{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/2343 <br>KARAR NO: 2026/27 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/02/2025<br>ESAS NO: 2022/1063 <br>KARAR NO: 2025/118<br>ASIL DOSYADA <br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/416 ESAS 2024/451 KARAR  ESAS SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/01/2026<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 09/01/2026<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/02/2025 tarih ve 2022/1063 E - 2025/118  K kararına karşı davacı ve davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ve ...’nin söz konusu tazminattan kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü/ adına kayıtlı olması dolayısıyla  borcun tamamından sorumlu olduklarını, şirketçe görülen lüzum üzerine davalının ödeme planına uygun ödemede bulunmaması nedeniyle  tazminat ilişkisi  ihtarname ile kat edilmiş ve borcun ödenmesi için kendisine yapılan ihtarların cevapsız kalmış olduğunu,  uyarılara rağmen borç ödenmemiş olup takip tarihi itibariyle toplam 423.178,10 TL ’ye ulaşan borç için icra takibi yapılmış ve davalı takibe borcu olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ve sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacı ile, borca ve ferilerinin tamamına  itiraz etmiş olduğunu, davalı tarafından yapılmış olan itirazın yerinde olmadığından dava açıldığını, borçlular ... ve ...’nin Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasına vaki  itirazının iptali ve takibin devamını temin etmek üzere itirazın iptali davası açılmadan önce 6102 Sayılı TTK’nun 5/A maddesi gereğince yasal olarak arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen dosyada Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davalılar aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi’nin  ... E. Sayılı numaralı dosyası ile müvekkili şirket alacağı için icra takibi yapıldığını,  davalının söz konusu takibe, asıl alacağa, ferilerine  borcu bulunmadığını belirterek  itiraz ettiğini, sürücü ..., idaresindeki ... plakalı otomobili ile seyrederken hızını aracının teknik özelliklerine ve yol şartlarına göre ayarlamadığından bahisle için karşıdan gelen araçların şeridine girerek karşı yönden gelen ... plakalı otomobil ile çarpıştığını, KTK 52/b - 84/c ve KTY 101/b - 157/a/3 maddelerinde açıklanan kusurları işlediğini; yaralanmalı ve maddi hasarlı kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğunu, kusuru sebebiyle kendisinin, otomobilinde yolcu olarak bulunan ...’nin ve ... plakalı otomobil sürücüsü ... ile yolcusu ...’ın yaralanmalarına neden olduğunu, araç sürücüsü ... ve ruhsat sahibi ... söz konusu kazaya %100 kusurlu olarak sebebiyet vermesi dolayısıyla  borcun tamamından sorumlu olduğunu, şirketçe görülen lüzum üzerine davalıya ihtarname ile kat edildiği ve ilgili rücu bedelinin ödenmesi için kendisine yapılan ihtarlar cevapsız kaldığını, takip tarihi itibariyle toplam  135.125,63 TL ’ye ulaşan borç için icra takibi yapıldığını ve davalılar takibe borcu olmadığını belirterek alacaklarının tahsilini geciktirmek amacı ile, borca ve ferilerinin tamamına  itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile; Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı takip dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali  ile  takibin takip talebindeki diğer şartlarla;  135.125,63 TL üzerinden devamını, bu tutarlara takip tarihinden itibaren gösterilen oranlarda temerrüt faizi işletilmesini, kötü niyetli olarak  icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasıni  sebep olan borçlu aleyhine  %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ihtiyatı tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının başlatmış olduğu icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, davanın davalı sigorta şirketinin rücuan tazminat talebine ilişkin takibe yapılan itirazın iptali davası olduğunu, davalıların böyle bir borcu bulunmadığını,  mevzuatta çeşitli alanlarda yaptırılması zorunlu sigorta türlerine yer verilmiş olduğunu, Özel sigorta hukuku alanında sigorta sözleşmesi yapma zorunluluğunun amacının, ortaya çıkabilecek mal veya can zararlarının ödenmesini sağlamak olduğunu, bu sigortanın amacının, trafik kazaları nedeniyle üçüncü kişilerin uğrayacakları zararların kolayca temin edilmesi ile sigorta yatıranın kaza riskine karşı ekonomik bakımdan korunması olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacının işletenin sorumluluğunu üstlenmekte olduğunu, huzurdaki davada davalının davalılara Rücu Hakkı bulunmadığını,  davalıların kazanın oluşumuna sebebiyet verecek doğrudan veya dolaylı bir kusur ya da eylemleri bulunmadığın,  dava dilekçesi ekinde sunulan kaza tespit tutanağında atfedilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, yeniden inceleme yapılması gerekmekte olduğunu, yine davacının dilekçesi ekinde sunduğu tespit tutanağında davalının alkollü araç kullanması sebebi ile kusurlu olduğu bu sepele davacı sigorta şirketinin ödediği tazminat tutarını rücuen davalılardan talep ettiği görülmekte olduğunu,  bu durumu kabul etmediklerini, davalının söz konusu kazanın olduğu gün alkol almamış olduğunu,  sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olmasının gerekmekte olduğunu, tek başına sürücünün alkollü olmasının sigortacıya rücu hakkı vermediğini, aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekmekte olduğunu, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmekte olduğunu, diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmediğini,  üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükünün TTK gereğince davacı sigortacıya düşmekte olduğunu, yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerekmekte olduğunu, davacı tarafından davalılardan talep edilen icra takibine konu miktarın  fahiş olduğunu, davalıların maddi olarak yıkımına yol açacak nitelikte olduğunu, tazminat hesaplarının Yargıtay’ca belirlenen ilkelere göre yapılması zorunlu olduğunu belirterek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen dosyada, Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle;  huzurdaki davanın davalı sigorta şirketinin rücuan tazminat talebine ilişkin takibe yapılan itirazın iptali davası olduğunu, müvekkillerinin böyle bir borcunun bulunmadığını, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, huzurdaki davada davacının müvekkilere rücu hakkı bulunmadığını, kaza tespit tutanağında atfedilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, yeniden inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin alkollü araç kullanması sebebi ile kusurlu olduğunu, bu sepele davacı sigorta şirketinin ödediği tazminat tutarını rücuen müvekkillerinden talep ettiğini, müvekkilinin söz konusu kazanın olduğu gün alkol almadığını, iş bu tutanakları kabul etmediklerini,  hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiğini, diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğini, üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK gereğince davacı sigortacıya düştüğünü, davanın reddinin gerektiğini, açıklanan ve yargılama sırasında resen ortaya çıkacak sebeplerle, fazlaya ilişkin her türlü haklarını saklı tutarak davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile %20’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2022/1002 E, 2022/2103 sayılı kaldırma kararı üzerine yeniden inceleme yapılmış olup, Nöroloji Uzmanı Bilirkişinin düzenlemiş olduğu ... tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu kazada davalı sürücünün kaza esnasında yaklaşık olarak 0,97 promil alkollü olduğu tespit edildiği ve bu alkol seviyesi yasal sınırın üstünde olduğunu ile dava konusu kazanın alkolün münhasıran etkisi altında meydana geldiğinin belirtilmiş olduğu görülmüştür. Birleşen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/416 E, 2024/451 K sayılı dosyasında alınan ... tarihli bilirkişi heyet raporunda da aynı şekilde kazanın alkolün münhasıran etkisi altında meydana geldiğinin belirtildiği görülmüş ve bu şekilde davacının davalı işleten ...’ye yukarda açıklanan içtihatlar gereğince rücu hakkı bulunduğu anlaşılarak bilirkişi heyetlerinden yukarda belirtilen raporlar alınmış ve son alınan ... tarihli raporda da belirtildiği üzere, henüz bir icra takibi olmadığı için icra vekalet ödemesi olarak yapılan ödemenin dikkate alınmadığı şekilde düzenlenen a seçeneğine göre, davacının esas dosya yönünden davalı ...’ye 365.050,00 TL. Asıl alacak (...'a yapılan ödeme yönünden) + 8.371,14 TL. Faiz (23.06.2020-24.09.2020 - %9 faiz - 93 gün) + 28.589,57 TL. Asıl alacak (...'ye yapılan ödeme yönünden) + 4.610,36 TL. Faiz (10.12.2018-24.09.2020 - %9 faiz - 654 gün) olmak üzere toplam 406.621,07 TL rücu hakkı bulunduğu ve davacının birleşen dosya yönünden davalı ...’ye 134.166,25 TL asıl alacak ve 959,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 135.125,63 TL rücu hakkı