{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1827 <br>KARAR NO:2025/1978<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/06/2025<br>NUMARASI:2014/404 E. -  2025/487 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı sigortalısı ... AŞ ile nakliye emtia abonman  sözleşmesi bulunduğunu, sigortalısının  taşımacılık işiyle iştigal ettiğini,   sigortalısı ... AŞ tarafından taşınması üstlenilen dava dışı... Şti.'ne  ve  ... AŞ'ye ait emtiaların  davalı ... Şti.'ne  İstanbul'dan Almanya'ya taşınmak  üzere  teslim edildiğini, sigortalısının taşıdığı malların bulunduğu ... plakalı aracın Pendik/İstanbul'dan Trieste/İtalya seferi için diğer davalıya ait ... adlı ... gemisine... numaralı konişmento tahtında  yüklendiğini, 06/02/2008 tarihinde davalı taşıyıcıların kusur ve ihmali neticesinde gemide yangın çıktığını, aracın içindeki yüklerle birlikte yandığını ve zayi olduğunu,  davacının  sigortalısına toplam  16.281,09 EURO  hasar tazminatı ödemesi yaptığını, işbu zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, 16.281,09 EURO'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  ... Şti. vekili, savunmasında özetle; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin  alt taşıyıcı sıfatıyla  kara yoluyla başlattığı Türkiye/İtalya kara taşımasının bir bölümünde  deniz yolunu kullandığını,  diğer davalıya ait  ...  gemisi ile  deniz taşıması yapılması sırasında  geminin yanması sebebiyle  taşımayı tamamlayamadığını, taşımaya konu emtianın da  müvekkiline ait ... plakalı taşıma aracı ile birlikte yandığını,...,... ve ... satış şekillerinden yükün satıcının bulunduğu yerde gemiye yüklenmesi ile emtianın nefi ve hasarının da alıcıya geçtiğini, uyuşmazlıkta CMR hükümlerinin uygulanacağını ve CMR'nin 2. maddesi uyarınca sorumluluğun deniz taşıyanı olan diğer davalıda olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını  savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, söz kosunu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiya eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 tır ve kamyon bulunduğunu, bu tır ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağının bulunmadığını, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, dava konusu olayda yangının müvekkili donatanın adamları ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını,  söz konusu yangının  ... gemisinde bulunan yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamı yanarak zayi olduğunu, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2. maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dâhil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu,  taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19. madde de parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, davacı sigortalısı olan  ... A.Ş.  Tarafından taşıması üstlenilen dava dışı ... A.Ş.ne ait emtiaların emtiaların bulunduğu ... plakalı aracın Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacının  sigortalısına  ait aracın  yanarak zayi olması nedeniyle ortaya çıkan zararın rücuen tahsili talepli Alacak davası olup, uyuşmazlığın davacıya ait yükün zayi olmasına sebebiyet veren yangın hadisesi bakımından davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davalılarını TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanıp yararlanamayacağı ile neticede varsa davalıların sorumlu olduğu davacı alacak miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Sigortalı tarafından yapılacak taşımanın davacı tarafından ...  poliçe numaralı Nakliyat Abonman Poliçesi ile sigorta teminatına alındığı, emtiaların .. isimli gemide meydana gelen yangın nedeni ile yanarak zayi olması sonrası davacı tarafından sigortalısına 29/08/2008 tarihinde dosyada bulunan ibraname belgesinden anlaşıldığı üzere sigorta tazminatının ödendiği görülmüş olup bu kapsamda davacının aktif husumet ehliyetine haiz olduğu anlaşılmıştır. Dosyada mübrez dava dışı ... Lojistik tarafından düzenlenen  ... numaralı CMR Belgesi kapsamında davalıların pasif husumet ehliyetine haiz oldukları tespit olunmuştur. ... isimli ... gemisinde 06/02/2008 tarihinde meydana gelen yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri,  yük ilgilileri ve araç ile yük sigorta poliçesi tanzim eden sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanı ve donatan ile birlikte  taşıyıcılara karşı mahkememizde davalar açılmış olup, uygulama birliği olması açısından ve yargılamanın ekonomikliği ilkesi gereği, davalı gemi donatanının sorumluluğunun tespiti için, mahkememizde açılmış olan davalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilmiş, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden davalı gemi donatanının yararlanıp yararlanamayacağı buna göre de davalı donatanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin verilecek karar, HMK 165. Maddesi gereğince bekletici mesele yapılmıştır. Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiş;  Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18/07/2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulması akabinde 2016/94 Esas sayılı dosya  üzerinden mahkemece  Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;\"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.\" gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş;Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alınarak,  17/03/2021 tarihli karar ile; \"... gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince  sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı\" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; \"... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca  dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği\" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215  Esas 2024/294  Karar sayılı ilamı ile  Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak, davalı gemi donatanının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre; bekletici mesele yapılan mahkememizin  2024/215 (ilk esas 2008/151)  Esas  sayılı dosyasında;  Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği,... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olup, eldeki uyuşmazlık bakımından  dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre  davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kanaati ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, 2010 ve devamı yıllarda  \"...\" yangını ile ilgili tüm dosyalarda, 2014/215 E. sayılı (eski dosya no. 2019/211, 2016/94, 2011/411, 2008/151) pilot dosyanın bekletici mesele yapılmasına ve kesinleşmesinin beklenmesine dair karar verdiğini,   ancak mahkemece bekletici meseleye dair ara kararından rücu edildiğine dair bir kararı  mevcut olmadan ve işbu dosya kesinleşmeden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...  isimli ... gemisinin  denize, yola ve yüke elverişli  olmadığını,   geminin  sabit yangın söndürme sisteminin  (sprinkler sistemi) çalışmadığını,  istenilen düzeyde su püskürtemediğini, yangın pompalarının çalışmadığını, çalışsalar dahi kurallar gereği sağlaması gereken asgari yeterlilikte, kapasitede su pompalayamadıklarını,  acil durum yangın pompasının çalışmadığını,  acil durum dizel jeneratörünün arızalı, eksiktir ve çalışmaz durumda olduğunu,  elektrik kablolarının yanmış olmasının elverişsizliği gösterdiğini,  makine dairesinin havalandırma sistemi ana emiş vantilatörü bacanın güverte üzerinde konumlandırıldığı yerin son derece hatalı olduğunu, yaşam mahallinin tekne üzerinde konumlandırılmasının da ayrıca incelenmesi gerektiğini, gemide bulunan alarm sistemi sensörlerinin,  dedektörlerinin yetersiz olduğunu, bunun da geminin yangınla mücadele sisteminin etkinliğini azalttığını, yangın maskesi, oksijen tüpü, acil durum nefes alma cihazının gemide bulunmadığını, can kurtarma araçlarının yetersiz olduğunu,  gemi üzerinde konumlandırılmalarının hatalı olduğunu, bunlara ulaşımın acil durumlarda kapandığını, .. gemisi mürettebatının yeterli ve yangınla mücadele konusunda makul eğitime, bilgiye sahip olmadığını, alınan ifadelerden bunun açıkça anlaşıldığını, gemide tespit edilebilecek eksilikliklerin büyük çoğunluğunun geminin inşa edilip denize indirildiği andan itibaren vaki olduğunu, gemide  tespit edilen elverişsizlik ve eksikliklerin tespit edilmemiş olmasının, gerek taşıyan gerek de taşıyanın kendi adamları tarafından gerekli özenin gösterilmemiş olmasına dayandığını,  tüm bu hususların mahkemece incelenmediğini, taşıyanın yüke özen yükümlülüğüne aykırı davranışından ötürü meydana gelen yük zıyaından dolayı sorumlu olduğunu, TTK  m.1061 uyarınca taşıyan emteaların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve özenin göstermekle yükümlüdür. Bir başka deyişle, taşıyana yüklenen bu özen yükümlülüğü emteaların teslim alındıkları andan teslim edildiklere ana kadar geçen sürenin tamamını kapsar ve bu süreç içinde malların ziya veya hasarı yüzünden doğacak zarardan taşıyan sorumlu olduğunu,  taşıyanın Pendik, Türkiye Limanı’ndan konişmentolarda da belirtildiği gibi sağlam ve iyi vaziyette aldığı malları, yangın tehlikesinden korumak için gerekli tedbirleri alması ve yangın rizikosunun gerçekleşmesi ihtimaline karşı gemisindeki yangın söndürme sistemlerinin çalışır durumda olmasını temin etmesi gerektiğini, yangının vakitlice tespit edilmiş ve teyit edilmiş olmasına rağmen yangın söndürme sistemlerinin çalıştırılmasında gecikildiğini, taşıyan donatanın mutlak sorumsuzluk hallerinden yararlanamayacağını,  nitekim, zararın meydana gelmesinde taşıyanın şahsi kusuru olduğunu, donatanın yük zıyaından doğan zararın tamamından sınırsız surette sorumlu olduğunu, kara taşımacısı  davalı ... şirketinin de CMR m.2 uyarınca zarardan sorumlu olduğunu,  taraflar arasında kara taşımacıları açısından mevcut uyuşmazlığa CMR Konvasiyonu’nun uygulanacağını, kara taşımacısının söz konusu ziyaın kendi kusur ve ihmalinden kaynaklanmadığını ve münhasıran diğer taşıma aracı ile yapılan taşıma sırasında ve sebebiyle meydana gelebilecek bir hasar olduğunu ispatladığı takdirde, sorumluluk rejiminin  diğer tür taşıma için öngörülen sorumluluk rejimine tabi olacağını,  mevcut davaya konu edilen tazminat talebine sebep olan zararın ... gemisi donatanının şahsi kusurundan ileri geldiği sonucuna varıldığı takdirde deniz taşıması esnasında meydana gelen zarardan şahsi kusuru ile sorumlu olan donatan yanında kara taşımacısı davalının da   CMR m. 2 uyarınca sorumlu olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı sigorta şirketinin sigortalısının taşımasını üstlendiği emtiaların taşıma sırasındaki  yangın sonucunda zayi olması sebebiyle  ödediği sigorta tazminatı bedelinin davalı taşıyanlardan rücuen tahsili  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında 28.01.2008 tarihli nakliyat abonman sözleşmesi  imzalandığı,  sigortalının üçüncü kişilere  ait emtiaların taşınması sırasında meydana gelecek rizikoların sigortalandığını, dava dışı sigortalının  01.02.2008 tarihli, 4740 ve  4559 sayılı CMR belgelerine göre dava dışı ... Şti.'ne  ve ... AŞ'ye ait emtiaların  Almanya'ya taşınması  işini  üstlendiği, emtiaların davalı  ... Şti.'ne  ait  ... plakalı araç ile  birlikte İstanbul'dan gemiye yüklendiği, Pendik Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı... İşletmeleri AŞ'ye ait ... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, bunun sonucu olarak davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısının emtialarını taşıdığı şirketlere toplamda 16.281,09 EURO  hasar tazminatı ödemesi yaptığı,  ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle 06.02.2009 tarihinde eldeki davanın açıldığı, mahkemece, aynı mahkemenin 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın yeni esas numarasının 2024/215 Esas sayılı dosya olduğu, bu dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği ... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verildiği, eldeki uyuşmazlık bakımından  da dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre  davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas)  sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile ... Ltd. Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımayı yapan gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ)  aleyhine açıldığı ve tazminat isteminde bulunulduğu,mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve  2008/151 Esas,  2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika  ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019' uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062'nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak,  gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,  kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11.  Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve   2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile  davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi  heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek  bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas,  2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu,  bunun üzerine  mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve  2018/11-624 Esas,  2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve  2019/211 Esas,  2021/140 Karar sayılı  karar ile davanın  kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; \"... dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir...\"  gerekçesiyle  davalı tarafın temyiz isteminin kabulü ile davanın tümden reddine dair hüküm  tesis edilmesi için kararın bozulduğu,  bunun üzerine mahkemenin  2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın bu kez davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve  2024/5455  Esas, 2025/4965 Karar  sayılı ilamı ile  onanmış olduğu görülmüştür.Her ne kadar davacı vekilince bekletici mesele yapılması ara kararından rücu kararı verilmeden davanın reddine karar verildiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; ilk derece mahkemesince 20.05.2025 tarihli duruşmadan bir sonraki duruşmanın sözlü yargılama  duruşması  olacağı ihtarı ile duruşmanın  12.06.2025  tarihine ertelendiği, bu duruşmada  davanın reddine karar verildiği görülmekte olup mahkemece ayrıca bir ara kararla bekletici mesele yapılması ara kararından rücu edilmeden  davanın reddine karar verilmesinin sonuca bir etkisi bulunmadığından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı, yaptığı ödeme sonucu sigortalısı akdî taşıyıcının haklarına  halef olması sebebiyle eldeki davayı  açmıştır. Davalı ... Ltd. Şti. ise  davacı sigortacının sigortalısı akdî taşıyan.... AŞ'nin taşınmasını üstlendiği emtiaların kara taşımasını üstlenen fiili taşıyıcı olup emtialarla birlikte bu davalıya ait aracın diğer davalının gemisinde bulunduğu sırada gemide çıkan yangın sonucunda emtiaların yanarak zayi olduğu, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağı olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir. HMK 165. maddesi uyarınca,  bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295. maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder.  Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını  isteyebilir.\" düzenlemesi,  hüküm tarihinde  yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar.\" düzenlemesi yer almaktadır.HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir.  Bu durum  HMK'nın  30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine  aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de   ihlal  edilmesi sonucunu doğuracaktır. Mahkemece, 2008/151 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş,  devam eden oturumlarda bir çok kez bu karar tekrar edilmiş ve yeni numara alan 2011/411 Esasta görülen davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda  kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz  etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı  nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir.Diğer taraftan, davacı vekili  davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin  davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için limana kadar kara yolu taşımasını gerçekleştiren diğer davalı şirketin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan  bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul  ve yasaya uygun olmuştur.Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici  mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve  2024/5455  Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu ve  önceki ilamlar da  birlikte değerlendirildiğinde,  kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6029ce723e1d0991","SID":"2f4e9f8d4694bff3"}}