{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1883 <br>KARAR NO\t: 2026/41<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2022<br>NUMARASI: 2018/815 Esas 2022/185 Karar <br>DAVA: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 11/09/2018<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12/01/2026<br>Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı; davalı şirket ile aralarında ....2016 tarihli 2 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını,sözleşme uyarınca 5 yıl süreli iş yeri kiraladığını, davalı şirket tarafından 29.01.2018 tarihli ihtar ile bayilik sözleşmesinin iptal edildiğini, sözleşmeyi süresinden önce haksız fesheden davalı şirketin,zararını karşılaması gerektiğini, davalı şirketin, satış ve aktivasyon işlemlerini yaptığı portalı ihtar tarihinden önce 24.11.2017 tarihinden itibaren gerekçe göstermeden pasif konuma getirerek peşin satış hariç kapatarak kendisini zarara uğrattığını, davalının ekranı kapatarak sözleşmenin feshini sağlamaya çalıştığını, bayinin müşterinin ödeme gücünü bilemeyeceğini, bu nedenle davalının 29.01.2018 tarihli ihtarındaki taahhütlü cihaz satışı yapılan abonelerin fatura ödeme oranının ortalamadan düşük olduğu yönündeki fesih gerekçesinin yerinde olmadığını, davalı tarafından 23.01.2018 tarihli duyuru ile yapılacak satışların güvenliği ve şirketin zararını önlemek amacıyla 1-TL’lik kredi kartı tahsilatı yapılması hususunun bayilere bildirildiğini, oysa kendisinin bu uygulamayı 01.08.2017 tarihinden itibaren başlattığını, sahibi olduğu bayinin satış ve cirolarının bölge ortalamasının çok üzerine çıktığını ve kendisine bu suretle bayi müdürü sıfatıyla aylık 1.000-1.500-TL ek prim verildiğini, Hedeflerin üstüne çıktığından üst sınırı 3.000-TL olan kira desteğinden de en üst seviyede yararlandığını,iş yerinin 5 yıllığına kiralandığını, sözleşme iptali sebebiyle kira nedeniyle de mağdur edildiğini, imzalanan bayilik sözleşmesinin kendisi ile istişare edilmeden aşırı yararlanma sonucu kurulmuş bir sözleşme olduğunu, 12 yıldır <br>davalı şirketin acenteliğini yaptığından, davalıya kazandırdığı müşteriler kaynaklı portföy tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sözleşme uyarınca davalı tarafça kendisine toplam 77.088,45-TL tadilat masrafı yaptırıldığını bu bedelin davalı tarafça ödenmesi gerektiğini belirterek, kazanç kaybı, tadilat gideri, prim kaybı ve portföy tazminatı olmak üzere 1.000-TL’nin dava tarihinden itibaren  ticari faiz işletilerek  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 08.06.2020 tarihli dilekçesiyle, bilirkişi raporunda kazanç kaybının 152,756,01-TL olarak hesaplandığı belirterek, dava değerini 152.756,01-TL olarak ıslah etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili; belirsiz alacak davası koşulları olmadığından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının abonelere satış yaptığı cihazlara ait faturaların ödenmeme oranının yüksek olması nedeniyle bayinin sürüm arttırma ve menfaatleri koruma yükümlülüğünü yerine getiremediğini,sözleşmeden beklenen faydayı sağlayamadığını, davacı tarafından bayilik faaliyetleri kapsamında yapılan cihaz satışlarında fatura ödenmeme oranı/tahsilat riskinin anlamlı şekilde fazla olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda neverpaid oranı ortalaması %6,7 iken davacıda bu oranın %13,48 olduğunu, bu hususun sözleşmenin 9.1 maddesine aykırı olduğunu, bu nedenle davacı ile olan sözleşmenin 29.01.2018 tarihli ihtarname ile haklı sebeple feshedildiğini, davacının sisteminin sözleşmenin 11.2.4 maddesi hükmüne dayalı yetki kapsamında kapatıldığını,sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden, davacı bayinin kar kaybı talebinin reddi gerektiğini,kira sözleşmesinin müvekkili şirketlerin yönlendirmesi ile 5 yıllık yapıldığına ilişkin iddianın asılsız olduğunu,çeyiz mağazası olarak ticari hayatına devam ettiğini, akdedilen bayilik sözleşmesinin 8.1 ve ortak kanal bayi kurumsal kimlik dekorasyon projesi prosedürü ve kurallarına ilişkin taahhütnamenin 8.2. maddeleri uyarınca, davacı bayi tarafından yapılan inşaat dekorasyonu ve teknik alt yapı giderlerinin müvekkili şirketlerden tazmininin