{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/798 <br>KARAR NO\t: 2025/1995<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/02/2022<br>NUMARASI\t: 2017/263 Esas -  2022/57 Karar<br>BİRLEŞEN  İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/479 <br>ESAS SAYILI DOSYADA <br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025<br>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekillerince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>ASIL DAVA:<br> DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalı satıcı şirketten 24.03.2015 tarihli sözleşme ile imalat ve süzüm tankları satın aldığını, ancak  satıcı tarafından gerçekte sözleşmeye uygun nitelikte bir teslimat gerçekleştirilmediğini, bu nedenle söz konusu tankların satın alındığı tarihten itibaren birçok kez teknik arızalara sebebiyet verdiğini ve satın alınış amacına uygun olarak kullanılamadığını, bu süreç zarfında davalı ile yapılan yazışmalardan da bir sonuç alınamadığını, bu konuda davalıya 23.12.2016 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ayıplı loadcell parçalarının değişimi, davacı tarafından, davalının söz konusu değişimi yapmayı haksız olarak reddetmesi nedeniyle başka bir firmaya yaptırılmak zorunda kalındığını, değişim için toplamda 36.361,44-TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını,  ticari satımlara ilişkin özel hükümler içeren BK 212 ve 213'ün delaletiyle davalının müvekkilinin ticari zararını karşılaması gerektiğini, taşınır satışına ilişkin ayıbı düzenleyen TBK m. 219/1 anlamında ayıplı olduğu tartışmasız şekilde sabit olan mal statüsünde olduğunu, beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi ayıpları bulunduğunu, bu şartlar altında müvekkili tarafından TBK m. 227'deki seçimlik hakların kullanılmasının zaruri hale geldiğini, satıştan sonra dava konusu ayıp ve bundan kaynaklanan davacı talepleri müteaddit defalar davalı satıcıya bildirildiğinden ve dava konusu ayıp davalı tarafından sonuca ulaşmayan beyanlar ve onarım teklifi neticesinde kabul edilmiş olduğundan ötürü zamanaşımının TBK m 154/1 uyarınca kesildiğini, ilave olarak ayıplı tanklardan istikrarlı bir şekilde yararlanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili için hayati öneme haiz üretim tesisindeki işleyiş ve üretimin aksadığını, netice itibariyle müvekkilinin ticari olarak zarara uğradığını beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin zararının tazminine ve ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, satılan malın hukuken ayıplı olarak kabul edilmesi halinde ise, ayıplı malın gereği gibi kullanılmasının mümkün olmaması ve davacı tarafından bu nedenle yapılan masraflar nedeniyle BK m. 227 uyarınca, ancak fazlaya ilişki hakları saklı kalmak kaydıyla; ayıp karşılığı olan tutarın toplam satış bedelinden düşülerek ihtar tarihinden itibaren işleyecek tiçari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, dava dilekçesinin ekinde ... ... tarafından davacı firma emrine düzenlenen 06.12.2016 tarihli, ... seri numaralı, 36.361,44 TL tutarındaki faturayı sunarak, alacağının değerini tam ve kesin olduğunu ortaya koymuş olmasına rağmen işbu davayı belirsiz alacak davasıymış gibi huzura taşıdığını, dava belirli alacak davası olduğundan, davacının takındığı bu tutum karşısında davanın usulden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan 250 It ve 500 It'lik iki adet süzüm tankı ile 250 It, 500 lt, 1200 It ve 2600 IV lik imalat tanklarının, süzüm ve imalat tanklarının genel özelliklerinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ek olarak işbu teklif metinlerinde tankların hangi özelliklere sahip olduğu ayrıntılı olarak belirtildiğini ve davacının kabulünde olduğunu, işin teslimi konusunda 15.10.2015 tarihine kadar müvekkiline süre verildiğini ve davacı firma, 04.08.2015 - 06.08.2015 tarihleri arasında