{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1461 <br>KARAR NO:2025/2007<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/04/2025<br>NUMARASI:2025/119 E. - 2025/334 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tespit<br>Taraflar arasındaki pay değerinin tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin bir kısım hisselerini Büyükçekmece ... Noterliğinin 18.05.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile satın aldıklarını, hisselerin pay defterine işlenmesi için Büyükçekmece ... Noterliğinin 18.05.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya başvurulduğunu, davalının Bakırköy ... Noterliğinin 31.07.2018 tarihli,  ... yevmi sayılı  ihtarnamesi ile  bu talebe cevap vererek TTK'nın 493/1 maddesine uygun olarak yönetim kurulunca verilen karar gereği, satışa konu edilen hisselerin beher hisse bedelinin  1 TL olmak üzere Latif Karali hesabına  satın almayı teklif ederek  taleplerinin reddedildiğini ve hisse satışının onaylanmadığını,  davacılarca  Büyükçekmece ... Noterliğinin 14.08.20018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketçe belirlenen beher hisse başına (Bir) TL bedeli kabul etmediklerini bildirdiklerini,  davalı tarafından  hisse değeri olarak belirlenen 1 (Bir) TL'nin gerçek hisse değerini yansıtmadığını,  TTK'nın 493/5 maddesi uyarınca davacıların  eldeki  dava ile  gerçek hisse değerinin tespitini talep etmek zorunda kaldıklarını,  gerçek değerin tasfiye değerinin üstünde bir değer olduğunu, yaşayan faaliyetine devam eden şirketin değeri belirlenirken aktiflerin olası satış değerinin, kapitalizasyon değerinin ve işletme iktisadının kabul ettiği şirketin tüm varlıklarını temel alan diğer değerlerin toplamının gerçek değer olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin gerçek hisse değerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, zira  TTK'nın 493/6 maddesi hükmünde ''devralan'' ifadesi yer alıyor olsa da şirket payı henüz devredilmediğinden, payı satmak isteyen pay sahibinin payın maliki olduğunu,  teklif edilen fiyatı bir aylık hak düşürücü süre içinde reddetmezse bu devralma önerisini  kabul etmiş sayılan tarafın  payı satmak isteyen pay sahibi  yani devreden olduğu hususunun  doktrinde tartışmasız olduğunu,  bu  nedenle, TTK'nın 493/1 maddesi ile ilgili payın değeri üzerinde anlaşma olmaması hâlinde, şirketin değil, payı satmak isteyen pay sahibinin mahkemeye müracaat etmesi gerektiğini, dava konusu  şirket paylarının gerçek değerinin belirlenmesi talebi  ile  devreden... tarafından  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/811 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını,  dava konusunun aynı olduğunu,  derdestlik itirazları olduğunu,   davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/811 Esas sayılı davasının sonucunun iş bu davayı etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini,  payın gerçek değerinin hesaplanması yönteminin farklı kriterleri olduğunu, teklif edilen bedelin gerçek değer olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddine ve  HMK'nın 329. madde hükümünün uygulanmasını istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava TTK 493/5 maddesine dayalı olarak gerçek hisse değerinin tespiti istemine ilişkindir. ... TTK 493/5 maddesi: 'Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar.' şeklinde düzenlenmiştir.'Kanun koyucu, TTK m. 493/5 hükmü ile tespit davası açma hakkını, devralana vermiştir.Dava hakkının sadece devralana verilmiş olması, İsviçre kanun koyucusunun, kanuni devir hâllerini esas alan hatalı düzenlemesinden kaynaklanmaktadır. Zira şirketin onay vermediği iradi devirler açısından devralan söz konusu değildir. Kanun koyucu, 'devralan' yerine 'İlgili pay sahibi' ifadesini kullanılmış olsaydı kanaatimizce daha yerinde olurdu. Zira iradi devirde, devir gerçekleşemediği için devralan yoktur.TTK m. 494/1:Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.' (Anonim Şirketler Hukukunda Kaçış Klozuna İlişkin Bazı Sorunların Değerlendirilmesi) 'TTK 494/1 maddesine göre pay henüz devredilmediğinden, payı satmak isteyen paysahibi payın malikidir ve devralmak isteyen henüz hiçbir şey devralmamıştır. Bu nedenle, TTK. 493/1 ile ilgili payın değeri üzerinde anlaşma olmaması halinde, devralanın değil, payı satmak isteyen paysahibinin mahkemeye müracaat etmesi gerekir.'