mümkün olmadığını, portföy tazminatının yasal şartları oluşmadığını,davacının münhasır yetkili bayi kılınmadığını, müşteri portföyünün müvekkiline ait olduğunu, sözleşmenin 23.2 maddesine göre bayinin borcunun bulunmaması halinde ve mutabakat sürecinin bitmesinden itibaren 6 ay içinde bayiye teminat mektubunun iade edileceğini, ortada tamamlanan hesap mutabakatı olmadığından teminat mektubunun iadesinin talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme bayilik sözleşmesi niteliğinden olup, davacıya münhasır yetki verilmediği, sözleşmenin davalı tarafından gönderilen 29/01/2018 tarihli ihtarla feshedildiği, davalının fesih ihtarında, davacının taahhütlü cihaz satışları yaptığı aboneler tarafından faturaların ödenme oranını Türkiye ortalamalarına göre düşük olduğunun ve bu anlamda yapılan satışların riskli olduğunun saptandığının, şirketin zararı nedeniyle güven ilişkisinin sona erdiğinin, iş yerinin maksimum ekonomik potansiyeline kadar geliştirme, şirketler tarafından bildirilen genel performans hedeflerinin gerçekleştirme ve bayinin bölge ortalaması altında kalmama yükümlülüklerinin ihlal edildiğinin feshe gerekçe gösterildiği, bayilik sözleşmesinin 19/07/2016 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca  süresi 2 yıllık olup 19/07/2018 tarihinde tamamlanacağı ve sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce feshedildiği, davacının, davalının iş ekranını kapattığını ve sözleşmenin fiili olarak 24.10.2017 tarihinde feshedildiği ileri sürdüğü, davalının ihtarla bildirdiği fesih nedenini değiştiremeyeceği, bayinin, müşterinin ödeme yeteneklerini bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, ayrıca bayi sözleşme ekinde yer alan ortak kanal bayii ceza sistematiğinin 19. maddesinde, \"Bayilerin geriye dönük 6 ay boyunca yaptıkları satışların iptal edilme oranlarını içeren rapor sonucunda tüm Türkiye'deki bayilerin ortalamasının 4 katı ve üzerindeki iptal oranına sahip olan bayiler için\" geçerli olduğu, Bayii'nin Türkiye ortalamasını aşan adet kadar hat satış baz primi geri alınır ve ilgili şirketler tarafından sözleşme feshedilir.\" şeklinde düzenleme bulunduğu, davalı tarafça, belirtilen neverpaid oranının Türkiye ortalamasının iki katından daha yüksek olmasından dolayı sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiği, ancak Ortak Kanal Bayii Ceza Sistematiğinin 19. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, belirlenen oranın Türkiye ortalamasının dört katından daha yüksek olması gerektiği, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedilmediğinin anlaşıldığı, TTK'nın 122/4. maddesi gereğince denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceği, sözleşmenin 19.3. maddesindeki bayinin bu tazminattan önceden vazgeçmesinin geçersiz olduğu, ancak bayilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde davacıya faaliyet bölgesi içinde tekel hakkı verilmediği, bunun dışında TTK’nın 122. maddesine göre denkleştirme tazminatı talebinde bulunabilmek için öngörülen şartların gerçekleştiğine dair dosyada delil de bulunmadığı, sözleşmede, ticari işletmenin her türlü giderinin davacıya ait olduğunun düzenlendiği, 8.1 maddesinde masraflardan bayinin sorumlu olduğu,8.4 maddesinde dekorasyon masraflarının davalı şirketlerce karşılanması halinde bu masrafların kısmen veya tamamen bayiye yansıtılabileceği kararlaştırıldığından, davacının denkleştirme tazminatı ve masraf  talebinin yerinde olmadığı, davacının bayi müdür olarak aylık 1.000-1.500-TL ek prim alacağı ve cari hesap alacağı talebi yönünden, bilirkişi raporunda mali yönden yapılan incelemeye göre bir alacak tespit edilemediği, sözleşmenin süresinden önce haklı neden olmaksızın davalı tarafça feshedildiği anlaşılmakla, sözleşmenin ifa edilmediği süre için davacının uğradığı kâr kaybının tazmininin gerektiği, 06/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda hesaplanan 10.615,68-TL kar kaybı ile davacının 18.739,89-TL kira zararından davalıların müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 10.615,68-TL kar kaybı ve 18.739,89 TL kira bedeli zararı olmak üzere toplam ‭29.355,57-TL'nin  29/01/2018 fesih tarihiden itibaren avans faizi  