{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1132 <br>KARAR NO:2025/1977<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/02/2022<br>NUMARASI:2019/15 E. -  2022/92 K. <br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ile davalılardan ...'nın  davacı ...Şti. ile davalı ... Şti. adlı şirketlerin %50'şer payla ortakları iken birlikte almış oldukları karar ile ortaklıklarını sonlandırmak amacıyla  protokol düzenlediklerini,   06.08.2015 tarihli \"Hisse Devir ve Satış Protokolü\" başlıklı protokol uyarınca her iki şirketin alacakları ve borçları, demirbaşları ve iş yaptıkları firmalar da dahil olmak üzere her iki tarafa da %50 kalacak şekilde pay edildiğini, ortaklığın sona erdirilmesi ile  davacı ...Şti.'nin tüm alacak ve borçları ile davacı ...'a,  davalı ... Şti.'nin ise  ise yine tüm alacak ve borçları ile birlikte  davalı ...'ya devredildiğini,  06.08.2015 tarihli, Üsküdar.. Noterliğinin ...yevmiye numaralı  limited şirket pay devri sözleşmesi  ile  davalılardan ...'nın davacı .. Şti.'deki payını şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla davacı  ...'a devrettiğini kabul ve beyan ettiğini,  ancak protokol ekinde yer alan  ve davacu ... şirketine ait aktif ve pasif malvarlıkları listesinde yer alan...'daki dairenin davacılara  devrinin davalı tarafından yapılmadığını, söz konusu dairenin ortaklık giderilmeden önce şirketin alacağına karşılık devralındığını, tapusunun da davalı ... adına çıkarıldığını,  davacının tüm taleplerine rağmen taşınmazın devrini yapmaktan kaçınan davalı ...'nın  taşınmazı yanında çalışan  üçüncü kişi  ...'ya devrettiğini, taraflar arasında imzalanan protokol ve devir sözleşmesine istinaden  davacıya  devri gereken şirketin alacağına karşılık devralınmış olan ve şirketin kayıtlarında görünen taşınmazın müvekkiline değil de bir başkasına devredilerek müvekkillerinden  mal kaçırılmaya çalışıldığını,  taşınmazın bedelinin ödenmesi amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak sonuç alınmadığını,  uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde söz konusu Edirne ili, Keşan ilçesi, Beğendik Köyü, Saral Sitesi Toplu Konutları'nda yer alan taşınmazın değerinin tespiti halinde davanın değerinin arttırılacağını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın değerinin tespiti sonrasında arttırılmak üzere şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının  hem  şirket hem de şahsı adına dava açtığını, husumet itirazları olduğunu, zamanaşımı itirazları olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalı ... Şti. ile ... Şti. arasında,  tarafların kararı ile 06/08/2015 tarihli hisse devir ve satış protokolü imzalandığını, bu protokol uyarınca her iki şirketin alacakları ve borçları, demirbaşları ve iş yaptıkları firmalar her iki tarafa da %50 kalacak şekilde paylaştırıldığını,  böylelikle taraflar arasındaki ortaklığın da sonlandırıldığını,  bu hisse devir sözleşmesine göre alacak ve borçlar paylaştırıldığı halde davacı tarafın ortaklık döneminden doğan borçlarını ödemediğini, bu borçların bir kısmının... Turizm adına göründüğü için müvekkilinin mağdur olduğunu, ortaklık dönemine ait olan davacılar tarafından ödenmesi gereken  ancak davacılar tarafından ödenmeyen ve  davacının payına düşen borçların ''Pastane muhasebe ücreti 1.000,00 TL, ... kira stopaj 1.947,50 TL,... sgk+ stopaj borcu 2.175,00 TL, Ortak iki hesap 282,84 TL, ... kredi kartı 1.250,00 TL, Sıtkı şahin ödeme 1.500,00 TL, Vergi dairesi ödeme 1.324,23 TL, ...borcu 1.000,00 TL, Büro kira 6.000,00 TL, ... Ümraniye/İst 636 ada, 1 parselde bulunan dükkana ait satıştan doğan kdv farkı yarısı 25.000,00 tl, Yöntem filo 1.750,00 tl, ...’ nın ...Turizm için çalıştığı döneme ait hakediş tazminatı ve elden alınan nakit borçları'' şeklinde olup ödenmediğini,  davalı ... şirketine ait İstanbul ili, Ümraniye ilçesi çakmak mah. 636 ada, 1 parseldeki 2  nolu bağımsız bölümün  08/07/2015 tarihinde satıldığını,  kesilen ilk faturada KDV'nin % 1'den hesaplandığını, 1980,20 TL çıktığını,  fakat KDV'nin % 18'den  hesaplanması gerektiği muhasebe tarafından belirtilince KDV'nin 30.508,47 TL'ye çıktığını,  hisse devir satış protokolünün 06/08/2015 tarihinde yapıldığını, 7. ayın  muhasebe beyanları 8. ayın 20' sinde verildiğini ve düzeltemenin  8. ayın 20'de yapıldığı için bu farkın asfiyeden sonra ortaya çıktığı için hesap taplosunda belirtilmediğini,  KDV farkı olan 28 528, 27 TL'nin devlet alacaklarına uygulanacak olan faizi ile ödenmesi gerektiğini,  bu borcun yarısının da davacılara ait olduğunu,   yapılan protokolde,  ...'taki dairenin davalı ... şirketine bırakıldığını,  bu borçlara ek olarak davacı ...'