düzenlenen Fabrika Kabul Testi Protokolünü tanzim ettiğini ve tanklarda yer alan mekanik parçaların kontrollerinin sözleşmeye uygunluğunun davacı firma personelleri tarafından test edildiğini, müvekkili firma tarafından davacı firma emrine 17.08.2015 tarihinde 083230 seri numaralı, 307.242,00 TL bedelli faturanın tanzim edildiğini, davacı tarafça 09.04.2015 tarihinde 70.965,13 TL, 27.08.2015 tarihinde 222.195,55 TL, 07.09.2015 tarihinde 14.447,45 TL şeklinde ödemeler müvekkiline yapıldığını,  davacı taraf, malın teslim edilmediğini ayrıca ayıplı olduğunu söylediğini, davacıya mal teslim edilmemişse müvekkili firmaya yapılan ödemeler neden herhangi bir ihtirazı kayıt öne sürülmeden yapıldığını, davacının hiçbir ihtirazı kayıt sunmadan müvekkiline ödeme yapmış olmasının malın tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğine dair davacı ikrarı olduğunu, davacının ihtarına karşılık 27.12.2016 tarih ve 29334 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde, söz konusu tankların sözleşmedeki süre içerisinde teslim edildiğini, sözleşmede belirtilen teknik özelliklere uygun olarak imal edildiğini ve Fabrika Kabul Testi protokolü ile karşı tarafça test edilerek teslim alındığını, ihtara konu loadcellerin imalattan kaynaklı herhangi bir ayıbının bulunmadığını, ayrıca bir yılı aşkın zamandır muhatabın kullanımında olduğunu belirterek itiraz ettiklerini, davacı tarafın iddialarının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu,  dava konusu yapılan olayda alıcı, malı müvekkilinden teslim aldıktan 1,5 yıl sonra ayıp olduğunu iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ekipmanlara yönelik bir ayıp iddiası varsa öncelikle davacının müvekkiline başvurması, müvekkile test ettirmesi gerekir iken müvekkilinin rakip firması olan ... ...'e test ettirdiğini, anılan şirketin yaptığı testi neye göre ve bedelini belirlerken neye göre hesaplama yaptığının belli olmadığını, davacının, malın kullanımından kaynaklı kusurundan kendisinin sorumlu olduğunu, söz konusu ekipmanların nasıl kullanılacağının, müvekkil firma personelleri tarafından satıcı firmaya anlatıldığını, dolayısıyla kendisi malın yıkamaya uygun olmadığını bildiği halde ekipmanı yıkayarak müvekkili ayıptan dolayı sorumlu tutamayacağını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN DAVA<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkili şirketin davalı satıcı şirketten 24/03/2015 tarihli sözleşme ile süzüm tankları satın aldığını, ancak davalı tarafça sözleşmeye uygun nitelikte bir teslimat gerçekleştirilmediğini, bu nedenle sözkonusu tankların satın alındığı tarihten itibaren birçok kere teknik arızalara sebebiyet verdiğini ve satın alınış amacına uygun olarak kullanılmadığını, birleştirme şartlarının mevcut olması sebebiyle şibu dava ile İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/263 esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasında imzalanan 24/03/2015 tarihli sözleşmede işin teslimi konusunda 15/10/2015 tarihine kadar müvekkili satıcıya süre verildiğini, müvekkilinin işi sözleşmede belirtilen sürede teslim ettiğini, davacının ileri sürdüğü bütün iddialarında gerçeğe aykırı, haksız olarak beyanda bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Davacı ile davalı arasında 24/03/2015 tarihli, sipariş kabulünde belirtilen malzeme ve servislerin yüklenici davalı tarafından işveren davacıya temini konulu sözleşmenin akdedildiği, davacının 23/12/2016 tarihli ihtarı ile davalıya ayıp ihbarında bulunduğu ve değiştirilen loadcellerin bedeli olan 8.500 Euro+KDV nin ödenmesinin ihtar edildiği, davalının 27/12/2016 tarihli cevabi ihtarında, ayıp ihbarını kabul etmediklerini ve ödeme yapılması talebine karşılık ödeme yapılmayacağını beyan ettiği; sözleşme konusu ekipmanların 250 Lt imalat tankı, 250 Lt süzüm tankı, 500 Lt imalat tankı, 500 Lt süzüm tankı, 