{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1150 <br>KARAR NO\t\t: 2025/2083<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2024/305<br>KARAR NO\t\t: 2025/119<br>DAVA TARİHİ\t: 09/03/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 12/02/2025<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hiz.Söz. Kay.)<br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 14/11/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/11/2025<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2025 Tarih ve 2024/305 Esas 2025/119 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili  tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. <br>İSTEM:<br>Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; .... A.Ş. ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine ilişkin Yönetmelik ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun uyarınca “Görevli Tedarik Şirketi” sıfatıyla faaliyet gösteren davalı .... A.Ş.  arasında Lisanssız Üreticiler İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması ( imza altına alındığını, söz konusu Bağlantı Anlaşması’na göre, müvekkili şirket tarafından üretilen elektrik, görevli tedarik şirketi sıfatıyla davalı şirket tarafından satın alındığını, müvekkili tarafından üretilmiş ve ... tarafından YEKDEM kapsamında satın alınmış olan elektrik alım/satım bedeline karşılık olan tahakkuk eden Ocak 2022 döneminde üretilen elektrik bedeline ilişkin alacak tutarı ... tarafından davalıya aktarılmış olmasına rağmen, söz konusu tutar şirkete ödenmediğini, Ocak 2022 dönemine ilişkin işbu güneş enerjisi elektrik üretim bedeline istinaden 12.02.2022 tarihli IGA2022000000019, IGA2022000000020, IGA2022000000021, IGA2022000000022, IGA2022000000023, IGA2022000000024, numaralı olmak üzere toplam 1.210.968,59 TL tutarında fatura düzenlenmiş ve borçluya iletildiğini, fatura vadesi 07.03.2022 tarihinde gelmiş olmasına rağmen ödenmemiş ve asıl alacak üzerinden gecikme faizi işlemeye başladığını, gecikme faizine ilişkin olarak da gecikme faizi faturası düzenlenmiş olup müvekkili şirket tarafından yapılan tüm şifahi bildirimlere rağmen davalı tarafından gerek elektrik üretim bedeli faturası gerekse gecikme faizi faturası tutarı zamanında ödenmediğini, Ocak ayı üretim bedeli alacaklarının vadesinin gelmesi ve talep edilen ödemelerin yapılmamış olması sebebiyle alacakların tahsili amacıyla İzmir 21. İcra Dairesi’nin 2022/3358 Esas sayılı dosyasında 10.03.2022 tarihinde icra takibi başlatılarak davalı/borçluya ödeme emri gönderildiğini, borçlu/davalı tarafından dosya borcunun bir kısmı olan elektrik üretim bedeli ana para tutarı olan  1.210.968,59-TL, 22.04.2022 tarihinde, gecikme faizi ise 29.04.2022 tarihinde ödeme emri kendisine tebliğ olduktan sonra haricen ödendiğini, ödeme emri ise, 26.03.2022 tarihinde tebliğe çıkmış ve borçluya 31.03.2022 tarihinde tebliğ olduğunu,  dolayısıyla davalı elektrik üretim bedelini ödeme emrinin tebliğ olmasından sonraki bir tarihte haricen ödediğini, öte yandan, davalı tarafından borç ödenmemiş olmasına rağmen rağmen 06.04.2022 tarihinde borcun varlığına haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, davalı tarafından icra takibi tutarında yer alan geriye kalan kalemlere ilişkin miktarlar dosyaya ya da haricen müvekkiline ödenmediğini, davalı borçlu tarafından her ne kadar borca itiraz edilmiş olsa da kendileri tarafından yapılan haricen ödemeler de borcun varlığının davalı tarafça kabul edildiğini ortaya koyduğunu, davalı/borçlu tarafın icra takibine haksız itirazı sonucu takibin durması sebebiyle arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ve tarafların anlaşma sağlayamaması nedeniyle davalı/borçlu tarafın icra takibine haksız itirazının iptalini talep etme mecburiyeti hasıl olduğunu, davanın kabulüne,  İzmir 21. İcra Dairesi 2022/3358 Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT :<br>Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle;  dava kanunen belirlenen yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davacının iddiaları vekalet ücreti ve ferilere ilişkin olup dava konusu ticari iş niteliği taşımadığından davanın genel yetkili mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davaya konu alacak temlik sözleşmesi ile devredilmiş olup huzurdaki davanın ikamesinden önce temlik alan tarafa iddia edilen meblağ ödendiğini, alacaklı sıfatı bulunmayan davacı tarafın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı olmadığını, itirazın iptali davasının açılabilmesi için öncelikle geçerli bir icra takibi bulunması gerektiğini, geçerli bir icra takibi için alacaklı görünen tarafın, alacaklı sıfatı taşıması ve alacağı takip yetkisinin bulunması gerektiğini, son olarak her dava için davacının ayrıca dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiğini, gerek, geçerli bir takip ve davacının alacaklı sıfatının bulunması yani husumete ehil olması gerekse, hukuki yararın bulunması dava şartlarında olduğunu, dava öncelikle usulden reddilmesi gerektiğini, davacı yan ile...Bankası A.