{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL<br>14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2023/835 Esas<br>KARAR NO:2025/818<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ:19/12/2023<br>KARAR TARİHİ:20/11/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 25/11/2022 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında davalı şirkete karşı \"ortaklıktan çıkma\" davasının açıldığını, 09/12/2022 tarihinde şirketin büyük ortağı ... tarafından olağanüstü genel kurul yapılması talebinin kabul edildiğini ve davalı şirket merkezinde 31/01/2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantıda alınan kararlara göre müvekkilinin müdürlük görevinin sona erdirildiğini ve aksi karar alınıncaya kadar ...'nun müdür olarak seçildiğini, genel kurul kararlarının 03/02/2023 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, yeni müdür tarafından 06/02/2023 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen karar ile müvekkilinin şirkete hangi tarihlerde gidebileceğinin belirtilmediğini, genel kurul dışında şirkete gidiş ve şirket işleyişini denetleyişinin engellendiğini, şirket ortağı olmasının yanı sıra kuruluşundan itibaren şirkette fiilen de çalışmakta olan müvekkilinin çalışmasına ve çalışması karşılığı elde ettiği gelire de son verildiğini, şirket ana sözleşmesi ve kanun gereğince yapılması gereken genel kurulların süresinde yapılmadığını, ciddi bir karlılığı ve geliri olan şirketin kar payının 2019 yılından itibaren dağıtılmadığını, müvekkili tarafından davalıya gönderilen ... Noterliğinin 03/07/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kar payı dağıtımı için genel kurul yapılmasını talebini ilettiğini, davalı tarafça ... Noterliğinin 12/07/2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve şirket genel kurulunun 20/09/2023 tarihinde yapılacağının bildirildiğini ancak genel kurul saatinin bildirilmediği gibi genel kurul kararının Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan edilmediğini, daha sonra 27/10/2023 günü, saat 10:00'da şirket merkezinde genel kurul yapıldığını, yapılan genel kurulda ... tarafından tamamen müvekkili aleyhine keyfi kararlar alındığını, şirketin hakim ortağının bir yandan kar payı dağıtılmamasının mevcut ekonomik riskler nedeni ile zorunlu olduğunu ileri sürerken diğer yanda şirketin büyüyerek yoluna devam ettiğini beyan ettiğini, bu nedenlerle davalı şirketin 27/10/2023 tarihli genel kurulunda alınmış olan 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin kurucusu olan ...'nın girişimiyle ortak yapıldığını, ...'nın müvekkili şirketteki tüm hisselerini 06/04/2022 tarihinde kızı ...'na devrettiğini ve 21/04/2022 tarihinde ise vefat ettiğini, vefattan hemen sonra davacının müvekkili şirket müdürü ...'na kimi zaman psikolojik şiddet, kimi zaman davranışları ve sözleriyle baskı uyguladığını, ...'nun şirkete ilk geldiği günden itibaren davacının çeşitli eylem ve davranışlarıyla uzaklaştırma politikası uyguladığını, etki alanını daraltmaya çalıştığını, çalışanlardan uzaklaştırmaya gayret ettiğini, müşterilerle ilişkisini bozmaya çalıştığını ancak müvekkili şirket müdürünün üstün gayretleri sayesinde başarılı olamadığını, gelinen noktada şirketin daha iyi bir konuma geldiğini, davacının müvekkili şirketin yetkili temsilcisi olmanın gerektirdiği yükümlülüklerin gereğini yapmadığını, şirketin müdürü olmasına rağmen sadece belirli günlerde işe geldiğini, ... tarafından yeni bir müdürler kurulu oluşturulmak istenmesi üzerine davacının harekete geçtiğini ve .