1200 Lt imalat tankı ve 2600 Lt imalat tankı olduğu; davacının asıl davada,  loadcell ürünlerindeki ayıp nedeniyle oluşan zararın, birleşen davada tanklardaki manyetik karıştırıcı kanadından kaynaklanan ayıp nedeniyle oluşan zararın davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkememizce 29/03/2019 tarihinde davaya konu olan makine ve emtialar üzerinde keşfen inceleme yaptırılmış, neticesinde; loadcelllerin kullanım sıklığına ve gerekli bakım kriterlerine bağlı olarak etki sürelerinin ortalama 2 yıl olduğu, davaya konu olan loadcell her ne kadar taraflar arasında yapılan ve sözleşmede belirtilen uygunlukta kullanılmış olsa da, mekanın kullanım gereği ıslak zemin olması sebebiyle, yeterli performansı gösterecek nitelik ve kalitede seçilmemiş olduğunun görüldüğü, teknik içerikli cihaz ve ürünlerin genelde imalat sonrası garanti sürelerinin minimum 2 yıl olduğu, ancak taraflar arasında yapılan sözleşme gereği malzeme garanti süreleri 18 ay olarak belirtilmiş olduğu göz önüne alındığında, sistemde kullanılmış olan loadcell kalitesinin yeterli duyarlılıkta olduğu, bunun ancak belirli bir süre kullanım sonrası ortaya çıkan gizli ayıp olarak değerlendirilebileceği, manyetik karıştırıcı kanatçıklarda meydana gelen kanatçık ve kömür deformasyonlarının tahribatı için ise, kullanılan malzemenin yeterli kalınlık ve kalitede olmadığı, tank içerisindeki üretim esnasında oluşan darbeye dayanım kabiliyetindeki uyumsuzluk nedeniyle deformasyonun oluştuğu, bu tür hasarın gizli ayıp olarak yorumlanabileceği tespit ve rapor edilmiştir.Taraf defter ve belgeleri incelenerek yaptırılan inceleme neticesinde, davacı şirketin, Türk Ticaret Kanunu'na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdiği, yevmiye defterlerinin kapanış tasdikini de yasal süresi içerisinde yaptırdığı dolayısıyla ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdıklarının ve dava dışı şirketlere yaptırıldığı beyan edilen işlere ilişkin faturaların kayıtlarında yer aldığı ve davalı tarafından düzenlenen faturanın, davacı şirket defterlerinde mevzuata uygun olarak kaydedildiği, faturanın davacı tarafından usulüne uygun muhafaza edildiği; davalı şirketin ticari kayıtlarının da, Türk Ticaret Kanunu'na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdiği, yevmiye defterlerinin kapanış tasdikini de yasal süresi içerisinde yaptırdığı dolayısıyla ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdıkları tespit ve rapor edilmiştir.Mahkememizce yaptırılan keşfen inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi heyeti kök raporu, bilirkişi heyetine mali müşavir bilirkişi eklenmesi ve tarafların ticari defter ile kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması sonucu aldırılan ek rapor ve 16/10/2020 ve 24/08/2021  tarihli makine mühendisleri, kimya mühendisi ve mali müşavir bilirkişi heyeti raporlarının dosya kapsamı ve bilimsel veriler ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmakla, davacının asıl davasına konu loadcelllerde yaşanan arıza ve verimsizliğin belirli bir süre kullanım sonrası ortaya çıkan gizli ayıp olduğu, davacının birleşen davasına konu manyetik karıştırıcılarda oluşan arıza ve verimsizliğin tank içerisindeki üretim esnasında oluşan darbeye dayanım kabiliyetindeki uyumsuzluk nedeniyle ortaya çıktığı ve bu hususunda gizli ayıp niteliğinde olduğu ve ayıp nedeniyle davacının yaptığı masrafın 62.418,17 TL olduğu, davacının bu masraflarını asıl ve birleşen dosyalarda talep ettiği, bu talebin yerinde olduğu ve kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, davacının esas ve birleşen davasının kabulüne\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava açılırken alacağın zamanaşımına uğradığını, ayıbın gizli ayıp olmadığı iddiaları zamanaşımı yönünden değerlendirilmediğini ve bu konu red ya da kabul şeklinde mahkeme kararında