{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2026/19 <br>KARAR NO: 2026/68<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/852<br>DAVA TARİHİ: 18/11/2025<br>ARA KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>DAVA: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 14/01/2026<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalıya teslim edilen ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 840.000.000,00 TL bedelli, 31/12/2025 keşide tarihli çekin taraflar arasındaki ticari ilişkinin yalnızca güvence altına alınması amacıyla teminat olarak 08/01/2025 tarihinde kurum müdürüne verildiğini, bu çekin ödeme vasfı taşımadığını, sadece ticari bir güven unsuru olarak tanzim edildiğini, dolayısıyla çekin devir veya tahsil edilebilirliğinin temel borç ilişkisinin doğması şartına bağlı olduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasındaki cari hesap kayıtlarının incelendiğinde dava konusu çekin düzenlendiği ve davalıya teslim edildiği tarih itibariyle dahi müvekkili şirketin davalıdan 12.261.695,88 TL tutarında alacaklı olduğunu, çekin taraflar arasındaki şifahi sözleşmede açıkça belirtildiği üzere sadece teminat niteliğinde olup herhangi bir ödeme vasfı taşımadığını, bu hususun savcılık ifadeleri ve taraflar arasındaki mutabakatta sabit olduğunu, ancak davalının müvekkiline olan güven ilişkisini kötüye kullanarak kendisine teminat olarak verilmiş olan bu çeki, sözleşmeye ve hukuka aykırı şekilde ciro etmek suretiyle üçüncü kişilere devrettiğini, gerek davalı şirket yetkili ...'in savcılık ifadesi, gerek müvekkili şirket yetkilisi... ve ...'ün beyanları birlikte değerlendirildiğinde çekin yalnızca davalı üzerinden yürütülen reklam panolarına ilişkin sürecin devamını sağlamak amacıyla teminat olarak düzenlendiğinin açıkça anlaşıldığını belirterek dava konusu çek üzerine İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca teminatsız olarak tedbir konulmasını ve ödeme yasağı getirilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çek hakkında müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, her ne kadar dava konusu çek müvekkil şirket tarafından ciro edilmiş ise de, bu durum tek başına müvekkili şirket bakımından borç veya kambiyo sorumluluğu doğurmayacağını, müvekkil şirketin davacıdan çek bedelini talep eden, talep etme iradesi bulunan veya bu yönde herhangi bir girişimde bulunan taraf olmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, çekin müvekkil şirkete cirolandığı tarih itibariyle davacıyla müvekkili şirket arasında devam eden bir kira ilişkisi bulunmakta olup, davacının iddia ettiği 840.000.000 TL tutarlı ihaleye yönelik bir sözleşme bulunmadığını, ciro işleminin her somut olayda otomatik olarak kambiyo sorumluluğu doğuran bir işlem olmadığını, dava konusu çekin düzenlenmesi, ciro edilmesi ve ihale süreciyle bağlantılı fiiller hakkında ceza yargılamasının devam ettiğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile, harç eksikliği nedeniyle ve ayrıca bu aşamada yaklaşık ispat şartı da sağlanamadığı gerekçesiyle İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin, tedbir talebini harç eksikliği sebebiyle reddetmesinin başlı başına isabetsiz olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin İİK'nın 72/2. maddesi kapsamında kambiyo senedine özgü teminatsız tedbir niteliğinde bir geçici hukuki koruma olup ayrı bir harca tabi olmadığını, eksik harç varsa mahkemenin HMK'nın 115/2. maddesi gereği kesin süre vererek tamamlattırmasının zorunlu olduğunu, yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamındaki delillerin bu tespiti bütünüyle çürüttüğünü, çekin teminat amacıyla verildiğinin davalı şirket yetkilisi ...’in savcılık ifadesi, müvekkil şirket yetkilileri ... ve ...’ün beyanları, çekin verildiği tarih itibarıyla müvekkilin davalıdan milyonlarca TL tutarında alacaklı olduğunu gösteren cari hesap kayıtları ve taraflar arasındaki ticari güven ilişkisini ortaya koyan yazışmalarla ortaya konulduğunu, çekin davalı tarafından üçüncü kişilere ciro edilmiş olmasının tedbirin zorunluluğunu artırdığını, çek henüz bankaya ibraz edilmemiş olsa da; üçüncü kişinin hamil sıfatı, çekin tedavüle çıkmış olması, 840.000.000 TL gibi son derece yüksek meblağ müvekkilin alacaklı olduğu bir ilişkide senedin kötü niyetle devredilmesi göz önüne alındığında, ihtiyati tedbir kararı verilmemesinin telafisi imkânsız zarara yol açacağını belirterek, ihtiyati tedbir ret ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu karar ise ödeme yasağına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 72/2. maddesi \"İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" şeklindedir.Diğer yandan tedbir kararının verilebilmesi için  6100 Sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.  6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi)Somut uyuşmazlıkta, tensip tutanağının 11 numaralı ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddi ile eksik peşin nispi harcın tamamlaması için kesin süre verildiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında reklam panolarının kiralanmasına yönelik ticari ilişki bulunduğu taraf vekillerinin bu aşamaya kadar sundukları dilekçeler ile anlaşılmakta ise de, dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı bu nedenle de dava konusu edilen dava dilekçesi ekinde ön yüz sureti sunulan çekin hali hazırdaki reklam panolarının kiralanmasına yönelik ticari ilişki kapsamında mı verildiği yoksa yeni bir ihale ve/veya sözleşme sürecinde mi verildiği bu aşamada anlaşılamamaktadır. Davacı iddiası kapsamında çekin teminat amacıyla verildiğine yönelik soruşturma dosyası bir kısım kişilere ait ifade tutanakları sunulmuş olup yine dava dilekçesinde dava konusu çekin üçüncü bir kişinin elinde bulunduğu da iddia edilmiştir. Davanın tarafları dışında üçüncü kişileri bağlayacak ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olup davanın tarafları yönünden ne şekilde konum ve irtibatları bulunduğu bu aşamada dosya kayıtları itibariyle tespit edilemeyen kişilerin soruşturma dosyasındaki ifade tutanakları ve davacı şirketin oluşturduğu cari hesap ekstresi itibariyle yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,<br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"894163994941e650","SID":"f1350bafbc0573fb"}}