{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2026 <br>KARAR NO\t: 2025/1862<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/06/2022<br>NUMARASI: 2020/222 Esas - 2022/393 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 29/07/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalıya ait ... ve TCLU/330565/5 no'lu konteynerler içerisinde bulunan yüklerin ... Ali/Dubai yükleme limanından Kumport/İstanbul limanına taşınmasının 07.05.2018 tarih ve ... numaralı konşimento tahtında müvekkili tarafından üstlenildiğini, fiili taşımanın Hapaq ... firması tarafından gerçekleştirildiğini, geminin 25.05.2018 tarihinde varış limanına varması üzerine davalı şirkete varış ihbarında bulunulduğunu, tahliye edilen konteyner muhteviyatı yüklerin alıcı davalı şirket tarafından süresi içerisinde limandan çekilmemesi üzerine, müvekkili tarafından 03.07.2018 tarihinde davalıya e-posta yoluyla ürünlerin halen çekilmediği bildirilerek gecikme sebebiyle oluşacak masraflardan davalının sorumlu olacağının bildirildiğini, sonrasında çekilen 11.07.2018 tarihli demuraj ihbarında da konteynerlerin geç teslim alınmasından kaynaklanan tüm masrafların fatura edileceğinin bildirildiğini, davalının konteynerleri süresi içerisinde limandan çekmemesi nedeniyle oluşan masrafların armatör sıfatına haiz olan ... ... ... Nakliyat AŞ tarafından müvekkili şirkete fatura edildiğini ve bu masrafların müvekkilince karşılandığını, bu kapsamda müvekkilince davalıya 11.07.2018 tarihli 4.830-USD bedelli ve 31.07.2018 tarihli 2.400-USD tutarlı faturaların gönderildiğini, davalının 23.07.2018 tarihli yazı ile gecikme sebebinin gümrük işlemlerinin bayram ve seçimden dolayı uzaması olduğu bildirilerek faturalara itiraz edildiğini, bu beyan ile davalının gecikmenin kendisinden kaynaklandığını ikrar ettiğini, Ramazan Bayramı 15-17 haziran, seçim tarihi ise 24 haziran olup, yüklerin ise 25.05.2018 tarihinde limana varmış olduğunu, oysa konteynerlerin 06.07.2018 tarihine kadar geri dönmediğini, dolayısıyla gecikmenin ve masrafların davalının kusurundan kaynaklandığını, davalının faturaları iade etmesi üzerine müvekkilince aynı tutarlı 13.12.2018 tarihli faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, ancak davalının faturaları 03.01.2019 tarihinde iade ederek iade faturaları gönderdiğini, bunun üzerine müvekkilince 15.01.2019 tarihli ihtarname ile davalı faturalarının iade edildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki diğer ihtilaf konusu olayda ise, davalının talimat ve onayı ile davalıya ait ürünlerin müvekkili tarafından TWF3047 no'lu 05.03.2018 tarihli konşimento tahtında havayolu ile Dubai'den İstanbul'a ve İstanbul'dan Konya'ya iç nakliyesinin yapıldığını, davalı şirket tarafından taşımaya konu ürünlerin hasarlı olduğu gerekçesi ile müvekkiline 6.700-USD bedelli hasar faturası tanzim edildiğini, davalı tarafından müvekkiline herhangi bir hasar ihbarında bulunulmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalı adına aynı tutarlı iade faturası tanzim edildiğini, davalının bu bedelin de içinde olduğu cari hesap bakiyesini ödemediğini, müvekkili tarafından davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili için İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 29.07.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.    <br>CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafından her ne kadar cari hesap ilişkisinden bahsedilmiş ise de, taraflar arasında böyle bir ilişki bulunmadığını, yazılı veya sözlü bir sözleşmenin olmadığını, davacı tarafından gönderilen 21.11.2018 tarihli mailde, cari hesap bakiyesinin 412,57-USD olduğunun belirtildiğini, o tarihte davacı şirketin müvekkili şirkete 8.062,11-TL borçlu gözükmesi nedeniyle davacının bildirdiği bakiyenin ödenmediğini, aradan 3 ay geçtikten sonra davacının daha önce kendisine iade edilen faturalar tutarında yeni faturalar düzenlediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>ISLAH: Davalı vekili 21.05.2021 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah ederek, davacının talep ettiği demuraj bedeli ve ferileri toplamı 7.642,57-TL alacağının zamanaşımına uğradığını belirterek, bu tutar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; alıcısı davalı olan konteyner muhtevası yükün ... Ali limanından İstanbul limanına taşındığı, davacının 08.05.2018 tarihli ...