işletilerek davalılardan müteselsilen tahsiline, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; sözleşmenin haksız feshedildiğinin sabit olduğunu, sözleşmenin 21 ve 23. maddesi gereğince müvekkili tarafından davalılara 80.000-TL bedelli teminat mektubu verildiğini, sözleşmenin 21. maddesinde, teminat mektubunun cezai şart bedelinin bayi tarafından ödenmemesi halinde paraya çevrilebileceğinin düzenlendiğini,  müvekkilinin davalılara ödemesi gereken cezai şart tutarının olmadığını, yine sözleşmenin 23. maddesi gereğince de teminat mektubunun bayinin davalılara olan borçlarına teminat oluşturduğunu, ancak müvekkilinin cari hesap borcu da bulunmadığını, bu nedenle teminat mektubunun müvekkilin iadesine karar verilmesi gerekirken,hiç karar verilmediğini sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu yönündeki beyanların değerlendirilmediğini, 2 yıl ile sınırlı olarak kurulacak olan sözleşme için davalılarca en az 5 yıllık kira akdi istenmesinin, sözleşmenin esasında 5 yıl için kurulacağı anlamına geldiğini, sözleşmenin 8.1 maddesi gereğince dekorasyon bedellerinden  bayi sorumlu olsa da, bu durumun sözleşmenin devamı halinde geçerli olduğunu, sözleşme haksız olarak davalı şirket tarafından feshedildiğinden, müspet zarar kapsamındaki bu bedelin davalılarca karşılanması gerektiğini, ayrıca davalı şirketlerin müvekkiline sık sık konsept bildirerek, dekorasyon harcaması yapmasına sebebiyet verdiğini, hükme esas alınan 06/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin bayi müdürü olmasına bağlı aylık ek prim ödemelerinin süreklilik arz ettiğine dair herhangi bir belge sunulamadığının belirtildiğini, ancak ek prim ödemelerinin davalı şirketin duyuru sayfasında bayi müdürlerine yapılacağının belirtildiğini, bu ödemelerin yapıldığına ilişkin davalı tarafın müvekkiline mail yolu ile yaptığı bildirimlerin de bulunduğunu, ancak sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi ile bahsi geçen e-posta hesabının kapatıldığını, buna rağmen aylık ödemelere ilişkin hesap ekstrelerinin de dosyaya sunulduğunu, sundukları belgede 2017 yılının 12. ayına ilişkin 4 adet personelden davacının 1.125-TL, diğer 3 personelin 637,5-TL prim aldığının belli olduğunu,  4 personel için sözleşme süresince prim ödemesi yapıldığını, prim kaybı taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, kira bedeli bakımından, 23.06.2016 tarihli kira sözleşmesi 5 yıllık olup, yıllık kira bedelinin 40.000-TL olduğunu ve her yıl için %10 artış yapılacağının düzenlendiğini,kira sözleşmesinin 5 yıl olduğu değerlendirilerek buna göre karar verilmesi gerekirken,eksik bedele hükmedildiğini, bayilik sözleşmesi isimsiz bir sözleşme olduğundan, kanunda düzenlenenş sözleşme tiplerine ilişkin hükümlerin doğrudan uygulanamayacağını, müvekkilinin sözleşmenin sona ermesiyle kurduğu müşteri çevresini üreticiye devretmeyi taahhüt ettiğini,davalıların müvekkili bayinin oluşturduğu müşteri çevresinden doğrudan yararlandığını gösterdiğini,denkleştirme talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddine karar verilmesinden sonra, mevcut bilirkişi raporuna istinaden talep arttırım dilekçesi sunma taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar vekili; taraflar arasındaki sözleşme haklı nedenlerle feshedildiğinden, davacının kar kaybı alacağına hak kazanmadığını, zira davacının abonelere satışını yaptığı cihazlara ait faturaların ödenmeme oranının yüksek olması dikkate alındığında davacının, sürüm arttırma ve menfaatleri koruma yükümlülüğünü yerine getiremediğini ve sözleşmeden beklenen faydayı sağlayamadığını, davacı bayi kendisine bildirilen satış hedeflerini yerine getirdiğini belirtmiş ise de, hedeflerin yerine getirilmesi ile bayinin sadece kendi gelirini arttırdığını, ancak abonelerin faturalarını ödememesi durumunda müvekkili şirketlerin gelirinde  artış olmadığını, davacının temlikli cihaz satışlarında fatura ödenmeme yani neverpaid oranının Türkiye ortalamasının iki katının üzerinde olduğunu,  bu nedenle sözleşmenin 9.1 ve 26.2.10 maddeleri kapsamında haklı nedenle feshedildiğini, kaldı ki davacının sözleşme süresi içinde gerçekleştirdiği ancak fesih tarihinden sonra tespit edilen usulsüz işlemlerinin de bulunduğunu, kar kaybına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı bayinin kira bedelleri yönünden zararı bulunmadığı, sözleşme de haklı nedenle feshedildiğinden kira bedeli talep edilemeyeceğini,  sözleşmenin 8.1 maddesi gereğince de kira bedelinden davacının sorumlu olduğunu,kira bedeli zararına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ile kar kaybı, tadilat ve prim alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.  