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ve birleşen... Esas sayılı derdest 2 adet ortaklıktan çıkma davası ile iş bu davayı ikame ettiğini, davacının iptal sebeplerini somutlaştıramadığını ve ispat edemediğini, davacının 11/04/2022 tarihinde çoğunluk kararıyla müdür olarak seçildiğini, dolayısıyla davacının kendisinin de müdür olduğu döneme ilişkin alınan genel kurul kararlarının iptalini talep ettiğini, davacının müdürlük görevinin sona ermesinin ardından şirket çalışan ve müdürlerine tahsis edilmiş araba ve telefon hatlarını kullanmasının mümkün olmadığını, şirkete gelmemesinin istenmesinin ise artık müdür olmadığı için doğal bir durum olduğunu, davacının agresif ve öngörülemez birisi olduğunu daha önce davacının olmayan şeyleri olmuş gibi göstererek ...'nu savcılığa şikayet ettiğini, davacının finansal tabloları inceleyemediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirketin faaliyet raporlarının kanuna uygun olarak hazırlandığını ve şirket genel merkezinde toplantı tarihi olan 27/10/2023 tarihinden önceki 2 hafta içerisinde ortakların incelemesine açık tutulduğunu, davacının müdürlükten azline kadar süreçte kar payı dağıtımına ilişkin bir talebinin bulunmadığını, 2021 yılındaki genel kurul kararı ile ortaklara 2019 yılının karının tamamının dağıtılmasına karar verildiğini, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında pandemi döneminde meydana gelen ekonomik gelişmelerin şirketleri dikkatli davranmaya ittiğini, bu risklerden dolayı 2021 ve 2022 yıllarında kar payı dağıtılamadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını arz ve talep etmiştir.<br>Mahkememizin 18/04/2024 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ... ve ...'ın 14/10/2024 tarihli raporunda özetle; tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde açıklanan nedenlere binaen; davacının genel kuruldan önce genel kurul için hazırlanan belgeleri almak amacıyla şirkete gittiğine ve engellendiğine dair somut bir belge olmadığından davacının bu iddiasının soyut kaldığı, ...nın ibrasına ilişkin alınan karar oy çoğunluğuyla alınmış olduğundan yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilmediğinden dolayı iptal şartlarının gerçekleşmediği, mali incelemede genel kurulun kâr dağıtmama kararının şirketin mali durumuna uygun olduğu sonucuna varıldığından 6 nolu genel kurul kararı bakımından iptal şartlarının gerçekleşmediği, mali incelemede genel kurul tarafından müdürlere sağlanan huzur hakkı ve prim tutarının makul olduğu sonucuna varıldığından 7 nolu gündem maddesi bakımından iptal şartlarının gerçekleşmediğinin kabul edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Mahkememizin 24/10/2024 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...ın 22/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde açıklanan nedenlere binaen; <br>kök rapordaki görüşleri muhafaza ettikleri sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Dava, davalı ...'nin 27/10/2023 tarihli genel kurulunda alınmış olan 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.<br>Genel kurul kararlarının iptal sebepleri Türk Ticaret Kanunu 445. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açabilecektir. Yine aynı Kanunun 446. maddesinde ifade edildiği üzere, toplantıya katılsın yada katılmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını ve bu aykırılığın genel kurul kararı alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri bunu iptal davasına konu edebilecektir.<br>Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; 6102 sayılı TTKnın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece resen gözetilir. Davalı şirketin 27/10/2023 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacının iptali talep edilen 4, 5, 6 ve 7 nolu gündem maddelerindeki kararlara karşı olumsuz oy vermiş olup dava şartlarında eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafından davalı limited şirketin 27.10.2023 tarihli olağan genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi gereğince iptali talep edilmiştir. Anılan madde uyarınca, genel kurul kararlarının, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması durumunda iptal edilmesi mümkündür. İptal davasının açılabilmesi için kararın, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, aynı zamanda ortakların haklarını ihlal etmesi veya ortaklar arasındaki eşitliği bozması ya da pay sahiplerinin menfaatlerini zarara uğratması da gerekmektedir. Mahkememizce yapılan yargılamada, her bir genel kurul kararı ayrı ayrı değerlendirilmiş, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki tüm deliller birlikte ele alınmıştır.<br>Dosya kapsamında, ... ... A.