{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi        21.Hukuk Dairesi  2023/1732 Esas 2025/1631  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1732 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1631<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 05/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/530 Esas 2023/857 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 18/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/01/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının trafikte seyir halinde iken karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, araç sürücüsünün hastaneye kaldırıldığını, hastanede kazadan hemen sonra alınan testte 0,04 promil alkol görünmekte ise de, müvekkilinin işçisi olan araç sürücüsünün alkol kullanmadığını, beslenme veya alınan ilaçların kanda alkol olarak görünme ihtimali bulunduğunu, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini  belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 110.000,00 TL'ye artırmıştır.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını, araç sürücüsünün yasal sınırı aşan oranda alkollü olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu, diğer araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, münhasırlığın olayda mevcut olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 19/10/2021 tarihinde sigortalı aracın trafikte seyri sırasında olay mahalli ışıklı kavşağa geldiğinde ön ilerisinde kırmızı ışık sebebiyle duraklayan araca arkadan çarpmasıyla somut olaya konu trafik kazasının meydana geldiği, kazada sigortalı araç sürücüsünün takip mesafesini korumayarak ve aracın hızını yolun durumuna göre ayarlamayarak, ışıkta duraklayan araca arkadan çarpması sebebiyle %100 oranında kusurlu olduğu, alınan rapora göre aracın onarımının ekonomik olmadığı ve pert olduğu, aracın pert bedelinin ise 110.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, tespit edilen zararın giderilmesi konusunda davacı aracının kasko sigortacısı olan davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar araç sürücüsünün alkollü olduğundan bahisle zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı davalı tarafça savunulmuşsa da, dosya kapsamında alınan ATK raporuna göre araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğunun net bir şekilde tespit edilemeyeceği, zararın teminat dışı kaldığının ispat yükünün davalı sigorta şirketinde olduğu, araç sürücüsünün olay anında alkollü olduğunun ispatlanamadığı, davalının oluşan zararı poliçe kapsamında karşılaması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 08/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu hasarın kasko poliçesi genel şartları uyarınca teminat dışında kaldığını, kaza saatinde sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırı aşan oranda alkollü olduğunun tespit edildiğini, kasko genel şartları A.5.5 maddesi uyarınca alkollü araç kullanmanın teminat dışı hal olarak değerlendirildiğini, sigortalı araç ticari araç olup, yasal sınırın 0,20 promil olduğunu, alkol ölçümü sırasında 0,04 promil alkollü çıkan sürücünün alkol oranı tespitinde Yargıtayın belirlediği esasları dikkate alarak değerlendirme yapıldığında (ortalama 0,15 promil saat başına) sigortalı aracın yasal sınırın çok üzerinde alkollü olduğunun tespit edileceğini, Yargıtayın aradığı diğer şartlardan olan sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olma halinin ise olayda mevcut olduğunu, Yargıtayın aradığı bir diğer şart olan münhasırlık hususunun da olayda bulunduğunu, 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğinin tespit edildiğini,  daha sonrasında dosya adli tıp kurumuna gönderilmiş olup, adli tıp kurumunca net bir değerlendirme yapılmamasına rağmen aleyhlerine hüküm kurulduğunu, adli tıp kurumu aleyhe karar verilecek şekilde bir yorum veya tespitte bulunmadığını, adli tıp kurumu tarafından kaza ile ölçüm arasındaki sürenin herhangi bir anına kadar geçen zaman dilimi içerisinde vücuttan atılarak sıfır düzeyine inebilecek alkolden mi, ...'in kaza anında alkolsüz olmasından mı kaynaklanacağının mevcut veriler ile ayırt edilemeyeceğinin belirtildiğini, davacının bu hali ile iddiasını ispatlayamadığını, davacının bu husustaki beyanlarının bu sebeple dikkate alınabilir bulunmadığını, eldeki veriler ve kazadan 8 saat sonra yapılan ölçümde kaza anında sürücünün alkollü olduğunun görüleceğini, bu sebeple adli tıp kurumu tarafından yapılan aleyhe tespite katılmalarının mümkün olmadığını, sigortalı aracın kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere duran araca çarptığını, kaza anından uzunca bir süre sonra alınan numunenin bu şekilde yorumlanması ve müvekkili şirket aleyhine olacak şekilde nitelendirilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, kan ölçüm saati itibari ile kazaya karışan sürücünün kanında alkol olduğunun kan ölçüm raporu ile sabit bulunduğunu, aksinin kabulünün de bu kapsamda mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında nörolog ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 05/12/2022 tarihli kök, 03/02/2023 havale tarihli nörologdan alınan ek rapor, kasko ekspertiz raporu, hasarlı araç fotoğrafları, İstanbul ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 12/04/2023 tarihli rapor, davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine davalının 24/12/2021 tarihli ret yazısı, davalı şirket müzekkere cevabı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/33 D. İş sayılı tespit dosyasında makine mühendisinden alınan 24/04/2022 tarihli tespit raporu, davacı aracının sürücüsünün 20/10/2021 tarihli raporu dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacının başvurusu üzerine davalı 24/12/2021 tarihli cevabında, hasar tazminat talebinin kasko genel şartlarının A.5.5 maddesi gereğince karşılanamayacağı bildirilmiştir. <br>\tAnkara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/33 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan tespit