Davacı ile davalılar arasında  akdedilen bayilik sözleşmesi başlıklı ....2016 tarihli ve 2 yıl süreli sözleşme davalı şirketlerce düzenlenen 29.01.2018 tarihli ihtarname ile, davacı tarafça taahhütlü cihaz satışı yapılan abonelerin fatura ödeme oranının Türkiye ortalamasına göre düşük olduğu,yapılan satışların riskli olduğu, performansın hedeflerin altında kaldığı gerekçesiyle feshedildiği bildirilmiştir.Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 20.04.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davacının sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle davalı şirketlerden cari hesapdan alacağı bulunmadığı, davacının faaliyette bulunduğu gün sayısına göre günlük ortalama kazancının 62,08-TL olduğu, davacının 29/01/2018-19/07/2018 tarihleri arasındaki gelir kaybının ise (174 gün x 62,08-TL) 10.615,68-TL olduğu, davacının dekorasyon gideri toplam 56.152,08-TL olup günlük giderin 76,92-TL olduğu, buna göre kalan 171 günlük süreye isabet eden tutarın (171 gün x 76,92-TL) 13.153,32-TL olduğu, aynı şekilde davacının kalan süreye isabet eden bilgisayar sistemi masrafının 2.777,04-TL ve güvenlik aparatı masrafının 2.799,27-TL olduğu, davacının dekorasyon, bilgisayar sistemleri ve güvenlik aparatı giderlerinden dolayı toplam zararın 18.729,63-TL olduğu, davacının ödediği iş yeri kirası bedelinin günün şartlarına göre yıllık 60.000-TL olabileceği, buna göre günlük işyeri kirası (60.000-TL/365 gün) 164,38-TL olacağı, kalan süreye isabet eden tutarın ise (171 gün x 164,38-TL) 28.108,98-TL olduğu, davacının 19/07/2016-29/01/2018 tarih aralığındaki faaliyet sürecinde komisyon faturası toplamı 499.363,07-TL olup aynı dönemde günlük ortalama portföy gelirinin 893,31-TL olduğu, davacının kalan süreye isabet eden 29/01/2018-19/07/2018 tarih aralığındaki ortalama net gelir kaybının ise (171 gün x 893,31-TL) 152.756,01-TL olduğu hesaplanmıştır.Davalıların ticari defterleri incelenerek düzenlenen 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ticari defterlerine göre davalı ...'in dava tarihi itibariyle davacıya 393,89-TL borçlu ve 2019 yılı sonu itibariyle davacıdan 13.893,45-TL alacaklı olduğu, davalı ...'in dava tarihi itibariyle davacıdan 5.805-TL alacaklı ve 2019 yılı sonu itibariyle davacıdan 14.974,65-TL alacaklı olduğu, davalı ... ...'un dava tarihi itibariyle davacıya 259,96-TL borçlu ve 2019 yılı sonu itibariyle de 416,03-TL alacaklı olduğu, davacının 2018 yılı kapanış kaydına göre ise davalılar ile olan cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, ancak davacının cari hesap ekstresi sunmaması nedeniyle taraf defterleri arasında sağlıklı karşılaştırma yapılamadığı, davacının davalıların portföyüne kazandırdığı müşterilerin, sözleşme feshinden sonrada davalılar ile çalışmaya devam edip etmediği, davalıların bu şekilde fesihten sonra da yeni müşteriler sayesinde önemli menfaat elde edip etmediği <br>konularında dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafça sunulan fatura listelerine göre davacının toplam 106.200,70-TL, davalı tarafça sunulan fatura listelerine göre ise davacının toplam 360.818,49-TL komisyon prim tutarı hak edişi sağladığı, bu konuda tarafların sundukları listelerin birbiriyle uyuşmadığı, ortalama komisyon tutarının davacının sunduğu faturalar doğrultusunda 300.636,95-TL, davalıların sundukları faturalara göre ise 181.270,80-TL olduğu, kar kaybı talebi bakımından davacının 2016, 2017 ve 2018 yılları toplam dönem karı toplamı 34.703,39-TL olup faaliyet süresince geçen 559 günlük süre bakımından günlük dönem karı tutarının 62,08-TL olduğu, müspet zarar kapsamında sözleşmenin feshedildiği 29.01.2018 tarihi ile sözleşme süre sonu olan  ....2018 