Ş. kayıtlı bağımsız denetçi/bağımsız denetim kuruluşu ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ile ticaret hukuku alanında uzman akademisyen Dr. ...'tan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 14.10.2024 tarihli kök rapor ile tarafların bu rapora yönelik itirazları üzerine hazırlanan 22.05.2025 tarihli ek rapor incelenmiştir. Bilirkişi heyetince davalı şirketin ticari defterleri, bilançosu, gelir tablosu, genel kurul tutanakları ve diğer mali belgeleri kapsamlı bir şekilde incelenmiş, şirketin mali durumu, kar dağıtım kabiliyeti, huzur hakkı ve prim ödemelerinin makullüğü gibi hususlar mali ve hukuki açıdan değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporları, ihtisas gerektiren konularda mahkemenin bilgisini artırmaya yönelik önemli deliller olmakla birlikte, mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, hukuki değerlendirme ve nitelendirme yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Bu itibarla, bilirkişi raporlarındaki mali tespitler dikkate alınmakla birlikte, hukuki sonuçların çıkarılması mahkememizce re'sen yapılmıştır.<br>Davacı, genel kurul gündeminin 4 numaralı maddesinde yer alan 2022 yılı faaliyet raporunun tasdikine ilişkin kararın iptalini, şirket merkezine girmesinin ... tarafından engellendiğini, bu nedenle genel kurul öncesi faaliyet raporunu ve mali tabloları inceleyemediğini, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 621. maddesinde düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Davacı ayrıca, 06.02.2023 tarihli yazı ile kendisine şirkete gelme yasağı konulduğunu, 20.09.2023 tarihinde şirkete gittiğinde korumalar tarafından engellendiğini beyan etmiştir.<br><br>Davalı şirket ise, faaliyet raporunun ve mali tabloların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/4. maddesi uyarınca genel kurul tarihinden iki hafta önce şirket merkezinde ortakların incelemesine hazır bulundurulduğunu, davacının şirkete gelerek bu belgeleri incelemediğini, 06.02.2023 tarihli yazının sadece davacının müdürlük görevinin sona ermesi nedeniyle \"çalışmak üzere\" şirkete gelmesini kısıtladığını, genel kurul hakkını ve ortak sıfatıyla şirkete gelme hakkını engellemediğini savunmuştur. Davalı, davacı vekiline whatsapp mesajları ile genel kurul tarih değişikliği hakkında bilgi verildiğini, ancak davacı vekilinden geri dönüş alınamadığını belirtmiştir.<br>Mahkememizce 06.02.2023 tarihli yazı incelenmiş olup, söz konusu yazıda \"artık şirkete ÇALIŞMAK ÜZERE ve hissedar olarak tarafınıza bildirilecek şirket genel kurul toplantılarına katılım HARİCİNDE gelmenizin kanunen uygun olmadığı\" ifadesine yer verildiği görülmüştür. Bu yazının lafzından açıkça anlaşılacağı üzere, şirkete \"çalışmak üzere\" gelme yasaklanmış, ancak genel kurul toplantısına katılım hakkı açıkça \"hariç\" tutularak saklı tutulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 621. maddesinde ortakların yazılı talepte bulunarak şirket işlerinin durumu ile mali tablolar hakkında bilgi isteyebileceği ve bunları inceleyebileceği, aynı Kanun'un 616/4. maddesinde ise genel kurulda görüşülecek konulara ilişkin bilgi ve belgelerin toplantı gününden en az iki hafta önce şirket merkezinde ortakların incelemesine hazır bulundurulacağı düzenlenmiştir. 06.02.2023 tarihli yazıda genel kurul toplantılarına katılım hakkı açıkça hariç tutulduğuna göre, bu yazının aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/4 ve 621. maddelerinde düzenlenen inceleme hakkını da kapsamadığının kabulü gerekir. Zira genel kurula katılma hakkı ile genel kurul öncesi belgeleri inceleme hakkı organik bir bağ içindedir ve ortağın genel kurula hazırlıklı gelebilmesi için belgeleri önceden incelemesi zaruri bir haktır.