ın ... şirketine ait  stanbul ili, Ümraniye ilçesi ...  Mah. 636 ada, 1 parsel 14  nolu bağımsız bölümde (çakmakdaki daire) 06/08/2015 tarihinden bu yana ikamet ettiğini, bu tarihten itibaren hiçbir ayın kira bedelini ödemediğini, daireyi de tüm taleplerine  rağmen boşaltmadığını, bu dairenin kira bedellerinin faizi ile belirlenip,  mahsup edilmesi gerektiğini, toplam kira borcunun  100.000,00 TL civarında olduğunu,  İstanbul İl Özel İdaresi  ile ...  şirketi  ve  müşterek borçlu ve müteselsil  kefil  davacı... şirketi  arasında İstanbul ....Noterliğinde 01/12/2010 tarih ve... yevmiye numarası ile tasdik ve tescil edilen Ümraniye İlçesi , ... Mah. ... Sokağı 19 Pafta, 350 Ada, 55 Parsel, 450.00 metrekare alanlı arsanın otopark olarak kullanılması için kiralandığını, bu kiralanan yerin ve 350 ada, 57 parsel 158,15 metrekare yere ait ecrimisil alacağı ihbarnamelerinin 25/02/2016 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini,  bahse konu arsaların ortaklık döneminde kullanıldığını, ihbarnamelerin  de ortaklık dönemine ait borcu içerdiğini, 24/10/2019 tarihi itibariyle bu borcun 56.963,17 TL olduğunu, ancak davacı tarafın bu borcun yarı bedeli olan 28.481,58 TL'yi de ödemediğini, davacının hisse devir ve satış sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, ortaklık dönemine ait borçlarını ödemediğini,  davalının ortaklığın sonlandırılmasından sonra da mağdur edildiğini, TBK'nın  97.maddesine göre  davacı tarafın kendi edimlerini yerine getirmeden müvekkilinden talepte bulunamayacağını, kaldı ki, taraflar arasında imzalanan hisse devir ve satış protokolü resmi yazılı bir sözleşme olmayıp taşınmaz devri açısından hukuki bir geçerliliği de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.Basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin son sözleri dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Yargılama sırasında 24/05/2020 tarihinde davacılardan ... vefat etmiş ve davaya mirasçılık belgesine göre mirasçıları devam etmiş ve temsile ilişkin vekaletnameler de tamamlanmış ve bu kapsamda oluşan yeni taraf teşkiline göre yargılamaya devam edilmiştir.Yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya bakıldığında; taraflar arasında 06/08/2015 tarihinde hisse devir ve satış protokolü başlıklı sözleşme  yapıldığı tarafların kabulündedir. Bu sözleşme birçok ayrıntılara ve maddelere sahip olup işbu davadaki uyuşmazlık sözleşmede geçen ve bedeli de gösterilen Keşan'daki dairenin bedelinin tahsili isteminden ibarettir. Bu kapsamda söz konusu  dairenin bulunduğu Keşan/Edirne ilçesine talimat yazılarak keşif icra ettirilmiş ve dairenin değeri bilirkişi marifetiyle belirlenmiştir. Söz konusu  dairenin tanık olarak dinlenen bir dönem tarafların çalışanı olan .. adına kayıtlı olduğu ve değerinin 330.000,00 TL olduğu görülmüştür. Anılan istinabe işlemleri ile yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına taraf vekillerinin bir itirazı olmamıştır. Davacı vekili tarafından talep arttırım dilekçesi verilmiş ve davanın değeri 275.000,00 TL olarak belirlenmek suretiyle harç tamamlanmıştır. Davalılar vekili tarafından esasen sözleşme gereği davacıların edimlerini ifa etmedikleri ve özellikle ortaklı dönemine ilişkin paylarına düşen bir kısım borçları ödemedikleri ve bu nedenle kendilerinin de davaya konu taşınmaz yönünden ifadan kaçındıkları savunulmuştur. Ancak bu savunma sözleşmenin içeriğine, koşullarına ve özelliklerine göre aynı anda ifayı gerektirir bir husus ve sözleşme dışındaki alacak/borç ilişkilerinin uyuşmazlıkla bir ilgisi görülmediğinden dinlenmemiştir. Zira geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkansız hale getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. TBK. m. 