{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1009 Esas   2025/1657 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1009 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1657<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:24/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/520 Esas 2023/40 Karar  <br><br>DAVA\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/09/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/12/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı/lı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın trafikte seyir halinde iken davalıya ait  rögar kapağının aracın alt kısmını çarpması sonucu karıştığı trafik kazasında hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelin davalıdan tahsili talebiyle Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4337 E, sayılı dosyası ile davalı hakkında başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile davacı lehine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin sorumlu olmadığını, olayla ilgili idareye kapak arızası olduğuna ilişkin hiçbir bildirimde bulunulmadığını, 5393 Sayılı Belediye Kanununda gerekse 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda ulaşımı sağlama adına yol yapmak ve yol güvenliği sağlamanın Belediye ve Büyükşehir Belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  kazanın  meydana gelişinde davalının %100 kusurlu olduğu, arac sürcüsünün kusurunun bulunmadığı , araçta meydana gelen gerçek zararın 13.034,64TL olduğu , davacının bu zarar miktarını sigortalısına ve aracın tamirini yapan şirketlere ödediği, davacı tarafından yapılan ödeme tarihleri, takip tarihi ve icra takibinde yasal faiz talep  edilmiş olduğu dikkate alındığında  (8458,35 x %9 /365x26=54,23 ) , (1180 x %9 / 365x21=6,11) (3396,39x%9 /365x14=11.72) davacının tüm alacak için toplam 72,06 TL talep edebileceği , takipte talep edilen bedelin 45,00 TL olduğu anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü ile,  davalı tarafından Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019 / 4337 sayılı dosyasına yönelik itirazın  iptali ile takibin devamına, asıl alacak olan  13.034,64 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal  faiz  işletilmesine, kabul edilen 13.079,64 TL  üzerinden İİK 'nun 67/2. ve 4. maddesi hükmü gereğince % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu rögar kapağının davalı idareye ait olup olmadığının belli olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullanması suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, idarenin kusuru bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Dosya kapsamında yer alan Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi incelendiğinde; davacı şirketin ...  plaka sayılı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 11/10/2018- 11/10/2019 tarihleri arasında davacı  ... Sigorta Şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince sigortalısına    27/02/2019 tarihinde 8.458,25 TL ödeme  yapıldığının dosyada mevcut olduğu  anlaşılmıştır<br>14/01/2019 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde; \" sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla 1489 caddeyi düz seyirinde ... Benzinlik önü No: 17/A yola geldiğinde yolda bulunan Logar kapağının geçtiği esnada aracının alt kısımlarına zarar vererek duruşa geçtiği olayda, kural ihlalinin olmadığı, bu kazanan oluşumunda yolun bakımından onarımdan sorumlu kişi, kurum, kuruluşun sorumlu olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. \" şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.<br><br>Dosya kapsamında yer alan  bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 08/11/2022 tarihli raporda özetle;  Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü'nün, kaza olayının meydana gelmesiyle ilgili % 100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğunu, ... plaka numaralı aracın sürücüsü ...'nın, kaza olayının meydana gelmesiyle ilgili herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza olayının meydana gelmesiyle ilgili, kusur atfedilebilecek başka bir kişi veya kuruluşun bulunmadığını, ... plaka numaralı araçta, 14/01/2019 tarihli kaza sonrası kaza tarihi itibariyle meydana gelen gerçek zararın KDV dâhil 13.034,64 TL  olduğu  tespit edilmiştir.<br>Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken davalıya ait rögar kapağının aracının altına çarpması sonucu hasara uğradığını, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken rögar kapağının yerinden çıkması nedeniyle rögar kapağına çarpması sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren rögar kapağının davalıya ait olup olmadığı, hasarın meydana gelmesinde davalının kusurun bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.<br>Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür.<br>Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, kazaya neden olan rögar kapağının malikinin ASKİ Genel Müdürlüğü olup, yol üzerinde bulunan rögar kapağının bakımsız ve hasarlı olması sebebiyle , üzerinden  davacının kasko sigortacısı olduğu aracın geçtiği esnada kapağın aracın alt kesimlerinin  rögar kapağına çarparak hasara uğradığı, davalının herhangi bir arıza ihbarını beklemeden mevzuatın yüklemiş olduğu sorumluluk dahilinde rögar kapaklarının sağlam, montajlarının düzgün, zaman içerisinde bağlantı noktalarının aşınıp aşınmadığını denetlemek zorunda olduğu, meydana gelen olayda, olay yerinde oynar durumda bulunan rögarın kapak montajını düzgün yapmayan ve denetlemeyen davalının olayın meydana gelmesine neden olduğundan ve bu bağlamda KTK'nun 13. maddesini ihlal etmesinden dolayı olayda %100 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliğe sahiptir. <br>Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun kusur yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gibi, olayın gerçekleşme şekline de uygun bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 893,47 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.12/12/2025<br><br>Başkan-             Üye -                    Üye                  Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7865a8d80fe6e4f6","SID":"d6c08ce95faa4e37"}}