<br>Davacının 20.09.2023 tarihinde şirkete gittiğinde korumalar tarafından engellendiğine ilişkin iddiası yönünden ise, öncelikle belirtmek gerekir ki 20.09.2023 tarihi, genel kurul tarihi olan 27.10.2023'ten yaklaşık bir ay önce olup, henüz 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/4. maddesinde öngörülen iki haftalık süre başlamamıştır. Dolayısıyla davacının bu tarihte şirkete hangi amaçla gittiği belirsizdir. Davacının, faaliyet raporunu ve mali tabloları incelemek amacıyla şirkete yazılı bir başvuru yaptığına, noter aracılığıyla tespit talebinde bulunduğuna veya ihtarname gönderdiğine dair dosyada herhangi bir belge bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti de raporunda, davacının genel kuruldan önce genel kurul için hazırlanan belgeleri almak amacıyla şirkete gittiğine ve engellendiğine dair somut bir belge olmadığından davacının bu iddiasının soyut kaldığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Bu durum karşısında, davacının inceleme hakkının davalı şirket tarafından engellendiğine dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Hal böyle olunca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesinde öngörülen iptal sebeplerinden herhangi birinin faaliyet raporunun tasdikine ilişkin 4 numaralı genel kurul kararı bakımından gerçekleşmediği anlaşıldığından, bu karara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacı, genel kurul gündeminin 5 numaralı maddesinde yer alan şirket müdürlerinin ibrası kararının iptalini talep etmiştir. Davalı şirketin 27.10.2023 tarihli genel kurulunda, şirket kurucusu ve eski müdür ...'nın Ocak-Nisan 2022 dönemine ilişkin müdürlük faaliyetlerinin ibra edildiği, davacı Habip Sarıkaya'nın ise bu dönemde müdür olmadığı için ibra edilmediği görülmüştür.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 619. maddesinde, \"Limited şirket müdürleri, ortaklar genel kurulunca ibrâ edilirler. Müdürlük görevi yürüten ortak bu hususta oy kullanamaz\" hükmü yer almaktadır. Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, ibra kararının alınmasında müdür olarak görev yapmayan ortaklar oy kullanabilecektir. Somut olayda, ...'nın Ocak-Nisan 2022 döneminde müdürlük yaptığı, 06.04.2022 tarihinde paylarını kızı ...'na devrettiği, 21.04.2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ...'nın söz konusu dönemdeki müdürlük faaliyetlerinin ibrası yönünden alınan kararda, diğer ortak olan ...'nun oy kullanması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 619. maddesine uygun bulunmuştur. Bilirkişi heyeti de raporunda, ortakların çoğunluk ilkesi uyarınca ibra kararı almasında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık tespit etmemiştir.<br>Bu itibarla, ibra kararına ilişkin 5 numaralı genel kurul kararı bakımından da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesinde öngörülen iptal sebeplerinden herhangi birinin gerçekleşmediği anlaşıldığından, bu karara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacı, genel kurul gündeminin 6 numaralı maddesinde yer alan 2022 yılı net karının ortaklara dağıtılmayarak tamamının yedek akçelere eklenmesi kararının iptalini, davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesinde kar dağıtımının zorunlu olduğunun öngörüldüğünü, şirketin mali durumunun çok güçlü olduğunu, kar dağıtımı yapılmamasının azınlık ortağı olan kendisinin haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Davalı şirket ise, kar dağıtımı yapılmamasının jeopolitik ve makroekonomik riskler, döviz kuru artışları, enflasyon ve kredi maliyetlerinin artması gibi ekonomik gerekçelerle karar alındığını, ayrıca ortaklıktan çıkma davası nedeniyle mahkemeye 5.000.000 TL teminat mektubu verildiğini, şirketin mali istikrarı için karın yedek akçelerde tutulmasının zorunlu olduğunu savunmuştur.<br>Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesinin yorumlanması gerekmektedir. Söz konusu maddede, \"Safi kardan her sene önce yüzde beş nispetinde yedek akçe ayrılır. Kalan miktar hissedarlara ödenmiş sermayeleri üzerinden hisseleri oranında dağıtılır\" hükmü yer almaktadır. Mahkememizce bu hükmün lafzı dikkate alındığında, \"dağıtılır\" ifadesinin kullanıldığı, \"dağıtılabilir\" ifadesinin kullanılmadığı görülmüştür. Sözleşme hukukunun temel yorumlama kuralları uyarınca, tarafların iradesini yansıtan sözleşme hükümlerinin lafzı öncelikle dikkate alınır ve lafzın açık olması durumunda başka bir yoruma gidilmez. Ana sözleşmenin 11. maddesinde \"dağıtılır\" ifadesi kullanılmak suretiyle, kar dağıtımının kural olduğu, genel kurul kararına bırakılmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu, mutlak bir yükümlülük anlamına gelmez; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 523. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen istisnai haller çerçevesinde, şirketin aktiflerin sağlanabilmesi, sürekli gelişimi veya istikrarlı kar dağıtımı için gerekli görülmesi durumunda kar dağıtımından vazgeçilebilir veya kısıtlama yapılabilir. Ancak bu istisnai durumların varlığı ve orantılılığı somut olayda değerlendirilmelidir.<br>Bilirkişi heyetinin raporunda, davalı şirketin 2022 yılına ilişkin mali durumu detaylı bir şekilde incelenmiş ve şu tespitler yapılmıştır: Şirketin 2022 yılı net karı 9.324.170,56 TL, geçmiş yıllar karı 6.887.994,50 TL, toplam öz varlık 20.606.448,23 TL, sermaye 3.910.000 TL, net çalışma sermayesi 16.082.816,75 TL'dir. Bilirkişi heyeti, şirketin likidite oranının 4 olduğunu (ideal oranın 1-2 olduğu), şirketin herhangi bir kredi borcunun bulunmadığını, ticari borçların sadece 766.139,90 TL olduğunu, şirketin mali yapısının güçlü olduğunu tespit etmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda açıkça, \"mali ve finansal bakış açısıyla kar dağıtımı yapması gerektiği değerlendirilmektedir\" ifadesine yer vermiştir. Bu tespitler, şirketin mali durumunun kar dağıtımına elverişli olduğunu açıkça göstermektedir.<br>Davalı şirketin genel kurul tutanağında kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin gerekçeler incelendiğinde, döviz kurlarının hızlı yükselişi (%55), enflasyon, işletme sermayesi ihtiyacının artması, banka kredilerine erişimin zorlaşması ve pahalılaşması gibi makroekonomik unsurlara dayandığı görülmektedir. Mahkememizce bu gerekçeler değerlendirilmiş ve söz konusu ekonomik koşulların gerçek olduğu, şirketin ithalata dayalı faaliyeti nedeniyle döviz kuru risklerinden etkilendiği, enflasyon ve kredi maliyetlerinin artmasının şirketler için genel bir risk unsuru oluşturduğu kabul edilmiştir. Ancak, bu genel ekonomik koşulların, mali yapısı son derece güçlü olan, likidite fazlası bulunan, herhangi bir kredi borcu olmayan, net çalışma sermayesi 16 milyonu aşan bir şirket bakımından, 9.324.170,56 TL tutarındaki net karın tamamının yedek akçelerde bekletilmesini haklı kıldığı sonucuna varılamamıştır. Zira ekonomik riskler karşısında ihtiyatlı davranmak meşru olmakla birlikte, bu ihtiyat tedbiri ile azınlık ortağının kar payı hakkı arasında makul bir denge kurulması gerekmektedir.<br>Davalı şirketin savunmasında ve bilirkişi raporunda ayrıca, davacı tarafından açılan ortaklıktan çıkma davası (.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E.) nedeniyle mahkemeye 5.000.000 TL tutarında teminat mektubu verildiği, bu nedenle şirketin söz konusu tutarı hazır bulundurması gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti, ortaklıktan çıkma kararı verilmesi halinde ödenecek ayrılma akçesi için de ihtiyat akçesi ayrılmasının uygun olacağını değerlendirmiştir. Öncelikle mahkememizce yapılan inceleme sonucunda, teminat mektubu verilmesine ilişkin hususun 27.10.2023 tarihli genel kurul tutanağında kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin gerekçeler arasında yer almadığı tespit edilmiştir. Genel kurul tutanağında sadece döviz kuru, enflasyon ve kredi zorluğu gibi ekonomik gerekçelere yer verilmiş, teminat mektubu veya ortaklıktan çıkma davasına hiç atıf yapılmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi uyarınca genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırılığının değerlendirilmesinde, kararın alındığı andaki durum ve gerekçeler esas alınmalıdır. Sonradan, bilirkişi raporu aşamasında veya yargılama sürecinde ortaya konan gerekçeler, karar alınırken dikkate alınmamışsa, kararın haklılığını ispat etmeye yeterli olamaz.<br>Teminat mektubu verilmesine ilişkin hususun 27.10.2023 tarihli genel kurul tutanağında kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin gerekçeler arasında yer alsa bile, kar payı dağıtılmaması ile azınlık ortağa ödenmesi gereken kar payı önce yedek akçelere ayırarak çıkma payının bizzat çıkan ortak tarafından karşılanmasına neden olacaktır.