{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1177 <br>KARAR NO:2025/2060<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/12/2021<br>NUMARASI:2021/182 Esas -  2021/966 Karar <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı  tarafından  davalı ...'in müşterek ve müteselsil kefaletiyle ...Şti. lehine açılan ve kullandırıları kredi hesaplarının 30.04.2019 tarihi itibariyle kapatıldığını,  kredi hesaplarının kapatıldığı ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içeren ihtarın Gebze... Noterliğinin 02.05.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ekinde hesap özeti ile borçlulara tebliğ edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, borçlular ... ve ...Şti.aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası  ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların  borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğunu, genel kredi  ve teminat sözleşmesinin 13.2. maddesi uyarınca  İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, borca itirazların haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve  %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; takibin yetkisiz yerde başlatıldığını, yetkili icra dairelerinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğunu, itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı vekilinin itiraza ıttıla tarihinin vekaletnamesini sunum tarihi olduğunu, yapılmış ödemelerin dikkate alınmadan ve fahiş rakamlar üzerinden hesaplama yapıldığını, faizlerin fahiş olduğunu,  gerektakip öncesinde gerekse takipte ve huzurdaki davada, talep olunan faiz oranlarının genel ve fahiş durumda olduğunu,   dava dilekçesi eklerinin  tebliğ olmadığını savuaraka, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davanın, davalılar ... ve  ..Şti.'ne yöneltilerek  açıldığı, davalı şirket yönünden tefrik kararı verilerek onun yönünden davanın  tefrik edildiği, bu nedenle eldeki davaya sadece davalı ... yönünden devam edilerek karar verildiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı davalı şirkete kullandırılan krediler ile kredi kartı borcundan davalı şirketin asıl borçlu davalı ...'in kefil sıfatıyla sorumlu olduğu iddiasıyla başlatılan İstanbul 34. İcra Dairesinin ... Sayılı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık, kredi ilişkisi kapsamında davalıların borçlu olup olmadığı ve kefilin kefaletinin geçerli olup olmadığı noktalarına ilişkindir.Davacı ile davalı ... Şti arasında toplam 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'in 5.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı görülmüştür. Davalı ...'in genel kredi sözleşmesinde bulunan kefalet taahhüdünün incelenmesinde; kefalette bulunan davalının el yazısıyla kefalet miktarını, türünü ve kefalet tarihini yazmış olduğu, davalının ıslak imzasının bulunduğu görülmekle kefaletin şekil şartlarına haiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı kefil genel kredi sözleşmesinin akdedildiği 04/11/2013 tarihinde şirket yetkilisi olduğundan eş rızası belgesi aranmamıştır.Yargılama sırasında, asıl borçlu davalı  ... Şti'nin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/980 E. Sayılı dosyası ile 16/06/2021 tarihi itibariyle iflas ettiği, Bakırköy 1. İflas Dairesi'nin 2021/46 sayılı dosyasında basit tasfiye usulüne göre tasfiyesinin yürütüldüğü, iflas kararının kesinleşmediği ve sıra cetvelinin düzenlenmediği görüldüğünden usul ekonomisi ilkesi gereğince davalı ... Ltd. Şti açısından itirazın iptali talebinin bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verilmiştir. Davalı ... açısından değerlendirme yapılarak karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ile ... Ltd. Şti arasında toplam 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'in 5.