{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2021/1473 <br>KARAR NO\t: 2026/75<br>\t\t\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>\t\t\t                       İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...(...)<br>ÜYE \t: ... (...)<br>ÜYE\t: ... (...)<br>KATİP\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/03/2021<br>NUMARASI\t: 2019/... Esas -  2021/... Karar<br><br> DAVACI -<br> KARŞI DAVALI \t            : ... Limited Şirketi - <br>VEKİLİ\t             : Av. ... - <br><br>DAVALI -<br>KARŞI DAVACI\t             : ... - <br>VEKİLİ\t             : Av. ... - <br>\t<br>DAVA                                      : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF TALEP TARİHİ\t : 22/04/2021<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 15/01/2026<br>KARARIN YAZIM TARİHİ\t: 15/01/2026<br> Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2021 tarih ve 2019/... Esas- 2021/... Karar<br> sayılı  kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;<br>DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı şirketin katı atıktan elektrik enerjisi üreten bir firma olduğunu, müvekkilinin ise atık su işi ile iştigal ettiğini, iş bu kapsamda müvekkili ile davalı firma arasında 80 m3/gün kapasiteli çöp sızıntı suyunun artırılması ve ... kanalizasyon deşarj standartlarını sağlayacak hale getirilmesi amacıyla 30.03.2017 tarihinde 80 m3/gün kapasiteli Çöp Sızıntı Suyu Atıksu Arıtma Tesisi sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme uyarınca müvekkilinin sözleşmenin gereklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, mezkur sözleşmeye istinaden mübrez faturalar ve sevk irsaliyeleri düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, bu faturalara istinaden davalı firma tarafından müvekkiline bir kısım ödemeler yapıldığını, ancak bakiye 192.898,73-TL ödemenin yapılmadığını, müvekkili şirketin bu durumu ticari defterlerine işlediğini, bakiye kalan alacağın tahsili amacıyla Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasıyla davalı şirket hakkında icra takibi yaptıklarını, davalı şirket tarafından icra takip dosyasına sunulan 14.02.2019 tarihli yazı ile icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı şirketçe yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Öncelikle davacı tarafın alacak iddialarına ilişkin yetki, görev, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacı taraf ile müvekkili arasında Aydın/ Efeler, Kuşadası ve ... tesislerine ilişkin Atık Su Arıtma Tesisi Proje  Onay İşi Sözleşmesi ile 28.03.2017 tarihinde 30/m3 kapasiteli ... Çöp sızıntı suyu Atıksu Arıtma Tesisi, 80/m3 kapasiteli Kuşadası Çöp sızıntı suyu Atıksu Arıtma Tesisi ve 80/m3 kapasiteli Aydın/Merkez (Efeler) Çöp sızıntı suyu Atıksu Arıtma Tesisi olmak üzere üç adet sözleşme akdedildiğini, davacı anılan sözleşmeler hükümleri gereğince müvekkiline ait ..., Aydın/Merkez (Efeler) ve Kuşadası tesislerinde  Çöp sızıntı suyu Atıksu Arıtma Tesisi kurup mevzuata uygun olarak çalışır hale getirmek ile mükellef olduğunu, ancak davacı ... firmasının edimlerini sözleşme şartlarına ve mevzuat hükümlerine uygun olarak ifa etmediğini ve müvekkilini mağdur ettiğini, bu eksiklikler  müvekkil firma yetkililerince muhtelif yöntemlerle defalarca iletilmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin dava konusu işin bedeline yönelik bir itirazının bulunmadığını, müvekkilinin itirazının dava konusu işin sözleşmeye ve dolayısıyla işin teslim edilmediğine ilişkin olduğunu, faturaya itiraz edilmediği gerekçe gösterilerek ifa edilmeyen sözleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunulamayacağını belirterek, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuş;<br>DAVALI-KARŞI DAVACI KARŞI DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;  Karşı davalı taraf ile müvekkili arasında akdedilen üç adet sözleşme kapsamında müvekkilinden 192.989,73 TL alacağı olduğu iddiası ile Adana 13.İcra Dairesinin 2019/... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde, ödeme emrine yapmış oldukları itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, karşı davalı ... firmasının edimlerini sözleşme şartlarına ve mevzuat hükümlerine uygun olarak ifa etmeyerek müvekkilini mağdur ettiğini, bu eksikliklerin müvekkili firma yetkililerince muhtelif yöntemlerle defalarca iletilmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, müvekkiline ait tesislerde sözleşmelere konu işlerin yapılamaz halde olduğunu, müvekkilinin şu ana kadar karşı davalıya 1.848.696,09 TL ödediğini, halbuki davalıdan bu bedelde bir tesis almadığını, dolayısıyla karşı davalının yerine getirmediği edimler dolayısıyla fazla ödenen bedelin bilirikişilerce hesaplanarak karşı davalıdan tahsilini talep ettiğini belirterek, karşı davalı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmelere ilişkin ödenen fazla bedelin iadesi amacıyla şimdilik 10,00 TL, tesisin çalışmamasından kaynaklı mevcut ve muhtemel ticari zararlarının tazmini için şimdilik 10,00 TL 'nin her iki alacak yönünden de dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile