{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1568 <br>KARAR NO\t: 2025/2101<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2022<br>NUMARASI\t: 2019/13 Esas - 2022/323 Karar<br>DAVA: Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 03/09/2019<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili, taraflar arasındaki 24 ay süreli 03/03/2016 tarihli depo kira ve lojistik sözleşmesi ile  müvekkilinin davalıya hizmet verdiğini, süre dolmadan önce 3 aylık bildirim yapılmazsa sözleşmenin aynı şartlarla devam edeceğinin kararlaştırıldığını, buna göre sözleşmenin 03/03/2018 tarihinde aynı şartlarla 24 ay için uzadığını, ancak davalının gönderdiği 25/06/2018 tarihli ihtarla sözleşmeyi 31/12/2018 itibariyle feshettiğini, 30/11/2018 tarihli ihtarda da depodaki yükün 19/12/2018-22/12/2018 tarihleri arasında çekilmesini bildirdiğini, müvekkilinin 11/12/2018 tarihli cevabı ihtarında feshin haksız olduğu, sözleşmenin 03/03/2020 tarihine kadar uzatıldığı, sabit depolama ücretine hak kazanıldığı, 31/12/2018-03/03/2020 tarihleri arasındaki 14 ay için uğranılan zararının  tazminin istenildiğini, son aylık faturanın 21.806,40-TL olduğunu ve erken fesih sebebiyle 14 aylık bakiye sabit ödeme miktarının zarar olarak tazmininin gerektiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL'nin 16/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>TALEP ARTIRIM : Davacı vekili 11/03/2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle, toplam 174.524,70-TL'nin 17/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalında tahsilini istemiştir.<br>CEVAP\t: Davalı vekili, belirli süreli kira sözleşmelerinin süresi dolunca 1 yıl süreyle uzayacağını ve talebin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI\t: Mahkemece, davalının 25/06/2018 tarihli fesih ihbarında dayandığı sebepleri ve fesih hususunda mutabakat bulunduğunu ispat edemediğinden feshin haksız olduğu, bu nedenle davacının zararının karşılanması gerektiği; 01/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının kalan 14 ay için depoların eksik kapasiteyle çalıştığı bir dönem olduğu ve bu süre için maliyet düşüldükten sonra davacının 174.524,70-TL zararının doğacağının belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 174.524,70-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, sözleşme süresince meydana gelen geç teslimler, ürün kaybı, faturalama işlemlerinde yapılan ve her defasında müvekkili tarafından müdahale edilerek giderilen hatalardan dolayı sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini, bu aksaklıklar nedeniyle yapılan 04/05/2018 tarihli toplantıda davacı şirket temsilcisinin aksaklıkların giderileceğini aksi halde her iki sözleşmenin de 31/12/2018 itibariyle feshedilmesini kabul ettiğini,tarafların bu tarihte fesih için mutabık kaldıklarını, tanıkların da bu durumu doğruladığını, toplantı tarihi ile fesihname tarihi olan 25/06/2018 arasında 55 günlük sürenin problemlerin çözümü için makul süre olduğunu, fesih mutabakata uygun yapıldığından süresinden önce veya haksız feshin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin TBK nın367'maddesinin dikkate almadığını, bu maddede tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri halinde aksi kararlaştırılmadıkça kira sözleşmesinin birer yıl için yenilenmiş sayılacağı ve yenilenen kira sözleşmesinin yasal bildirim süresine uyularak her kira yılının sonu için feshedilebileceğinin düzenlendiğini, buna göre sözleşmenin bitiş tarihinin uzama nedeniyle 03/03/2019 olduğu, sözleşmeden caymak için de en geç 03/12/2018 tarihine kadar bildirimde bulunmaları gerektiğini, müvekkilinin bu bildirimi 25/06/2018 tarihinde yaptığını ve 31/12/2018 tarihine kadar da devam ettiğini, 04/05/2018 tarihli toplantı ve mutabakat ispat edilemese dahi bu maddeye göre değerlendirilmesi gerektiğini; davacının 14 aylık depolama kira bedeli talebinin hukuksal bir temele dayanmadığını, yine TBKnın 325'maddesinin uygulanmaması ve hakkaniyet indirimi yapılmamasının kanuna aykırı olduğunu, davacının müvekkili gibi şirketlere depolama hizmeti verdiğini, müvekkiline özgülenmiş bir alan bulunmadığını, depolarını karışık şekilde kiraya verdiğini, dolayısıyla makul sürenin 14 ay olduğuna ilişkin değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, TBKnın 325'madde kiracının sadece makul süre boyunca kira sözleşmesinden doğan borçlarının devam edeceğinin kabul edildiğini, tarafların tacir olmasının bu maddenin uygulanmasına engel olmadığını; belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE\t: Dava, taraflar arasındaki depo kira ve lojistik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 03/03/2016 ve 01/10/2016 tarihli \"Depo Kira ve Lojistik Sözleşmesi\" başlıklı iki sözleşme imzalanmıştır. Davacı eldeki davada 03/03/2016 tarihli sözleşmeye dayanarak, talebini ileri sürdüğünden bu sözleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılacaktır. 