{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1386 <br>KARAR NO\t: 2025/1846<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/05/2023<br>NUMARASI\t: 2019/333 E. - 2023/92 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin ... asli unsurlu markalarının sahibi olduğunu, müvekkil şirket ortaklarının dedeleri tarafından kurulan ... Pastanesinin 1945 yılından beri üç kuşaktır aile şirketi olarak Çeşme'de faaliyetlerini sürdürdüklerini, müvekkilinin ... markasını butik olarak işletmekte olduğunu müvekkilinin kalitesini koruyabilmek adına 3 kişilere ... dahi vermediğini, davalı tarafından ... esas unsurlu iş bu dava konusu markanın tescil edildiğini tespit ettiklerini, bu bağlamda markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, gerek müvekkilinin gerek davanın markasında esas unsuru ... ibaresinin oluşturduğunu bu bağlamda markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüm açıklamaları sebebiyle; Yukarıda resen tespit edilecek sebeplerle fazla ilişkin her türlü hakları ve cezai yollara başvurma hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... ... markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, Dava süresince ... tescil numaralı ... ... markasının üçüncü değerinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştirİlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın KABULÜ ile Davalı adına tescilli ... numaralı ... ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan raporun  soyut değerlendirmeler içerdiğini,  markaların benzerlik değerlendirmesinin yeterli olmadığını, bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen buna uygun inceleme yapılmadığını,  markanın asıl ve yardımcı unsurlarının belirlenmesi için, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınması gerektiğini, markanın parçalara bölünerek ve özellikle tek başına ayırım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının doğrudan esas unsur olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalı markasına bakıldığında ''... ...'' şeklinde bir bütün oluşturarak, marka içeriğinde herhangi bir figüratif unsur bulunmamakla beraber,  taraf markalarının bütünsel olarak ortalama tüketici algısında bırakacağı izlenimin farklı olacağına kanaat getirildiğini, '...' ibaresinin davacının markalarında tali unsur niteliğine haiz olduğunu, markalar arasında görsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmaması ve ortalama tüketici çevresi dikkate alındığında markaların iltibas yaratmadığını, markaların birbirinden çok farklı olduğunu, davacı markaları ile müvekkilinin markasının  tescil edildikleri sınıflar açısından farklı olduğunu, müvekkilinin ... dosya numaralı ''... ...'' ibareli markasının 43. Sınıf kapsamında tescilli iken; davacı tarafın bu emtia kapsamında, davada mesnet gösterdiği sadece 2014/25776 dosya numaralı Dondurma&... ibareli markasının  bulunduğunu,   müvekkilinin marka başvuru tarihinin davalıdan önce olduğunu, itiraza konu markalarda ortak olarak kullanılan '...' sözcüğünün zayıf marka niteliğinde olduğunu, davacının '...' unsurlu markaları ile davalı müvekkilinin '... ...' markası arasındaki farklılıklar sebebiyle iltibas tehlikesi bulunmadığını, ayırt ediciliği yüksek ve tali unsur olarak değerlendirilemeyecek şekil unsuru ve ilave unsurlar dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, davacı şirket ortaklarına ait markalar ile davalı müvekkiline ait ''... ...'' markası arasında benzerlik bulunmadığını, ortalama bir tüketici tarafından da iltibas tehlikesine yol açacak bir karışıklık söz konusu  olmadığını belirterek mahkemece verilen kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.  Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında anlaşılacağı üzere  dosya kapsamında alınan üç bilirkişi raporunun üçü de hükme esas aldığını, davalının tek bilirkişi raporunun esas alındığı yönündeki iddiası yersiz olduğunu, davalı yanın markasında asli unsur \"...\" ibaresi olup \"...\" ibaresi okunamayacak kadar küçük puntolarla yazıldığını, davalının müvekkili markasındaki \" ... \" ibaresinin tali unsur olduğu yönündeki tespiti marka hukukunun genel ilkeleri bakımından bağdaşmadığını, müvekkilinin \" ... çeşme dondurma & ... \" \" ... ...\" ,\" ... pastahanesi \" markalarının sahibi olduğunu, müvekkili markası 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda gerçek hak sahipliği bakımından hatalı incelemeye tabi tutulmuş ise de bu hata sonraki raporlar ile düzeltildiğini, müvekkili markası 75 yıllık mazisiyle piyasada maruf hale gelerek ayırt edicilik kazandığını, davalının istinaf dilekçesindeki müvekkili markalarındaki ortak ibare olan \"...\" ibaresinin sınırlı ayırt ediciliğe sahip olduğu hususu da mesnetten yoksun olduğunu belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:<br>Dava,  ... numaralı \"... ...\" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin “...” asli unsurlu markaların sahibi olduğunu, ... Pastanesinin 1945 yılında beri 3 kuşaktır aile şirketi olarak Çeşme'de faaliyetlerine devam ettiğini, davacının  “...” markası nedeniyle eskiye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın tescil ettirdiği “...” esas unsurlu markanın iltibas tehlikesi doğurduğunu beyanla  davalı adına tescilli ... numaralı “... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.21.03.2014 başvuru tarihli , ... tescil numaralı “... ...” markasının  43. Sınıfta  davalı adına  tescilli olduğu,  27.03.2014 başvuru tarihli  2014/25776 sayılı  \"...   Dondurma & ... +şekil \" ibareli markanın 43. sınıfta davacı adına tescilli olduğu “...”, “... ...”,  “... ...” ibareli markaların  29-30-35-43. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre ; davacının  “... ... VE ... GIDA ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ” unvanın 02.11.2012 tarihinde ticaret sicile kayıt edildiği, şirket ana sözleşmesi gereğince şirketin faaliyet alanının her türlü gıda maddelerini almak, satmak ve ticaretini yapmak olduğu tespit edilmiştir.  <br> 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketiciler tarafından farklı algılanacağı, bu nedenle markalar arasında iltibas bulunmadığı, ayrıca davacının gerçek hak sahipliği iddiasını davalı markasının başvuru tarihinden önceye dayalı somut delillerle ispatlayamadığı belirtilmiştir. 08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise, yapılan inceleme sonucunda davalı adına ... sayı ile tescilli “... ...” markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.01/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacı tarafça sunulan 2003–2013 yılları arasına ait gazete haberleri ve 2013 tarihli faturalarla “... ...” ibaresinin uzun süredir kullanıldığı ve “...” ibaresinin esas unsur olduğu, davacının ticaret unvanı ve marka başvuruları dikkate alındığında “...” ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğu, davalı markasında da aynı unsurun yer aldığı, her iki markanın aynı veya ilintili hizmet sınıflarında tescilli olduğu, bu nedenle tüketiciler nezdinde karıştırılma ve çağrışım ihtimali bulunduğu, sonuç olarak ... numaralı “... ...” markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaati  bildirilmiştir.<br>Davacı iltibas ve gerçek hak sahipliğine dayalı olarak hükümsüzlük talep etmiştir. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğmakla birlikte istisnai olarak marka hakkının  önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı  ilkesi benimsenmiştir. Önceye dayalı kullanımla hak elde edilmesi  gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Bu durumda marka hakkı tescilden önce doğar sonradan yapılan tescil  kurucu değil açıklayıcı nitelikte olur. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre,  Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. İşaret üzerinde hak elde edilmiş olması için ise ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. SMK 6/6  maddesine göre de; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Dosya kapsamına göre, tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttüğü, davacının “Çeşme ...”, “... Pastanesi”, “... ...” gibi ... asli unsurlu çok sayıda markası ve 02/11/2012 tarihli “... ...” esaslı ticaret unvanı sahibi olduğu, dosyaya ibraz edilen gazete, fatura, video linklerinden  davacının ... markasını bir çok kez yerel ve ulusal yazılı ve görsel basında yer aldığı bu delillere göre markanın  davacı tarafça  2003 tarihinden itibaren tescilsiz ve tescilli marka olarak kesintisiz şekilde  kullanmakta olduğu, davalının davacıdan daha eski bir kullanım ve öncelik hakkı bulunduğuna dair  delil sunulmadığı, bu nedenle davacının   ...   markası üzerinde  öncelik hakkının bulunduğu , markanın uzun süre yoğun kullanımla ilgili piyasada  ayırt edicilik kazandığı ,  gerçek hak sahibin davacı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... coğrafi bir bölge ismi ise de bu tescilli olduğu yada ayırt edicilik kazandığı mal ve hizmetlerde marka olarak korunmayacağı anlamına gelmez. Davacının kullanımının gerçekleştiği yiyecek içecek sağlanması ve ilintili emtia ve hizmet sınıflarında coğrafi kaynak belirtir nitelikte bir kullanım olmadığından  zayıf bir ibare olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki bu sınıflarda  yoğun kullanımla ayırt edicilik kazandığı davacının markasının koruma kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın dava konusu hükümsüzlüğü istenen ... sayılı  “... ...” markası ile davacı markalarının  esas  unsuru  ... ibaresi olup, diğer kelime ve figüratif  ögeleri markaları  farklılaştırmaya yeterli olmayan tali unsurlardır. Bu itibarla taraf markaları esas unsur bakımından  aynı olduğundan işaretlerin ayırt edilemeyecek nitelikte benzer olduğu sabittir. Ancak davacının davalı markasından eski tarihli 30 ve 43. Sınıfta tescilli  markası bulunmadığından SMK 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan  davacı tarafından ... işaretinin işletme adı, ticaret unvanı  ve tescilsiz hizmet markası olarak kullanıldığı, SMK’nun 6/3. Maddesi uyarınca davacının “... ” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle 30 ve 43. sınıftaki mal ve  hizmetler için öncelik hakkı sahibi olduğu, markaların ayırt edilemeyecek nitelikte benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde, davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle davalının “... ...” markasının SMK’nun 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarih ve 2019/333 E.-  2023/92 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5cc754da24c9b36","SID":"8ad3db419b6ca69f"}}