{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/772 Esas<br>KARAR NO: 2025/2207 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:  2021/92 Esas - 2023/13 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2025                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının uluslararası taşımada taşıyan acentesi olduğunu, acentelik ilişkisinin taşıyanla kendi arasında olduğunu, elde edeceği kazanç, gelir veya komisyon gibi unsurlar müvekkili-taşıyan ile arasındaki anlaşmaya dayandığını, taşıyanın taşımak için teslim aldığı emtiayı, varma yerinde alıcısına-müvekkiline teslim edene kadarki sürecin tamamının taşıma süreci ve navlun karşılığı ifa edildiğini, bu süreçte acente kullanmasının şube veya temsilcilerden yararlanması taşıyanın ticari kararı ve uygulaması olduğunu, davalı ile davacı arasında akdi bir ilişki olmadığını, davacının tek borcu olduğunu, navlun ödenmesinin temin olduğunu, bunun dışında ancak zorunlu/gerekli masrafları ödeme yükümlülüğü olduğunu, davalının haksız bir şekilde ilave gelir yaratmak amacıyla standart dışı dayanaksız masraf iddiası ile ödemeler talep ettiğini, dava konusu olayda davacının Çin Menşeli Sınochem firmasından 08.03.2017 tarihli ... Co. Ltd. şirketinin düzenlediği fatura ile toplam 143.638,00 USD bedelli soğutucu gaz satın aldığını, 23.01.2018 tarihinde aynı firmadan 158.200,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, 27.12.2017 tarihinde aynı firmadan 143.550,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, 26.03.2018 tarihinde aynı firmadan 175.950,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, 20.05.2019 tarihinde 91.540,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, 10.06.2019 tarihinde 53.270,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, 28.11.2018 tarihinde 161.890,00 USD bedelli soğutucu gaz satın alındığını, ithalata konu emtiaların ... numaralı konşimentolar ile .... limanından yüklenerek İstanbul limanına dava dışı taşıyan ... A.Ş. şirketi tarafından deniz yolu ile taşındığını, Türkiye'de yerleşik acente olarak davalının ifa yardımcısının doğrudan temsilci olarak yer aldığını, konşimentoda kayıt düşüldüğü üzere malların freıght prepaıd navlun ücreti ödenmiş olarak ve CY/FO teslim şekli ile taşıma taahhüt edildiğini ve gerçekleştiğini, taşıyanın yükü konteynerden boşaltıp geçici depolama yerinde bırakana kadar taşıma taahhüdün devam ettiğini, ... Free Out; limanda konteyner depolama alanında yüklü konteyner alınarak gemiden boşaltma aşamasına kadar olan süreç olduğunu, bu tür bir anlaşma söz konusu olduğunda konteyner sahasından gemiye kadar konteynerin getirilmesi, gemiye yükleme, gemide istifleme ve sair faaliyetlerin gemiden çıkarma deniz taşıma navlununa dahil işler olduğunu, varma yerinde gemiden çıkarıldıktan sonra limanda yapılan aktarma, geçici depolama yerine sevk gibi işlerin ayrıca ücretlendirilebileceğini, varma yerinde gemiden çıkarılan yüke verilecek hizmetler için gönderilenden talimat alınması gerektiğini, yeni iş olarak ücretlendirme yapılması hususlarının taraflarca kararlaştırılması gerektiğini, varma limanında masraf kabilinden harcamalar rayiçlere uygun ise gönderilenden istenebileceğini, ithalata konu emtiaların İstanbul Ambarlı limanına vardığında davalı tarafından davacıya varış bildirimi yapıldığını, varış bildiriminde emtiaların tesliminin geçici depolamadan yapılacağını, davalı firmadan acentelik-dokümantasyon ücreti, G. Saha-Ekipman denetim ve kontrol ücreti, Imco-Etiket hizmeti, gemi-liman güvenlik bedeli, acentelik-tahliye nezaret ücreti, G. Saha-konteyner giriş/çıkış ücreti, tahliye ve terminal hizmetleri, ithalat liman hizmetleri gibi haksız faturalandırılan ücretlerin emtiaların tesliminden önce peşin olarak ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, davacı tarafından bu bedellerin ihtirazı kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıkta konşimento üzerine düşülen freight prepaıd navlun ücreti Sınochem'e ödenmiş olarak teslim yeri CY