{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1519 <br>KARAR NO\t\t: 2025/2379<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO\t \t: 2022/879<br>KARAR NO\t\t: 2024/147<br>DAVA TARİHİ\t: 08/11/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 19/12/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2025<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih ve 2022/879 Esas 2024/147 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacılar vekili  tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. <br>İSTEM:<br>Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;  davalı tarafından davacılar aleyhine 25.09.2009 tanzim tarihli, 25.10.2009 vade tarihli, 32.000-TL bedelli senet ve 25.09.2009 tanzim tarihli, 25.11.2009 vade tarihli senede dayalı olarak İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1079 Esas (Eski esas 2012/7301) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, senetlerde lehtarın ...., borçlunun davacı ...., kefilin ise diğer davacı ...olduğunu, ....'ın her iki senedi ciro ederek davalıya verdiğini, davacıların  davalıya her biri 32.000-TL  bedelli 10 adet senet verdiğini, her iki senedin tefecilik ile alındığını, davacı ....'un maddi sıkıntı yaşaması nedeniyle diğer davacı ....'nın bacanağı olan piyasaya  faizle para verdiğini bildiği davalıdan borç para istediğini ve davalıdan 120.000 TL aldığını ve karşılığında davacı .....'un ....bank'a ait 113.491,48 TL bedelli, ....'e ait 27.140,10 TL bedelli ve ....bank'a ait 50.000,00 TL bedelli ....'e ait çekleri verdiğini, çekler ile davalının alacağını fazlasıyla tahsil ettiğini, çeklerin davacı....'un alacaklı olduğu ....şirketi tarafından verildiğini ve çek bedelinin davacı ....'un alacağından düşüldüğünü, buna ilişkin 10.05.2009 tarihli protokol yapıldığını, davalının  120.000,00 TL karşılığı 190.000,00 TL'nin üzerinde çek aldığını,.... şirketinin iflasının ertelenmesi nedeniyle çeklerin ödenemediğini, davacılar ile davalının  bir araya gelerek 25.09.2009 tarihli protokol ile davalının amcasının oğlu olan ....  lehine 10 adet toplam 320.000,00 TL bedelli senet verildiğini, davacı ....'nın bu senetlere kefil olduğunu,....'ın senetleri ciro ederek davalıya verdiğini, tarafların davacı ....'un .... şirketindeki alacağının davalıya temlik edileceği ve senetlerin iade edileceği hususunda anlaşıldığını, taraflar arasında 26.12.2009 tarihli protokolün yapıldığını, davalının yine vade farkı istemesi üzerine bu kez 205.321,48 TL bedelli temlik sözleşmesi yapıldığını, davalının 3 adet çeki iade etmesi gerekirken iade etmediğini, .... şirketi tarafından protokole istinaden ödemelerin davalıya yapıldığını, davalıya toplam 205.321,48 TL ödeme yapılmasına rağmen davalının çekleri iade etmediğini ve tarihlerinde tahrifat yaparak davacılar aleyhine yasal işlem başlattığını, davalının davacı ....'u çeklerde tahrifat yaptığı gerekçesi ile şikayet ettiğini, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/114 Esas sayılı dosyasında davacı hakkında beraat kararı verildiğini, davalının  120.000,00 TL karşılığında toplam 190.631,58 TL bedelli 3 adet çek, 205.321,48 TL bedelli temlik ve toplam 320.000,00 TL bedelli 10 adet senet aldığını, davacı ....'nın şikayeti üzerine davalının İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/46 Esas 2021/662 Karar sayılı kararı ile tefecilik suçundan cezalandırıldığını beyan ederek davanın kabulü ile İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1079 Esas (Eski esas 2012/7301) sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, davacıların İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1079 Esas (Eski esas 2012/7301) sayılı dosyası ve bu dosyaya konu kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>YANIT :<br>Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1079 Esas (Eski esas 2012/7301) sayılı dosyasının takip tarihinin 15.06.2012 olduğunu, davanın dayanağı senet olduğu, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar tarafından sunulan 10.05.2009 tarihli protokol, 25.09.2009 tarihli protokol, 26.12.2009 tarihli protokol, banka dekontları, çekler ve mahkeme ilamlarının işbu davaya konu senetlerle ilgili olmadığını, davalının faiz karşılığı para verdiği ve icra takibine konu kambiyo senedinin tefecilik yoluyla alındığına dair iddiaların mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibine konu kambiyo senedinde