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, davacı bankanın kayıtları uyarınca alacaklı olduğu, Gebze ... Noterliği'nin 30/04/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hesabın kat edildiği, ihtarnamenin davalı ...'e 06/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen bir günlük sürenin sonunda 08/05/2019 tarihinde davalının temerrüte düştüğü, taraflar arasında temerrüt faiz oranına ilişkin bir kararlaştırılma yapılmadığı, davalı şirkete kullandırılan  kredi kartlarına en yüksek fiilen %25,80 oranında akdi faiz uygulandığı, sözleşmenin 11-b maddesinde temerrüt halinde bankaca uygulanan en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası oranında temerrüt faizinin uygulanabileceğinin düzenlendiği, bu nedenle davacının DBS kredisi için en fazla %38,70 oranında temerrüt faizi uygulaması gerektiği, takibe konu edilen kredi kartı ve kredili mevduat hesabı alacakları için 5664 sayılı yasanın 26. Maddesi uyarınca Merkez Bankası tarafından belirlenen faiz oranlarının uygulanması gerekeceği, temerrüt tarihi itibariyle belirlenen faiz oranının %31,80 olduğu, davacı bankanın kredi kartı alacakları için talebinin bu yönde olduğu, davacının DBS kredisinden kaynaklı olarak 12.802,41 TL asıl alacağı, 275,98 TL işlemiş faiz ve 13,80 BSMV olmak üzere toplam 13.092,19 TL alacağı bulunduğu, davacının ticari kredi kartından kaynaklı 269.586,46 TL asıl alacak, 5.047,55 TL işlemiş faiz ve 252,38 TL BSMV olmak üzere toplam 275.506,49 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından verilen kesin ve süresiz 2 adet teminat mektubu nedeniyle davacının 1.330,00 TL depo talep edebileceği, davalı kefilin gayrinakit alacaklardan sözleşmenin 10.9 maddesi kapsamında sorumlu olduğu sonucuna varılarak; Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı ... açısından davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin davalı ... yönünden; A- Nakit alacaklar açısından; a-Kredi kartı açısından; 275.506,49 TL üzerinden devamına, asıl alacak 269.586,46 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %31.80 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, b-... açısından; 13.092,19 TL üzerinden devamına, asıl alacak 12.802,41 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %38.70 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, B-Gayrinakit alacaklar açısından; 1.330,00 TL'nin bankaca faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine, nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %38,70 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, nakit alacaklar açısından alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalı ...'ten tahsiline, \tD-28.03.2021 tarihinde yapılan 4.304,91 TL ödemenin infaz aşamasında nazara alınmasına, <br>2-Davalı Tez Plastik açısından itirazın iptali talebinin bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. \" gerekçesiyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı ... açısından davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin davalı ... yönünden nakit alacaklar açısından; kredi kartı borcu için  275.506,49 TL üzerinden devamına, asıl alacak 269.586,46 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %31.80 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, ... borcu için 13.092,19 TL üzerinden devamına, asıl alacak 12.802,41 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %38.70 oranında temerrüd faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, gayrinakit alacaklar açısından; 1.330,00 TL'nin bankaca faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine, nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %38,70 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, davalı ... Şti.yönünden açılan davanın tefrikine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 05.01.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını,sürecin 12.02.2021 tarihinde bitirildiğini,  bu sürecin 4 haftadan uzun sürdüğünü, tam olarak 5 hafta + 1 gün sürdüğünü, geçerli bir arabuluculuk başvurusu için sürecin 3 haftada bitirilmesi ve fakat zorunlu hallerde 1 hafta uzatılması mümkü olduğunu,  bu kapsamda HUAK'ın 18/A-9 maddesi uyarınca  4 haftadan uzun süren başvuru sürecinin usule aykırı olduğunu, bu sebeple davanın usule aykırı olduğunu, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra ikame edildiğini,   davacı vekili ... icra takibine 12.06.2019 tarihinde vekalet sunduğunu, dosyada vekil olarak kayıtlı bir avukatın dosyanın içeriğinden haberdar olmamasının imkansız olduğunu, dolaysısı ile itirazdan da haberdar olduğunu, davacı vekilinin mezkur borca itiraz dilekçesine ıttıla tarihinin 12.06.2019 olduğunu,  davanın  bu tarihten itibaren  1 yıllık hak düşürücü sürede açılmayıp 10.03.2021'de açıldığını, mahkemece hukuka aykırı olarak dosyada bulunan belgelere ve dosyada bulunmayan, delil olarak dayanılmayan belgeler gerekçe gösterilerek hüküm kurulduğunu, mahkemece dava konusu alacağa ilişkin bilirkişi raporu alındığını, fakat bu