Ş. arasında \"Alacağın Temliki Sözleşmesi\"  akdedildiğini, T.C. Beşiktaş  26. Noterliği'nin 07.05.2018 tarihli, 30307 yevmiye numaralı Temlik Sözleşmesine ilişkin ihbarname ve teyit mektubuna istinaden davacı taraf, müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarını fer'ileri ve teminatları ile birlikte ... Bankası A.Ş.'ye devir ve temlik ettiğini, temlik edilen tutar üzerinde herhangi bir hakkının kalmadığını ve temlik edilen tutarla ilgili talep, tahsil ve ahzu kabz yetkisinin  ....Bankası A.Ş.'ye geçtiğini kabul ve taahhüt ettiğini, davacı yan, bankadan geri temlik yazısı alındığı ve bu kapsamda alacağın tahsiline yetkili oldukları şeklinde iddialarda bulunulmuşsa da, ne davacı ne de .... Bankası A.Ş. tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, ayrıca davacı yan her ne kadar  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/680 esas sayılı dosyasına...Bankası A.Ş. tarafından sunulan beyan yazısının haklılıklarını teyit ettiğini iddia etmekteyse de, önemle belirtmek gerekir ki, mezkur dava dosyasında ( İzmir 1. ATM. 2022/680 E.)  davacı tarafın .... A.Ş. olduğu, dolayısıyla tarafların farklı olduğu bahse konu dava dosyasına sunulan beyan dilekçesinin huzurdaki davaya  bir etkisinin olamayacağı sabit olduğunu,  davacı tarafın dikkate alınması mümkün olmayan tüm bu  iddialarının Mahkemeyi abesle iştigal ettiğini, mahkemece ilgili beyan dilekçesi incelense dahi, İzmir 1. ATM. 2022/680 E. sayılı dosyası özelinde de .... Bankası A.Ş. Tarafından şirkete geri temlik yazısına ilişkin hiçbir bildirim yapılmadığı görüleceğini, dolayısıyla hiçbir bildirim yapılmadığı gözetildiğinde müvekkili şirketin temlik sözleşmesi ile bağlı olduğu da şüphesiz olduğunu, bu kapsamda davacı yanın müvekkili şirket nezdinde doğan alacakları talep hakkı bulunmayıp, keza doğmuş alacaklar da temlik sözleşmesi kapsamında temlik alan tarafa ödendiğini, bu nedenle, temlik alan  .... Bankası A.Ş.'ye davanın ihbarını talep ettiklerini, mezkur temlik sözleşmesi uyarınca, davacı tarafın müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklar ile ferileri kapsamında alacaklı sıfatının bulunmadığı sabit olduğunu, hal bu iken davacı yanın dava açma ve icra takibinde bulunma hakkının da temlik kapsamında olduğu gözetildiğinde, davanın ikamesinde davacı tarafın ne husumet ehliyeti ne de hukuki yararının olmadığı  izahtan vareste olup, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın alacaklı sıfatının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi iddia edilen borç ödenmiş olup, artık hukuki yarar olmadığından itirazın iptali davası açılamayacağını, davacı taraf, İzmir 21. İcra Dairesi 2022/3358 Esas sayılı dosyası ile  alacaklı sıfatı olmadığı halde icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesinde de kayıtlı olduğu üzere, takibe konu edilen faturalar  temlik sözleşmesi doğrultusunda ödeme yerine ödendiğini, davacının icra takibine konu ettiği faturalar nedeni ile temlik sözleşmesinde belirlenen ödeme yerine toplam 1.210.968,59-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacı yana bir borcu olmadığını, ödemelerin yapılması temel borç ilişkisinin varlığının açıkça ikrar edildiği sonucunu doğurmayacağını, davacı tarafın mesnetsiz iddialarının aksine şirkete bildirilen sözleşmelerin temlik vaadi değil temlik sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirkete bildirilen temlik sözleşmelerinde, temlik alanın temlik eden kullandırdığı kredinin teminatı olarak uhdemizdeki müstakbel alacakların temlik alındığı, temerrüt halinde temlik edenin tasarruf yetkisine muktedir olduğu yönünde bir bildirim de bulunmamakta olup, davacı tarafın beyanların soyut iddialardan ibaret olduğunu, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinde bulunması hukuka aykırı olduğunu, davacı yan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talep ettiğini, inkar tazminatı asıl alacağa bağlı olarak talep edilebilen feri nitelikli bir talep olup, (davacının takip yetkisi bulunmadığı bir