{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO\t: 2024/1149 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/25<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/05/2024<br>NUMARASI: 2022/503 Esas, 2024/288 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/01/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 04/06/2018 vadeli, 100.000-TL bedelli zamanaşımına uğrayan senetten doğan alacağı için, davalı aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlunun yetki ve imza itirazında bulunduğunu, bu nedenle itirazın iptali davası açıldığını ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle müvekkilinin takibe karşı, yetkiye ve imzaya karşı itirazlarda bulunduğunu, bunun üzerine açılan bu haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: senet aslı dosya  celbedilip, davalının kurumlardan  ıslak imza ve yazı örnekleri toplandıktan sonra, grafologlardan oluşan   3 kişilik heyetten  alınan bilirkişi raporunda, senetteki imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiği, davacının senet nedeniyle başlattığı takip nedeniyle alacağını ispat edemediği, davacının çekteki imzanın davalıya ait olduğunu bildiğini yahut bilmesi gerektiği ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılamasının son celsesinden önce 09/05/2024 tarihinde borcun borçluya ait olup olmadığı yönünde yemin deliline başvurulduğunu, yerel mahkemece usule aykırı olarak yemin delilinin davaya katacak yeni bir husus olmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiğini, yemin delilinin kesin delillerden olup yerel mahkemece re'sen yemin delilinin reddi kararının usule aykırı oluduğunu,  imza incelemesi raporlarının çelişkili olduğunu, çelişki ortadan kaldırılmadan imza hususunda net ve açık olarak sabitlik bulunmadan verilen hükmün  yanlış ve hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine  karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının zamanaşımına uğramış olan 04/06/2018 ödeme tarihli ve 100.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlattığı, davalının imzaya itiraz etmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, tek başına davacıya alacak hakkı tanımayacağı, davacı tarafın takip talebinde borcun sebebi olarak sadece yazılı delil başlangıcı niteliğindeki zamanaşımına uğramış senede dayandığı, senet dışında  başka bir alacak sebebi göstermediği, dava dilekçesinde de sadece senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi ile netlik kazanabileceği beyan edilmekle yetinildiği,  dolayısıyla temel ilişkiye veya sebepsiz zenginleşmeye dayanmayan davacı tarafın, tek başına zamanaşımına uğradığı için kambiyo vasfı taşımayan bonoya dayalı olarak alacak talep edemeyeceği, kaldı ki 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda da, senetteki atfedilen keşideci imzasının davalıya ait olmadığının tespit edildiği, itirazın iptali davasının takiple sıkı sıkıya bağlı dava türü olduğu, salt zamanaşımına uğramış senede dayalı takip yapan ve akdi ilişkiye dayanmayan davacının, alacağın varlığına yönelik yemin teklif edemeyeceği, HMK'nın 226/1-a maddesi uyarınca, tarafların serbestce tasarruf edemeyeceği hususlarda yemin teklif edilemeyeceğinden, imza hususunda da yemin teklif edilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının sonuç olarak yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı  vekilinin  yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.14/01/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cb054a4c0fed382","SID":"b203d66fefb45468"}}