunun 15. maddesine göre ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53. maddeler ile Türk Medenî Kanunu'nun 950. maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. TTK'nın 11. maddesinin 02/07/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmiştir. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir.<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 176. maddesinde; tüccarların, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrıldığı, birinci sınıf tüccarların, bilanço esasına göre defter tutanlar olduğu, ikinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlar olduğu hususu düzenlenmiştir. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiş, VUK'nun 178. maddesinde ise ikinci sınıf tüccarların kimler olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.<br>Açıklanan bu yasal düzenlemeler kapsamında öncelikle davacının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve tacir olup olmadığı, işletmesinin ticari işletme olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Buna göre davacının tacir olup olmadığına ilişkin gerekli araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre mahkemenin eldeki uyuşmazlıkta görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. <br>Zira, dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda, davacının tacir olması durumunda dava nispi ticari dava sayılacağından, Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır.<br>Somut olayda, talebe konu abonelik tipinin ticarethane olduğu, ticarethane sıfatıyla kayıtlı aboneliklerde ise davacının bu abonelik dolayısıyla tacir sıfatının olması halinde görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi, tacir sıfatının olmaması halinde ise (esnaf vb. serbest meslek mensubu) görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.<br>Dosya kapsamında Mahkemece davacının tacir olup olmadığı araştırılmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve de kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret  Mahkemesinin 19/11/2024 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>4-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL ve 510,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/12/2025\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye<br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f94ab45dea61f79","SID":"a1dd1121ee79872e"}}