irdelenmediğini, müvekkilinin davacı yanla yapmış olduğu sözleşmede verilen garanti süresinin dolduktan sonra davanın açıldığını, taraflar tacir olmasına rağmen bilirkişilerin ilk raporda temel hukuki dayanağının Tüketici Kanununa atıf yaparak tanımlamaya çalışmaları meselenin yanlış hukuki mecrada nitelendirildiğini ortaya koyduğunu, Mahkemece ilk atanan ve keşif yapan bilirkişilerin değerlendirmeyi kök raporda Tüketici Kanunu'nu baz alarak yapmaları ve hatta dayandıkları Tüketici Kanunu'nun mülga kanun olduğu yeni Tüketici Kanunu'ndan dahi haberdar olmayan bilirkişiler olduğundan söz konusu bilirkişilerin tespitlerinin doğrultusunda hüküm kurulmuş olması kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ortaya koyduğunu, Mahkemenin kabul kararında 6. Sayfada 16.12.2020 ve 24.08.2021 tarihli bilirkişi heyetlerinden alınan kök ve ek raporlardan bahsederken heyete eklenen elektrik mühendisi bilirkişisinin asıl teknik uzman olduğu ve o bilirkişinin  heyetten ayrık olarak düzenlediği dosya içerisinde bulunan 24.08.2021 tarihli raporun 2.sayfasında; \"1-....davalı sözleşmede verilen sistemi davacının fabrikasında kurup davacının teknik heyeti ile test edip teslim etmiştir.2- Söz konusu arıza davacının tesisindeki  çalışma koşullarından kaynaklı olup sözleşmede yer alan loadcell IP 67' nin kullanım koşullarının dışında ıslak ve nemli ortamdan kaynaklanmaktadır. Sipariş verilen sistemin böyle bir ortamda kullanılacağı sözleşme yapılırken davalıya belirtilseydi loadcell ... tasarım aşamasında planlanır ve fiyat farkı teklife koyulurdu. 3-Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya konu olan arızanın giderilmesi için ödenen bedelin davacı tarafından ödenmesi kanatinde olduğumu... \" şeklinde rapor verip davalı müvekkiline atfedilecek kusurun bulunmadığını belirtmiş olmasına rağmen mahkemenin gerekçeli kararın 6. sayfasında bilirkişi raporlarına dayanırken elektrik mühendisi bilirkişinin raporundaki bu tespite niye itibar etmediğini, onun tespiti ile diğer bilirkişi raporlarındaki tespitler arasındaki aykırılığın niçin giderilmediğini gerekçelendirmediğini, bu durumun kararın yetersiz bir gerekçe ile ve gerekçe hakkının ihlal edilerek, asıl teknik konu uzmanı olan yüksek elektrik mühendisinin raporunun aksine diğer bilirkişilere itibar edilmesinin hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu, bu yönüyle gerekçeli kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının her iki davasını kısmi dava olarak açmış olup, mahkeme de davayı kısmi dava olarak kabul ettiğini kararın 3. sayfasının 4. Paragrafında \"..harcın tamamlanması talebinin her iki davada davacı tarafından saklı tutularak kısmi davaların açılmış olduğunun reddine karar verilmiştir.\"  diyerek davaların kısmi dava olduğu hüküm altına aldığını, kısmi dava olarak kabul ettiği halde her iki asıl ve birleşen davalarda 1.000'er TL üzerinden açılmış olup daha sonradan davacı yanca 12.06.2020 tarihinde her iki dava toplam 62.418,18 TL üzerinden ıslah edildiğini, dava kısmi dava olarak kabul edildiği halde ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı itirazının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, bu yönüyle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davacının davası zamanaşımına uğramış olup, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini, davanın toplam 62.418,18 TL üzerinden ıslah edildiği halde mahkemenin asıl dava yönünden 1.000 TL'sine 27.12.2016 tarihinden itibaren faiz işletirken 37.311,18 TL'sine ise dava tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren faiz işletildiğini, mahkemenin faiz başlangıcı yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun Mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı davrandığını gösterdiğini, davanın hüküm kısmındaki kabul edilen miktarların davada talep edilmeyen miktarlar olduğu hususunun