rapora karşı yaptıkları itirazlarına  ilişkin ne ret kararı verildiğini, ne de gerekçeli kararda reddine ilişkin açıklama yapıldığını,  ihtarnamede icra takibine ve dahi işbu yerel mahkeme dosyasına konu edilen alacak ... no'lu.. Kart'ın borcu olup, borç kredi kartından kaynaklandığını,  kanunun amir hükümleri kapsamında kredi kartı tesis edilmesi için, taraflarca ... akdedilmiş olsa da ayrıca bir kredi kartı sözleşmesi akdedilmesi gerektiğini, bu durumda alacağını kredi kartına dayandıran davacının delil olarak kredi kartı sözleşmesine dayanması gerektiğini, fakat ne takip talebinde, ne dava dilekçesinde bu sözleşmeye dayanılmadığını ve dahi dosyaya sunulmadığını,  5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereğince teminat mektupları bir kredi çeşidi olduğunu, bu nedenle temelinde bir kredi sözleşmesi olması gerektiğini, ... no - 07.10.2002 tarih ve ... no - 14.10.2002 tarihli teminat mektuplarının dosya borcunun konusu olduğunu ve fakat dosyadaki dayanak ...'nin 05.02.2013 tarihli olduğunu,  söz konusu teminat mektuplarının tarihi ile dosyada mübrez ...'nin tarihi karşılaştırıldığında, teminat mektuplarının hukuki dayanağının delil olarak sunulan ... olmadığının sarih şekilde anlaşıldığını, dayanak sözleşmesi bulunmayan teminat mektuplarının geçerliliği ve ispatı mümkün olmadığından, bu alacak iddiasının  da reddi  gerektiğini, alacağın bir diğer kalemi olan ... olarak bilinen \"doğrudan borçlandırma\"'nın 3 taraflı bir ilişki kuran bir işlem olduğunu,  hangi DBS sözleşmesi kapsamında bu borcun mevcut olduğu, taraflarının kim olduğu, borcun hangi alacaktan kaynaklandığı, DBS'ye ilişkin hesap özetiyle ödeme yapılıp yapılmadığı gibi tüm hususların inceleme konusu yapılması gerektiğini, ne dava dilekçesinde, ne takip talebinde DBS sözleşmesinden bahsedilmiş ne de dosyaya veya icra takibine bu sözleşme sunulmadığını, karar hem esas hem usul bakımından tamamıyla hukuka aykırı olmakla birlikte, davanın kısmen kabul edilmesine rağmen davalı müvekkili lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi nedeniyle de  kararın eksik ve hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler Tebliği'nin 3. maddesinde '' Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.\"  denildiğini,  bu kapsamda reddedilen kısım için,  davalı lehine asfari ücret tarifesinden az olmamak üzere avukatlık ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefilden  tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl barçlı şirket aleyhindeki dava tefrik edilerek, eldeki davada davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları ....Şti.ile ...  aleyhine business kartta 269.586,46 TL asıl alacak, 5.238,96 TL işlemiş faiz, 261,94 TL gider vergisi ve 620,10 TL masraf olmak üzere toplam 275.707,46 TL, doğrudan borçlandırma kredisi, teminat mektup komisyon alacağı ve meri teminat mektubu nedeniyle 12.802,41 TL asıl alacak, 17,09 TL gider vergisi ile 1.330,00 TL gayrinakit  alacak olmak üzere toplamı (depo talep edilen) olmak üzere toplam 14.491,80 TL  yönünden 23.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmesinin gösterildiği, ödeme emrinin 30.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlular tarafından 31.05.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına, yetkiye ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, davalı müteslesil kefilin davacı ile imzaladığı genel kredi sözleşmesinde yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri olduğu kabul edildiği,  bu nedenle mahkemenin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddine karar vermesinin yerinde  olduğu anlaşılmıştır.Dava, ilkin  davalı asıl borçlu şirket ....Şti.ile davalı müteselsil kefil ... alehine açılmış, yargılama sırasında hakkında iflas kararı verilen şirket yönünden açılan davanın mahkemece tefrikine karar verilerek davaya sadece müteselsil kefil yönünden  devam edilip  hüküm verildiği  anlaşılmış olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.Dava açılmadan önce taraflar arasında yürütülen  arabuluculuk sürecinin sonunda  tarafların anlaşamadığı görülmektedir. HUAK uyarınca  arabuluculuk süresinin  dört haftayı geçemeyeceği hükmü yer almakla birlikte beş hafta sürmesi bu yola başvuruyu geçesiz hale getirmeyeceği gibi dava açma hakkını engellemeyeceğinden bu yöndeki davalı  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilince, itirazın iptali davasının  yasada öngörülen  1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.