lehtarın ...., borçlunun davacı ...., kefilin diğer davacı ..... olduğunu, davalının senedi ....’tan ciro yoluyla aldığını, davalının ciro yoluyla alacağına karşılık aldığı senedi aradaki cirantayı atlayıp keşideciden almasının mümkün olmadığını, davacılar tarafından sunulan tanık listesine HMK 201. maddesi uyarınca muvafakatlerinin bulunmadığını, takip değeri dikkate alındığında senetle ispat kuralı kapsamında yazılı delillere dayanılmasının yasal zorunluluk olduğunu, davacılar taraından icra takibine itiraz edilmediğini, araç haczi nedeniyle bu aşamada açılan davanın kötüniyetli ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu beyan ederek davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece; \" senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı-borçlu takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe konu yapılan senetlerin (bonoların) metninden bu anlaşılamadığı gibi, davacı bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunmamıştır.Bunun yanında, tanık dinleme yoluyla bonoların geçersizliğinin ispatı ancak, 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde mümkün olup, eldeki davada ise, bu şartlar da gerçekleşmemiştir.Dosya kapsamından, davalıların murisi hakkında tefecilik nedeniyle açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış bir ceza davası da bulunmamaktadır.Şu durumda, uyuşmazlığa ve takibe konu yapılan bonoların hukuken geçerli olduklarının kabulü gerekir. ...\"(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2015 tarihli, Esas No : 2013/19-1362 Karar No : 2015/826 sayılı ilamı)\" ifadelerini içeren gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacılar avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;<br> -İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/1827 E 2015/51 K sayılı dosyasında verilen beraat kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2020/5086 E 2020/2533 K sayılı ilam ile bozulduğunu ve davalının mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğini,<br>-İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/46 E 2021/662 K sayılı ilamı son olarak Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/16059 E 2023/12056 K sayılı ilamı ile  dava zaman aşımı dolduğu gerekçesi ile davanın düşürülmesine karar verildiğini,<br> -Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2020/5086 E 2020/2533 K sayılı ilamı ve bu ilam üzerine İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/46 E 2021/662 K sayılı ilamı ile verilen mahkumiyet kararlarında  davalının atılı suçu işlediği belirlenmiş ve tespit edilmiştir. Her ne kadar dava da  zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de mahkemece tespit edilen maddi olgular ile bağlı olup  yazılı delil olarak kabul etmesi ve hükme esas alması gerektiğini, ceza davasında her ne kadar zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş isede saomut ve net bir şekilde davalının tefecilik yaptığı takibe konu senetlerin tefe yolu alındığını tespit ve tescil ettiğini,<br>-davalı  .... sunulu çekleri ve başkaca çekleri ....ten aldıktan sonra çeklerin tarihlerinde oynama yaparak bankalara ibraz ettiğini, bu oynamanın davacı .... tarafından yapıldığını ileri sürerek şikayette bulunmuş ve Bu husus da Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/114 E sayılı ceza dava dosyası açıldığını,  davacı ....Beraat ettiğini, <br>-taraflar bir araya gelerek bu kez yine müvekkilin ....ten olan alacağı konu edilen 26.12.2009 tarihli borç alacak protokolü yapılmış ve bu protokol gereği davalı 190 bin TL  nin üzerine yine vade farkı isteyerek bu kez 205.321,48-TL bedelli temlik sözleşmesi yapıldığını,<br>- senet metninden tefecilik nedeniyle verildiğinin anlaşılamadığına ilişkin gerekçesi 25.09.2009 tarihli protokol dikkate alındığında doğru olmayacağını,<br>- mahkumiyet hükmü zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış ise de dinlenen tanıkların tamamı iddialarımızı kanıtlar şekilde beyanda bulunduklarını, sunulu belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmediğini,<br>-tanık anlatımlarının iddialarını kanıtlandığını,<br>- davalının .....'tan alacaklı olması nedeniyle ciro yolu ile senetleri aldığına ilişkin beyanı da esasen gerçekleri yansıtmamakta olup senetlerin toplanan deliller ile  tefe yolu ile alındığı ortaya çıkmış ve kanıtlandığını,<br>-ispat yükünün davalıda olduğunu,<br>-deliller arasında kesin delil niteliğinde yemin delili bulunduğunu,<br>-mahkemece delilleri arasında olan banka kayıtlarını celp etmemiş değerlendirilmediğini,<br>-HMK  202 ye aykırı tanık deliline değer vermeksizin hüküm kurduğunu  beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE<br>Dava, takibe konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.