tarihleri arasındaki 171 gün için 10.615,68-TL kar kaybı hesaplandığı,  süreklilik arz edecek şekilde prim ödendiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, sunulan örnek tabloların ise tarafların kaşe ve imzalarına haiz olmayan ya da herhangi bir banka dekontu vb. nitelikte olmayan evrak şeklinde olduğu, dekorasyon ve inşaat işleri bakımından davalının 30.06.2017 tarihli 56.152,08-TL tutarlı, bilgisayar sistemi ile ilgili 29.09.2016 tarihli 10.686,47-TL tutarlı ve güvenlik aparatı bakımından ise 31.10.2016 tarihli 10.249,90-TL tutarlı faturalar düzenlendiği, davacının 2 yıllık süre için yaptığı dekorasyon masrafının 2 yıl süreden kalan 171 günlük süresine isabet eden kısmının 13.153,43-TL , bilgisayar sistemlerinden kalanın 2.777,04-TL, güvenlik aparatı ile ilgili masrafın 2.800-TL olduğu, davacının sunduğu kira sözleşmesine göre yıllık kira bedeli 40.000-TL olup kira süresinin belirtilmediği,kira masrafı yönünden 18.739,89-TL olduğu, davalı tarafça fesih sebebi olarak neverpaid ortalaması %6,7 olup davacı bayinin temlikli cihaz satışlarında fatura ödenmeme yani neverpaid oranının ise Türkiye ortalamasının iki katının üzerinde %13,48 olarak tespit edildiğinin belirtildiği, davalı tarafça iletilen excell tablosunda belirtilen değerlerden ortalamanın nasıl hesaplandığının görülemediği ve ayrıca bu tür hesaplamalarda bölgenin sosyo-ekonomik durumu vb kriterlerin de dikkate alınması gerektiği, bayinin, davalı tarafça düzenlenen prosedürleri takip ederek eğer sistem tarafından izin veriyorsa hat açılışı ya da cihaz edindirme gibi işlemleri gerçekleştirebildiği, davacı tarafça gri ve siyah listede yer alan müşterilere işlem yapabilmesinin mümkün olmadığı, bayinin müşterinin ödeme yeteneklerini bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, sözleşme ekinde yer alan \"Ortak Kanal Bayii Ceza Sistematiğinin iptal satış oranları cezaları başlığı altında ilgili durumun açıklandığı, ihlale yönelik açıklamada, \"Bayilerin <br>geriye dönük 6 ay boyunca yaptıkları satışların iptal edilme oranlarını içeren rapor sonucunda tüm Türkiye bayiler ortalamasının 4 katı ve üzerindeki iptal oranına sahip olan bayiler için\" geçerli olduğu, yaptırıma yönelik açıklamada, \"Bayii'nin Türkiye ortalamasını aşan adet kadar hat satış baz primi geri alınır ve ilgili şirketler tarafından sözleşme feshedilir.\" şeklinde olduğu, davalıların ise sözleşmeyi neverpaid oranının ortalamanın iki katından daha yüksek olması gerekçesiyle feshettiği, ancak fesih için bu oranın ortalamanın dört katından daha yüksek olması gerektiği,davalı tarafın feshinin haklı olmadığı, davacının kar kaybı ve kira zararını talep edebileceği, bayilik sözleşmesinin 8.1 maddesinde iş yerinin inşaat ve dekorasyon masraflarının bayi tarafından karşılanacağı, 8.4 maddesinde ise bu masrafların davalılarca karşılanması halinde bu masrafların bayiye yansıtılabileceğinin düzenlendiği, bu nedenle davacının bu masrafları davalılardan talep edemeyeceği, sözleşmede davacıya tekel hakkı tanınmadığından davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği görüşü bildirilmiştir.  Davalılarca keşide edilen fesih ihtarında; davacının abonelere satış yaptığı cihazlara ait faturaların ödenme oranının Türkiye ortalamasına göre düşük ve bu anlamda yapılan satışların riskli olduğu, davacı bayinin performansının bölge ortalamasının altında kaldığı bildirilmiştir.Cevap dilekçesinde de davacı tarafından bayilik faaliyetleri kapsamında yapılan cihaz satışlarında fatura ödenmeme (neverpaid) oranının fazla olduğu, bu kapsamda neverpaid  Türkiye ortalaması %6,7 iken davacının %13,48 olduğu, bu hususun sözleşmenin 9.1 maddesine aykırı olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin 9.1 maddesinde, bayinin iş yerini personelini ve şubelerini maksimum ekonomik potansiyeline kadar geliştirmeyi, şirketler tarafından kendisine bildirilen hedeflere belirlenen süre içinde ulaşmak için her türlü gayreti azami seviyede göstermeyi, şirketlerin performansa göre ödül ve ceza uygulama hakkının saklı olduğunu bildiğini kabul ve taahhüt etmiştir.Fesih hallerinin düzenlendiği 26. maddenin 2.10 bendinde, şirketler tarafından bildirilen genel