2. maddesinde  davalı tarafından depo alanına getirilecek  ürünlerin davacı tarafından depo içerisine yerleştirilmesi, emniyetli ve sağlam bir şekilde davalı adına ve onun denetimi altında muhafaza edilmesi, davalının istekleri doğrultusunda, koli veya adet bazında karma koli halinde süresinde müşteriye verilebilecek şekilde hazırlanması, ürün sevkiyat kapısından irsaliye veya fatura karşılığı davalı tarafından yazılı veya dijital ortamdan verilecek talimatla, belirlenecek sevkiyat adresine ve/veya taşıma şirketine teslimatı olduğu; sözleşme süresinin yürürlük tarihinden itibaren 24 ay olduğu, taraflar sözleşmenin bitim tarihinden 3 ay önce karşılıklı olarak sözleşmenin iptalini istemedikleri veya değişiklik talebinde bulunmadıkları takdirde sözleşme aynı şartlarla devam edeceği;\"Kira-Lojistik Hizmet Bedelleri ve Ödeme\" başlıklı 12.1. maddede, davacının davalıya vereceği depolama hizmetleri karşılığı, aylık bulundurulacak asgari palet miktarının 500 Euro Palet olduğu,her ayın 30. günü davacının davalıya fatura keseceği, davalının davacıya sabitlenmiş 500 Euro Palet için, işbu sözleşme ile belirlenen hizmetlerin tamamı için aylık 15.000 TL+KDV'yi deponun sabit bölümünün bedeli olarak ödeyeceği; aylık palet adedi asgari sayının altında olduğu takdirde aylık sabit bedeli ödeyeceği; 12.8. maddede, fiyatların 12 ay süreyle geçerli olduğu,bu fiyatın 12. ayın sonunda, taraflarca TÜFE ve ÜFE'nin aritmetik ortalaması oranında [(TÜFE + ÜFE/)2] piyasa şartlarında arttırılacağı, sözleşmenin uzatılması halinde her yıl aynı tarihte sözleşme fiyatının bu şartlarda revize edileceği düzenlenmiştir.Somut olayda davalı, davacıya gönderdiği 26/06/2018 tarihli fesihnamede, 03/03/2016 tarihli sözleşmenin 03/03/2017 tarihinde 03/05/2018 ve 01/10/2016 tarihli sözleşmenin de 12/03/2017 tarihinde 01/10/2018 tarihine kadar uzatıldığını; sözleşme gereğince hizmetlerin zamanında, tam ve layıkıyla ifa edilmediği, davacının sevkiyat planlamaları yüzünden meydana gelen geç teslim, ürün kaybı vb,faturalama işlemlerinde yapılmış ve her defasında davalı tarafından müdahale edilerek giderilen hatalar gibi bir çok sebepten dolayı hizmet kalitesinin yeterli olmadığı, tüm uyarılara rağmen bu aksaklıkların tekrar yaşandığının ifade edildiğini; son olarak 04/05/2018 tarihli toplantıda davacı yetkilisi tarafından aksaklıkların giderileceği, giderilmezse her iki sözleşmenin de 31/12/2018 tarihinde feshi talebinde bulunulduğu, bunun da kabul edildiğini, aksaklıkların o güne kadar giderilmediği belirtilerek her  iki sözleşmeyi de 31/12/2018 tarihi itibariyle fesh ettiklerini bildirmiş; fesihname davacıya 27/06/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalının davacıya gönderdiği 30/11/2018 tarihli ihtarda her iki sözleşmenin de 31/12/2018 tarihi itibariyle feshedildiği daha önce bildirildiğinden, depodaki ürünlerin teslim alınması için yapılacak taşımanın 19-22/12/2018 tarihleri arasında yapılacak şekilde organizasyonun sağlanması istenilmiş, ihtar davalıya 03/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davacının davalıya gönderdiği 11/12/2018 tarihli ihtarda,fesihnamede belirtildiğinin aksine taraflar arasında her iki sözleşmenin 31/12/2018 tarihi itibariyle feshi hususunda mutabakat bulunmadığı; 03/03/2016 tarihli sözleşmenin 03/03/2020 tarihine kadar uzadığı, kalan 14 aylık sabit depolama bedelinin, ihtarın tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi halinde depodaki ürünlerin taşıma organizasyonunun yapılacağı, aksi halde zararın tazmini için yasal yollara başvurulacağı ve hapis hakkı kullanılacağı bildirilmiş ve ihtar davalıya  12/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir Lojistik uzmanı bilirkişiden alınan 24/12/2019 tarihli raporda, taraflar arasında 2018 yılı sonunda aylık sabit ücretin 18.480-TL olduğu, mal ve hizmet sunumu devam etmediği için talep edilecek miktara kdv eklenmeyeceğinden azami aylık zararın 18.480-TLx14=258.720-TL olduğu, fakat bu süreçte davacının depoyu başkalarına kullandıracağı ve hizmet giderleri olmayacağından kıyasen TTKnın 865/2,(b) uygulanarak tutarın 1/3'ü 86.240-TL talep edilebileceği belirtilmiştir. 