{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16.HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:07/11/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:26/12/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça 27/03/2019 tanzim tarihli 27/04/2019 vade tarihli 106.600-USD bedelli ve 14/01/2019 tanzim 14/02/2019 vade tarihli 26.000-USD bedelli senetlerin ödenmediği gerekçesiyle davacı hakkında Alanya 1. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile 189.513,72-USD alacak için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, ödem emrinin 13/12/2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, süresi içinde takibe itiraz edildiğini ve takibin Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini, davalı hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, bu dosyadaki ifadelerinde davacıdan her hangi bir senet almadığını beyan ettiğini, davalı hakkında anılan soruşturma dosyası nedeni ile kamu dava açıldığını, Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyası ile tefecilik suçundan ceza verildiğini, kararın kesinleştiğini, iptal olunan takip dosyasındaki senetlerin tanzim ve vade tarihlerinin ceza dosyasından önce olduğunu belirterek dava konusu 27/03/2019 tanzim tarihli 27/04/2019 vade tarihli 106.600-USD bedelli ve 14/01/2019 tanzim 14/02/2019 vade tarihli 26.000-USD bedelli bonolar nedeni ile davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalının açık kötü niyeti nedeniyle senet bedellerinin %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı zorunlu arabuluculuk yerine getirilmediğini, davanın takipten sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, tedbir kararının yerinde olmadığını, davacının, davalının önceki avukatı olduğunu, halen Antalya Barosu'na kayıtlı olarak mesleğini icra ettiğini, icra takibinin dayanağı olan ve işbu davaya konu ettiği kambiyo senetlerindeki borca davacının bir itirazı bulunmadığını, kambiyo senetlerindeki imzaya da bir itirazı bulunmadığını, davaya konu senetlerdeki borcu ödediğine dair yazılı bir belge/delil sunmadığını, davacı yanın, ahlaka aykırılılık iddiasını dayandırdığı ceza yargılamasının konusu işbu davaya konu ve icra takibimize konu senetler olmadığını, başkası için borç aldığını söyleyen davacının bu davayı açmakta faydası bulunmadığını, bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \"... davacı dava konusu bonoların tefecilik suretiyle düzenlendiğini iddia ederek menfi tespit istemi ile dava açmıştır. Tefecilik suçu, 03/06/1933 gün ve 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanunun 17. maddesi ile 11/09/1981 gün ve 2520 sayılı 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesinde düzenlenmişken, daha sonra 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 241. maddesiyle de düzenleme altına alınmıştır. Takibe ve davaya konu 14/01/2019 keşide tarihli 26.000$ bedelli bonoda düzenlenme yeri bulunmamaktadır. Keşide yeri bulunmayan bono adi senet hükmünde olup taraflar arasındaki hukuki durumun buna göre tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının da yer aldığı bir takım müşteki, mağdur ve katılanların yer aldığı Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararında davalının cezalandırılmasına karar verilmiş ve karar 17/03/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyasında davalı sanığın elinde senetleri olduğunu belirtmiş, davalı ise elinde senetler olmadığını belirtmiştir. Davalı Antalya Baro Başkanlığı'na yazdığı bila tarihli 28/12/2021 havale tarihli şikayet dilekçesinde ve Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasında yazdığı şikayet dilekçesinde aynen; \"... vekilim olması nedeni ile tereddüte düşmeksizin 539.760TL 17/06/2018 tarihinde, 474.500TL 13/11/2019 tarihinde, 26.000$ 14/01/2019 tarihinde, 106.600$ 27/03/2019 tarihinde tutarları kendisine borç mahiyetinde vermiş bulunmaktayım... tarafımla şikayet edilen arasındaki borç ilişkisi neticesinde sadece mağdur olmakla kalmamış, bir de TC Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının ... 07/05/2020 tarihinde atılı tefecilik yapma suçuna ilişkin düzenlediği iddianame neticesinde TC 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden sanık sıfatı ile yargılanmama sebebiyet verilmiştir...\" demek suretiyle davacıya verdiği borçlardan davaya da konu 26.000$ 14/01/2019 tarihinde, 106.600$ 27/03/2019 tarihindeki  (gerek miktar gerekse düzenlenme tarihi dava ve takibe konu senetlerle aynı olan) borçlar nedeni ile ceza aldığını belirtmiştir. Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, yasal deliller (ikrar, yazılı delil), bulunmalı veya 18/03/1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde diğer bir ifade ile; ancak yazılı sözleşmeye veya duruşma tutanağındaki ikrar ile anlaşılabilen açık bir muvafakat bulunması halinde dinlenebilen belli tanık beyanları veya eldeki davada bunların da mevcut olmaması halinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunması halinde tefecilik iddiasının kanıtlanmış sayılmasının gerekmesi, davalının Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin  17/03/2022 tarihinde kesinleşen 30/09/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararı tefecilik suçundan ceza almış olması, bizzat davalının Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına ve Antalya Barosuna vermiş olduğu davacının cezalandırılması istemli dilekçelerde davaya konu 26.000$ ve 106.600$ bedelli borçlar nedeni ile Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile cezalandırıldığının belirtilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi uyarınca maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacak olması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davaya konu senetlerin tefecilik suretiyle ele geçirildiği sonucuna varılmıştır. Tefecilik suçunu oluşturacak şekilde bağıtlanan sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 26. ve 27/I. maddeleri kapsamında yasaya ve bu arada ahlaka aykırı olduğu konusunda kuşku ve duraksama bulunmaması, davaya konu senetlerin tefecilik ilişkisi nedeni ile verilmiş olması ve bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 27. maddesindeki emredici hükümlere aykırı olması nedeni ile hukuki ilişki geçersiz olması nedeni ile..\" şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, bu yönden yapılan itirazlarının karşılanmadığını,  icra takibine konu edilen senetler ile alacak iddialarının yazılı delil ile ispat edildiğini, senette yer alan imzaya da davacı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmemesi hasebiyle de davacı tarafça da alacak iddialarının kabul edildiğini, ceza dosyasının bu dosyadaki senetleri kapsamadığını, dava konusu senetlerin tefecilik suçu maksatlı verildiğinin yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlığa ilişkin dava tarihi, 22/12/2021'dir. <br>7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31'inci maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre; TTK'nın, 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31'inci maddesi ile maddenin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, bu maddenin yürürlük tarihi, 01/09/2023 tarihidir. Dava tarihinde, bu madde yürürlükte değildir. Yürürlük tarihinde önceki dönemde, Yargıtay 19. HD.,  ... Esas,  ... Karar sayılı,  04.06.2020 Tarihli, \"Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik\" vermiş olduğu ilamda;  ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar vermiştir (Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K;  2020/6050 E, 2021/4519 K). Bu nedenlerle, dava tarihi itibariyle, somut uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk başvuru şartına tabi olmamakla, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>Bilindiği üzere; Hukuk yargılamasının  ceza yargılaması ile ilişkisi 6098 sayılı \"Türk Borçlar Kanunu\"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre;<br>\"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.<br>Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\"<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas , ... karar nolu 27/04/2011 karar tarihli ilamında da belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği, illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesinin tespitleri hukuk mahkemesini bağlar. <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  davalının Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin  17/03/2022 tarihinde kesinleşen 30/09/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile tefecilik suçundan ceza almış olması, bizzat davalının Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına ve Antalya Barosuna vermiş olduğu davacının cezalandırılması istemli dilekçelerde davaya konu 26.000 $ ve 106.600 $ bedelli borçlar nedeni ile Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile cezalandırıldığının belirtilmiş olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi uyarınca maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacak olması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davaya konu senetlerin tefecilik suretiyle ele geçirildiği sonucuna varılmasını gerektirmesine, TBK'nun 27/1. Maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından dava konusu bonoların da hukuken geçerli olmayıp hükümsüz olması nedeni ile davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 131.586,05 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 32.896,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 98.689,54 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c37111c1a7d5b7a4","SID":"b25403bc34e79857"}}