kararın ne denli yanlış  olduğunu ortaya koyduğunu, asıl dava ve birleşen dava yönünden müvekkilinden kaynaklı herhangi bir kusur bulunmadığını, esasına girilecek ise de müvekkilinin sözleşmeye uygun teslimat yaptığı göz önüne alınarak her iki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımına itirazın gerek dava açılırken gerekse ıslah edilen kısım için tartışılmamış olması, faiz başlangıcının kısmi davanın ıslah edilen kısmından itibaren ıslah edilen miktara faiz işletilebilecekken kısmi dava olarak mahkemece kabul edildiği halde faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren hesaplanması, sözleşmeye uygun teslimatın yapıldığı, taraflar tacir olduğu halde kök bilirkişi raporunda mülga Tüketici Kanunu'na atıf yapılarak irdelemenin yapılmış olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen 01.02.2022 tarihli karar faiz kalemleri dışında esası itibarıyla hukuka ve maddi gerçeğe uygun olup, dava konusu ihtilafı son erdiren bu haklı karara karşı davalı tarafça ileri sürülen iddia ve itirazların dikkate alınmaması gerektiğini, dosyaya sunulan kapsamlı bilirkişi raporlarıyla dava konusu uyuşmazlıkların aydınlandığını, yapılan ek incelemeler sonrasında taraf defter ve belgelerinde yapılan inceleme ile davacının zararının belirlendiğini ve mahkemece haklı ve hukuka uygun şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, bu meyanda davalı tarafça ileri sürülen iddia ve beyanların somut gerçekler ve  hukuk kuralları karşısında  geçerliliği bulunmadığını, davacı lehine ihtar tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece esas davada bir kısım tutar bakımından davalıya gönderilen ihtar tarihinden ıslah edilen tutar bakımından dava tarihinden, birleşen davada ise dava tarihinden itibaren ticari temerrüt  faizine hükmedildiğini, yerleşik  içtihatlar ve hukuk kuralları uyarınca esasında ihtar sonucu davalının temerrüde düşürüldüğü tarihlerden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinin isabetli olacağını, bu itibarla hem esas dava hem de birleşen davada davalıya ihtar gönderilerek temerrüde düşürülmüş olduğu için her iki dava bakımından da kabul olunan tam tutarlar üzerinden  temerrüt  tarihlerden itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesinin uygun olacağını, her iki davada kabul olunan esas tutarlar bakımından haksız, maddi ve hukuki olgu ve dayanaklardan yoksun istinaf taleplerinin reddine, karardaki faiz kalemleri bakımından yeniden değerlendirme yapılarak her iki dava bakımından  temerrüt tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesine ve bu yöndeki katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacıya  teslim edilen tanklardaki loadcell ve manyetik karıştırıcı kanadının değişimi için yapılan masrafın tazmini istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince asıl davanın kabulü ile 38.311,36 TL'nın , birleşen davanın kabulü ile 24.106,81 TL'nin ve 37.311,36 TL'nin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, 11.02.2022 tarihli ek karar ile \"birleşen davanın kabulü ile 24.106,81 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi\" şeklinde tashih kararı verilmiş, asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Taraflar arasında imzalanan 24.03.2015 tarihli sözleşme ile davacı tarafça 250 ve 500 litreden oluşan 2 adet süzüm tankları ile birlikte 250, 500, 1200, 2600 litre kapasiteli imalat tankları 101.000 Euro karşılığında satın alınmıştır. Sözleşmenin 13.maddesinde sözleşme konusu sistemin, ekipman ve imalatın; malzeme, işçilik ve montaj hatalarına karşı geçici kabul tarihinden itibaren 1 yıl, malzeme sevkinden itibaren 18 ay garantili olduğu, işletme hatalarından ve işveren yapılacak işlerden dolayı meydana gelecek arıza ve kusurların bu garantinin dışında olduğu, ayrıca sarf malzemeleri ve normalde aşınmaya maruz parçaların aşınması, eskimesi veya bozulmasının garanti koşullarına dahil olmadığı düzenlenmiştir.  