performans hedeflerinin veya cihaz, aktivasyon, satış, ciro, gelir, kar ve müşteri memnuniyeti gibi alt kategorileri de içerecek şekilde belirlenen fonksiyon hedeflerinin bayi tarafından gerçekleştirilememesi veya bayinin bölge ortalamasının altında kalması fesih sebebi olarak düzenlenmiş olup, aynı maddenin 2.14. bendinde ise, sözleşmenin eki niteliğindeki ceza sistematiği veya dekorasyon taahhütnamesine aykırı davranılması da fesih sebebi olarak gösterilmiştir. Sözleşmenin 26.3 maddesinde, taraflardan herhangi birisinin sözleşme veya ihlal kapsamındaki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlal etmesi halinde, ihlalden etkilenen tarafın yazılı olarak söz konusu ihlali ve davranışa son verilerek durumun telafi edilmesi isteğini diğer tarafa bildireceği, ihlalin bu bildirme rağmen 15 gün içinde giderilmemesi halinde  ihlale uğrayan tarafın başkaca bir ihtara gerek olmaksızın sözleşmeyi tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Sözleşme eki ortak kanal bayi ceza sistematiğinin 19. maddesinde, bayilerin geriye dönük altı ay boyunca yaptıkları satışların iptal edilme oranlarını içeren rapor sonucunda,Türkiye bayiler ortalamasının dört katı ve üzerinde iptal oranına sahip olan bayiler için, bayinin ortalama oranını aşan adet kadar hat satış baz priminin geri alınacağı ve ilgili şirketlerce sözleşmenin feshedilebileceği belirtilmiştir.<br>Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda, bu konuda davalı tarafça sunulan excell tablosunda belirtilen değerlere göre Türkiye ortalamasının nasıl hesaplandığının görülemediği ve ayrıca bu tür hesaplamalarda bölgenin sosyo-ekonomik durumu vb kriterlerin de dikkate <br>alınması gerektiği, bayinin, davalı tarafça düzenlenen prosedürleri takip ederek eğer sistem tarafından izin veriyorsa hat açılışı ya da cihaz satma gibi işlemleri gerçekleştirebildiği, davacı tarafça gri ve siyah listede yer alan müşterilere işlem yapılmasının mümkün olmadığı, bayinin müşterinin ödeme yeteneklerini bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu tespitleri yapılmıştır. Somut olayda davalılarca, davacı tarafça yapılan cihaz satışlarında fatura ödenmeme (neverpaid) oranının %13,48 olduğu, bu konudaki Türkiye ortalamasının ise %6,7 olduğu belirtilmiş olup, bu haliyle davacının cihaz satışlarındaki fatura ödenmeme (neverpaid) oranı Türkiye ortalamasının 2 katıdır. Ancak ortak kanal bayi ceza sistematiğinin 19. maddesinde, fesih için öngörülen oran Türkiye ortalamasının 4 katı olup, davacı bayi bakımından bu hükme dayalı fesih şartları gerçekleşmemiştir. Davalılarca ileri sürülen performans düşüklüğü sebebine ilişkin delil sunulmamıştır. Bu halde, davalıların sözleşmeyi fesihte haksız olduğunun kabulü yerindedir. Kar kaybı talep edilebilmesi için; karşı tarafın borca aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshi veya karşı tarafça haksız olarak feshedilmesi gerekmektedir. Dayanak sözleşme davalılarca haksız olarak feshedilmekle, davacı taraf, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdünü düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 126. maddesine dayalı olarak, haksız fesih tarihinden itibaren tazminat talep edebilecektir. Söz konusu maddede; ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği düzenlenmiştir.Bilirkişi raporunda, davacının 2016, 2017 ve 2018 yılları toplam dönem karı toplamı 34.703,39-TL olup faaliyet süresince geçen 559 günlük süre bakımından günlük karı 62,08-TL  171 gün için 10.615,68-TL kar kaybı hesaplanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının emsal bir iş bulması için makul sürenin ne olduğu hususunda bir tespit yapılmamış ve kalan süreye isabet eden kar kaybı hesaplanmış ise de, hesaplamaya ilişkin bu husus davalılar tarafından  istinaf konusu edilmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 2 yıl süreli olup, kira sözleşmesinin 5 yıl süre ile istendiği hususunda delil olmayıp ,istenmiş olsa dahi sözleşmenin iki yıl süreli imzalanması karşısında 5 yıl süre için imzalandığı yönündeki davacı taraf istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı tarafça davacıya dekorasyon ve inşaat işleri bakımından 30.06.2017 tarihli 