konteyner yük istasyonunda geçici depolama yerinde parsiyel yük boşaltılmış olarak teslim edileceği şekilde taşıma taahhüt edildiğini ve gerçekleştirildiğini, CY kaydı karşısında geçici depolama yerine teslim öncesi aşama için davalının davacıya yeni bir hizmet sunması söz konusu olamayacağını, zorunlu masraflar dışında ödeme talebinde bulunması navlun sözleşmesi ve kanun açık hükümlerine aykırı olduğunu, geçici depolama yerinde masraflardan davacı sorumluluğunda olduğunu, davacıya, davalının kendi adına ve kendi hesabına hizmet vermesi söz konusu olabilmesi için akdi ilişki olması gerektiğini, böyle bir akdi ilişki yokken verilen hizmetin ancak müvekkili-taşıyan adına olabileceğini, bu nedenle düzenlenen fatura bakımından haksız olduğunu, ihtirazı kayıtla 05.03.2018, 02.02.2018, 30.04.2018, 26.06.2019, 11.07.2019, 08.01.2019 tarihinde ödeme yapıldığını, herhangi bir iade olmadığını, davacı tarafından davalı aleyhinde İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün....Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu belirterek, davanın kabulünü, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamını, borçlunun borca itirazın iptalini, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  satım sözleşmesinin şartları taşıma sözleşmesini ve taşıyanı bağlamadığını, konşimento üzerinde CY diye bir kayıt olmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve Deniz ticaretine hakim teemmüller açısından değerlendirildiğinde, konşimentolar üzerinde, Lıner ın Free Out Klozu yer aldığını, Free Out kaydı yükün gemiden çıkartılma masraflarının navluna dahil olmadığını ve bu masrafların ayrıca gönderilen tarafından ödeneceğini gösterdiğini, deniz ticaretinde kullanılan Free Out klozu boşaltma işleminin gönderilenin sorumluluğu altında olduğunu gösteren bir kayıt olduğunu, verilen navlun teklifinin konteynerlerin gemiye yükleme masrafını kapsamasına rağmen konteynerlerin gemiden tahliye masraflarını kapsamadığını açıklamak için kullanıldığını, bu nedenle dava konusu taşımalar bakımından konşimentoda yer alan Free Out kayıtları uyarınca davacı gönderilene yükün gemiden çıkartılması ücretleri kesildiğini, davacının dayandığı TTK madde 1196 uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça eşyanın gemiden çıkarılması masraflarının taşıyana ait olacağını belirtildiğini, davacı tarafça imzalanan ve kabul edilen konşimentoda boşaltmaya ilişkin masrafların davacı tarafça karşılanacağının açıkça belirtildiğini, davaya konu taşımalara ilişkin konşimentoların 16.3 maddesi uyarınca madde 1 de tacir olarak tanımlanmış her şahısın bütün navlunun ve giderlerin ödenmesinden ve bunların her birinin bu belge kapsamındaki yükümlülüklerinin ifasından taşıyana karşı müştereken ve müteselsilsen sorumlu olduğunu, davaya konu konşimentoların arkasında bulunan tüm hükümler ve davacı tarafından kaşelenip imzalanarak kabul edildiğini, herhangi bir itirazı şerh düşülmediğini belirterek, davanın reddini, kötü niyetli açılan iş bu takip nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 19/01/2023 tarih ve 2021/92 Esas - 2023/13 Karar sayılı kararında; \"Dava, taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisinden kaynaklanan ve ihtirazi kayıtla ödendiği belirtilen bedellerin tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın kısmen iptali davası olup, uyuşmazlığın davacı adına düzenlenen takibe konu alacak kalemlerinden davacının sorumlu olup olmadığı, davalı tarafça bu bedellerin dava dışı kurum yada şirketlere ödenip ödenmediği ve buna göre varsa davacı alacak miktarının tespiti noktalarında toplanmıştır. (...)TTK 1203 maddesine göre \"Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.\" Davacı vekilince bu maddeden ve gerekçesinden yola çıkarak taşıtan olmayan gönderilen müvekkilinin 3. Kişi yararına sözleşme vasfını haiz olan navlun sözleşmesi ile borç altına sokulamayacağını savunmakta ve TTK 1196 maddesi gereğince taşıyanın navlun dışında bir istemde bulunamayacağını savunmaktadır.