(Prof. Dr. Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi )Yukarıda açıklanan gerekçelerle  Yargıtay 11. HD'nin 2020/338 Esas 2021/5306 Karar sayılı ilamında TTK 493/5 maddesinin iradi devir halleri bakımından kıyasen dahi uygulanabilirliği olmadığı belirtilmiş olmakla somut olayda iradi devir söz konusu olup, TTK 494/1 maddesi gereği iradi devirde onay verilmediği sürece paylar devralanda kaldığı için devralan bulunmayıp davacıların aktif husumetleri olmadığı değerlendirilerek, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 493/5 maddesi lafzı tartışmaya mahal vermeyecek kadar açık olup  dava yolu ile payların gerçek değerinin belirlenmesini payları devralanın isteyebileceğinin açıkça düzenlendiğini, bu düzenleme karşısında şirket paylarını devralan müvekkillerinin aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığından söz edilemeyeceğini, payların bedelinin devralana ödendiğini, devreden ...'nın paylar üzerinde herhangi bir hak sahipliği  kalmadığını, esas sözleşmede de devre engel bir hüküm bulunmadığını, davalı şirketin kaçınma klozuna başvurarak müvekkillerinin paylarını pay defterine işlemekten kaçınması dolayısıyla payların hak sahipliğinin dava dışı devreden ...'da kaldığının tespitinin hatalı olduğunu, TKK  madde  493/1 \"Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.\" hükmünü, 494/3 ise ''Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.\" hükmünü içermekte olup davalı şirketin kaçınma yoluna başvurarak onayı reddetmesinin TTK m. 493/1 uyarınca iki şartı bulunduğunu,  birinin payların başvurma anındaki gerçek değeriyle yapılacak bir önerinin bulunması, diğerinin  önerinin devredene yapılmış olması şeklinde  olduğunu, hükümde \"öneri\" ibaresi yer aldığını,  davalı şirketin onay istemini reddetmesi için başvurma anındaki gerçek değeri önermesi gerektiğini, basiretli bir tacir olan davalının,  anonim şirket  hisse bedelinin gerçek değerini bilebilecek durumda olduğunu  gerçek değerin önerilmediği bir halde, kanunen geçerli bir öneriden bahsedilemeyeceği gibi  geçerli bir ret kararından da söz edilemeyeceğini, davalı şirketin önerisinde gerçek değer olarak 1 TL bedel öne sürerek bu önerisiyle bağlı halde olduğunu,  gerçek değerin çok daha fazla olduğunun  dosya kapsamında sabit olduğunu, ir diğer yandan da davalı şirketin hisselerin gerçek bedelini bilecek ve buna göre önerebilecek durumda olmasına rağmen, gerçek değerin çok altında bir bedeli önererek onaydan kaçınmasının TMK m. 2'de hüküm altına alınan dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağını,  bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumaması gerektiğini, davalının  gerçek değerin çok altında bir değer önererek onay istemini reddetmekle, bu hakkını açıkça kötüye kullandığını,  böylece geçerli bir kaçınmadan söz edilemeyeceğinden, devrin  hukuken geçerli olacağını,  davacıların paylarının pay defterine işlenilmemiş olmasının yalnızca genel kurula katılma ve oy haklarını kullanmalarına engel teşkil etmiş bir durumdan ibaret olacağını,  bu halde ise pay sahibi davacılar olacağından, yapılan önerinin de   davacılara yönelik kabul edileceğini,  davacıların ise devralan sıfatı ile payların gerçek değerinin belirlenmesini TTK m. 493/5 uyarınca isteme hakkı bulunduğunu,  bu sebeple mahkemece devredene yönelik geçerli bir önerinin bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kaçınmasının geçerli olup olmadığı yönünde bir tespit yapılmaksızın müvekkillerinin aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddinin hatalı olduğunu, önerinin payı satın alan (devralan) müvekkillere yapılmış olması sebebiyle de, davalı şirketin müvekkillerin pay sahipliğini tanıdığı, payları müvekkillerinden satın almak istedikleri ve bu açıdan müvekkillerinin  TTK m. 494/3 ve  493/5 uyarınca değer tespiti davası açmakta aktif husumetlerinin bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, anonim şirkte hisse devri sözleşmesine konu payların değerinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılarca, dava dışı ...'nın davalı şirket nezdindeki hisselerinin beheri 6 TL'den davacılar tarafından Büyükçekmece ... Noterliğinin 18.05.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile eşit paylarla satın alındığı, davacılar ve dava dışı devreden ... tarafından  hisselerin pay defterine işlenmesi için Büyükçekmece ... Noterliğinin 18.05.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi  ile davalıya başvurulduğu,  davalının Bakırköy ... Noterliğinin 31.07.2018 tarihli,  ... yevmi sayılı  ihtarnamesi ile  bu talebe,  satışa konu edilen hisselerin beher hisse bedeli 1 TL olmak üzere ...i hesabına  satın almayı teklif ederek hisse devrinin  pay defterine işlenmesi  taleplerinin reddedildiği,  bu şekilde davacılar yapılan hisse satışının onaylanmadığı, davacılarca bu teklifin kabul edilmediğinin davalı şirkete  Büyükçekmece ... Noterliğinin 14.08.20018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiği ve hisse değerinin tespiti için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Eldeki dava ilk olarak İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1082 Esas sayılı dosyası  13.11.2018 tarihinde açılmış, yargılama devam ederken 15.03.2022 tarihli ve 2022/171 Karar sayılı karar ile İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/498 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, yargılama bir süre bu dosya üzerinden  devam etmiştir. Daha sonra  İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin  13.02.2025  tarihli kararı ile tekrar tefrik kararı verilerek davacılarca açılan eldeki dava  mahkemenin 2025/119 Esas sırasına kaydedilmiş, ardından istinafa konu eldeki karar verilmiştir.İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/498 Esas (2018/811 Eski Esas, 2018/1267 Karar)  sayılı dosyası, davacıların sözleşme ile payını devraldıkları, yani devreden  ... tarafından pay devrine konu payların gerçek bedelinin tespiti istemine ilişkin bir davadır.Uyuşmazlık,  davacılarca  dava dışı...'dan hisse devir sözleşmesi ile devralınan ancak davalı şirketçe onaylanmayan ve 1 TL bedelle dava dışı kişi adına satın almayı önerdiği hisselerin gerçek değerinin tespiti konulu eldeki davayı açmak konusunda davacıların aktif husumet ehliyetlerinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Nama yazılı senetler, Kanun'da veya esas sözleşmede aksine hüküm olmadıkça serbestçe devredilebilirler (TTK m. 490). Aynı Kanun'un 499/4 madde hükmü uyarınca da devrin ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıt ile geçerli olacağı ve ortaklık sıfatının pay defterine göre belirleneceği düzenlenmiş olup, ortaklık, devir keyfiyetini esas sözleşmede gösterilen sebeplerle pay defterine kaydetmekten kaçınabilir. Ancak bu kaçınmanın herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin yapılması mümkün değildir.<br>TTK'nın 491. maddesi, kanunî devir sınırlamasını düzenlemekte olup, anonim şirketlerde nama yazılı payların serbestçe devredilmesi kuralının Kanun'da öngörülen tek istisnası, bedellerinin tümü ödenmemiş nama yazılı paylardır. Söz konusu paylar, esas sözleşmede belirtilmemiş olsa bile ancak şirketin onayı ile devredilebilir. Hüküm, ödenmemiş pay bedelini güvencesi altına almıştır.