112 (BK. m. 96) hükmüne göre; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482) Mahkememizce yapılan değerlendirmede davalının inkar edilmeyen sözleşme ve içeriğine göre ve özellikle tanık beyanları da gözetildiğinde davalı tarafın dairenin devrini gerçekleştirmediği, tespit ve beyan edildiği üzere daireyi üçüncü bir kişiye satarak sözleşmeye açıkça aykırı davrandığı , taşınmaz devrine ilişkin sözleşme geçersiz olsa bile gösterilen bedelin istenebileceği, davacıların davalarını TMK,6  ve HMK, 190 maddeleri gereğince ispat ettikleri sonuç ve kanaatiyle davanın kabulü ile , taleple bağlılık ilkesi ve tarafların tacir sıfatına göre faiz türü de gözetilerek  275,000,00 TL'nin  dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, müştereken ve müteselsilen davacılara verilmesine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 26,  297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. \"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile 275,000,00 TL'nin  dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, müştereken ve müteselsilen davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı,  davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının hem şirket hemde şahsı adına dava açtığını, husumet itirazları olduğunu,  sözleşmenin şirketler arasında yapıldığını, davalı ... Şti. ve ...'nı  müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu tutulmasının bozmayı gerektirdiğini, ihtilafın şirketler arasında oluğunu,  şirket yetkilileri olarak imza attıklarını, dava  konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, bunun mahkemece değerlendirilmediğini,  ... Şti. ile .... Şti. arasında, tarafların kararı ile 06/08/2015 tarihli hisse devir ve satış protokolü imzalandığını,  bu protokol uyarınca her iki şirketin alacakları ve borçları demirbaşları ve iş yaplıkları f okulların her iki tarafa da %50 kalacak şekilde paylaştırıldığını,  böylelikle taraflar arasındaki ortaklığın sonlandırılsığını,  bu hisse devir sözleşmesine göre alacak ve borçlar paylaştırıldığı halde davacının ortaklık döneminden doğan borçlarını ödemediğini,  bu borçların bir kısmının ... Turizm adına göründüğü için  davalının  mağdur olduğunu, davacılar tarafından ödenmesi, gereken ancak davacılar tarafından ödenmeyen davacının payına düşen borçlarının  ''Pastane muhasebe ücreti 1.000,00 TL, ... kira stopaj 1.947,50 TL, ... sgk+ stopaj borcu 2.175,00 TL, Ortak iki hesap 282,84 TL, ... kredi kartı 1.250,00 TL, Sıtkı şahin ödeme 1.500,00 TL, Vergi dairesi ödeme 1.324,23 TL, ... borcu 1.000,00 TL, Büro kira 6.000,00 TL,... Ümraniye/İst 636 ada, 1 parselde bulunan dükkana ait satıştan doğan kdv farkı yarısı 25.000,00 tl, Yöntem filo 1.750,00 tl, ....’ nın ... Turizm için çalıştığı döneme ait hakediş tazminatı ve elden alınan nakit borçları'' şeklinde olup  ödenmediğini, davalı ... şirketine ait İstanbul ili, Ümraniye ilçesi çakmak mah. 636 ada, 1 parseldeki 2  nolu bağımsız bölümün  08/07/2015 tarihinde satıldığını,  kesilen ilk faturada KDV'nin % 1'den hesaplandığını, 1980,20 TL çıktığını,  fakat KDV'nin % 18'den  hesaplanması gerektiği muhasebe tarafından belirtilince KDV'nin 30.508,47 TL'ye çıktığını,  hisse devir satış protokolünün 06/08/2015 tarihinde yapıldığını,7. ayın  muhasebe beyanları 8. ayın 20' sinde verildiğini ve düzeltemenin  8. ayın 20'de yapıldığı için bu farkın asfiyeden sonra ortaya çıktığı için hesap taplosunda belirtilmediğini,  KDV farkı olan 28 528, 27 TL'nin devlet alacaklarına uygulanacak olan faizi ile ödenmesi gerektiğini,  bu borcun yarısının da davacılara ait olduğunu,   yapılan protokolde,  ...'taki dairenin davalı Balkaya şirketine bırakıldığını,  bu borçlara ek olarak davacı ...'ın ... şirketine ait  stanbul ili, Ümraniye ilçesi ...  Mah. 636 ada, 1 parsel 14  nolu bağımsız bölümde (çakmakdaki daire) 06/08/2015 tarihinden bu yana ikamet ettiğini, bu tarihten itibaren hiçbir ayın kira bedelini ödemediğini, daireyi de tüm taleplerine  rağmen boşaltmadığını, bu dairenin kira bedellerinin faizi ile belirlenip,  mahsup edilmesi gerektiğini, toplam kira borcunun  100.000,00 TL civarında olduğunu,  İstanbul İl Özel İdaresi  ile ...  