<br>Dosyaya sunulan konşimento kayıtları incelendiğinde eşyaların parsiyel yük olarak taşındığı ve konşimentoda CY/FO kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişiler tarafından yapılan açıklamalardan anlaşıldığı hali ile CY bir teslim şekli olmayıp, Konteyner Sahası anlamına gelmektedir. Buna göre konşimentoda bulunan CY kaydından, taşıyanın taşımaya ilişkin sorumluluğunun Konteyner sahasında başladığı anlaşılmaktadır. Uygulamada ise gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlaması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi ayarlayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konşimento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bunun gerekçesinin ise liman terminallerinin tahliye sırasında konteyner içerisindeki yüklerin kimler tarafından alınacağının bilinmemesi ve takip edilecek kişilerin belirsiz olması şeklinde açıklanmıştır. İstanbul BAM 14 Hukuk Dairesi'nin  2022/752 Esas ve  2022/515 Karar numaralı ilamında belirttiği hali ile, gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına gelemez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Taşımaya konu eşyanın, taşıma ilişkisindeki alıcısına teslimi, taşıma hukukunun bu konudaki düzenlemelerine tabidir. Buna göre dosya kapsamında uyuşmazlığın esasen uygulama karşısında TTK hükümlerinin tüm deniz taşıma operasyonlarına ilişkin süreçlere dair ayıntılı düzenleme içermemesinden kaynaklandığı mahkemece değerlendirilmiştir.  Bu kapsamda acenteler tarafından verilen hizmetlerin tek tek değerlendirilerek, alıcılardan talep edilebilecek ve edilemeyecek masraf kalemlerinin açıklanması gerekmektedir. Bilirkişiler tarafından Tahliye ve Terminal hizmeti adı altında Gemi Tahliye Ücreti, Acentelik Tahliye Nezaret Ücreti hizmetlerinin verildiği; İthalat Liman Hizmeti adı altında ise Dokümantasyon Hizmeti, Gümrüklü Saha Ekipman Denetim ve Kontrol Ücreti, Gemi Liman Güvenlik Bedeli ile Geçici Kabul Hizmetlerinin verildiği açıklanmıştır. Tahliye Nezaret Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; yük ilgilisi adına tahliye sırasında nezaret görevini yerine getiren acentanın makul oranda nezaret ücreti talep edebileceği zira, boşaltma limanında eşyanın kendisine teslimi zorunlu makamlara teslimi ile (dosya kapsamında dava dışı Kumport Liman İşletmesi) taşıyanın teslim borcunu yerine getirdiğine ve eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Eşyayı teslim edene kadar yapılan tahliye nezaret ve/veya survey ücretini taşıyanın yüke özen ve gözetim sorumluluğu kapsamında olmakla birlikte konşimento kayıtlarına göre taşıyanın teslim sorumlulğu boşaltma limanında gemi üzerinde sona ermiştir. Buna göre, alıcı davacının emtiaları teslim almasına kadar olan süreçte hem liman hem de gümrük müdürlüğü nezdinde yükle ilgili muhatapın davalı acente olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalı acentenin bu aşamada her türlü olası inceleme ve muayene işlemlerinin yürütlmesi adına personel bulundurması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda her ne kadar bilirkişiler tarafından bu şekilde bir inceleme ya da survey hizmetinin verildiğinin davalı yanca ispatlanması gerektiğinden bahsedilmişse de, açıklandığı üzere yük ilgilisinin eşyayı teslim alması anına kadar yükle ilgili olası her türlü işlem için hazır bulunarak hizmet veren  davalı acentenin  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Tahliye ücreti bakımından yapılan değerlendirmede;   uygulamada gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlaması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi ayarlayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konşimento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bunun gerekçesinin ise liman terminallerinin tahliye sırasında konteyner içerisindeki yüklerin kimler tarafından alınacağının bilinmemesi ve takip edilecek kişilerin belirsiz olması şeklinde açıklanmıştır.  