56.152,08-TL tutarlı, bilgisayar sistemi ile ilgili 29.09.2016 tarihli 10.686,47-TL tutarlı ve güvenlik aparatı bakımından ise 31.10.2016 tarihli 10.249,90-TL tutarlı faturaların düzenlendiği, davacı tarafça bu bedellerin de davalılardan tahsili talep edilmiştir.Szleşmenin 8.1 maddesinde, bayinin, sözleşme konusu faaliyetleri yerine getirebilmek için şirketler tarafından onaylanan yerde belirlenen konsept ve standartlarda bir iş yeri kurmayı, iş yerinin açılışı için gerekli her türlü prosedürü yerine getirmeyi, masrafları kendisine ait olmak üzere izin ve ruhsatları almayı, kira inşaat dekorasyon, genel gider, demirbaş alımı, bakım ve onarım giderlerinden sorumlu olmayı,belirlenen mağaza lokasyonu satış potansiyeli, pazarlama değeri ürün stok yapısı, cirosu, çalışan sayısı gibi kriterler doğrultusunda bazı bayilerin stratejik lokasyon veya benzer isimlerle farklı mağaza standartlarına satış ve prim rejimine tabi tutulabileceğini, kendisine ait iş yerinin stratejik lokasyon seçilmesi halinde bu kapsamda faaliyette bulunmayı ve talep edilen değişiklikleri yapmayı, dekorasyon işlemlerinin şirketler veya yetkili kıldıkları firmaların teknik ekipleri tarafından gerçekleştirilebileceğini, keza inşaat ve dekorasyon maliyetinin başta şirketler tarafından karşılanması ve talep edilmesi halinde şirketlerin uygun göreceği şekil veya ödeme planına göre kendisine kısmen veya tamamen yansıttıılabileceğini kabul etmiştir.Ortak kanal bayi kurumsal kimlik dekorasyon projesine ilişkin taahhütnamenin 5. maddesinde, şirketlerin mağazanın tüm dekorasyon maliyetlerini anahtar teslim olarak karşılayacağı, proje maliyeti başta şirketler tarafından karşılansa dahi   tüm  dekorasyon bedellerinin şirketlerin uygun göreceği şekilde bayiye yansıtılacağı, mağazanın faaliyetinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde dekorasyon tamamlanmamış ise dekorasyonun o döneme kadar oluşan maliyetini, tamamlanmış ise dekorasyondandan tüm maliyeti amortisman bedelini veya devam eden amortisman süresinin varlığında kalan döneme ilişkin amortisman bedelini ödemekle bayinin yükümlü olduğu, söz konusu bedelin şirketlerin düzenleyeceği fatura karşılığında nakit tahsil edilebileceğini,veya hak edişlerinden kesilebileceğini ve bu konuda teminat mektubuna başvurulabileceğini kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir. Bu düzenlemelere göre, davacı tarafça ödenen dekorasyon ve inşaat işleri, bilgisayar sistemi ve güvenlik aparatı masraflarının davalılardan talep edilmesi yerinde değildir.Davacı tarafça, sahibi olduğu bayinin satış ve cirolarının bölge ortalamasının çok üstünde  olması nedeniyle kendisine bayi müdürü sıfatı verilerek aylık ek prim ödemeleri yapıldığı, fesih sonucunda bu gelirden mahrum kaldığı ileri sürülerek, prim gelirinin tahsili talep edilmiştir. Sözleşmenin 19. maddesinde, şirketlerin bayiye sözleşme ve eklerine uygun olarak yapılmış sözleşme konusu faaliyetleri çerçevesinde ticari işleyiş ve politikaları doğrultusunda karar verebileceği şekillerde prim ve destek uygulamaları erçekleştirebileceği, şirketlerin prim ve destekler konusunda münhasır takdir hakkına sahip olup duyurular yayınlayarak dilediği prim, teşvik, ödül ve destek sistemini uygulayabileceği veya son verebileceği, bayinin bu hallerde önceki prim ve destek sisteminin hiçbir şekilde müktesep hak teşkil etmeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da, davacının bayi müdürü olarak aylık prim kaybı talebi bakımından, primin süreklilik arz edecek şekilde alındığının kanıtlanamadığı, sunulan örnek tabloların ise tarafların imzalarını havi olmadığı tespiti yapılmıştır. Davalıların prim ve destekler konusunda münhasır takdir hakkına sahip olup dilediği prim, teşvik, ödül ve destek sistemini uygulayabileceği veya son verebileceği, bayinin  önceki ödemelerin müktesep hak teşkil etmeyeceğini kabul ettiği anlaşılmakla  prim kaybı  talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.