{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1632 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1759<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2025<br>NUMARASI\t: 2024/667 Esas, 2025/684 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yemek hizmetleri ve ekipman sözleşmesi gereğince tarafların fatura bedellerini otuz günlük vadelerle 12 eşit taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının satış sözleşmesine konu bedeli ödemediğini, yine bahsedilen bu faturalara ek olarak taraflar arasında cari hesap ilişkisi kapsamında yemek hizmetleri ve ekipman satış işlemleri mevcut olduğunu, davalının cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bu borcunu da ödemediğini, borçların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek öncelikle takibe itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkemece bu taleplerin kabul edilmemesi halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu alacağın değişen oranlarda işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasını ispatlayan belgelerini dosyaya sunmadığını, davacı tarafından sunulan takibe konu edilen cari hesap ekstresi içeriğinde yer alan borçtan müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını, işlemiş ve işleyecek faize de itiraz etiklerini, ayrıca talep edilen faiz miktarının da fahiş olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığını, takipte ve davada davacının alacağını ispatlayan herhangi bir belgeyi ve delili sunmadığını, davacının hesap ekstrelerinden v.s. müvekkilinin borçlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, taraflar arasında takibe konu borca esas olabilecek herhangi bir ticari ilişkinin, sözleşmenin veya cari hesap sözleşmesinin sunulmadığını, takipte borca dayanak olarak alım satım ilişkisini belgeleyen fatura veya yazılı bir belgenin sunulmadığını, cari hesapta bulunan tüm faturaların müvekkiline gönderilmediğini, fatura sunulsa dahi taraflar arasında bir ticari ilişki ve teslim edilen mal ve hizmet olmadığından müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe konu edilen mutabakat metni ve diğer belgeler üzerinde müvekkili yetkilisine ait bir imza bulunmadığını, dolayısıyla takibe konu edilen belgelerdeki imzalara da itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın taraflarının Türk şirketi ve gerçek kişi Türk tacir olduğu, takibe konu fatura tarihleri itibariyle 2018-32/52 numaralı Tebliğ cari olduğundan davacının takibe konu fatura bedellerini TL'ye çevirerek takip yapması gerekirken bu kurala riayet etmediğinden usulünce başlatılmış bir icra takibinin varlığından söz edilmesi olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, bununla beraber bu hususun davalının kötüniyet tazminatı istemine de vücut vermeyeceği (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2021/1803 Esas, 2024/310 Karar sayılı kararı) gerekçesiyle davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu olayda TBK 99. maddesi hükmü uygulanması gerekirken Tebliğ hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, Tebliğ hükümlerinin kanuna aykırı olamayacağını, takipte döviz cinsinden alacağın fiili ödeme günündeki TL karşılığının talep edildiğini, alacağın TL karşılığının da takipte belirtilmek suretiyle usulüne uygun bir takip başlattıklarını, mahkemece somut olaya uygulanacak hüküm bakımından takip tarihi yerine sözleşme ve fatura tarihinin esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda bahsedilen Tebliğ hükümlerinde icra takibi yapılmasına engel bir durumun bulunmadığını, bu yönüyle mahkemenin takibin usulsüz olduğu yönündeki tespitinin doğru olmadığını,  yine gerekçeli kararda sözleşmenin döviz cinsinden yapılamayacağı belirtilmiş ise de takip konusu faturalar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden hukuka uygun faturalara dayalı başlatılan icra takibinin usule aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, fatura ve cari hesaba dayanan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. <br>Mahkemece, davacının takibe konu fatura bedellerini TL'ye çevirerek takip yapması gerekirken bu kurala riayet etmeden takip yapması nedeniyle usulüne uygun olarak başlatılan bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul 20. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası incelendiğinde; 27.06.2024 tarihinde 18.988,77 Euro asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı, borcun sebebi kısmında herhangi bir belgenin belirtilmediği, davalı borçlu tarafından ödeme emrine itirazda borca, faize ve faiz oranına itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, ödeme emrine itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanılmadığından itirazın iptali davasının  bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı öncelikle itirazın iptalini talep etmiş olup bu mümkün olmadığı takdirde ise alacağın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı ... (... Yemek) ile davalı borçlu ... Teknoloji Hizmetleri Ve Ticaret A.Ş. arasında 01.05.2023-01.04.2026 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ve taraflarca sözleşme bitiminden bir ay önceden yazılı bildirim olmadığı takdirde birer yıllık sürelerle uzaması kararlaştırılan \"Yemek Hizmetleri ve Ekipman Satış Sözleşmesi\" akdedildiği, davalı alıcının iş yeri binasındaki çalışanlarına normal çalışma ve haftasonu günlerinde öğle ve akşam yemeği ile birlikte belirtilen adette kumanyanın hazırlanması, yemekhanenin servis sonrası temizliği ve sözleşmenin ekinde yer alan mutfak ekipmanlarının temin edilerek yemekhane bölümüne monte edilmesi ve yerleştirilmesi hizmetlerinin karşılanması için tarafların anlaştıkları, yemek için 59,50 TL+KDV/Öğün bedelin kararlaştırıldığı, davalı alıcının sözleşme uyarınca toplam 52.000,00 Euro mutfak ekipmanları bedelini 12 eşit taksitte (Nisan 2023-Mart 2024) 4.333,33 Euro olarak ödemesinin kararlaştırıldığı, 52.000,00 Euro bedele tek fatura düzenleneceği, ancak ödemelerin 30 günlük vadelerle 12 taksitte yapılacağı  anlaşılmıştır.Davacı tarafından faturalara ek olarak davalı şirketle aralarında cari hesap ilişkisi içerisinde yemek hizmetleri ve ekipman satış işlemleri yapıldığı ileri sürülerek davalıdan söz konusu cari hesap ilişkisine ait cari hesap borcunun davalı tarafından ödenmediği iddia edilerek iş bu davanın açıldığı görülmüştür.16.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın, incelemeye sunulan 2023-2024 Yılına ait ticari defter ve kayıtları ile dava dosyası üzerinde yapılan inceleme ve tespitlere göre; davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara göre taraflar aralarında ticari bir ilişkinin olduğu, davacı tarafın 2023-2024 Yılına ait yevmiye defter kayıtları incelendiğinde; 14.06.2024 tarihinde 196.642,30 TL davalı tarafından davacıya havale ile ödeme yapılarak, bakiye borcun 0,80 kuruş kalacak şekilde kapatıldığı, cari hesap incelendiğinde; icra takibine konu olan bakiye borcun 26.06.2024 tarihli ... Nolu 26.738,65 TL bedelli ve 26.06.2024 tarihli TYF202400000049 Nolu ve 275.616,00 TL bedelli iki adet faturadan kaynaklandığı (iki adet fatura toplamı 302.354,65 TL), davaya konu alacağı oluşturan faturalara, çeklere ve havalele ilişkin kayıtların, davacı tarafın resmi defterlerine kanuni süresi içerisinde işlendiği, davacının ticari defterlerine göre icra takip tarihi olan 28/06/2024 itibariyle davacının davalıdan cari hesap karşılığı 302.353.865 TL alacağının mevcut olduğu, bu iki faturanın da yemek ve personel hizmet bedeli, yemek poğaça faturaları olduğu ve TL üzerinden düzenlendiği, faturalar üzerinde o günkü Euro kur bilgisi ya da döviz karşılığının mevcut olmadığı, nitekim taraflar arasındaki sözleşmenin 2.B maddesinde görüleceği üzere mutfak ekipmanları listesinin alıcı demirbaş envanterine satışı için 52.000 Euro üzerinden 12 taksit ile akit yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede yemek ve personel hizmet bedeli, poğaça gibi satışların Euro para birimi üzerinden yapılacağı bilgisine rastlanmadığı, yemek ve personel hizmet bedeli, poğaça satışlarındaki ticari ilişkinin Türk Lirası üzerinden kurulduğu, TTK' nın 21.maddesi hükümlerine göre, icra takip tarihi itibariyle davaya konu faturalar ile ilgili herhangi bir iade-iptal ve kabul edilmediğine dair kayıtlara rastlanmadığı, İstanbul 20.lcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile 28.06.2024 tarihinde 18.988,77 Euro asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, takip talebi incelendiğinde, işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı ve dayanak belgenin mevcut olmadığı (18.988,77 x 35,1800TL = 668.024,93 TL, 27.06.2024 tarihinde Euro 35,1800 TL), davacının ticari defterlerindeki kayıtlara göre, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan cari hesap karşılığı 302.353,85 TL alacağının mevcut