karşı davalıdan  tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVACI-KARŞI DAVALI VEKİLİ KARŞI DAVAYA CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili şirket ile davalı yan arasında arasında akdedilen üç adet sözleşme kapsamında müvekkilinin 192.898,73 TL alacağı bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen tüm sözleşmeler kapsamından anlaşılacağı üzere atıksu arıtma tesisinin işletilmesinin müvekkili firmaya ait olmadığını, bu ayrı bir işletme hizmeti olarak işveren tarafından talep edilmediği için yardım maksadı dışında yapılmamış olup herhangi bir şekilde işverene de fatura edilmediğini, işverenin yapılan sözleşmede yüklenicinin mimarı projesine sadık kalarak yapması gereken inşaat işlerini eksik ve sorunlu şekilde bıraktığını, sözleşmede yüklenici kapsamı dışındaki işlerden doğan gecikmelerde 6.maddede belirtilen süre sonunda ödemelerin tamamlanmasının esas olduğunu, işverenin taahhüdünde bulunan inşaat işlerini eksik ve kusurlu yaptığı ve işbu eksikliği de gidermediği için tesiste faaliyete başlanamadığını, tesisin işletmesi iş sahibine ait olduğu için su arıtma için uygun kullanım şartını iş sahibinin yerine getirmek zorunda olduğunu, davalı yanın esasen ayıplı ifa itirazında bulunduğunu, taraflarınca tanzim edilen fatura içeriklerinde belirtilen hizmetlerin gereği gibi ifa edilmemekle birlikte, faturalara yasal süre içerisinde itiraz etmediklerini belirterek açıkça yasal süresinde işlem yapmadıklarını kabul ve ikrar ettiklerini, kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili tarafından teslimi gerçekleşen Arıtma Tesisinde gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilse dahi davalı tarafından süresi içerisinde müvekkili şirkete ihbarda bulunulmadığını, yapılan itirazların tamamen usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibe itiraz ederken takibe konu fatura içeriklerinde belirtilen hizmetlerin gereği gibi ifa edilmediğinden bahisle icra takibine borcun konu olmadığını iddia ettiğini, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ilişkinin varlığının dayanak belgelerde açıkça görüldüğünü ve müvekkiline olan borcu olduğunun ortada olduğunu, davalı borçlunun itirazında borcun sona erdiğini, itfa ve ihmal edildiğini ispat edebilecek resmi bir belge de sunmadığını, ödeme iddiasının da bulunmadığını, itirazın alacağın tahsilini geciktirmek maksadıyla yapıldığını, faturaların ticari defterlere kaydedilmiş olmasının da davalı borçlunun itirazlarını ortadan kaldırır nitelikte olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile borçlu davalı - karşı davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> Davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 2021/... Esasına kaydı yapılan dosyanın, Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin  25/06/2020 tarih ve 564 sayılı kararı ile düzenlenen ve 01/09/2020 tarihi itibariyle uygulanan Adana Bölge Adliye Mahkemesi hukuk ve ceza dairelerine ilişkin iş bölümü gereği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin görevine ilişkin bölümün 8 nolu bendinde, \" İşin niteliği ve tarafların sıfatına bakılmaksızın eser (istisna) sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen (TBK m. 470486) hüküm ve kararlar,\" şeklindeki düzenleme gereğince görevsizlik kararı verilerek dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: \" HMK'nin 288 ve devamı maddelerinde keşfin düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çöp sızıntı suyu atık su arıtma tesisi inşası noktasında olduğu, davacının sözleşmenin gereklerini eksiksiz yerine getirdiği, davalı cevabı ve karşı davasında ise söz konusu arıtma tesisinin standartlara uygun ve çalışır vaziyette teslim edilmediği hususunu ileri sürdüğü, bu cümleden olmak üzere atık su arıtma tesislerinin yapılıp yapılmadığı, eksik veya ayıplı işin bulunup bulunmadığı, keşfin yapılmasını gerekli kıldığı, keşif yapılacak mahallin yargı çevresi dışında olması nedeniyle istinabe suretiyle yapılacağı, mahkememizce 10.11.2020 tarihli duruşma ara kararı gereğince 3 farklı yerde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline her bir keşif ve bilirkişi incelemesi için yatırması gereken bilirkişi ücreti, keşif harcı ve keşif araç giderinin ne olduğunun açıkça belirtildiği ve delil avansını yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı, sonraki duruşmada ise keşif ve bilirkişi incelemesi ara kararından dönülmesini talep ettiği, davacının süresi içeresinde delil avansını yatırmadığı, davacının davalılardan takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, varsa asıl alacak miktarının ne olduğu, işlemiş faiz türü ve alacak miktarının ne olduğunun tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olup davacı iddiasını ispat etmek için gerekli masrafları yapmak zorunda olduğu, davacının davasını ispat edemediği, icra takibine itiraz ile takibin durmuş olduğu, davalının kötü niyet tazminat talebinde bulunulduğu ne var ki davacının alacağı olup olmadığı yargılamaya gerektirdiğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın reddine<br>2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine , \" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı - Karşı Davalı vekili 22/04/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;<br>1-Öncelikle açılan davada ispat yükünün davalı- karşı davacı tarafta olduğundan yerel mahkemenin delil avansını ödeme yükünü davalı- karşı davacı tarafa yüklemesi gerektiğini, <br>2- Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözleşmeye uygun olarak müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini, buna rağmen davalı şirketin müvekkili şirkete ödemesi gereken bedeli ödemediğini ve bunun üzerine davalı şirket hakkında faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, <br>3-Davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine yerel mahkeme nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali davası açılmasından sonra davalı şirketin müvekkili şirket aleyhine tesisin ayıplı olduğu gerekçesiyle, ayıp ihbarı süresinin dolmasından çok sonra karşı dava açtığını, <br>4- Müvekkili şirketin sözleşme gereğince edimini yerine getirmiş olup davalı tarafın ayıp iddiasında bulunduğundan bahisle davada ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunu, <br>5- Yerel mahkemenin, ispat külfetinin taraflarında olduğunu kabul etmemek kaydıyla, kesin süreye ilişkin ara kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bu nedenle de hukuken kesin süreden bahsedilebilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme tarafından üç farklı adreste bilirkişiler eşliğinden keşif yapılmasına karar verdiğini, ancak belirlenen bedelin nereye yatırılacağının belirtilmediğini, ayrıca kesin süre ile ilgili ara kararda belirlenen bedellerin çok yüksek olup müvekkili şirketin bir anda bu bedeli yatırmasının da mümkün olmadığını, <br>6- Yerel mahkeme tarafından üç farklı adreste bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmasından sonra Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak karşı tarafın ticari defterleri üzerinde incelemesi yapılmasına, bu ara kararın gereğinin yerine getirilmesinden sonra da, aralarında keşifte bulunacak bilirkişiler ile aynı görevi yapan başka bilirkişiler de seçilmek suretiyle müvekkil şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiğini, mahkemenin 1, 2 ve 3 numaralı ara kararların gereğini yerine getirip sonraki celselerde de diğer ara kararlar için süre vermesi HMK'da belirtilen usul ekonomisi ilkesine daha uygun olacağını, yerel mahkeme tarafından aynı zamanlarda yapılacak ve birinin yapılmaması durumunda diğerine gerek kalmayacak işlemler için aynı zamanda ve iki hafta gibi kısa bir süre içerisinde yaklaşık 25.000,00 TL gibi bir delil avansının yatırılmasına karar verilmesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu belirterek,<br>Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda  karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı - Karşı Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br> Davacının istinaf başvurusunun haksız hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira ara kararda keşfin nerede ve hangi konuların aydınlatılması amacıyla yapılması gerektiği hususunun açıkça yer aldığını, ara kararın her bir keşif için ne kadar ücret yatırılması gerektiği şeklinde kurulduğunu, davacının keşif avansının nereye yatırılması gerektiğinin belirtilmediğine ilişkin itirazının kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, ayrıca mahkemece kesin süre verilmiş olup kesin süre içerisinde davacının keşif bedelini ödememesi halinde kesin sürenin hukuki sonuçlarının ihtar edildiğini,  ispat yükünün kendilerinde olmadığını, alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatanın davacının kendisi olduğunu, davacının işin eksiksiz bir şekilde sözleşmeye uygun ifa edildiğini belirterek, mahallinde keşif yapılmasını talep ettiğini, dolayısıyla işin eksiksiz yapıldığının ispatının davacıya ait olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;<br>Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali;<br> Karşı dava ise, aynı eser sözleşmesi kapsamında fazla ödemenin iadesi istemine ilişkin alacak ile tesisin çalışmamasından kaynaklanan zarara ilişkin tazminat davasıdır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesinde, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde gösterilen \"istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılacağı, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin, verilen kararda kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde, bu aykırılık istinaf sebebi yapılmasa dahi ilk derece mahkemesi kararının bu aykırılık yönünden kendiliğinden değerlendireceğini hükme bağlanmıştır.<br>Kamu düzenine aykırılık halleri dışında kalan durumlarda istinaf nedenlerinin istinaf dilekçesinde gösterilmesi gerekir (HMK 342/2-e).<br> Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi, istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise, istinaf mahkemesince re'sen nazara alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır (HMK 355/1).