<br> Ayrıca, ortaklıktan çıkma davası henüz sonuçlanmamış olup, davacının bu davayı kazanıp kazanmayacağı, ayrılma akçesinin ne kadar olacağı belirsizdir. Henüz kesinleşmemiş, gelecekte gerçekleşmesi belirsiz bir yükümlülüğe dayanarak, azınlık ortağının kar payı hakkının tamamen ortadan kaldırılması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. Şayet davalı şirket, gelecekte ödenebilecek bir ayrılma akçesi için ihtiyat akçesi ayırmak istiyorsa, bu, tüm karın dağıtılmaması şeklinde değil, karın bir kısmının dağıtılması, bir kısmının ise ihtiyat akçesine ayrılması şeklinde dengeli bir karar alınması suretiyle gerçekleştirilmelidir. Nitekim bilirkişi heyeti de raporunda, 16 milyon TL civarındaki dağıtılabilir karın ihtiyatlı davranmak suretiyle 1/3'lük kısmının dağıtılabileceği yönünde değerlendirme yapmıştır.<br>Mahkememizce ayrıca, davalı şirketin 2020, 2021 ve 2022 yıllarında kar dağıtımı yapmadığı, davacının bu dönemde şirketten hiçbir kar payı almadığı, buna karşılık hakim ortak ...'nun şirket müdürü sıfatıyla huzur hakkı ve prim aldığı hususu da dikkate alınmıştır. Her ne kadar huzur hakkı ve prim ödemeleri müdürlük görevinin karşılığı olan meşru ödemeler olsa da, üç yıl üst üste kar dağıtımı yapılmaması ve azınlık ortağının hiçbir gelir elde edememesi, hakim ortağın ise huzur hakkı ve prim vasıtasıyla önemli tutarda gelir elde etmesi, ortaklar arasında ciddi bir dengesizlik yaratmakta ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Limited şirketlerde hakim ortağın çoğunluk ilkesi gereği geniş yetkilere sahip olması doğal olmakla birlikte, bu yetkiler azınlık ortağının temel haklarını ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz. Kar payı alma hakkı, ortaklık hakkının en temel unsurlarından biridir ve hakim ortağın bu hakkı sistematik bir şekilde engellemesi, azınlık ortağını fiilen şirketten dışlama anlamına gelir ki bu durum hukuk düzenimizce kabul edilemez.<br>Tüm bu değerlendirmeler ışığında mahkememizce, davalı şirketin 27.10.2023 tarihli genel kurulunda alınan 2022 yılı net karının tamamının yedek akçelere eklenmesi ve ortaklara kar dağıtımı yapılmaması yönündeki kararın, davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine aykırı olduğu, ekonomik gerekçelerin tüm karın dağıtılmamasını haklı kılmadığı, teminat mektubu gerekçesinin genel kurul kararında yer almadığı, ortaklıktan çıkma davasının sonucunun belirsiz olduğu, üç yıl üst üste kar dağıtımı yapılmamasının ve azınlık ortağının hiçbir gelir elde edememesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi gereğince, 6 numaralı genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacı, genel kurul gündeminin 7 numaralı maddesinde yer alan şirket müdürü ...'na aylık net 150.000 TL huzur hakkı ve aylık net satış tutarının %1'i oranında prim ödenmesi kararının iptalini, bu tutarların fahiş olduğunu, örtülü kazanç aktarımı niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı şirket ise, huzur hakkı ve prim tutarlarının şirketin mali durumuna, sektör standartlarına ve müdürün performansına uygun olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616. ve 394. maddelerine göre bu tür ödemelerin genel kurul kararıyla belirlenmesinin kanuna uygun olduğunu savunmuştur.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, müdürlerin kazanç paylarının ve ücretlerinin belirlenmesinin genel kurulun devredilmez yetkilerine arasında sayıldığı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 394. maddesinde ise anonim şirketler için öngörülmekle birlikte, limited şirketlere de kıyasen uygulanabilecek şekilde, yönetim kurulu üyelerine tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebileceği hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, limited şirket müdürlerine huzur hakkı ve prim ödenmesi, genel kurul kararıyla belirlenmiş olması kaydıyla, kanuna uygundur. Somut olayda, huzur hakkı ve prim ödemesi genel kurul kararıyla belirlenmiş olup, bu yönüyle şeklen bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, belirlenen tutarların makul olup olmadığı, fahiş olup olmadığı, örtülü kazanç aktarımı niteliğinde olup olmadığı hususları değerlendirilmelidir.