Somut olayda taraflar arasında nitelik vadeden satım sözleşmesi bulunmakta olup, davacı tarafça, satılanın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve birleşen dava açılmıştır. Öğretide ayıp satılanda, vadedilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı)Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6098 sayılı TBK 231/1 maddesinde, \"...Satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının, satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı bu sürenin geçmiş olmasında ortadan kalkmaz.\"<br>Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Bu düzenleme gereği satıma konu malın ayıplı olması halinde TBK 227. Maddesinde  düzenlenen seçimlik hakların dışında, malın ayıplı olmasından kaynaklı alıcının bir zararı oluşmuş ise örneğin ayıplı aracın yanmasından kaynaklanan bedensel zararlar, mahrum kalınan kar vs.  alıcı isterse seçimlik haklara ek olarak aynı davada isterse seçimlik hakları kullanmadan bağımsız bir dava olarak bu zararlarını TBK 146. Maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde talep ve dava edebilir.somut olayda asıl ve birleşen dava, ayıp nedeniyle TBK 227/1 maddesindeki seçimlik hakların kullanılması değil, TBK'nın 112. Maddesi kapsamında zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı, asıl dava yönünden cevap dilekçesi ile zamanasımı definde bulunmamakla birlikte birleşen dava yönünden zamanaşımı definde bulunmuş ise de taraflar arasında 24.03.2015 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetildiğinde davalının zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>A-Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;<br>Dosyada mevcut  03.11.2016 tarihli ... ... tarafından düzenlenmiş 00373 nolu servis raporu içeriğinde, 1200 ve 2600 litre kapasiteli imalat tankları ile ilgili tartım sisteminin ağırlık değerlerinde oynama nedeniyle sorun olduğu, 3x2000 kg loadcell takılı olan tankta 2 adet, 3x1000 kg takılı olan tankta 1 adet loadcell gövdesinde kaçak olduğu, ortamın ıslak ve yıkanmak zorunda olması sebebiyle kullanılan loadcelllerin, suda çalışan model olmaması sebebiyle arızalandığı, loadcellerin suya dayanıklı seçilmeleri gerektiği hususlarının yazılı olduğu görülmüştür. Davacıya satılan imalat tanklarında IP67 marka loadcell kullanıldığı  anlaşılmış olup, davacı, sözleşmeye uygun bir teslimatın yapılmadığını, imalat tanklarında kullanılan loadcellerin uygun model olmadığını iddia etmiş ve loadcellerin değişimine ilişkin dava dışı ... ... Müteahhitlik San. ve Tic. A.Ş. tarafından tanzim edilen 06.12.2016 tarihli 8.200 Euro+KDV (fatura tarihi itibariyle 36.361,44 TL) bedelli faturayı dosyaya sunmuştur.Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu tanklar üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda, davaya konu olan loadcellin  yani  yük hücresinin, üzerine etki eden bir yükü veya kuvveti elektronik bir sinyal haline dönüştüren bir sensör veya bir dönüştürücü olduğu, yukarıda anılan servis raporunda loadcelilerin contalı yapısından kaynaklı olarak sızdırmazlığı sağlayamadığı, bu nedenle elektronik devrelerin su temasından kaynaklı hasar görmesi neticesinde loadcelllerin acil olarak değişimlerinin talep edildiği, 06.12.2016 tarihinde ... ... tarafından hazırlanan fatura içeriğine göre  1 ve 2 tonluk loadcell temini ve montajı gerçekleştirilerek ... marka loadcelllerin Baykon marka ... sınıfı loadcelller ile değiştirildiği, davaya konu olan loadcellin taraflar arasında yapılan ve sözleşmede belirtilen uygunlukta kullanılmış olsa da mekanın kullanım gereği ıslak zemin olması sebebiyle yeterli performansı gösterecek nitelik ve kalitede seçilmemiş olduğu bunun ancak belirli bir süre kullanım sonrası ortaya çıkan  bu tür hasarın 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesine göre gizli ayıp olarak değerlendirilebileceği, mekânın kullanım gereği ıslak zemin olması sebebiyle yıkamaya yeteri kadar dayanım performansı gösterecek nitelik ve kalitede ürünün imalatçı tarafından seçilmemiş olduğu, davacı tarafça loadcell temini ve montajı için ödenen 8.200 Euro +KDV'nin dava tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte toplamının 9.728,33 Euro olduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamına alınan elektrik mühendisi bilirkişi ayrık raporunda ise arızanın  davacının tesisindeki çalışma koşullarından kaynaklandığı, sipariş verilen sistemin böyle bir ortamda kullanılacağının sözleşme yapılırken davalıya bildirilmesi halinde ... loadcellin tasarım aşamasında planlanabileceği, fabrika daha işletmeye alınmadan sözleşme imzalandığından tarafların oluşabilecek ıslak ve nemli ortam için bir öngörüleri olmayabileceği , arızanın 1 yıllık garanti kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye konu tankların teknik özellikleri, davacının da imzası bulunduğu 24.03.2015 tarihli dosyada mevcut tekliflerde belirlenmiştir. Davacı tarafından satın alınan tanklar ve tanklarda kullanılan loadcellerin, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen nitelikte ve uygunlukta olduğu  ancak  loadcellerin değişimine yol açan sebebin, tankların çalıştırıldığı ortamın ıslak ve yıkanmak zorunda olmasından ve kullanılan loadcellerin suda çalışan model olmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. <br>Davacı tarafça fabrika kurulumu aşamasında satın alınan ve 06.08.2015 tarihinde tarafların karşılıklı olarak imzaladıkları fabrika kabul testi protokolü ile kurulumu tamamlanan tankların,  davacı tarafından ıslak ve nemli bir ortamda kullanılacağının veya zamanla tankların çalıştırıldığı ortamın ıslak ve yıkanmak zorunda olacağının davalı tarafça bilindiğine dair dosya kapsamında herhangi bir iddia ve ispat bulunmayıp , bu durumun bilinmesine rağmen davalının telkin ve tavsiyesiyle satın alınan tanklarda suya dayanıklı olmayan loadcellerin kullanıldığı da dosya kapsamında ispat edilmemiştir. Zamanla tankların çalıştırıldığı ortamın, satın alınan tanklarda kullanılan loadcellere uygun olmaması, ayıbın varlığını göstermeyecek olup, davacının ayıp iddiasını dosya kapsamında toplanılan deliller ile  ispatlayamadığı gözetildiğinde asıl davanın reddine karar vermek gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda davalının asıl davaya yönelik istinaf isteminin kabulü, davacının  ise istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>B-Birleşen  dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Dosyada mevcut 15.03.2017 tarihli ... Makina İmalat ... Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından hazırlanan  durum raporu içeriğinde, manyetik parçacıkların bulunduğu bölgelerin üzerindeki kaplama sacının zayıflığı ya da karşı manyetik kuvvetin büyüklüğü nedeniyle içe doğru kabarma yaptığı, kabaran bölgelerin çalışma esnasında tank gövdesine bağlı bulunan base plate ile temas ettiği ve üzerindeki paslanmaz çelik saç kaplamasının tamamen tahrip olduğu, tahribatın olduğu bölgelerdeki manyetik parçacıkların açığa çıktığı yüzeylerinin de aşındığı, tahribat  nedeniyle polisaj işlemi yapılması suretiyle aşınan bölgelerin tamiratın mümkün olmadığı  hususlarının yazılı olduğu görülmüştür .Davacı, ayıplı olduğu iddia olunan davaya konu parça olan “... ... ... ...” adlı parçanın , dava dışı ... Metal ve Endüstriyel Ürünler San. Tic. A.Ş.'den satın alındığını beyan etmiş ve buna dair 12.05.2017 tarihli içerğinde Euro kuru belirtilen  19.960,83 TL+KDV bedelli faturayı dosyaya sunmuştur.Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu tanklar üzerinde keşfen yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda, manyetik karıştırıcı kanatçıklarda meydana gelen kanatçık ve kömür deformasyonlarının tahribatı yönünden kullanılan malzemenin yeterli kalınlık ve kalitede olmadığı, tank içerisindeki üretim esnasında oluşan darbeye dayanım kabiliyetindeki uyumsuzluk nedeniyle deformasyonun oluştuğu, bu tür hasarın gizli ayıp olarak yorumlanabileceği, davacı tarafça manyetik karıştırıcı temini için ödenen 5.200 Euro +KDV'nin dava tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte toplamının 6.047,44 Euro olduğu belirtilmiş; itiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise manyetik karıştırıcının keşif anında değiştirilmiş olduğu, değiştirilen manyetik karıştırıcı üzerinde yapılan incelemede kaplamasının zayıf olması ve mıknatıslanma etkisine karşı koyamayacak mukavemet zayıflığına hasıl olması sebebiyle soyulmaya başladığının, kopan parçacıkların ise tank içerisinde hassas üretim yapan tesisteki ürüne zarar verebileceğinin tespit edildiği, dava konusu olan manyetik karıştırıcı için dosya kapsamında sunulmuş bulunan ... Makine İmalat ... Madencilik San. Tic. A.Ş. Firmasına ait durum raporu da dikkate alınarak gerekli teknik yorumlar yapıldığı belirtilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut olayda davacı tarafın dayandığı durum raporu, dava dışı firma tarafından tanzim edilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da değiştirilen manyetik karıştırıcı üzerinde inceleme yapıldığı belirtilmiştir. Bu durumda satıma konu tanklarda kullanılan manyetik karıştırıcı üzerinde ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi için teknik inceleme yapılmadığı gibi tek taraflı olarak tanzim edilen dava dışı firmaya ait durum raporu da  davalının kabulünde olmadığından davalıyı bağlayıcı nitelikte değildir. Davalı tarafından teslim edilen tanklardaki manyetik karıştırıcının ayıplı olduğunun davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanmadığı anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar vermek gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda davalının birleşen davaya yönelik istinaf isteminin kabulü, davacının ise istinaf isteminin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br> Davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>A-Asıl davada:<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah aşamasında alınan 668,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 53,00 TL'nin karar kesin olduğundan  talep halinde davacıya iadesine <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına <br>4-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 99,00 TL yargılama giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 38.311,36 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,   <br>6-Karar kesin olduğundan HMK'nın 333. Maddesi ve Gider Avansı Tarifesi'nin 5.maddesi uyarınca  kullanılmayan gider  avansının yatırana iadesine<br>B-Birleşen davada:<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah aşamasında alınan 426,40  TL harcın mahsubu ile bakiye 189,00 TL harcın davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına <br>4-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 100,00 TL yargılama giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 24.106,81 TL  vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>6-Karar kesin olduğundan HMK'nın 333. Maddesi ve Gider Avansı Tarifesi'nin 5.maddesi uyarınca  kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine<br> C-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;<br>a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,<br>d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan toplam istinaf başvuru harcı 441,40 TL'den oluşan yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, asıl ve birleşen dava yönünden    HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.25/12/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e85e6ab915138380","SID":"1089b94b58c19ed2"}}