şirketi  ve  müşterek borçlu ve müteselsil  kefil  davacı... şirketi  arasında İstanbul ...Noterliğinde 01/12/2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik ve tescil edilen Ümraniye İlçesi ,... Mah. ... Sokağı 19 Pafta, 350 Ada, 55 Parsel, 450.00 metrekare alanlı arsanın otopark olarak kullanılması için kiralandığını, bu kiralanan yerin ve 350 ada, 57 parsel 158,15 metrekare yere ait ecrimisil alacağı ihbarnamelerinin 25/02/2016 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini,  bahse konu arsaların ortaklık döneminde kullanıldığını, ihbarnamelerin  de ortaklık dönemine ait borcu içerdiğini, 24/10/2019 tarihi itibariyle bu borcun 56.963,17 TL olduğunu, ancak davacı tarafın bu borcun yarı bedeli olan 28.481,58 TL'yi de ödemediğini,  davacının bu  hisse devir ve satış sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, ortaklık dönemine ait borçlarını ödemediğini,  davalının  ortaklığın sonlandırılmasından sonra da mağdur edildiğini, TBK'nın 97.maddesine göre  davacının kendi edimlerini yerine getirmeden müvekkilinden  talepte bulunamayacağını, kaldı ki taraflar arasındaki  protokolün  resmi yazılı şekilde yapılmadığını,  taşınmazın devri açısından  hukuki geçerliliği bulunmadığını,  resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmelerinin geçersiz olduğunu ve tarafları bağlamadığını, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedildiğini,  davacının 16/11/2021 tarihli dilekçesi ile taleplerini artırdığını, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki 06.08.2015 tarihli protokolden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar, davalı ile imzalanan 06.08.2015 tarihli \"Hisse Devir ve Satış Protokolü\" başlıklı protokol uyarınca Keşan'daki taşınmazın devrinin kendilerine yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak devrin yapılmadığını,  taşınmazın üçüncü  bir kişiye devredildiğini ileri sürerek, taşınmazın bedelinin tahsiline karar verilmesi için eldeki davayı açmış; davalı ise, protokol ile tarafların taraf şirketlere ilişkin   borç ve alacakları hesaplayarak pay ettiğini, ancak TBK'nın 97. maddesi uyarınca davacının ödemediği borçları bulunduğunu ve bunları ödemeden  kendisinden talepte bulunamayacağını, protokolün resmî yazılı şekilde yapılmadığını ve taşınmaz  devrine ilişkin olarak borç doğurmayacağını, ayrıca talebin zamanaşımına uğradığı gibi husumetin de doğru  yöneltilmediğini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın değerinin belrilenmesi için alınan bilirkişi raporu, tanık beyanları ve protokol uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.06.08.2015 tarihli \"Hisse Devir ve Satış Protokolü\" başlıklı protokolde '' 01.08.2015 tarihine kadar  ... Turizm ve ... Turizm  %50 ortak ...  %50 ... ortaklardan ekte sunmuş olduğumuz 4 sayfalık  ... Turizm'in alacakları ve borçları, ... Turizm'in  alacakları ve borçları demirbaşlar hesaplanarak  aralarında anlaşarak pay edilmiştir. Taşımacılık yapılan firmalar ve okullar anlaşarak paylaşım yapılmıştır. ... Turizm ..., ..., ...'u ...Turim çekecektir. ... Turizm ise; İbrahim... Okulu, ... Ortaokulu, ... Ortaokulu, ... ve ...'ı çekecektir.  Karşılıklı anlaşarak pay edilmiştir. '' ifadelerine yer verildiği,  davalı ...... ve davacı ...'ın alıcı ve satıcı olarak  protokolü imzaladığı, protokole  .. ve ...'ın da  şahit olarak imza attığı, protokol ekindeki belgelerde ''keşan ... 275,000 TL ''ifadesinin yer aldığı  anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen  ve yukarıda yer verilen protokol tarafların kabulünde olup  imzasına itiraz edilmemiştir.Davalı gerçek kişinin,  davacı gerçek kişiye protokol hükümlerince Keşan'daki dairenin verilmesinin kararlaştırılmadığına dair bir savunmasının olmadığı, bilakis davacının ortaklık döneminden doğan borçlarını ödemeden kendisinden ödeme talebinde bulunamayacağını savunduğu, tanık beyanları ve protokol hükümleri nazara alındığında davalı ...'nın protokole göre dava konusu Keşan'daki daireyi davacı gerçek kişiye  devretmeyi taahhüt ettiği ancak bu edimini yerine getirmediği, davacının eldeki davada dairenin bedelini talep etmekte haklı olduğu kanaatine varıldığından, mahkemece davanın davacı gerçek kişi mirasçıları yönünden  kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.Ticaret Sicil  Gazetesi kayıtlarının ve hisse devri sözleşmelerinin  incelenmesinde; davacı ...'