<br>Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmede, karşı dava açısından herhangi bir istinaf başvurusu yapılmadığı gözetilerek, sadece asıl dava için istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 120. maddesinde; \"Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.”<br>6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi; \"(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.<br>(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.<br>(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.\" şeklindedir.<br> 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesi de: \"...Davacı, yargılama harçları ile her yıl bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.<br>Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder... Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…\"  şeklindedir.<br>\".... Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu, bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür.<br> İşin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü de iş sahibindedir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından yasal, yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanması mümkündür.  Eser sözleşmelerinde eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırılan işlerden bir ya da bir kaçının yapılmamasıdır. Ayıplı iş ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan ya da olmaması gereken bazı bozukluk ve özellikleri taşıyan eserdir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder... \"(Yargıtay 6. H. D.'nin 01/02/2023 tarih  2021/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı, benzer nitelikte Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16/06/2014 tarih ve 2013/... Esas-2014/... K.sayılı kararı ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarih ve 2012/... E.-2013/... K.sayılı kararı)<br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince yargılamanın 10/11/2020 tarihli celsesinde sözleşme konusu işlerin bulunduğu Aydın, Kuşadası ve ... Asliye Hukuk Mahkemelerine ayrı ayrı talimat yazılmasına, talimat yoluyla keşif icrası için de araç gideri 250,00 TL, bilirkişilere 750,00'şer TL'den toplam 5.250,00 TL, 100,00 TL posta ücreti, 384,90 TL keşif harcı olmak üzere her bir talimat için ayrı ayrı 5.984,90 TL delil avansı takdir edildiği ve bu delil avansını yatırması için hazır olan davacı vekiline de iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde yatırılmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ise açıkça ihtar edildiği, yargılamanın takip eden 04/03/2021 tarihli celsesinde de gerekli masraf yatırılmadığından talimat yazılamadığı belirtilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, işbu kararın davacı- karşı davalı vekilince istinaf edildiği görülmüştür. <br>İlk derece mahkemesince isabetli şekilde - işin tam ve eksiksiz yapıldığı iddiası açısından- ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa delilleri arasında da dayandığı -keşif ve bilirkişi incelemesi açısından- kesin süre içerisinde yatırılması gereken eksik delil avansının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça kalem kalem -ne için istendiği de dahil- belirtildiği, eksik delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağına ilişkin ihtarın da hazır olan davacı vekili yüzüne karşı usulünce yapıldığı, buna rağmen verilen kesin süre içerisinde eksik delil avansının davacı tarafça yatırılmadığı görülmekle, artık bu delile dayanmaktan da vazgeçmiş sayılacağından mevcut dosya delil durumuna göre ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığı kabul edilmelidir.<br>İlk  derece mahkemesince de bu kabul doğrultusunda verildiği anlaşılan karar yerindedir.<br>6100 sayılı HMK'nın 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı kanunun 20.maddesiyle değişik Ek-1/2.maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi uygun görülmüştür.<br>Sonuç itibariyle; Davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu  353/1-b-1 maddesi gereğince davacı- karşı davalı vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,<br>2-İstinaf talep eden davacı- karşı davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 627,7‬0 TL'nin davacı- karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,<br>3-İstinaf talep eden davacı- karşı davalıdan peşin alınan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDEDİLMESİNE,<br>4-İstinaf masraflarının, başvuran davacı- karşı davalı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMA/353/1-b-2DIĞINA, <br>6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca kararın Dairemizce TARAFLARA TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1, .../1 ve 365/1 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme  sonucunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Dairemize veya hükmü veren  ilk derece Mahkemesine veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.<br><br><br> 15/01/2026<br><br><br>...<br>Başkan<br>...<br>*e-imzalıdır.* <br>...<br>Üye<br>...<br> *e-imzalıdır.*<br>...<br>Üye<br>...<br>*e-imzalıdır.* <br>...<br>Katip<br>...<br> *e-imzalıdır.*<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c457777153b8c92","SID":"e90d80140b59f3ab"}}