Varış limanında taşıyanın acentesi, Liner-out konteynerler için tahakkuk eden tahliye ücretini, taşıyanın nam ve hesabına terminale ödemektedir. Free-out,CY,CFS gibi kayıtların olduğu durumlarda başka bir deyişle konteynerlerin gemiden tahliye ücreti bedellerinin normalde gönderilenden Liman işletmesi tarafından tahsil ve talep edilmesi gerekirken,  limanlarımızdaki uygulamaya göre konteynerin gemiden tahliye edilmesi  ücreti acentelerden tahsil edilmektedir. Bilirkişilerce her en kadar Türk Limanlarındaki genel uygulamanın aksi kararlaştırılmış olmadıkça tahliye masraflarının alıcıya ait olduğu açıklanmış olmakla bu kapsamda davalının bu bedelleri liman işletmesine ödediğinin belgelenmesi kaydı ile davacıdan tahsil edilebileceği belirtilmişse de;  dosya kapsamında eşyaların tahliye edilerek davacıya teslim edildiğinin sabit olması karşısında, bu hizmet nedeni ile davacının masrafları liman işletmesine ödediğine dair dosyaya herhangi bir delil de sunulmuş değildir. Kaldı ki dava dosyasına ...İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından düzenlenmiş 02/03/2018 tarihti ... nolu fatura sunulmuş olup,  MSC Gemi acenteliği adına düzenlenen bu faturada 1 adet dolu konteynerin tahliye ücreti 118 USD —1 adet Tehlikeli dolu konteynerin tahliye ücreti ise 141,60 USD olarak kayıtlıdır. Dava konusu konteynerin içindeki yük tehlikeli yük sınıfı içinde sayılmaktadır ve davalıya bu konteynerlerin gemiden tahliyesi için konteyner başına 141,60 USD ...İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından fatura edilmiştir. Buna göre hizmetin verildiği sabit olup, davacının eşyasını teslim alabilmesi adına davalı yanca katlanıldığı kabul edilen bu bedel için davalının  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Dokümantasyon ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; konteyner taşımalarında gönderilenlerin taşıma tamamlanır tamamlanmaz, yani gemi rıhtıma yanaşır yanaşmaz yükü fiilen teslim almaları TTK 1176 maddesi gereğidir. Doğru konteynerin doğru şahsa teslim edilebilmesi için binlerce konteyner arasında duran gönderilene ait konteynerin ayrıştırılması ve gönderilen ile eşleştirilmesi gerektiği bilirkişilerce açıklanmıştır.  Bu sebeple gönderilen, gümrük idaresinden alacağı izin dışında, liman işletmesine ibraz edilmek üzere bir teslim talimatı da elde etmek zorundadır. Böylece, sadece gümrük idaresinden sadır olmuş olan serbestlik belgesi ile yetinemeyecek olan liman işletmesinin, yükleri doğru şahsa teslim etmesi de sağlanmış olacak ve taşıyana karşı sorumluluğunun doğmasının engelleneceği de yine bilirkişilerce belirtilmiştir. Bu şekilde liman işletmesine hitaben hazırlanmış ve teslim edilecek yükün limanda bekleyen diğer yüklerden ayrıştırılmasını ve doğru gönderilene teslim edilmesini sağlayan talimatın hazırlanması işlemi, yukarıda da açıkladığımı üzere navlun kapsamı dışında yük ilgilisi adına davalı acente tarafından verilen bir ek hizmettir. Bu noktada, talep edilen dokümantasyonu ücretini içeriği dosya kapsamında açık net ve açık olmamakla birlikte, bu hizmet bedeli bilirkişilerce bir nevi kırtasiye gideri olarak tanımlanmıştır. Davaya konu taşıma gemi rıhtıma varır varmaz sona erdiğinden, bu aşamadan sonra yapıları tüm hizmetler ve masraflara emtiayı teslim aldığı dosya kapsamında sabit olan davacının katlanması gerektiği kabul olunmuştur. Zira verilen hizmet davacı gönderilen lehine bir hizmettir. Bu hizmet için, davalının personel, ofis, kağıt, elektrik, zaman ve ekipman (bilgisayar, internet vs) kullandığı düşünüldüğünde, davalının  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.  