<br>Borsaya kote edilmiş olsun olmasın, tüm nama yazılı payların devrinde esas sözleşme ile getirilebilecek sınırlamalara ilişkin ilkeler TTK'nın 492. maddesinde gösterilmiş olup, bu genel ilkeler yanında Kanun, hisse senetleri borsaya kote edilmemiş anonim şirketlerde devralana karşı ileri sürülebilecek red sebeplerini ve pay senetleri borsaya kote anonim şirketlerde, esas sözleşmede öngörülebilecek özel bir sınırlama ile getirilebilecek red sebeplerini de sonraki maddelerde hüküm altına almıştır.TTK'nın ''Borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar'' kenar başlıklı 493. maddesinin birinci fıkrasında şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir. Hüküm, nama yazılı pay senetleri borsaya kote edilmemiş anonim şirketlerin, esas sözleşmelerine koyabilecekleri bağlam kurallarını düzenlemektedir. Bu maddede yer alan haklı sebebe dair bağlam, ancak esas sözleşmeye hüküm konulması sureti ile oluşturulabilir. Pay senedinin üzerine veya pay defterine yazılarak bağlam oluşturulamaz. Birinci fıkra, maddenin izleyen diğer fıkraları ile birlikte değerlendirildiğinde, anonim şirketlerin, her türlü görülecek sebebi \"haklı sebep\" olarak esas sözleşmeye koyamayacakları açıkça anlaşılacaktır.Haklı sebepler ikinci fıkrada belirtilen, yani kanunen gösterilmiş olan kategorilerden birine girmelidir. Sözü edilen fıkrada, pay sahipleri çevresinin birleşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini gösteriyorsa önemli sebep oluşturacağı belirtilmiştir. Ayrıca esas sözleşmede 493. maddenin ikinci fıkrasına göndermede bulunmak da yeterli değildir. Bu bağlam kuralının şirket tarafından ileri sürülebilmesi için esas sözleşmede yer alması ve kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması gerekir.Diğer yandan bu madde ile iradi devir hâllerine mahsus olmak üzere, şirketin, devredene, uygulamada ''kaçınma/kaçış klozu'' olarak adlandırılmakta olan devre konu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunması suretiyle de pay devrine onay vermekten kaçınabileceği şeklinde \"ön alım\" hakkı öngörülmüştür. Böylelikle anonim şirketlere haklı sebepler yanında uygun görülmeyen devirlerden kurtulabilme olanağı sağlanarak şirketin yabancılaşmasının veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Anılan Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, kaçınma klozu bakımından şirketin önerisinin iki önemli hususa dayalı olması zorunludur. Bunlardan birincisi devre konu paylar, diğeri ise devre konu payların başvuru anındaki gerçek değeridir. Şirketin bu konudaki önerisinin muhatabı ise madde hükmünde açıkça yazdığı üzere ''devreden''dir. Bu hüküm, Kanun'un 494. maddesinin birinci fıkrasındaki iradi devirlerde şirket tarafından devre onay verilene kadar  devre konu payların mülkiyetinin ve paylara bağlı hakların devredene ait olacağı şeklindeki düzenleme ile uyum içerisinde olup, iradi devir hâllerinde, alım önerisinin şirket ile devreden arasındaki hukuksal sürecin dışındaki devralanlara yapılması gibi bir ihtimal söz konusu değildir (Yargıtay 11.HD. 17.03.2025 tarihli ve 2024/6481 Esas, 2025/1865 Karar sayılı kararı).Bu durumda, davalı şirketin alım önerisini payın henüz maliki olan  dava dışı devredene yöneltebileceği ve bu hâlde gerçek değerin tespitini isteme konusunda devredenin talepte bulunma hakkı yani aktif husumeti bulunduğu, devralanlara yöneltilmeyen bir alım talebine konu payların gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmek konusunda devralan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşılmaktadır.  Bu nedenle, mahkemece davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın  reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin yapan üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c163d3db74a0825","SID":"8c03428066548409"}}