<br>Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamından, davalıların murisi hakkında tefecilik nedeniyle açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış bir ceza davası da bulunmadığından takibe konu yapılan bonoların hukuken geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada davacı, davalının bonolardaki alacağından fazlasını aldığını, aralarındaki  bu borç ilişkisi dışında başka bir ticari ilişki olmadığını  beyanla takibe konu bonoların tefecilik ürünü olduğuna dayanmaktadır. Ayrıca dava konusu bonolar hakkında İzmir 4. asli Asliye Ceza 2012/1827 Esas sayılı dosyasının konusunu oluşturduğu, tefecilik suçundan açılan davada yapılan yargılamada kararın temyizi üzerine Yargıtay 9.ceza dairesinin 2020/5086E- 2020/2533-K sayılı kararla davalı-sanık .... hakkında;'.... TCK'nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda katılan ....'in aşamalardaki anlatımlarında sanıktan kazanç karşılığında %10 faizle 185.000 TL ödünç para aldığını beyan etmesi, tanıklar ...., ...., ...'ın şikayetçinin anlatımlarını doğrulaması, sanık ile şikayetçiler arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen ödünç verilen borç miktarının fazla olması ve bu borç para karşılığında şikayetçiden senetler alınması, yine sanığın ....'a faiz karşılığında 120.000 TL para vermesi ve karşılığında katılan ....'nın kefil olduğu toplam 320.000 TL lik senetler alması, tanık ....'ın sanığın faiz istediğine şahit olduğu yönündeki beyanı, yine sanığın kardeşi katılan ....'ın araç almak için bankadan krediye ihtiyaç duyması üzerine sanığa gittiği sanığında faiz karşılığında yardımcı olduğu bu durumun tanık ....'in beyanı ile doğrulandığı, sanığın faiz karşılığı borç para verdiğine ilişkin tanık beyanları, icra takip dosyaları ile tüm dosya kapsamından sanığın kazanç sağlamak için zincirleme tefecilik suçunu işlediği, yüklenen suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi....' şeklindeki gerekçeyle yerel mahkemece verilen beraat kararının bozulduğu, akabinde bozma ilmaı doğrultusunda verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesiyle bu kez zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>Burada hemen belirtmek gerekir ki; TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin maddi fiilin sübutuna ilişkin kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı kesinleşmiş bir maddi fiilin sübutu niteliğinde olmadığından hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ancak, hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususunun nazara alınması gerekir. Bu durumda, hukuk hakiminin uyuşmazlığı çözmek için ceza dosyasındaki deliller de dahil olmak üzere dosya içeriğinde bulunan tüm delilleri objektif bir biçimde takdir ederek sonucuna göre karar vermesi gerekmekte iken mahkemece, ceza dosyasındaki delillerle dosyalardaki deliller birlikte değerlendirilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ve  değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. (Yarg. 11. HdE: 2021/6055 -K: 2022/7963)<br>\tBu durum karşısında, ceza dosyasının aslının mahkemesinden temin edilerek, dava dosyasındaki deliller ile ceza dosyasındaki deliller ve her bir davada verilen kararın diğerine etkisi olup olmayacağı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacının istinaf talebinin sair istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin yukarıdaki gerekçeyle kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılması gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>Davacılar vekilinin istinaf isteminin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih ve 2022/879  Esas 2024/147 Karar sayılı kararının HMK 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Belirtilen eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine,<br>İstinaf talebinde bulunan davacılar tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince kurulacak hükümde dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 19/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"549543e19661cb6d","SID":"306452d11c0730de"}}