olduğu, işlemiş faiz talebi bulunmadığından faizin hesaplanmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.1-Somut olayda, davalı tarafından cevap dilekçesinde takipte dayanak belgenin sunulmadığı yönünde itirazda bulunulmuş olup icra dosyası incelendiğinde, davacı alacaklının borcun sebebi olarak sadece döviz cinsinden alacağı olduğunu belirttiği, ancak takibe dayanak belgeleri icra dosyasına sunmadığı görülmüştür.Y. 3. HD. 30.09.2024 tarihli 2024/935 E. 2024/2653 K. Sayılı ilamı; \"...itirazın iptali davasında davalı borçlunun cevap dilekçesinde \"...takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde takibe dayanak sebebin bildirilmediğini...\" ifade ettiği, 2004 sayılı Kanun'un 58 inci ve 60 ncı maddesi gereğince borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu belirtildiği, bu anlamda borcun sebebinin gösterilmemesinin usule aykırı olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.12.2017 tarihli ve 2015/25167 E., 2017/9220 K. sayılı ilamı ve Dairemizin 15.01.2024 tarihli ve 2023/5182 E., 2024/170 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere usulüne uygun takip talebi ve ödeme emri olmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.\" şeklindedir.İtirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu, bu anlamda borcun sebebinin gösterilmemesinin usule aykırı olduğu dikkate alındığında somut olayda usulüne uygun bir takip talebi ve ödeme emri bulunmadığından mahkemece sonucu itibariyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.2-Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun terditli dava başlıklı 111. maddesinde  \"(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.  (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\" düzenlemesi bulunmaktadır.  HMK’nın 111 inci maddesinde düzenlenen terditli davada, davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve ferilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalarda taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi feri taleptir. Davacı ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı yani feri nitelikteki talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de davacının asıl talebini inceleyip asıl talebin esastan reddine karar vermedikçe, feri talebi inceleyemez ve feri talep hakkında karar veremez. (Y. 6 HD. 11.02.2025 tarihli 2023/3754 E. 2025/444 K. Sayılı ilamı) Terditli (kademeli) davalarda (6100 sayılı HMK mad. 111), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer'i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Bu tür davalarda, terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca harç alınmayacağı gibi vekalet ücretine hükmedilmez. (Y. 8. HD.12.06.2024 tarihli  2023/3831 E. 2024/4146 K. Sayılı ilamı)Somut olayda, itirazın iptali talebi ile alacak davası arasında aslilik ve fer'ilik ilişkisi bulunmadığından ve davacı tarafından geçerli ve usulüne uygun olarak yapılan bir ıslah talebi de bulunmadığından mahkemece terditli talep yönünden değerlendirme yapılmaması yerindedir. Kaldı ki, davacı vekili bu hususu istinaf nedeni de yapmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi isabetli olmadığından,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile    6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçenin düzeltilerek  davanın usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  yukarıda belirtilen nedenlerle kısmen KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/667 Esas, 2025/684 Karar sayılı ve  08/10/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-a)Davanın usulden REDDİNE,<br>b)Davalının kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,<br> c) Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 8.057,07 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.441,67 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, <br>d)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,  <br>e)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>f-Davalı yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin (istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından) davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden<br>3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>6-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere karar verildi.25.12.2025 <br>\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7ba8c63f71d4aec","SID":"2cba3a846efae7e7"}}