<br>Bilirkişi heyetinin raporunda, huzur hakkı ödemelerine ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yapılmış ve şu tespitlerde bulunulmuştur: 2022 yılının Haziran-Aralık döneminde aylık net 65.000 TL huzur hakkı ödenmiş olup, 2022 yılı için yeniden değerleme oranı %122,93'tür. 65.000 TL tutarın yeniden değerleme oranıyla çarpımı sonucunda 144.904,50 TL'ye tekabül ettiği, dolayısıyla 150.000 TL huzur hakkının enflasyon oranına uygun bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bilirkişi heyeti, şirketin net satışlarının bir önceki yıla göre 2 kat arttığını, şirketin karlılığının önemli ölçüde iyileştiğini, bu durumun şirket müdürünün performansının olumlu olduğunu gösterdiğini belirtmiştir. Bilirkişi heyeti, huzur hakkı ve prim toplamının şirketin karının yaklaşık %15'ine tekabül ettiğini, bu oranın makul olduğunu değerlendirmiştir. Mahkememizce de, enflasyon oranları ve şirketin karlılık artışı dikkate alındığında, 150.000 TL aylık huzur hakkının fahiş olmadığı, müdürün sorumluluğu ve performansı ile orantılı bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br>Prim ödemesine ilişkin olarak ise, bilirkişi heyeti raporunda, daha önceki dönemlerde prim uygulamasının mevcut olup olmadığının dosyadan anlaşılamadığı, eğer prim uygulaması ilk defa uygulanacak yeni bir menfaat ise bunun tartışmalı olabileceği belirtilmiştir. Davacı, prim uygulamasının ilk defa uygulandığını, bu nedenle şirket teamülüne aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ancak dosya kapsamında, davalı şirketin geçmiş yıllarda prim uygulaması yapıp yapmadığına ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti de bu hususu tespit edememiş, ancak toplam tutarın (huzur hakkı + prim) makul olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce, prim uygulamasının ilk defa mı yoksa daha önceden de mi uygulandığının kesin olarak tespit edilemediği, ancak önemli olanın toplam ödemenin (huzur hakkı + prim) makul olup olmadığı hususu olduğu değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinin tespitine göre, toplam ödeme tutarının şirket karının yaklaşık %15'i olması, şirketin mali durumu ve karlılığı dikkate alındığında makul bir orandır.<br>Davacının, huzur hakkı ve prim ödemelerinin örtülü kazanç aktarımı niteliğinde olduğu yönündeki iddiası değerlendirilmiştir. Örtülü kazanç aktarımının söz konusu olabilmesi için, ödemenin karşılıksız olması, şirket sermayesini boşaltması veya ortaklara eşit olmayan bir şekilde menfaat sağlanması gerekmektedir. Somut olayda, ...'nun şirket müdürü olarak aktif bir şekilde görev yaptığı, şirketin karlılığının arttığı, dolayısıyla huzur hakkı ve prim ödemelerinin bir karşılığı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyeti de raporunda, belirlenen menfaatlerin örtülü kazanç aktarımı niteliğinin bulunmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Davacının, kar dağıtılmazken yüksek huzur hakkı ve prim ödenmesinin dengesizlik yarattığı yönündeki iddiası ise, esasen kar dağıtımı yapılmaması kararının dürüstlük kuralına aykırılığı ile ilgilidir. Nitekim mahkememizce kar dağıtımı yapılmaması kararı iptal edildiğine göre, huzur hakkı ve prim ödemelerinin tek başına değerlendirilmesinde, bunların makul olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Mahkememizce ayrıca, örtülü kazanç aktarımı iddiası kapsamında, hukuk doktrininde ve Yargıtay içtihatlarında tartışılan bir husus da re'sen değerlendirilmiştir. Satış cirosu bazlı prim sistemlerinin, teorik olarak, müdürün maliyetleri şişirmesi suretiyle şirket karını azaltmasına rağmen yüksek satış primi alabilmesine imkan verebileceği, bu durumda hem örtülü kazanç aktarımı hem de yüksek prim ile \"çifte menfaat\" senaryosunun oluşabileceği belirtilmektedir. Bu risk, özellikle müdürün aynı zamanda hakim ortak olduğu ve maliyet kontrolünün de elinde bulunduğu durumlarda artmaktadır. Zira bu durumda müdür, maliyetleri fahiş tutarlarda göstererek şirket karını düşürebilmekte, ancak satış cirosu yüksek olduğu için yine de yüksek prim alabilmekte, böylece hem örtülü kazanç yoluyla hem de prim yoluyla çifte kazanç elde edebilmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi ve Transfer Fiyatlandırması Genel Tebliği uyarınca, ilişkili kişilere yapılan ödemelerde emsal bedel testinin uygulanması zorunlu olup, emsale aykırı ödemelerin gider olarak kabulü mümkün değildir. Ancak somut olayda, bilirkişi heyetinin detaylı mali incelemesinde, şirketin 2022 yılı net karının bir önceki yıla göre yaklaşık 2 kat artmış olduğu, şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, herhangi bir anormal maliyet artışı veya kayıt dışı işlem tespit edilmediği, aksine şirketin mali yapısının güçlendiği, likidite oranının yüksek olduğu, kredi borcu bulunmadığı görülmüştür. Eğer davacının endişe ettiği türden bir örtülü kazanç aktarımı veya maliyet manipülasyonu söz konusu olsaydı, şirket karının bu denli artması, mali yapının bu kadar güçlenmesi beklenemezdi. Dolayısıyla, satış bazlı prim sisteminin teorik riskleri ve hukuk doktrininde tartışılan \"çifte kazanç\" senaryosu mahkememizce not edilmekle birlikte, somut olayda bu riskin gerçekleştiği, maliyetlerin manipüle edildiği veya örtülü kazanç aktarımı yapıldığı yönünde herhangi bir somut delil bulunmamaktadır.<br>Sonuç olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616. ve 394. maddeleri uyarınca genel kurul kararıyla belirlenen huzur hakkı ve prim tutarlarının, enflasyon oranı, şirketin karlılığı ve müdürün performansı dikkate alındığında makul ve orantılı olduğu, fahiş olmadığı, örtülü kazanç aktarımı niteliği taşımadığı, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesinde öngörülen iptal sebeplerinin gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, 7 numaralı genel kurul kararına yönelik iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı limited şirketin 27.10.2023 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararlardan:<br>- Gündemin 4 numaralı maddesi olan faaliyet raporunun tasdiki kararı bakımından, davacının inceleme hakkının engellendiğine dair yeterli delil bulunmadığından, iptal şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak davanın reddi,<br>- Gündemin 5 numaralı maddesi olan ibra kararı bakımından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 619. maddesine uygun olarak karar alındığı, iptal şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak davanın reddi,<br>- Gündemin 6 numaralı maddesi olan kar dağıtımı yapılmaması kararı bakımından, davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine aykırı olduğu, ekonomik gerekçelerin tüm karın dağıtılmamasını haklı kılmadığı, azınlık ortağının kar payı hakkının sistematik olarak engellendiği, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılarak kararın iptali,<br>- Gündemin 7 numaralı maddesi olan huzur hakkı ve prim kararı bakımından, belirlenen tutarların makul, orantılı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşımadığı, iptal şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak davanın reddi,<br>yönünde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 27/10/2023 tarihli genel kurulunda alınan 6 nolu kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın iptaline,<br>-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,<br>2-Celse arasında davalı şirkete kayyum atanması talep edilmiş ise de bu husus dava konumuz olmayıp dava kapsamında verilebilir bir tedbir de olmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>3-Genel kurur kararlarının yürütmesinin durdurulması talep edilmiş ise de iptali reddedilen genel kurul kararları açısından tedbir şartlarının bulunmadığı, kar payının dağıtılmaması olumsuz kararı açısından da yürütmeyi durdurma verilmesi gerekmediği anlaşıldığından bu talebin reddine,<br>4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 539,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>8-Davacı tarafından yapılan 22.198,50-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 11.099,25-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,<br>Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.20/11/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br>Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"581c8114462e4b71","SID":"4880b0570b85eed0"}}