14/12/2019 tarihli ek raporda, davacının depolama alanının 10.222 adet palet kapasiteli olduğu, bu yerlerin ticari hareketliliğe göre tahsisinin yapıldığı, 2018-2020 dönemi döneminde tacirlerin stokları olabildiğince düşük tuttuğu, para, faiz ve döviz gibi unsurlarda beklediklerini, ihtiyaç kadar mal tedarik ettiğini, ardiye ve taşıma giderlerinden kaçınıldığını, 500 paletlik yerin 2019-2020 döneminde makul süre içinde kiralanabilmesi bakımından 14 ay gibi sürede dahi kiralanmaksızın boş kalabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.Davacı vekili 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, ekte sunduğu müvekkilinin depo ve lojistik iştigali için doğalgaz, elektrik, su, haberleşme, servis, personel maaşı, yemek, nakliye ve kargo gideri olmak üzere 8 kalemde sayılan giderler toplandığında; 2018 yılı Aralık ayı giderinin 135.607,50-TL, 2018 yılı son üç ayı için aylık ortalama giderinin ise 122.984,65-TL olarak hesaplandığını, sözleşmeye göre davalının asgari taahhüdü olan 500 paletin 10.222 paletlik depoya oranının (500 palet/10.222 palet=) 0,0489 olduğunu; buna göre 2018 yılı Aralık için 135.607,50-TLx0,0489=6.631,21-TL, 2018 yılı son üç ayı için aylık ortalama olarak ise 122.984,65-TLx0,0489=6.013,95-TL olarak hesaplandığını; ödenmesi gereken aylık sabit sözleşme bedeli 18.480-TL iken bilirkişinin düşülmesi gerektiğini söylediği aylık maliyet miktarının aylık ortalama 6.013,95 TL olduğu, 14 aylık süre için uğradığı zararın ise 14x(18.480-TL-6.013,95-TL)=174.524,70-TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.<br> Kök ve ek raporu hazırlayan lojistik uzmanı bilirkişi ile birlikte mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiler katılarak alınan 01/10/2021 tarihli ek raporda, tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davacının defterlerine göre dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.134,45-TL alacaklı göründüğü, kök rapordaki zarar hesabının uygun olduğu görüşü bildirilmiştir.01/12/2021 tarihli ek raporda,  davacının sunduğu hesaplamada (18.480x14ay=) 258.720-TL-(6.013,95x14=) 84.195,30-TL=174.524,70-TL zararı olduğunun belirtildiği, ortalama maliyetler kabul edildiğinde hesaplamanın muteber olduğu ve zararın o miktar olduğunun söylenebileceği, ancak hizmet verilmediğinden risk üstlenilmediğini ve hakkaniyetin değerlendirilebileceği,kaldı ki 14 ayda boş kalmayabileceğinden 174.524,70-TL'den hakkaniyet indirimi yapılabileceği; ancak zamanlama olarak, depoların eksik kapasite ile çalıştığı bir dönem olduğu, bu nedenle hakkaniyet indirimi önerildiğini; gelinen aşamada zarar ve tazminat için önceki raporlarda önerilmiş taşıma sözleşmesinden kıyasla hesaplama ve tespitin yerinde olmadığı değerlendirildiği belirtilmiştir.<br>TBK'nın 112 maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 125. maddesinde ise borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse, alacaklıya üç hak tanınmış olup bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararın tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zarar talebidir. Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Somut olayda, davacı da müspet zararı kapsamında sözleşmenin haksız fesih sebebiyle uğradığı kar kaybını talep etmektedir. Buna göre öncelikle sözleşmenin haksız ve erken fesh edilip edilmediğinin tespiti gerekir. Sözleşmede olağan fesih sebebi kararlaştırılmamıştır. Davalı 25/06/2018 tarihli fesihnamede, davacının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini, davacı temsilcisiyle yapılan toplantıda davacıdan kaynaklanan aksaklıkların giderileceği, giderilmemesi halinde 31/12/2018 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedileceği hususunda mutabakat oluştuğunu, aksaklıklar giderilmeyince bu kapsamda fesihname gönderildiği belirtilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, sözleşmenin feshinde mutabakat olduğunu savunmamıştır.Davalı bu hususları kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ilk olarak bu hususu bildirdiği ve tanıklarının dinlenilmesini istediği, 13/01/2020 (2019 yazılmış) tarihli dilekçesinde belirtmiştir. Davacı vekili ise davalı tanık beyanlarına karşı sunduğu 07/07/2020 tarihli dilekçesinde, davalının savunmayı genişletmesine muvafakatlarının bulunmadığını beyan