ın davalı şirketteki %50 hissesini 06.08.2015 tarihli, Üsküdar ... Noterliğinin... yevmiye numaralı  limited şirket pay devri sözleşmesi  ile davalı ...'ya devrettiği, yine davalı ...'nın da davacı şirketteki %50 hissesini Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı  limited şirket pay devri sözleşmesi ile davacı ... 'a devrettiği, davacı ve davalı şirketler olan ...Tur. İşletmeciliği ... Şti. ile  ...Şti.'nde, davacı ...  ve davalı ...'nın%50'şer hisseli ortak oldukları, aynı zamanda her birinin şirketleri münferiden temsile yetkili müdür oldukları,  yukarıda yer verilen hisse devir sözleşmeleri ile karşılıklı paylarını devrettikleri, bu şekilde davacı şirketin tek hissedarının davacı ... olduğu, davalı şirketin tek hissedarının ise davalı ... olduğu, bu durumda, söz konusu protokol ve eklerine göre  protokolün davacı ve davalı gerçek kişiler  arasındaki şirket ve diğer işlere ilişkin ortaklığın sona erdirilmesine ilişkin olduğu, alacak talebinin  de bu protokol ve ortaklığın sona erdirilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Dava konusu talep ortaklıktan doğan alacağa ilişkin olduğundan,  eldeki davada geçerli olan zamanaşımı süresi TBK'nın 127/4 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresidir.  İlk derece mahkemesince davalının zamanaşımı itirazı hakında bir karar verilmemiş olması doğru olmamış ise de bu husus  Dairemizce incelenerek, dava tarihi ile protokol tarihi nazara alındığında,  dava tarihi  olan 04.09.2019 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava dilekeçsinde belirtilen miktar yönünden davanın zamanaşıma uğramadığı anlaşıldığından, kaldırma sebebi yapılmamış ve davalı vekilinin  zamanaşımına ilişkin istinaf  sebebinin reddi gerekmiştir.Davacı tarafça dava 10.000 TL bedel gösterilerek, belirsiz alacak olarak nitelendirilerek belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de,  dava kısmi dava niteliğindedir.  Zira protokolde Keşandaki dairenin karşılığında 275.000 TL  miktar belirtildiği, alınan bilirkişi raporunda dairenin fiyatı daha yüksek belirlenmiş olmasına rağmen davacı tarafça protokoldeki miktar üzerinde dava değerinin 275.000 TL'ye yükseltildiği görülmektedir. Bu durumda davacı alacak miktarını dava açtığı tarihte belirlenebilir niteliktedir ve davasını  kısmi dava olarak ikame ettiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili  10.000 TL olan dava değerini 16.11.2021 tarihli ıslah  dilekçesi ile 275.000 TL'ye yükseltmiştir. Davacının ıslah dilekçesi davalılar vekiline 23.11.2021 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiştir. Ancak davalılar vekilince, davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunlmasına rağmen davacılar vekilinin ıslah dilekçsi ile arttırılan kısma  yönelik  yasal süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunulmadığı anlaşıldığından, ıslah edilen miktar yönünden istinaf dilekçesinde  ileri sürdüğü zamanaşımı itirazının da  reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından, ıslahla artırılan kısım bakımından dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edildiği, davalı vekilinin bu yöne ilişkin açık bir itirazda bulunmadığı; davalı tarafın protokol uyarınca davacıya devredilmesi gereken daireyi üçüncü bir kişiye devrettiği, satış bedelini haksız olarak elinde tuttuğu, bu nedenle temerrüt için ihtara gerek bulunmadığı dikkate alındığında, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kararın isabetli olduğu sonucuna varıldığından, davlı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Taraflar arasındaki protokol, taşınmaz  devrini  içermesine rağmen resmî yazılı şekle uyulmadan yapılmış ise de, protokol uyarınca edimlerin yerine getirildiği, bu aşamadan sonra geçersizliğin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalının devrini taahhüt ettiği taşınmazın devredilmemesi sebebiyle bedelinin tahsili istemiş olup bu hâliyle imzası inkâr edilmeyen protokol uyarınca devredilmeyen dairenin bedelini