bulunduğu tespit edilmiş olup, raporların denetime açık olması nedeni ile raporlara itibar edilmiş, sürücü ...’na davacının rücu hakkının olmadığı görülmüş ve rücu edilecek bedelin likit olmaması ve yapılan yargılama sonucu alınan raporlar ile tespit edilmesi nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin esas ve birleşen dosyalar için ayrı ayrı reddi gerekmiş ve böylece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, A-Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, B-Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 365.050,00 TL. Asıl alacak (...'a yapılan ödeme yönünden) + 8.371,14 TL. Faiz (23.06.2020-24.09.2020 - %9 faiz - 93 gün) + 28.589,57 TL. Asıl alacak (...'ye yapılan ödeme yönünden) + 4.610,36 TL. Faiz (10.12.2018-24.09.2020 - %9 faiz - 654 gün) olmak üzere toplam 406.621,07 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Şartları oluşmadığından ve alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine karar verilmesi gerekmiş, birleşen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/416 E, 2024/451 K sayılı dosyasında, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile,  A-Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, B-Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasına davalı ... tarafından yapılmış olan itirazın iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 134.166,25 TL asıl alacak ve 959,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 135.125,63 TL üzerinden devamına, Şartları oluşmadığından ve alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ASIL DOSYADA, 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, A-Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, B-Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 365.050,00 TL. Asıl alacak (...'a yapılan ödeme yönünden) + 8.371,14 TL. Faiz (23.06.2020-24.09.2020 - %9 faiz - 93 gün) + 28.589,57 TL. Asıl alacak (...'ye yapılan ödeme yönünden) + 4.610,36 TL. Faiz (10.12.2018-24.09.2020 - %9 faiz - 654 gün) olmak üzere toplam 406.621,07 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,  2-Şartları oluşmadığından ve alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine, BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/416 ESAS 2024/451 KARAR  SAYILI DOSYASINDA, 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,  A-Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, B-Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasına davalı ... tarafından yapılmış olan itirazın iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 134.166,25 TL asıl alacak ve 959,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 135.125,63 TL üzerinden devamına,  2-Şartları oluşmadığından ve alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine<br>...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı ... vekilince istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; \"...huzurdaki dava davalı sigorta şirketinin rücuan tazminat talebine ilişkin takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Müvekkillerimin böyle bir borcu bulunmamaktadır. Açılan dava hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsizdir.  Bilindiği üzere mevzuatımızda çeşitli alanlarda yaptırılması zorunlu sigorta türlerine yer verilmiştir. Özel sigorta hukuku alanında sigorta sözleşmesi yapma zorunluluğunun amacı, ortaya çıkabilecek mal veya can zararlarının ödenmesini sağlamaktır. Bu sigortanın amacı, trafik kazaları nedeniyle üçüncü kişilerin uğrayacakları zararların kolayca temin edilmesi ile sigorta yatıranın kaza riskine karşı ekonomik bakımdan korunmasıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir. yerel mahkemede alınan bilirkişi raporları arasında açık çelişkiler bulunmaktadır. bu sebeple bu çelişkilerin giderilmesi gerekmektedir. çelişkiler giderilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. kaldı ki yargıtay tarafından bu konuda da içtihat geliştirilmiş ve raporlarda ortaya çıkan çelişkilerde adli tıp genel kurulunun son sözü söylemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. huzurdaki davada davalının müvekkile rücu hakkı bulunmamaktadır. Müvekkillerin kazanın oluşumuna sebebiyet verecek doğrudan veya dolaylı bir kusur ya da eylemleri bulunmamaktadır.  