etmiştir. TTK'nın 4/2. maddesine göre değeri itibariyle dava, basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nın 319. maddesi uyarınca savunmayı genişletme yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlamıştır. Bu nedenle davalının söz konusu savunması dinlenemez.Davalının sözleşmeyi süresinden önce  haksız olarak fesh ettiğinin kabulü yerindedir.Sözleşme 03/03/2016 tarihinde 2 yıl süreli imzalanmış olup, 11. maddesi uyarınca sürenin sona ermesinden 3 ay öncesinden bildirim yapılmadığından, 03/03/2018 tarihinde sözleşme aynı şartlarla yani 2 yıl için daha uzamıştır. Sözleşmenin ikinci dönemi 03/03/2020 tarihinde biteceğinden, 31/12/2018 tarihi itibariyle sözleşme erken feshedilmiştir. Davacı geri kalan 14 aylık süre için kar  kaybı zararını istemiştir. Fakat davacı, haksız fesih sebebiyle yoksun kaldığı karı isteyebilecek ise de, geri kalan 14 ayın tamamı için değil davacının aynı şartlarla yeni bir sözleşme ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek davacının talep edebileceği miktar bulunmalıdır. Kök ve ek bilirkişi raporlarında somut olay bakımından makul sürenin ne olduğu belirtilmemiş ise de, Dairemize istinaf incelemesi  yapılan emsal dosyalardan edinilen tecrübeye göre  anılan dönemde işlerin yavaşladığı bilinse de ticari hayat  tamamen durmadığından makul süre belirlemesine  göre uyuşmazlığın makul süre sonuna kadar zararın tazmini gerektiği ; maksimum 6 ay süre de benzer müşteri bulunabileceği nin kabulü ile bu kadar süre için zararın tazminini isteyebileceği kabul edilmiştir. Zira dava dilekçesinde dahi, bu husus sebebiyle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ifade edilmiş iken, mahkemece 14 ay üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Yoksun kalınan karın hesabı hakkında davacı vekili, 1. ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu 14/09/2020 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin işçi, elektrik, doğalgaz gibi giderlerin  2018 yılı son üç ayı için aylık ortalamadan hareketle depodaki 500 paletlik yer için yapılmış hesaplamayla, yoksun kalınan karın aylık 12.466,05-TL üzerinden 14 ay için toplam 174.524,70-TL olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi heyetinin son raporunda davacının ticari defterlerinden kar kaybının tespiti hususunda, davacının maliyetinin hesaplanamadığı belirtilmiş,davalı da mahkeme kararında ki  aylık miktar bakımından hesaplama yöntemine  itiraz etmediğinden mahkemece esas alınan aylık miktar üzerinden , haksız fesih sebebiyle davacının aylık 12.466,05-TL'den 6 ay için toplam 74.796,30-TL yoksun kaldığı karı isteyebileceği kabul edilmiştir.\tAçıklanan nedenlerle, davanın 74.796,30-TL üzerinden kısmen kabulü gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir.   <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 Tarih 2019/13 Esas - 2022/323 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;<br>\"Davanın kısmen kabulüne, 74.796,30-TL kar kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine\"<br>İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;<br>\"Alınması gereken 5.109,33-TL karar harcından davacı tarafça yatırılan 170,78-TL peşin harç +  2.809,70-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.980,48‬-TL harcın mahsubu ile kalan 2.128,85-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye ödenmesine,<br>Davacı tarafından yatırılan toplam 3.024,88-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafından yapılan 2.400-TL bilirkişi ücreti ve 254,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.654,30-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.040-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>Davalı tarafından yapılan 8,40-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 5-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı göz önünde bulundurularak 566-TL'sinin davalıdan, 754-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, \"<br>Davalı tarafından yatırılan 2.980,37-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,<br>Davacı tarafından yapılan 26-TL istinaf yargı giderinin 11-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>Davalı tarafından yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin 30-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, \t<br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \t<br>HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"daecda77d9604fe3","SID":"318a795152a8ed48"}}