-... tarafından düzenlenen ana konşimentoda gönderilen, Darka Container Lines tarafından düzenlenen 07.05.2018 tarihli ara konşimentoda teslim için başvurulacak kişi olarak belirtildiği, buna göre ...-...'un fiili taşıyan, Darka Container Lines'ın akdi taşıyan konumunda oldukları, davacının ise dava konusu taşımayı organize ettiği, davalı vekilinin ıslah dilekçesi ile zamanaşımı defiini ileri sürdüğü, TTK'nın 1246. maddesinde, \"1188. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar.\" düzenlemesinin bulunduğu, kural olarak demuraj ücreti alacağı, konteynerın boş olarak teslimi tarihinde muaccel hale gelip zamanaşımı da bu tarihte başlatmakta ise de, rücu ilişkisinden kaynaklanan eldeki davada alacağın, davacının fiili taşıyana ödeme yaptığı tarih itibariyle muaccel hale geldiği, ödeme tarihinin tespiti bakımından alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki hesaplaşmanın fatura bazında olmadığı, cari hesaba mahsuben ödemeler yapıldığı, 05/08/208 ve 10/08/2018 tarihleri arasında fiili taşıyana ödeme yapıldığının tespit edildiği, buna göre icra takibinin başlatıldığı 29/07/2019 tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde görülmediği, TTK'nın 1203. maddesine göre, taşıma senedi uyarınca gönderilen tarafından eşyanın teslimi istendiğinde, bu istemin dayanağı olan sözleşmenin veya konişmentonun hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacaklar ile kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da ödeyip, üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmesinin gerektiği, yükü teslim alması nedeniyle davalı açısından bağlayıcı olan konişmentoda demuraja ilişkin kayıt bulunduğu, davalıya varış ihbarnamesinin gönderildiği, buna göre gönderilen konumundaki davalının demuraj bedelinden sorumlu olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda, davaya konu edilen 14.342,57-USD bakiyenin 412,57-USD'nın demuraj faturaları öncesinden kalan cari hesap bakiyesinden, 7.230-USD'nın iki adet demuraj fatura tutarından 6.700-USD'nın ise hasar tazmin bedeli içerikli fatura tutarından oluştuğu, tarafların hesap bakiyelerinin TL cinsinden birbirini teyit ettiği ve 1.653-TL bakiyede mutabık oldukları, USD cinsinden yapılan işlemler sonucunda oluşan bakiye tutarlar arasında 13.930-USD fark bulunduğu ve bu farkın 7.230-USD ve 6.700-USD tutarlı değerlerden oluştuğu, 7.230-USD farkın demuraj içerikli faturaların davalının hesaplarında yer almamasından kaynaklandığının belirtildiği, bilirkişi raporunda, dava konu konteyner hareketlerinin incelenmesi ve fili taşıyanın tarifesi dikkate alınarak yapılan hesaplamada 6.195-USD demuraj oluştuğunun belirtildiği, davacının fiili taşıyana anılan demuraj bedeli ve liman masrafları için toplam 7.119,58-USD ödeme yaptığı anlaşıldığından, davacının ticari defterlerinde 7.230-USD olarak belirtilen anılan talepler yönünden ödeme yaptığı tutar kadar davalıya rücu edebileceği, kalan 6.700-USD farkın ise davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 07.01.2019 tarihli 6.700-USD tutarlı ve \"hasar tazmin bedeli\" içerikli fatura bedelinden kaynaklandığı anlaşılmış olup, TWF3047 numaralı ve 05.03.2018 tarihli konşimento tahtında hava yolu ile Dubai'den İstanbul'a taşınması ve ardından İstanbul-Konya arası iç nakliyesine konu edilen emtianın, İstanbul'dan Konya'ya nakli sırasında hasar gördüğü, hasar gören emtialar için davalı tarafından davacı adına fatura tanzim edildiği, davacı tarafından faturanın ticari defterlerinde davalı lehine alacak kaydedildiği, davacı tarafından, bu faturanın iadesi niteliği taşıyan, yaklaşık 5 ay sonra 07.01.2019 tarihli 6.700-USD tutarlı ve hasar tazmin bedeli içerikli faturanın tanzim edildiği anlaşılmış olup, davalı tarafça hasara ilişkin olarak düzenlenip davacı tarafça defterlere kaydedilen faturanın iadesi niteliğinde olan bu bedelin karşılığının bulunmadığı, iadesinin gerektiğinin davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, bu açıklamalara göre bilirkişi raporu ile tespit edilip fiili taşıyana ödenen demuraj ve lokal masraflara ilişkin 7.119,58-USD ve 412,57-USD cari hesap bakiyesi yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 7.532,15-USD asıl alacak ve 231,54-USD işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinde itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranın üzerinden faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabulüne karar verilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemece davalının yüklerin vaktinde limandan çekilmemesi ve konteynerlerin geç iade edilmesi neticesinde oluşacak tüm zarar ve masraflardan sorumlu olduğunun kabul edildiğini, ancak ilgili demuraj ve sair operasyonel masrafların, davalı şirketin de kabul etmiş olduğu müvekkili şirketin standart tarifesine göre hesaplanması gerektiğini, davalı şirketin taşıtan ve gönderilen sıfatını haiz olduğunu, bu kapsamda davalı şirketin de kabulünde olan standart tarifeye göre tanzim edilen 7.230-USD tutarındaki faturanın dikkate alınması gerekirken, hiçbir değerlendirme yapılmaksızın 7.119,58-USD'lik tutarın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın taşımanın başından beri, yüklerin vaktinde varış limanından çekilmemesi ve konteynerlerin geç iade edilmesi neticesinde oluşacak tüm zarar, masraf ve operasyonel giderlerin müvekkili şirketin standard tarifesine göre hesaplanacağını bildiğini, taraflar arasında geçerli olan standart tarifenin ise, demuraj ihbarında da belirtildiği üzere serbest süre 7 gün, 8. gün ve sonrasında beher gün başına 65 ve 80-USD olduğunu, bu tarife uyarınca müvekkilince 11.07.2018 tarihli 4.830-USD bedelli ve 31.07.2018 tarihli 2.400-USD bedelli fatura ile toplamda 7.230-USD alacak oluştuğunu, davalı şirketin talimat ve onayı doğrultusunda müvekkili şirket tarafından havayolu taşıması ve kara iç nakliyesinin organize edildiğini, davalının herhangi bir resmi başvurusu olmamasına ve müvekkiline iddia edilen zarara ilişkin hiçbir tutanak gönderilmemiş olmasına rağmen, davalı tarafça hasar faturası düzenlenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece 6.700-USD tutarlı faturaya ilişkin olarak yalnızca ticari defterlerin karşılaştırmasının yapıldığını, ancak davalının hasara ilişkin bir başvurusunun bulunmadığını, bu doğrultuda hasarın oluştuğunun ispata muhtaç olduğunu, davalının bu faturasına karşılık müvekkilince düzenlenen faturaya karşı davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı şirket tarafından söz konusu faturaların cari hesabına ve kayıtlarına işlenmemiş olmasının tamamen davalının kendi sorumluluğunda olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili; demuraj bedelinin muaccel olduğu tarihin, yükün gümrükten çekildiği, konteynerların iade edildiği 06.07.2018 tarihi olduğunu, davaya konu icra takibinin ise 29.07.2019 tarihinde başlatıldığını, zamanaşımı süresinin davacının dava dışı Hapaq ... şirketine yaptığı ödeme tarihinden başlatılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle takip bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra başlatılmış olmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının Hapaq firmasına yaptığı ödemelerin hiç birisinde davaya konu edilen tutar ve demuraj ya da sair liman masrafları adı altında açıklama içeren bir ödemeye rastlanmadığını, ödemelerin bu davaya konu uyuşmazlığa ilişkin ödemeler olduğuna dair hiç bir açıklık bulunmadığını, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davacı tarafından gerçekleştirilen taşımada emtianın alıcısı olan davalı tarafından geç teslim alınması sonucunda oluşan konteyner demuraj bedeli ile liman masrafı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Konteyner demurajı TTK'da düzenlenmemiş olup uygulamada; kırkambar sözleşmesi veya konşimentoda kararlaştırılan, konteynerin iadesi borcunu kuvvetlendiren, bununla birlikte konteynerin iadesinde gecikme durumunda taşıyanın uğrayacağı zararı tazmin etmeye yarayan, öğretide hukuki niteliği bir kısım yazarlar tarafından götürü tazminat, bir kısmı tarafından ise cezai şart niteliğinde kabul edilen bir müessesedir. Konteyner demurajından kaynaklı alacağın istenebilmesi için, öncelikle taraflar arasında bir anlaşmanın bulunması gerekir. Taşıma sözleşmesinde veya konşimentoda bu yolda bir hüküm olmadığı takdirde taşıyan kural olarak demuraj talep edemez. Sadece genel hükümlere dayanarak ispat koşuluyla gecikmeden kaynaklanan zararını isteyebilir. Ancak TTK'nın 1203. maddesinde; \"Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.