İİK'nın 67/1. maddesi hükmüne göre, takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilecektir. İtirazın iptali davası bakımından öngörülen bu süre hak düşürücü niteliktedir. Bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının tebliği ile başlayacaktır. Başka bir anlatımla, bu sürenin başlaması için borçlu itirazının alacaklıya mutlaka tebliği veya tebliğ yerine geçecek şekilde işlem yapılması gerekmektedir. Haricen itirazın öğrenilmesi sürenin başlaması için yeterli değildir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.05.2021 tarihli ve 2011/13776  Esas, 2012/7280 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta da, davalıların itirazının davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, borçluların  itirazının takip alacaklısı davacıya tebliğ edilmediği, haricen öğrenmenin itirazın iptali davası için kanunda düzenlenen bir yıllık dava açma süresini başlatmadığı anlaşıldığından eldeki davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamına göre davacı banka ile asıl borçlu ...Şti.arasında imzalanan  04.11.2013 tarihli, 1.000.000 TL limtli genel kredi sözleşmesine davalı ...'in aynı limitle  müteselsil kefil olduğu, 05.02.2013 tarihli ve 4.000.000 TL limitli  genel kredi sözleşmesine ise  23.10.2013tarihli  kefalete ilişkin ek protokol ile  aynı limitle müteselsil kefil olduğu, bu kredi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı asıl borçluya doğrudan borçlandırma kredisi kullandırıldığı, ayrıca business kredi kartı tahsis edildiği, kredi geri ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine kat ihtarı ile kredinin kat edildiği, asıl borçlu ile müteselsil kefil  aleyhine takip başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.  Somut olayda  davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davallı ile asıl borçlu şirket aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi  üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasındaki genel kredi sözleşmesine  davalı ...'in  müteselsil kefil olduğu,   davalı müteselsil kefilin 1.000.000 TL limitle sözleşmeyi, 5.000.000 TL limitle ek protokolü müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu şekilde dava konusu borca müteselsil kefil olduğu  miktarın, müteselsil kefil ibaresinin ve kefalet tarihinin davalı müteselsil kefil ... tarafından  el yazısı ile yazıldığı ve imzalandığı, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalı ...'in müteselsil kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davalının, müteselsil kefaletin tesis edildiği tarihte ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu ....Şti.'nin aynı zamanda ortağı ve yetkilisi olduğu,  bu sebeple TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca  eş rızasına da gerek bulunmadığı, bu haliyel kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır.Genel kredi sözleşmesinin 8.maddesine göre davacı bankanın sözleşmeye göre dilediği limitte ve nevilerde müşterinin talebi ile yeni krediler açaraka kullanırmaya yetkili olduğu belirtilmiş olup sözleşme kapsamında davacı tarafından  asıl borçlu şirkete doğrudan borçlandırma kredi kulalndırdığı, business kredi kartı tahsis ettiği, asıl borçlu şirketin bu kredileri ve kredi kartını kullandığı, kat tarihine kadar çeşitli ödemeler ödemler  yaptığı nazara alındığında   kredi kartı sözleşmesi yapılmadığı, doğrudan borçlanma kredisi kapsamında ne tür bir borcun olduğunun açık olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ayrıca mahkemece, dosya bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verildiği, bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Genel kredi sözleşmesinin 13.2/c. maddesi gereğince kefiller, asıl borçlu ve banka  arasında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda bankanın  defter, kayıt ve belgeleri ile bilgisayar kayıtları ile bilgisayar kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiş olmakla birlikte  bu husu davalı tarafça usulüne uygun sunulmuş delillerin incelenmesine de engel teşkil etmemektedir. Ancak somut olayda davalı yanca  ödemeye ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, soyut olarak borcun bulunmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir.Davacı tarafça davalıya ve asıl borçluya gönderilen kat ihtarında ... sayılı, 07.10.2002 tarihli ve  ... sayılı, 14.10.2002 tarihli iki adet nakte çevrilmemiş teminat mektubu sebebiyle 1.330,00 TL gayri nakti alacak talep edilmiş, mahkemece bu bedelin de depo edilmesine karar verilmiştir. Ancak davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin tarihleri 04.11.2013 ile 05.02.2013 tarihleridir. Bu durumda teminat mektuplarının tarihleri nazara alındığında davalının müteselsil kefalet süresinden önceye ait olduğu ve davalı müteselsil kefilin sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple gayri nakti alacak yönünden davanın reddi gerekirken bu kısım yönünden de  kabulü hatalı olmu ve davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru sebebi yerinde görülmüş ve hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir.Yeniden hüküm kurulurken, AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca, hükmedilecek nispi vekalet ücreti miktarının  kabul ve reddedilen miktarları geçemeyeceği hüküm altına alındığından, reddedilen nakti alacak miktarı olan 1.600,00 TL davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.  Yine reddedilen gayri nakti alacak yönünden de 1.330,00 TL  vekalet ücretine  hükmedilmiştir.Mahkemece davalı şirket yönünden tefrik kararı verilmesine rağmen karar başlığında şirkete yer verilmesi de hatalı olduğundan yeniden hüküm kurulurken borçlu şirket ....Şti.'ne karar başlığında yer verilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın  353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>HMK'nın  353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;<br>1-Davanın kısmen kabul-kısmen reddine,<br>a- Nakti  alacak yönünden; davalı borçlunun İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki itirazının  kredi kartı alacağı açısından; 275.506,49 TL üzerinden devamına, asıl alacak 269.586,46 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %31.80 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, doğrudan borçlandırma kredi  alacağı açısından; 13.092,19 TL üzerinden devamına, asıl alacak 12.802,41 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %38.70 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, b- Gayrinakit alacak talebinin reddine,c- Dava tarihinden sonra 28.03.2021 tarihinde yapılan 4.304,91 TL ödemenin, icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına, 2-Kabul edilen nakdî alacak bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar  Kanunu  gereğince hesaplanan 19.714,17 TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 3.504,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 16.209,29‬ TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile  Hazineye gelir kaydına,3- Reddedilen gayri nakdî alacak bakımından  karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu  uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu  karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı tarafından  yatırılan 3.504,88 TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam  3.564,18‬ TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 865,5‬0 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 864,68 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen nakti alacak kısmı üzerinden, AAÜT uyarınca hesaplanan 28.651,91 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın nakdî alacaklar bakımından reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi  gereğince hesaplanan 1.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine,<br>9-Gayri nakdî alacak bakımından davalı taraf  kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT  uyarınca  1.330,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,    <br>10-Davacı ... davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde, yatıranlara  iadesine,<br>11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve reddolunan miktarları dikkate alınarak 1,23 TL'lik kısmının davacıdan, 1.318,77‬ TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:<br>a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davalıya iadesine,<br> b-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ve   30,00   TL posta gideri olmak üzere toplam 250,70 TL kanun yolu giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>13-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,30.12.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d365e968cd767ee","SID":"6301584ccb0e7679"}}