<br>Sözleşmenin 8.1 maddesinde, bayinin, sözleşme konusu faaliyetleri yerine getirebilmek için şirketler tarafından onaylanan yerde belirlenen konsept ve standartlarda bir iş yeri kurmayı, iş yerinin açılışı için gerekli her türlü prosedürü yerine getirmeyi, masrafları kendisine ait olmak üzere izin ve ruhsatları almayı, kira .... giderlerinden sorumlu olmayı kabul etmiştir.Davacı tarafça sunulan 20.06.2016 tarihli kira sözleşmesi 5 yıl süreli olup, kira bedelinin yıllık 40.000-TL olduğu ve her yıl için %10 artış yapılacağı düzenlenmiştir. Davacı tarafça, davalıların şart koşması nedeniyle 5 yıllık kira sözleşmesi akdedildiği ileri sürülmüşse de, bu husus kanıtlanamamıştır. Sözleşmenin 8.1 maddesinde açıkça kira bedelinden bayinin sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Esasen davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirebilmesi bakımından ticari faaliyetinin devamı için katlanması gereken masraflar kapsamında da iş yerine ait kira bedeli davalılardan talep edilemeyeceği gözetilmeden davacının kira bedeli talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.<br>Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Maddenin son fıkrasında hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerine de uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme acentelik sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı gibi, sözleşmenin 5.1 maddesinde açıkça bayinin tek yetkili olmadığı, kendisine tekel hakkı tanınmadığı belirtilmiştir. Bu durumda denkleştirme tazminatı talep koşulları bulunmadığından, mahkemece davacının denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. <br>Davacı vekilince istinaf başvurusunda, mahkemece teminat mektubunun iadesi taleplerine ilişkin bir hüküm verilmediği ileri sürülmüşse de, dava dilekçesinde bu hususta herhangi bir talebi ve açılmış bir dava bulunmamaktadır.Davacı vekilinin teminat mektubuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Diğer yandan davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddine karar verilmesinden sonra, mevcut bilirkişi raporuna istinaden talep arttırım dilekçesi sunma taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüşse de, davacının ilk talep artırım dilekçesinde kar kaybı talebinin artırıldığı, diğer kalemler yönünden ise davacının alacak talep edemeyeceğinin tespiti karşısında, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacının kira bedelinden kaynaklanan tazminat talebinin reddi gerekirken kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak \"davanın kar kaybı bakımından kısmen kabulüne,fazla istemlerin reddine \" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 gereği ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2022 Tarih 2018/815 Esas 2022/185 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; <br>\"Davanın kısmen kabulüne, 10.615,68-TL kar kaybının 29.01.2018 tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla  istemlerin reddine,\"<br>İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;<br>\"Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı 2.627,90-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.895,90-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>Davacı tarafından yatırılan 761,05-TL peşin harçların davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücreti, 614,50-TL tebliğ gideri olmak üzere toplam 3.614,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 255-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>Davalılar tarafından yapılan ‭64,40‬-TL tebliğ giderinden ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 60-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına, <br> Davacı lehine takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>Davalılar lehine AAÜT 13/3 gereği takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,\"<br>Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,<br>Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalılara iadesine,<br>Davalılar tarafından yapılan 35,60-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 30-TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın üzerlerinde bırakılmasına, <br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \t<br>HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/01/2026<br>\t\t\t<br>          <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35324e812125a3d0","SID":"403ad81b23bd7978"}}