\" hükmüne yer verilmiştir. Maddede bahsi geçen \"navlun sözleşmesi, konşimento ya da diğer denizde eşya taşıma senedi hükümlerine göre üzerine düşen tüm borçlar\" ifadesinin kapsamına konteynerin iadesi yükümlülüğü de dahildir. Bu hükme göre gönderilen, eşyanın teslimini talep etmesi halinde anılan yükümlülüğün muhatabı olur. Şayet etmezse, TTK'nın 1203. maddesi kapsamında borç yükümlüsü haline gelmez (Sami Aksoy Deniz Ticareti Hukukunda Konteynerin Taşıyana İadesi ve Konteyner Demurajı, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Sayı:1, Mart 2017, s.146). Bu durumda gönderilen konteyner gecikmesinden kaynaklanan bedelden sorumlu olmaz.TTK'nın 1207/1 maddesi hükmüne göre ise, gönderilenin eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaması halinde, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür. Somut olayda; taşıtanı ve alıcısı davalı şirket olan emtianın Dubai ... Ali limanından Ambarlı limanına deniz yoluyla taşınması işinin akdi taşıyıcı olarak davacı tarafından üstlenildiği, fiili taşımanın dava dışı Hapaq ... firmasınca gerçekleştirildiği, emtianın bulunduğu 3 adet konteynerin 25.05.2018 tarihinde Ambarlı Limanında gemiden tahliye edildiği, davacı tarafından davalıya 28.05.2018 tarihinde varış ihbarnamesi gönderildiği, konteynerlerin 06.07.2018 tarihinde boş olarak teslim edildiği, davacı tarafça davalıya gönderilen 11.07.2018 tarihli ihtarname ile 06.07.2018 tarihine kadar 7.020-USD demuraj bedeli oluştuğunun bildirildiği, fiili taşıyıcı Hapaq ... tarafından davacıya hitaben düzenlenen 10.07.2018 tarihli 2 fatura ile 6.195-USD demuraj bedeli ile 2 adet fatura ile de 924,58-USD liman masrafı olmak üzere toplam 7.119,58-TL masrafın talep edildiği,  davacı tarafça da davalıya hitaben 11.07.2018 tarihli 4.830-USD bedelli ve 31.07.2018 tarihli 2.400-USD tutarlı faturaların düzenlendiği, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine 29.07.2019 tarihinde davacı tarafça ilamsız takip başlatıldığı, davalının ödeme emrine itirazı üzerine de işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. TTK’nın 1246. maddesi; \"1188. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.” şeklindedir. Davacı tarafından akdi taşıyan sıfatı ile üstlenilen deniz yolu ile  taşımada davalı tarafından zamanında teslim edilmeyen konteynerler nedeniyle, fiili taşıyana demuraj ücreti ödendiği, davalıya rücu amacıyla da dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davanın rücuen açılması nedeniyle, alacak davacının fiili taşıyana ödeme yaptığı tarih itibariyle muaccel hale gelmiştir. Davacı tarafça fiili taşıyıcıya yapılan ödemelerin ise 05.08.2018-10.08.2018 tarihlerinde yapıldığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu durumda 29.07.2019 takip tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı gibi, dava tarihi itibariyle de TBK'nın 154. maddesi uyarınca icra takip tarihi itibariyle işlemeye başlayan 1 yıllık yeni zamanaşımı süresi de dolmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde değildir. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacı ile davalının cari hesapları arasında 13.930-USD fark bulunduğu, 7.230-USD farkın davacının 4.830-USD ve 2.400-USD tutarlı demuraj faturalarının davalının ticari defterlerinde yer almamasından, kalan 6.700-USD'nin ise davacının 6.700-USD tutarlı 07.01.2019 tarihli faturasının davalının ticari defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı, fiili taşıyıcı Hapaq ... firması tarafından davacıya hitaben toplam 6.195-USD tutarlı demuraj ve 924,58-USD tutarlı liman masrafları açıklamalı faturalar olmak üzere toplam 7.119,58-USD tutarlı faturalar düzenlenmiş olduğu, fiili taşıyıcının demuraj tarifesi uyarınca yapılan hesaplama sonucunda 25.05.2018-06.07.2018 tarihleri arasında 7 günlük serbest süre sonunda 43 gün için 3 konteyner bakımından talep edilebilecek demuraj bedelinin ise 6.195-USD olduğu, davacının uyuşmazlık konusu faturalar öncesi cari hesap ilişkisi kapsamında da 412,57-USD bakiye alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Fiili taşıyıcı tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş olan bu fatura tutarlarının aralarındaki cari hesap ilişkisi kapsamında davacı tarafça dava dışı fiili taşıyıcıya ödenmiş olduğu mahkemece alınan ek bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Akdi taşıyıcı olan davacının, fiili taşıyana ödeme yapmadan, davalıdan konteyner demurajı talep hakkı bulunmamakta olup, davacı ancak fiili taşıyana ödediği tutarı davalı taşıtana rücu edebilecektir. Ödenmesi gereken demuraj bedeli de fiili taşıyıcının demuraj tarifesine göre hesaplanacaktır. Somut olayda da mahkemece fiili taşıyıcının demuraj tarifesine göre hesaplanan ve davacı tarafından dava dışı fiili taşıyana yapılan ödeme tutarında demuraj bedeli hesaplanmıştır. Bu tespitler doğrultusunda mahkemece davacının 6.195-USD demuraj, 924,58-USD liman masrafı ve 412,57-USD önceki dönemden kaynaklanan cari hesap alacağı olmak üzere 7.532,15-USD alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının dava ve takip konusu ettiği diğer alacak kalemi ise, davacı tarafça davalıya verilen Dubai'den İstanbul'a hava yolu ve İstanbul'dan Konya'ya kara yolu taşıma hizmeti sırasında taşımaya konu emtianın hasara uğradığı iddiasıyla davalı taşıtan tarafından davacıya hitaben düzenlenen 6.700-USD bedelli faturaya karşılık davacı tarafından düzenlenen iade faturasından kaynaklanmaktadır. İlk olarak davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenen 6.700-USD+1.206-USD KDV olmak üzere toplam 7.906-USD tutarlı 08.08.2018 tarihli fatura, davacı tarafça kabul edilerek kendi ticari defterlerine kaydedilmiştir. Davacı tarafça bu faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiştir. Davacı tarafça faturanın ticari defterlerine kaydedilmesinden yaklaşık 5 ay sonra 07.01.2019 tarihinde 6.700-USD bedelli iade faturası düzenlenmiş olup, bu fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda daha önce davalının düzenlemiş olduğu hasar bedeli faturasını kabul ederek süresinde itiraz etmeksizin ticari defterlerine kaydetmiş olduğu faturaya karşılık sonradan düzenlemiş olduğu iade faturasına dayalı olarak alacak talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının bu faturaya dayalı alacak talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. <br>Talep edilen ve mahkemece hükmedilen alacağın bir kısmını oluşturan demuraj ve liman masrafı gecikme nedeniyle tazminat kabilinden olup, miktarı tarafların kusur durumları, taşıma kuralları, sözleşme hükümleri incelenerek belirlendiğinden, bu kısım alacak likit olmadığından, mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalıdır. Ancak dava konusu alacağın 412,57-USD'lik kısmı cari hesap alacağı niteliğinde olduğundan likit olup, bu kısım yönünden icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmuştur.  Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, koşulları bulunmamasına rağmen demuraj ve liman masraflarından kaynaklanan alacak bakımından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, \"davanın kısmen kabulüne, bakiye cari hesap alacağı bakımından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2022 Tarih 2020/222 Esas - 2022/393 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 22. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 7.532,15-USD asıl alacak ve 231,54-USD işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinde itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına, fazlaya dair talebin reddine, Kabul edilen 412,57-USD cari hesap alacağının takip tarihindeki kur (5.5893) karşılığı olan 2.305,97-TL'nin %20'si oranında 461,19-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\"  İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 3.691,25-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 1.285,08-TL harcın mahsubu ile kalan 2.406,17-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>Davacı tarafından yatırılan 1.339,48-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 5.200-TL bilirkişi ücreti ve 155-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.355-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.812,68-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 450-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 213-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin 627-TL'sinin davacıdan, 693-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan 914,83-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 115-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d1a20d3e498e34d","SID":"cb059e88f7c8f22f"}}