{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/254 <br>KARAR NO\t: 2025/1102<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/11/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2023/249 Esas,  2023/812 Karar<br>DAVA\t: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile borçlu ... Petrol Gıda İnş. Nakl. Tur. ... Oto. Elekt. Med. Temizlik İşleri İth. İhr. Ltd. Şti. arasında 28/10/2021 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli ve 03/07/2018 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli  olmak üzere toplam iki adet Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve firmaya kredi kullandırıldığını, davalıların söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını ve imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden sorumlu olduklarını, borçlulara sözleşme gereği yükümlendikleri borcu ödemeleri için Ankara .... Noterliği’nin  09/11/2021 tarih  ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ve eki hesap özetinin tebliğ edildiğini ancak borcun yine de ödenmediğini, davalıların söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu- müteselsil kefil olarak  imzaladıklarından imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden davalı borçlu ile birlikte sorumlu olduklarından alacaklarının tahsilini teminen Erzurum  Asliye Ticaret Mahkemesi  2022/...D.İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı sonrasında Erzurum....  İcra Dairesi 2022/... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu takipte davalıların icra dosyasına yaptıkları itiraz ile müvekkili bankaya herhangi bir borcu olmadığı gerekçesi ile borca, takibe, işlemiş ve işleyecek olan faize ve tüm fer'ilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiklerini, söz konusu takibin Erzurum .... İcra Müdürlüğünce durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu beyanla Erzurum ...İcra Müdürlüğünün 2022/... E. sayılı dosyası ile yürütülen takipte davalı borçluların takibe, borca, faiz ve fer'ilerine yapmış oldukları tüm itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, inkar olunan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP:<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de anlaşılacağı üzere müvekkillerinin adresleri Ağrı ilinde olduğunu, dolayısıyla yetkili yerin Ağrı Mahkemeleri olduğunu, davacının dava harçlarını eksik ödediğini, davacı, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında hangi miktar üzerinden takibin devamını istediğini yazmadığını, sadece takip talebindeki şartlar üzerinden devamı şeklindeki beyanını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı, netice ve talebini miktar yönünden tam ve kesin olarak belirtmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak temerrüt faiz oranı ve miktarı belirlendiğini, davacının icra inkar tazminatı istemesinin de hukuka aykırı olduğunu, icra dosyasına yapılan tüm itirazlarını tekrar ettiklerini ve açıklanan işbu nedenlerle usulden ve esastan reddine, haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak açılan dava sebebiyle %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk Derece Mahkemesince; \"...Somut olayda; davacı banka ile dava dışı şirket arasında kredi genel sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye davalıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı, bu nedenle davalı borçluların sözleşmeden kaynaklı borçtan dolayı sorumlu olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya banka tarafından ihtarname keşide edildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalının temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Takip tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için alacak yönünden hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar geçen süre için sözleşmede belirlenen akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise %42 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekecektir. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda bu şekilde hesap yapıldığında genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı asıl borç tutarının 2.996.354,82 TL, işlemiş faiz tutarının 1.172.902,33 TL, BSMV alacak tutarının ise 58.645,12 TL olduğu ve bu şekilde toplam borcun 4.227.902,77 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun dosya içeriği ile uyumlu ve denetime el verişli olduğu anlaşılmakla mahkememizce raporda belirtilen hesaplamaya iştirak edilmiştir.<br>Davalılar icra takibine yönelik sunduğu itirazlarında herhangi bir borcunun bulunmadığını, ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, aynı zamanda ikametlerinin Ağrı olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını beyan etmişlerdir. Ayrıca davalılar mahkememize sundukları cevap dilekçesinde de yetki itirazında bulunduklarını ileri sürmüşlerdir.  Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde; bu sözleşmeden doğacak anlaşmazlıkların çözümünde Erzurum mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilerek yetki sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 7. maddesi (6102 TTK'nun 7. maddesi) uyarınca iki veya daha fazla kişi içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz  bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi ön görülmemiş ise müteselsilen mesul sayılırlar. Ticari borçlara kefalet halinde gerek asıl borçlu ile kefil gerek kefiller arasındaki münasebetler dahil hüküm böyledir. Bu madde uyarınca ticari iş nedeniyle birlikte borç altına girme halinde taraflardan birisi için iş ticari nitelikte ise diğerleri içinde ticari nitelikte sayılmaktadır. Somut olayda davacı banka ile kredi sözleşmesinin imzalandığı, asıl borçlu arasında yetki sözleşmesinin yapıldığı ve Erzurum mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefiller hakkında da geçerli olduğu anlaşılmakla davalı borçluların yetkiye yönelik itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>Borçlu takip konusu edilen Kredi Genel Sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; buna dair herhangi bir delil veya belge sunmamıştır. Dosyaya ibraz edilen kredi genel sözleşmesinde yer alan yazı ve imza örneklerinin davalı tarafından inkar edilmediği, buna göre sözleşmenin davalı tarafından imzalandığının kabul edilmesi gerektiği, kredi genel sözleşmesi ile özellikle kefalet sözleşmesinin yasada aranan geçerlilik şartlarını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Yine hesabın kat edildiğine ilişkin ihtarnamenin davalıya keşide edildiği,  bu şekilde temerrütün gerçekleştiği ve temerrüt faiz oranının takip talebinde belirtildiği görülmekle davalının itirazında haksız olduğu sonucuna varıldığından davalının itirazlarının iptaline  karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı alacaklı tarafından başlatılan takipte ayrıca borçlulardan gayrinakdi kredinin depo edilmesi talebinde de bulunulmuştur. Gayrinakdi kredinin depo edilmesine yönelik talepte genel kredi sözleşmesini imzalayan asıl borçlu sorumludur. Kefilin gayrinakdi krediden dolayı depo edilmesine yönelik talepten sorumlu tutulabilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu hususta ayrıca bir hüküm bulunması gerekmektedir. Somut olayda, sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıların gayrinakdi krediden sorumluluğuna dair herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle davalılar yönünden gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesine yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalıların icra takibine itirazı sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiği, asıl alacak miktarının likit ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, alacağın sözleşmeden kaynaklandığı, davalıların icra takibine itirazlarında haksız ve kötü niyetli oldukları...\" gerekçesiyle <br>\"...Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;<br> Davalıların Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 2.996.354,82 TL asıl alacak, 1.172.902,33 TL işlemiş faiz, 58.645,12 TL BSMV olmak üzere toplam 4.227.902,77 TL üzerinden nakdi alacak talebi yönünden devamına, fazlaya dair talebin reddine, <br>Gayrinakdi alacak bedelinin depo edilmesine yönelik talebin reddine, <br>Takipte asıl alacağa %42 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, <br>Asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 599.277,96 TL tutarında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dava dilekçesinde belirtilen hususlarda araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu karar verildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun tamamen usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu raporun dikkate alınarak karar verilmesi müvekkili banka açısından hak kaybına sebebiyet verdiğini, bilirkişinin hesaplama yaparken cari faiz oranlarını ve faiz başlangıç tarihlerini temerrüt faizlerinin başlangıç tarihlerini yanlış ve eksik hesapladığını, duruşmalara katılmayan emek ve mesai harcamayan davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayanılarak davalı müşterek/müteselsil kefiller hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilince reddedilen miktar yönünden kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) İşbu davada; dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak ticari kredi niteliğindeki genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanmaktadır.<br>Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve alacağa hangi tarihten itibaren temerrüt faizi işletilebileceği, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>2-) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka tarafından davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve verilen atıfet süresinin sona ermesi ile davalıların temerrüde düştüğü, kural olarak kredi taksitlerinin ödemelerinin vadesine kadar akdi faiz, vade tarihlerinden itibaren temerrüt faizi hesaplanıp davacının alacağının takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği (aynı yönde bknz. Yargıtay 11. H.D. 15.06.2023 tarihli ve 2022/538 Esas ve 2023/3817 Karar sayılı ilamı), hükme esas alınan bilirkişi raporunda cari faiz oranlarının ve faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde bir isabetsizlik olmamakla birlikte istinaf dilekçesindeki hukuka aykırılık iddiasının da somut bir biçimde ortaya konulmadığı, gayrı nakdi alacağın depo talebinin yazılı gerekçe dahilinde reddinde ve AAÜT kapsamında kendine vekil eliyle temsil eden davalılar leyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafınca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60ee9a31ac96bb58","SID":"979dc540e6aedd38"}}