raporunda, sigortalı aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın pert olduğu, sigortalı araç rayiç değerinin 300.000,00 TL, sovtaj bedelinin 130.000,00 TL bulunduğu, davacı zararının 170.000,00 TL olacağı tespit edilmiştir. <br>\tSigortalı araç sürücüsünün 20/10/2021 tarihinde saat 01:28'de alınan kan numunesinde etanol (promil) serumun 0,04 olduğu dosya içerisinde yer alan rapordan anlaşılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında  alınan bilirkişi kök raporunda, sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, sigortalı araçta kdv dahil 193.624,26 TL hasar meydana geldiği, aracın pert total olduğu, sigortalı araç rayiç değerinin 240.000,00 TL, sovtaj bedelinin 130.000,00 TL bulunduğu, davacı zararının 110.000,00 TL olacağı, sürücünün 20/10/2021 tarihinde saat 01:58'de alınan kan numunesinde 0,04 promil alkol olduğunun tespit edildiği, widmark metoduna göre kazanın 19/10/2021 tarihinde saat 21:45'de meydana geldiğinden kaza saatinde sürücünün 0,67 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, sürücünün alkol oranının yasal sınırın üzerinde bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiş, raporun açıklama kısmında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olmadığı belirtildiği halde sonuç kısmında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiği belirtilmiştir.<br>\tAnılan çelişkili durumun giderilmesi amacıyla nörolog bilirkişiden alınan ek raporda, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği tespit edilmiştir. <br>\tİstanbul ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 12/04/2023 tarihli raporda, sürücü tarafından kullanılan ilaçların alkol düzeyine etkisinin sorulduğu, sürücünün hastane laboratuvar sonuç raporunda saptandığı bildirilen 0,04 promil etanol düzeyinin ölçüm yapılan cihazın tespit, tayin, limit değeri altında kalacağından kişinin kan alım anı itibarıyla alkolsüz olduğu, bu durumu kaza ile ölçüm arasındaki sürenin herhangi bir anına kadar geçen zaman dilimi içerisinde vücuttan atılarak 0 düzeyine inebilecek alkolden mi, sürücünün kaza anında da alkolsüz olmasından mı kaynaklandığının mevcut verilerle ayırt edilemediği, 0 olarak kabul edilen değerden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağı belirtilmiştir. <br>\tDavacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının hasar bedelini ödemediğini, araçta oluşan zarardan kasko sigorta poliçesi kapsamında davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasar oluştuğu, hasara ilişkin davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, kaza sırasında araç sürücüsünün alkol oranı, sigortalı araçta oluşan hasar teminat kapsamında ise hasar miktarı, davacının sigortalı araçta oluşan hasarın giderilmesini davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.\t<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı sigortalı araçta oluşan hasarın sürücünün alkollü olması nedeniyle teminat kapsamında olmadığına yöneliktir. <br>\t6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. <br>\tDavalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, alkol nedeniyle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>\tDava konusu trafik kazasına ilişkin sigortalı araç sürücüsünün düzenlenen sağlık raporunda, 20/10/2021 tarihinde saat 01:58'de alınan kan numunesinde etanol (promil) serum 0,04 olduğu yer almaktadır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporu ile kök rapor içeriğindeki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan ek raporda, sigortalı araç sürücüsünün sağlık raporundaki 0,04 promilin widmark usulünce kaza tarihi olan 19/10/2021 tarihinde kaza saati olan 21:45'e uyarlanarak kaza saatinde sürücünün 0,67 promil alkollü olduğu, sürücünün tam kusurlu olup, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği tespit edilmiştir. <br>\tAlınan adli tıp raporunda ise, sigortalı araç sürücüsünün raporunda tespit edilen 0,04 promil etanol düzeyinin ölçüm yapılan cihazın tespit, tayin, limit değeri altında kalacağından kişinin kan alım anı itibarıyla alkolsüz olduğu, bu durumu kaza ile ölçüm arasındaki sürenin herhangi bir anına kadar geçen zaman dilimi içerisinde vücuttan atılarak 0 düzeyine inebilecek alkolden mi, sürücünün kaza anında da alkolsüz olmasından mı kaynaklandığının mevcut verilerle ayırt edilemediği, 0 olarak kabul edilen değerden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağı belirtilmiştir. <br>\tAlınan bilirkişi raporunda, sürücünün tespit edilen 0,04 promil alkol oranı kaza saatine widmark usulünce uyarlanarak sürücünün kaza saatinde 0,67 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ise de, İstanbul ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 5 kişiden oluşan uzman tarafından hazırlanan raporunda, mevcut verilere göre kaza anında alkolsüz olup olmadığının, 0 olarak kabul edilen değerden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağının belirtilmesi karşısında ATK raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, ATK raporunu hazırlayan kurul karşısında tek nörolog bilirkişinin bulunduğu heyetten alınan bilirkişi raporu ile çelişkinin anılan raporla giderildiğinin ve dolayısıyla kaza saatinde sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunun ispatlanamadığının kabulü gerekmiştir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün kaza saatinde yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunun davalı tarafından ispatlanamadığı, alınan ATK raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalı araçta kaza nedeniyle oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli olan 7.514,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.878,53 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 5.635,57 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 <br><br>Başkan -             Üye -                    Üye -             Zabıt Katibi - </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e24e0be5770fd9b2","SID":"9bf428609d3c84b8"}}