yana), ödenmiş tutarlar göz önüne alındığında, takip toplamı üzerinden talep edilemeyeceğini, dava edilmeyen asıl alacak yönünden icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, davacı tarafın ikrarıyla da sabit olduğu üzere, takibe konu asıl alacağın tamamı ve daha fazlası ödenmiş olup, davacının bu tutarlar yönünden bir talebi bulunmadığını, İcra İflas Kanunu’nun 67/II. maddesine göre hüküm altına alınacak icra inkâr tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiği, bir başka deyişle icra inkâr tazminatının hukuksal niteliği gözetildiğinde asıl alacağın fer’isi niteliğinde olan alacaklar ile diğer kalemlerin icra inkâr tazminatı hesabında dikkate alınamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkeme davacının alacak talep hakkının bulunduğu kanaatinde olsa dahi, davacı tarafın esasen yasal dayanağı olmayan bir inkar tazminatı talebi ve izaha muhtaç bir miktar üzerinden takibin devamı talebi bulunduğu aşikar olup, öncelikle, müvekkili şirketin yaptığı ödemelerin tarihlerine göre, icra dosya borcu hesapları yapılarak var ise dava tarihi itibari ile dosya borcunun belirlenmesi gerektiğini, davacı davasının hukuki dayanağı bulunmamakta olup, meri mevzuat ve yerleşmiş içtihatlar kapsamında dosyaya sunulan tüm belgeler incelendiğinde açıkça görüldüğü üzere, aleyhte açılan işbu itirazın iptali davası, davacı tarafın kötüniyetli biçimde sebepsiz zenginleşmeye çalışmasından ibaret olduğunu, ayrıca temlik sözleşmesi uyarınca alacaklı sıfatı dahi bulunmayan davacı tarafın davanın ikamesinde hukuki yararı olmaması bir yana,  aktif husumet ehliyeti de bulunmadığını, davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi gerektiğini, davanın,  ....Bankası A.Ş.'ye ihbarına, hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın reddine, davacının talep miktarı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini  talep etmiş ve savunmuştur.<br>DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDA ÖZETLE; İş bu itirazın iptali davasında takip sebebi olarak gösterilen ocak ayı elektrik üretim bedeli alacağı ve ferilerine ilişkin olup uyuşmazlığın da tacir olan taraflar arasında imzalanmış olan Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasından kaynaklanmakta olduğu, TTK'nın 4. maddesi uyarınca nispi ticari dava olduğu, aynı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla işin esasına girilerek tarafların delilerin toplanmasından sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken  yanılgılı değerlendirme  ve dosya kapsamına uygun düşmeyecek biçimde yerel mahkemece takibin vekalet ücretinden kaynaklandığı şeklindeki gerekçeyl yazılı şekilde iş bu davaya  bakma görevinin Asliye hukuk mahkemesi olduğundan bahisle 6100 sayılı HMK 114-1/c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca kabulü gerekmiştir.<br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2022/3358 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile;144.987,68 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, (Meblağın taksimi 144.877,48 TL vekalet ücreti, 110,20 TL nin icra masrafı olmak üzere), davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 144.987,68 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;<br>-dava konusu alacak, temlik sözleşmesi ile .... Bankası A.Ş.'ye devredilmiş olup, bu husus noterlikten düzenlenen ve şirkete tebliğ edilen resmi belgelerle sabit olduğunu, temlik uyarınca doğmuş ve doğacak tüm alacaklar, ferileri ile birlikte bankaya intikal etmiş; davacı taraf bu alacaklar üzerinde hiçbir hak ve tasarruf yetkisi kalmadığını açıkça beyan ve taahhüt ettiğini, geri temlike ilişkin olarak taraflarına hiçbir yazılı bildirim yapılmadığını, bu nedenle davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken, mahkemece esasa girilerek karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,<br>-İcra takibine konu alacağın tarafınca ödenmiş; temlik alacaklısı olan banka hesabına yapılmış, buna ilişkin dekontlar dosyaya sunulduğunu, borcun kabulü anlamına gelmeyen bu ödemeler dikkate alınmaksızın, tarafımızın kötü niyetli olduğu kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE<br>Dava, taraflar  arasında tanzim edilen Lisanssız Üreticiler İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması uyarınca ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla başlatılan takipte davalı borçlunun yaptığı itirazdan sonra davadan önce asıl alacağın faiziyle haricen tahsili nedeniyle takiple talep edilen icra vekalet ücreti ile masraflar üzerinden harçlandırılarak ferileri yönünden açılan itirazın iptali davasıdır.