Davada müvekkilin alkollü araç kullanması sebebi ile kusurlu olduğu bu sepele davacı sigorta şirketinin ödediği tazminat tutarını rücuen müvekkillerden talep ettiği görülmektedir. Bu durumu kabul etmek mümkün değildir. Müvekkil söz konusu kazanın olduğu gün alkol almamıştır. Bu açıdan da verilen kararı kabul etmek mümkün değildir. Kaldı ki; Sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK gereğince davacı sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerekmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları). Yerel mahkeme tarafından dosyamız bu durumun tespiti için bilirkişiye gönderilmiş oldukça ayrıntılı bir rapor düzenlenmiştir. Dosya içerisinde mevcut  ... TARİHLİ 10 SAYFADAN İBARET HEYET RAPORUNU; Kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olmadığı, bu sebeple davacı sigorta şirketinin başlattığı haksız icra takibinin iptali gerektiği sabit olmuştur. Dosya istinaf incelemesinden dönmüş, üst mahkeme kararında rapor düzenlenirken nöroloji uzmanının da dahil edilmesi ve yeni bir bilirkişi HEYETİNDEN rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Yerel mahkeme ise dosyayı yalnızca nöroloji uzmanına göndermiş ve 23.05.2023 tarihli tek kişilik bir bilirkişi ile rapor aldırmıştır. İş bu rapor incelendiğinde görülecektir ki tek bir bilirkişi daha önce verilen HEYET RAPORU ile tam tersi görüş bildirerek kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini belirtmiştir. Yerel mahkeme tarafından sırf bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Rapor incelendiğinde görülecektir ki  Sayın bilirkişinin kendi kanaati ile dosyadaki bir kısım delilleri inceleme konusu edip bir kısım delilleri inceleme konusu etmeksizin rapor düzenlediği görülecektir. bilirkişinin dosya içerisinde mevcut  ... tarihli 10 sayfadan ibaret heyet raporunu incelemeli rapordan neden ayrıldığını kanaatinde belirtmelidir. açıklamasız ve bu durumun sebebi dahi belirtilmeden rapor düzenlenmiştir. 23.05.2023 tarihli tek kişilik  bilirkişi raporunda kandaki alkol miktarını 0,97 tespit etmiştir. 02.11.2023 tarihli ek  raporda kandaki rapor miktarının azalması göz önüne alınarak 0,66 promil olarak hesaplanmıştır. 11.04.2022 tarihli heyet raporunda ayrıntılı şekilde bu miktardaki promil alkolün etkisi, bazı insanlarda bulgu bile vermeyeceği, dolayısı ile kazanın salt alkolün etkisi altında meydana geldiğinin kabul görmeyeceği belirtilmiştir.  Dosya içerisinde bir çok bilirkişi raporu bulunmakta ve hepsi ayrı ayrı farklı ve çelişkili görüş bildirmektedir. Raporlar arasında açık çelişkiler mevcuttur. Dosyada bulunan raporlar arasındaki fahiş çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Genel Kurulun tarafından giderilmesi gerekmektedir. bilirkişi dosyada mevcut tüm delilleri incelemekle yükümlüdür. Öncelikle yerel mahkemenin kararına dayanak yaptığı raporun eksik belgeler ışığında hazırlandığını belirtmek isteriz. Zira kazayla ilgili belgeler sadece kaza raporu ve alkol raporundan ibaret değildir. Ayrıca davamıza bağlı Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/53 esas sayılı ceza dosyasında tarafların ifadeleri mevcuttur. Tarafların ifadeleri kazanın sebebinin uzun fardan kaynaklı olduğunu açıkça göstermektedir. Bu durumu dosyamız ile birleştirilen davaya cevap dilekçemizde de belirtmiştik. Bu durumda mahkemece raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek sureti ile uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir...) YHGK E: 2010/19-27 K: 2010/50 T: 03.02.2010. İş bu sebeplerle dosyada bulunan raporlar arasındaki fahiş çelişkinin giderilmesi için dosyanın adli tıp genel kuruluna gönderilmesi gerekmektedir. bu talebimizi defalarca beyan etmemize rağmen yerel mahkeme tarafından kabul edilmemiştir. Dosyada bulunan raporlar arasındaki fahiş çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Genel Kurulun tarafından giderilmesi gerekmektedir. Aksi halde bu olgular gözetilmeksizin söz konusu çelişkiler giderilmeden hükme varılacak olması durumu usul ve yasaya aykırı olacaktır. (mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde ise; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ – KARAR: 2015/1648). Yargıtay tarafından bu konuda da içtihat geliştirilmiş ve raporlarda ortaya çıkan çelişkilerde adli tıp genel kurulunun son sözü söylemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. (Y. 21. HD 2016/15708 E., 2016/15627 K) Yargıtay içtihadı birleştirme büyük genel kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı kararı da bu yöndedir. somut olayda, bilirkişi raporları arasında  açık çelişki bulunduğunun anlaşılmasına rağmen, bu çelişki giderilmeden hesap bilirkişisinden hatalı rapora istinaden rapor düzenlemesi hatalı olmuştur.  