davalının davacıya ödemekle yükümlü bulunduğundan, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalılar vekili tarafından, sözleşme gereği davacıların edimlerini ifa etmedikleri,  özellikle ortaklık dönemine ilişkin paylarına düşen bir kısım borçları ödemedikleri, bu nedenle davalıların davaya konu taşınmaz yönünden ifadan kaçındıkları savunulmuş, bir diğer deyişle ödemezlik defiinde bulunulmuştur. Ancak  davalılar tarafından ileri sürülen  borçların  taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine, koşullarına ve özelliklerine göre aynı anda ifayı gerektirir  nitelikte olmadığı gibi sözleşme dışındaki alacak/borç ilişkilerine  ilişkin olduğu,  uyuşmazlıkla bir ilgisi  bulunmadığı anlaşıldığından  bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir.Bir davanın tarafları o davada gerçekten davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esasa hakkında inceleme yapıp karar veremez; davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilir. Ancak  somut olayda, taraflar arasındaki protokol davacı ve davalı şirketler arasında değil, davacı ve davalı gerçek kişiler arasında düzenlenmiş olup  davacı ... Barçın ve davalı ... tarafından  imzalandığı,  davacı ve davalı şirketlerin taraf olmadıkları anlaşılmıştır. Bu durumda davacı şirketin eldeki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi, davalı şirketin de pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, ilk derece mahkemsince şirketler yönünden açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, şirketler yönünden de işin esasına ilişkin karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Bu nedenle davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kararın bu yönden düzletilmesine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davacı...  Şti. tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle reddine, 2-Davacılar ... mirasçıları tarafından davalı ... Ltd. Şirketi aleyhine açılan davanın davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine,3-Davacılar ... mirasçıları tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile  275,000,00 TL alacağın  dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılar ... mirasçılarına verilmesine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.785,25 TL karar ve ilam harcından 170,78 TL peşin harç ve 4.530,00 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 14.084,47 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2 maddeleri ile AÜT  uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irad kaydına,6-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı 170,78 TL peşin harç , 4.530,00 TL tamamlama harcı, 6,40 TL vekalet harcı,  169,35 TL posta masrafı ve 520,00 TL talimat masrafı olmak üzere toplam 5.440,93 TL yargılama giderinin davalı ...'dan  alınarak davacı ...  mirasçılarına  verilmesine,7-Davacı ...mirasçıları kendilerini  bir vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ... mirasçılarına verilmesine,8-Davacı ... Tur.Otomotiv İnş.Taah.ve Gıda Tic.Ltd. Şti.tarafından davalılar aleyhine açılan davanın  aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi sebebiyle, davalılar yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürülükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000 TL maktu vekalet ücretinin davacı... Şti'nden alınarak alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacılar ... mirasçıları tarafından davalı ... Turizm Taş.ve Gıda San.ve Tic.Ltd.Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verildiğinden, bu davalı  yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve ret sebebi farklı olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000 TL maktu vekalet ücretinin davacı ... mirasçılarından alınarak,  davalı ...Şti'ne verilmesine,10-HMK'nın 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan gider  avanslarının yatıran taraflara iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Davalılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 270,70 TL kanun yolu giderinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 12-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"add28f08d0580af7","SID":"41cb8c068350f001"}}