<br>Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davanın kısmen kabulüne, İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2022/3358 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile;144.987,68-TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, (Meblağın taksimi 144.877,48-TL vekalet ücreti, 110,20-TL nin icra masrafı olmak üzere), davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 144.987,68-TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>\t  Davalı borçlu, icra takibinine ve borcun ferileriyle birikte tamamına  süresinde itiraz etmiş, itirazdan sonra ancak davadan önce takipte talep edilen ana para olan 1.210,968,59- TL'yi ve gecikme faizini haricen ödemiştir. Bu husus tarafların kabulunde olup ihtilafsızdır. Davacı bu nedenle ödenen bedeli de harca esas değer kapsamında göstermeksizin takibe itiraz edilmekle ödenmeyen icra vekalet ücreti ve masrafların toplamından ibaret miktarı harçlandırarak iş bu davayı açmıştır. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/09/2011 tarih 2011/15-494 Esas  2011/555 karar sayılı 19/10/2011 tarih, 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere; İtirazın iptali davalarında takipten sonra ancak davadan önce yapılan ve tarafların kabulünde olan ödemeler bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Nitekim Yerel Mahkeme'nin gerekçesinde de bu hususa değinilmiştir. Bu itibarla davadan önce ödenmiş olan asıl alacakla ilgili dava bakımından davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu yöndeki talebin reddi gerekir.<br>\t Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte, davalı tarafça asıl alacak ve gecikme faizi miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen ve eldeki davanın bizatihi konusunu oluşturan alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, eldeki davada davalı borçlu tarafından asıl alacak faiziyle dava tarihinden önce ödenmekle alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı hâlde, davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir.<br>\tHâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına göre asıl alacak faiziyle birlikte davadan önce ödenmiş olmakla birlikte icra takibinde talep edilen icra  masrafları  ile icra vekalet ücreti ödenmemiş olup alacağın fer'isi durumundaki bu kalem talepler yönünden  itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ile yetinilmesi ve asıl alacak ve faiz ödemelerinin icra dairesince yapılacak kapak hesabında infazda nazara alınmasına hükmedilmesi, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı hmk 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın kaldırılarak dairemizce yeniden hüküm kurularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2025 Tarih ve 2024/305  Esas 2025/119 Karar sayılı kararının HMK 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, DAİREMİZCE YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>Davanın KABULÜ İLE,  Davalının İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2022/3358 Esas sayılı takip dosyasında  asıl alacak faiziyle birlikte davadan önce ödenmiş olmakla birlikte icra takibinde talep edilen icra  masrafları  ile icra vekalet ücreti ödenmemiş olup alacağın fer'isi durumundaki bu kalem talepler yönünden davalının İTİRAZIN İPTALİ ile; takibin aynen devamına; Asıl alacak ve faiz ödemelerinin icra dairesince yapılacak kapak hesabında infazda nazara alınmasına,<br>Davalı borçlu tarafından asıl alacak faiziyle birlikte dava tarihinden önce ödenmekle alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah  bulunmadığından yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,<br>Alınması gereken  9.925,29 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 9.745,39 TL için ilk derece mahkemesince düzenlenen 17/07/2025 Tarih 2025/577 Harç numaralı Harç Tahsil Müzekkeresi ile tahsili istenilen 9.731,73 TL'nin mahsubu ile kalan 13,66 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafından karşılanan 9.300,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>HUAK 18/A mad gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabulucuk giderinin  ilk derece mahkemesince düzenlenen 17/07/2025 Tarih 2025/577 Harç numaralı Harç Tahsil Müzekkeresi ile tahsili istenildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 2.478,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 14/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ae2a3007adb944b","SID":"c98762af219630ee"}}