raporlar arasındaki çelişkinin adli tıp genel kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından çıkacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Dolayısıyla yerel mahkeme tarafından bu hususa ilişkin çelişki giderilmeden, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarımız değerlendirilmeden , çelişkili raporun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup  kararın bu nedenle de  kaldırılması gerekir. yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olup usul ve yasaya aykırı kararın  kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesini arz ve talep ederiz. Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlerle ve resen göz önüne alınacak sair  nedenlerle, Yapılacak inceleme sonucunda  hak-hakkaniyet, usul-yasa ilkeleri ve Yargıtay emsal kararı ile de bağdaşmayan, dosya içerisinde bir çok çelişkili bilirkişi raporu olmasına rağmen adli tıp genel kurulundan rapor alınmadan, çelişkiler giderilmeden verilen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1063 Esas 2025/118 K. Sayılı  kararının müvekkil davalı ... yönünden  kaldırılması, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini ...\" talep etmiştir. <br>Davacı ... A.Ş. vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; \"...Mahkemece kusur ve illiyet bağı yönünden bilirkişi raporları yanlış değerlendirilmiştir (HMK m. 266 vd.) <br>Dosyada alınan ... tarihli Bilirkişi Heyet raporu, davalı sürücü ...'nun %100 kusurlu olduğunu, kazanın salt alkol nedeniyle meydana geldiğini, sigortalımız ...'ın kusursuz olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Mahkeme bu raporu göz ardı ederek, rücu şartlarının oluşmadığına hükmetmiştir. Oysa; Son rapor, öncekileri revize eden ve sonuca bağlayan esas rapordur. raporda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, kazanın başka bir nedene dayanmadığı, münhasıran alkol etkisi ile meydana geldiği açıkça belirtilmiştir. Bu rapora rağmen hatalı değerlendirme yapılmıştır.<br>Yargıtay 17. HD, 2020/4318 K.; 19. HD 2019/3811E – 2021/2172K: \"Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmiş ve son rapor açık ve denetime elverişli ise mahkeme bu raporu esas almalıdır.\" Mahkeme çelişkiyi gözetmemiş, son rapora üstünlük tanımamış ve eksik inceleme ile hüküm kurmuştur. 2. Davalı sürücünün alkollü olması ve güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi rücu şartlarını doğrudan oluşturur. <br>Kararda rücu şartlarının oluşmadığı belirtilmişse de, 2918 sayılı KTK ve ZMSS Genel Şartları uyarınca; Sigortalının alkollü olması, kazaya münhasır şekilde sebebiyet vermesi,<br>Güvenli sürüş yeteneğini kaybetme,<br>rücu için yeterlidir. (ZMSS Genel Şartları B.4-d) Dosya kapsamındaki tespitler değerlendirildiğinde ; Davalı sürücünün kan alkol düzeyinin: 0,97 promil olduğu , incelenen bilirkişi raporunda kazanın salt alkol nedeniyle meydana gelmiş olduğu tespit edilmiş, davalı sürücünün %100 kusur oranı olduğu tespit edilmiş, ve diğer araçta kusur olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda sigortacı, ZMSS poliçesi gereği yaptığı ödemeyi işleten/sürücü/araç malikine rücu edebilir. Yargıtay 17. HD 2018/3889 E., 2019/4473 K. \"Alkollü sürücünün tam kusurlu olduğu olaylarda sigortacının rücu hakkı tamdır.\"<br>Yargıtay 11.HD 2021/932 E., 2022/1435 K. \"Alkol nedeniyle güvenli sürüş yeteneği kaybolmuşsa rücu hakkı doğar.\"<br>Mahkemenin bu içtihatlara aykırı değerlendirme yapması hukuka açık aykırılık oluşturmaktadır. Yargıtay 4. HD 2020/2764 K. \"Sigorta ettiren veya işleten, zarar sorumlusu ise rücu engellenemez.\" demeketedir.<br>Dosya kapsamındaki bilgiler incelendiğinde  Aracı işleten ve malik ... olduğu, alkollü sürücünün  ... olduğu ve tam kusurlu olduğu görülecektir.  Müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeler belgelerle sabit olmaktadır. Üstelik bilirkişi illiyet bağını net bir şekilde kurmuş olmasına rağmen mahkeme tarafından  rücu reddedilmiştir. Bu, sigorta hukukunun mantığına, hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırıdır. 4.Mahkeme, davacının icra inkar tazminatı talebini de hukuka aykırı şekilde reddetmiştir. Davalıların  haksız itirazda bulunduğu, borcun açık, belirli ve likit olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapıldığı belgelerle sabit olduğu, göz önüne alındığında %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirdi. Yargıtay 11.HD 2017/4021 E., 2019/1256 K. \"Sigortacının belgelendirdiği rücu alacağı likittir; haksız itirazda icra inkar tazminatı uygulanır.\" demektedir. Mahkemenin bu talebi reddetmesi hukuka aykırıdır. 5.Hükmedilen vekalet ücretleri ve yargılama giderleri hatalıdır. Mahkeme, davanın esasına uygun olmayan hatalı değerlendirme nedeniyle: Davalı lehine vekalet ücretine hükmetmiştir. Dava esasen tamemen kabul edilmesi gereken bir rücu davasıdır. Bu nedenle yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin tamamı davalılara yüklenmelidir. Yukarıda arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak nedenlerle;<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/02/2025 tarih ve 2025/118 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2. Rücu davasının TAM KABULÜNE,<br>3. Davalıların rücu borcundan müteselsilen sorumlu tutulmasına,<br>4. Davalıların haksız itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine,<br>5. Tehir-i İcra Talebimizin Kabulüne 6. Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu kabul edilirse yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmasına,<br>7. Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tamamının davalılara yükletilmesine,<br>8. İlk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık, hukuka aykırılık ve delillerin hatalı değerlendirilmesi nedenleriyle HMK 353/1-a-6 ve 353/1-b-2 gereğince kaldırılmasına <br>Karar verilmesini...\" Talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Asıl ve birleşen dava, ZMMS genel şartları kapsamında rücuen alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takiplerinde borca itirazın iptali taleplerine ilişkindir.<br>Davalı ...'nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde: <br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen ZMMS sigorta poliçesi  kapsamında asıl ve birleşen dava davacısı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişilere ödediği tazminat taleplerinin sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması ve tazminat taleplerine konu kazanın salt alkolün etkisi altında meydana gelmiş olması ve bu kapsamda dava dışı üçüncü kişilere ödenen ve ispatlanan tazminat miktarları gereğince rücu şartlarının oluştuğunun tespiti ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalı ... vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>Davacının istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br>Davacı vekiline gerekçeli karar ve davalının istinaf başvurusunun 01/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacının yasal süreden sonra 18/11/2025 tarihinde kararları istinaf ettiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine dair verdiği ve davacı vekilince   süresinde istinaf edilen 19/11/2025 tarih ve 2022/1063 E - 2025/118 K sayılı ek kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacının işbu ek kararla ilgili istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Bu nedenlerle de davacı vekilinin asıl nihai kararla ilgili asıl/ilk istinaf dilekçesindeki istinaf sebepleri hakkında bir istinaf incelemesi yapılmamıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A) Davacının istinafı yönünden; <br>1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/112025 tarih ve 2022/1063 E - 2025/118  K sayılı EK kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>B)Davalı ...'nin istinafı yönünden; <br>1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/02/2025 tarih ve 2022/1063 E - 2025/118  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Asıl dava yönünden ; Alınması gerekli olan 27.776,28 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 6.945,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.831,28 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı ...'den alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>Birleşen dava yönünden ; Alınması gerekli olan 9.230,43 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 2.307,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.922,77TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı ...'den alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca asıl dava yönünden kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, birleşen dava yönünden ise HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 07/01/2026<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"290f6bb4d0f33df9","SID":"eb1724889ff1d1d6"}}