Gemi Liman Güvenlik bedeli -ISPS Terminal güvenlik hizmeti bakımından yapılan değerlendirmede;  bu hizmet, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör eylemlerinin ardından, Kasım 2001'de yapılan ve ülkemizin de üyesi olduğu Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO)'nün 22. Genel Kurul toplantısında, denizde ve denizden olabilecek terör eylemlerinin önlenmesi amacıyla gemi ve liman tesislerinin güvenliğine ilişkin yeni tedbirlerin alınması konusunda denizcilik sektörüne getirilmesi amacıyla Uluslararası Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik (ISPS) Kod'un ülkemizin de taraf olduğu 1974 tarihli Denizde Uluslararası Can Emniyeti Sözleşmesi (SOLAS)'ne eklenmesi ve 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmesi tüm akit devletlerce kabul edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bu kapsamda mevcut uygulama içinde, terminaller “Terminal Güvenlik Ücreti” adı altında almakta oldukları ücretleri ihracat yükleri için gemiye, ithalat yükleri için ise ithalatçıya ya da anlaşmaya göre acenteye fatura etmektedirler. Limanların ücretlendirmeye ve uygulamaya yönelik farklı yöntem uygulamaları ve gerek gemiye yönelik gerekse limana bağlı tüm masrafların yük sahiplerinden talep edilmesi, acenteler ve yük sahipleri tarafından rekabete aykırı olarak değerlendirilmektedir. Ancak, Avrupa Birliği'nde de tartışmalara yol açmış olan “ISPS Terminal Güvenlik Ücreti” uygulamasına yönelik olarak AB Komisyonu tarafından 10 Aralık 1997'de onaylanmış olan “Limanların Finansmanı ve Fiyatlandırma” başlıklı düzenlemenin - 12'nci maddesinde “Sonuç olarak, Komisyona göre liman tesisi ücretlendirmeyi, liman kullanıcılarının limandan aldıkları hizmet ve tesisi kullandıkları oranda, tahakkuk edecektir.” şeklinde ifade edildiği düzenlenen raporda belirtilmiştir. Uluslararası Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik (ISPS) Kod'u kapsamında alınması gereken tedbirler, Uluslararası zorunlu bir uygulama olduğundan bu kapsamda verilen terminal güvenlik hizmeti karşılığında ödenen ücretinin davalı acente tarafından ödendiği ispat edildiği takdirde davacıdan talep edilebilir. Dava dosyasına ...İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. Tarafından MSC Gemi acenteliği adına  düzenlenmiş 02/03/2018 tarihli .....9 nolu fatura sunulmuştur. Bu faturada 1 adet konteynerin güvenlik tahliye ücreti 8,20 USD olduğu, toplamda 13 konteynerin taşındığı ve bu bedelin davalı tarafça ödendiği muhasip incelemesi ile sabit olduğundan, davalının  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.  Gümrüklü saha konteyner giriş çıkış ücreti- Geçici Kabul Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; gümrük işlemleri bakımından harcanan emek ve mesai karşılığından eşya sahiplerinden Davalı acentenin \"geçici kabul ücreti” adı altında makul nitelikte olan ücret talep edebileceği bilirkişilerce açıklandığından  davalının  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Konteyner kontrol ücreti bakımından yapılan değerlendirmede;  boşaltma limanında eşyanın kendisine teslimi zorunlu makamlara teslimi ile taşıyanın teslim borcunu yerine getirdiğine ve eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdiğine göre, boşaltma limanında konteyner gemiden Kumport'a tahliye edildikten sonra konteyner sahasında iken (C/Y) zorunlu ve gerekli bir nezaret veya survey yapıldı ise bunun da davalı tarafından ilgililerine ödendiğinin belgelenmesi ile talep edilebileceği bilirkişilerce açıklanmışsa da yukarıda da belirtildiği hali ile;  taşıyanın teslim sorumluluğu boşaltma limanında gemi üzerinde sona ermiştir. Buna göre, alıcı davacının emtiaları teslim almasına kadar olan süreçte hem liman hem de gümrük müdürlüğü nezdinde yükle ilgili muhatapın davalı acente olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalı acentenin bu aşamada her türlü olası inceleme ve muayene işlemlerinin yürütülmesi adına personel bulundurması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda her ne kadar bilirkişiler tarafından bu şekilde bir inceleme ya da survey hizmetinin verildiğinin davalı yanca ispatlanması gerektiğinden bahsedilmişse de, açıklandığı üzere yük ilgilisinin eşyayı teslim alması anına kadar yükle ilgili olası her türlü işlem için hazır bulunarak hizmet veren  davalı acentenin  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.Etiket IMCO Bedeli bakımından yapılan değerlendirmede; her ne kadar bilirkişilerce bu bedelin davacıdan talep edilemeyeceği açıklanmışsa da, dosyaya celp edilen ...İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. müzekkere cevabına göre, etiket sökme ve takma hizmeti için tarifenin bildirildiği ve bu bedellerin acenteden tahsil edildiği anlaşılmakla, davacıya verilen taşıma hizmeti kapsamında davacı lehine katlanılan bu masraf bakımından davalı acentenin  TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.Her ne kadar davacı vekilince dosyaya ibraz edilen İdari Yargı kararları doğrultusunda ordino ücretinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği savunulmaktaysa da; sunulan karar incelendiğinde kararın spesifik olarak ordino ücretinin tahsilini engeller nitelikte olmadığı, bu hususta davalı bulunan idarenin, eşyanın teslimi sırasında ibraz edilmesi gereken belgelerin belirlenmesi konusunda yetkisi bulunmadığından bahsedilerek yetki alanı dışında düzenleme yapılması nedeni ile tavan ücret belirlenmesine ilişkin genelgenin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara dayanarak davalının davaya konu ücretleri tahsil hakkının bulunmadığı sonucuna varılması mahkemece hukuken mümkün görülmemiştir. Gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına da gelmez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Bu konuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14 Hukuk Dairesi'nin  2022/752 Esas ve  2022/515 Karar numaralı ilamında da \"Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi, deniz ticaretinin genel hükümlerine tabidir. Bakanlığın düzenlediği bir idari işlemin, idari yargı mercilerince yetki yönünden iptaline karar verilmiş olması, bu konudaki deniz ticaretinin genel hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacaktır.\" açıklaması bu yöndedir.  Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da kısmen hükme esas alınarak açıklanan nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, -Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında taraflar arasında altı farklı konişmento ihtilaf konusu olup; MSCUUP801865, MSCUON819948, MSCUUP319884 nolu konişmentolarda \"CY TO FO\" kaydı olduğunu, MEDUNA909641, MEDUN3057324, MEDUN2826364 nolu konişmentolarda \"CY TO FO\" vb bir kayıt bulunmadığını; tüm konişmentolarda navlunun peşin ödeneceğinin kayıt edildiğini; bu konişmentoların FCL- tam konteyner yükü olduğunu ve CIF-İstanbul kaydı bulunduğunu, bu sebeple yükün teslim yerinin İstanbul olduğunu; TTK m.1167 ışığında yükün gemiden çıkarılması ve limana indirilmesinin taşıyanın sorumluluğunda olduğunu,  TTK’nın 1196/1 fıkrasına göre  taşıyanın, navlun dışında pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad altında başkaca bir istemde bulunamayacağını,  bu hükme rağmen davalının haksız bir şekilde ve ilave gelir yaratmak amacıyla standart dışı dayanaksız masraflar talep ettiğini; ayrıca taşıyanın TTK'nun 1196/2 fıkrası uyarınca, navlun dışında bir talepte bulunamayacağı gibi yük için yaptığı masrafları bile aksine sözleşme yok ise yük ilgilisinden isteyemeyeceğini, buna göre davalının söz konusu talepleri yapabilmesi için öncelikle navlun sözleşmesi, konişmento veya diğer bir taşıma senedi gereğince ödemelere yetkili kılındığını ve bunları davacı yan hesabına ödediğini ispat etmesi gerektiğini bu iki hususun ispat edilemediğini, <br>Davalı yanca istenen ücret kalemlerinin navlun sözleşmesi gereği taşıma ediminin içeriğinde olduğunu, taşıma asli edimi ve yan edimlerini bir bütün olarak görmek gerektiğini, davacının davalıya yapmış olduğu fatura ödemeleri karşısında aldığı hizmete ilişkin taraflar arasında hiçbir akdi ilişki bulunmadığını; davalı  \"kendi adına ve kendi hesabına\" iş görmüş olup bu hizmetin tarafları arasında müvekkilinin bulunmadığını, sözleşmelerin nispiliği gereği davalının kendi akidi adına ve hesabına hareket ettiğini ve kendisi ile davacı arasında akdi bir ilişki olmayacağını, TTK madde 1203’e göre; navlun sözleşmesinde veya konişmentoda, gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş değilse, gönderilenin herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü tutulamayacağını; sözleşmede veya konişmentoda, gönderilenin yükü teslim alma hakkı, yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış olan bazı alacakların ödenmesi şartına tabi kılınabileceğini; ancak, bu nevi alacakların hangileri olduğunun, tesellümün dayandığı sözleşme veya konişmentoda belli edilmiş olması gerektiğini; bu kapsamda; navlun, ödenmiş ise gümrük ödemeleri, yine sarf edilmiş ise varma yeri masrafları için hapis hakkı kullanılabileceğini;  oysa davalının müvekkiline karşı hapis hakkı tehdidi altında tahsil ettiği fatura kalemlerinin hiç birinin bu kapsamda olmadığını; konişmentoda yazdığı ölçüde ve alıcının kabulü kapsamında bu üç kalemin alacak dışında hapis hakkı kullanılamayacağını,  dava konusu taşımaya ilişkin konişmentonun gönderilenin ödemekle yükümlü tutulduğu hiçbir kaydı ihtiva etmedeğini, davalının yapmış olduğu masraf ve ödemelerin TTK madde 1203 kapsamında yer alan \"Hapis hakkını kullanmaya\" elverişli ödeme ya da masraflar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılması gerektiğini, gerekçeli kararda her ne kadar \"...konişmentoda boşaltma giderlerine ilişkin olarak konulmuş FO kaydı gereğince yüke ilişkin olarak gönderilen adına yapılan tahliye masraflarından davacı gönderilenin sorumlu olduğu değerlendirilmiştir...\" şeklinde bir değerlendirme yapılmış olsa da; FO kaydı ile CY kaydının aynı anda bulunmasının Free Out yani teslim yerinin geminin dışında boşaltım giderlerinden sonra olduğu anlamına geldiğini, CY kaydının da teslim şeklinin FO kaydına göre konteyner boşaltma alanında olacağını nitelendirmekte olduğunu, mahkemenin \" uygulamada ise gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlanması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi arayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konişmento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu  hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır.\" şeklinde bilirkişilerin hukuki dayanaktan yoksun ve sadece ticari teamüllere dayanan rapor metnini hükme esas aldığını; oysa CY kaydının müvekkili ve davalı acente tarafından konişmentoya eklenmesinin nedeninin CY kaydının niteliğinden anlaşıldığını, davalı acentenin basiretli bir tacir olarak  hem CY kaydını konişmentoya koyup taşıma sorumluluğunun varma limanında bulunan konteyner sahasında bittiğini vadetmesinin,  hem de ticari teamüllerde konişmento kayıtlarına bakılmaksızın varma limanındaki işlemlerin liman kreynleri tarafından yapıldığını dile getirmesinin kötü niyetli bir hak arayışı olduğunu; bu sebeple terminal ücretinin davalı müvekkilinden TTK m.20 kapsamında istenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  Mahkemece resen seçilen bilirkişi ...'ın  heyetinde bulunduğu bilirkişi raporlarında farklı bir yorum yapıldığını ya da somut olay her ne olursa olsun \"Acente\" lehine olmayan bir rapor tanzim edilmediğini; bu bilirkişinin bağlantılarının bulunması nedeniyle farklı bir yorumda bulunduğunu,  tarafsız bir görüş belirtememesi sebebi ile  gerekçeli kararın salt bilirkişi raporuna dayanması ve bilirkişi raporuna yazmış oldukları itiraz dilekçelerinin dikkate alınmamasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, Dokümantasyon ücreti kapsamında faturalandırılan alacak kalemi yönünden gerekçeli kararda \" ... Bu hizmet için, davacının personel, ofis, kağıt, elektrik, zaman ve ekipman kullandığı düşünüldüğünde, davalının TTK 20. Maddesi gereğince bu iş ve işlemler için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davalının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir.\"  denildiğini, bir acente olan davalının doğrudan temsil yetkisi ile taşıyanı temsil edeceğini;  yaptığı iş ve işlemlerden dolayı sözleşmenin nispiliği ilkesine göre ancak taşıyandan alacaklı olabileceğini,   TTK m.20 hükmüne göre davalının müvekkili için iş görmesinin söz konusu olmadığını; aksine acentelik sözleşmesi gereği iş görmesinin söz konusu olduğunu; gerekçeli kararda kırtasiye bedeli gibi tanımlanan dokumantasyon bedeli  ve gerçekte hiç bir iş tanımı olmayan ödemelerin sektörde ithalatçılara yansıtıldığını; bunun TTK m.1196 karşısında m.1203 hükümleri ile açıklanabilir hiçbir yanı olmadığını; keza hiçbir yasal mevzuatta ordino zorunluluğu veya ordino için bedel ödeme zorunluluğundan söz edilmediğini, bilirkişi heyetinin ordinoyu TTK m. 20 kapsamında bir hizmet gibi öngörmesinin açıkça mevzuatta yazılı hukuk kurallarına aykırı olduğunu ve teamülün mahkemenin yargısına esas olamayacağını,  Davalının düzenlediği ve tahsil ettiği faturaların TTK m.21 hükmüne uygun birer iş görme faturası olmadığını, davalı firma tarafından, zilyetlik hak ve yetkisi kötüye kullanılarak davaya konu fatura içeriği ücret ödenmediği müddetçe malın teslim edilmeyeceğinin bildirilmesi nedeniyle,  daha yüksek maliyete katlanmak istemeyen ve malın beklemesi-gecikmesinden zararı engellemek isteyen müvekkili tarafından ödemlerin ihtirazi kayıtla yapıldığını ve malın teslim alındığını,  davalının, akden üstlenilmediği ve müvekkili tarafından taahhüt edilmediği sürece talep edilen bu bedeli müvekkili davacıdan talep etmesi ve tahsil etmesinin hukuka aykırı olduğunu; iadesi gerektiğini, davanın reddine yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu<br>İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle, itirazları ve istinaf sebepleri gözetilerek  yerel mahkeme red kararının kaldırılarak, davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının alıcısı olduğu ve altı ayrı konişmento tahtında Çin'den Türkiye'ye gemide parsiyel konteyner taşıması ile nakledilen emtianın teslim alınması için, davalı boşaltma limanı acentesine ihtirazi kayıtla ödenen fatura bedellerinin istirdadı amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan; dava dışı Çin'de mukim satıcıdan CIF teslim şekli ile ithal ettiği emtianın, satıcı tarafından navlun peşin ödenmiş olarak davalının acentesi olduğu fiili taşıyıcı MSC Mediterrian Shipping S/A eliyle Çin'den İstanbul Limanı'na taşındığını, konişmentolarda CY/FO kaydının bulunduğunu, davalının fiili taşıyanın boşaltma limanı acentesi olduğunu, kendilerine varış ihbarında bulunduğunu, ne varki emtianın boşaltıması akabinde hapis hakkını kullandığını belirterek altı ayrı konişmento ile taşınan on üç konteyner için sekiz ayrı faturaya konu ettiği; acentelik dokümantasyon ücreti, ekipman denetim ve konteyner kontrol ücreti, IMCO etiket hizmeti, konteyner giriş çıkış ücreti, gemi liman güvenlik bedeli acentelik tahliye nezaret ücreti,  gemi tahliye  ücreti, tahliye ve terminal hizmetleri ücreti,  ithalat liman hizmetleri ücreti adları toplam 6.402,66-USD  masraf talep ettiğini, bu tutarların emtianın teslim alınabilmesi amacıyla ihtirazi kayıtla ödendiğini, TTK'nun 1196 maddesi uyarınca davalının, taşıma sözleşmesinin tarafı olmayan davalı gönderilenden ücret talep edemeyeceğini, navlunun da satıcı tarafından peşin ödendiğini, yine TTK'nun 1203 maddesi kapsamında da gönderilen davacıdan ücret talep edilemeyeceğini, davalının zaten navluna dahil olması gereken ve yapıldığı sabit olmayan masrafları davacıdan haksız olarak tahsil ettiğini beyanla, ödenen tutarların işlemiş faizi ile birlikte tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı yan; alıcı ile satıcı arasındaki satış sözleşmesine konu CIF kaydının davalı taşıyanı bağlamayacağını, davalının  TTK'nun 1203 maddesi uyarınca emtianın gemiden davacıya teslim edilmek üzere yaptığı masraflardan davacının sorumlu olduğunu, bu masrafların navluna dahil olmadığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanmış, konişmentolar, satış faturaları ile itiraza konu davalı tarafından tanzim edilen faturalar, dava konusu taşımalara ilişkin liman ve gümrük kayıtları dosya arasına alınmış, yabancı dildeki belgelerin tercümesi dosyaya kazandırılmış, taraf defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmış, akabinde davalının tahsil ettiği her bir alacak kalemine ilişkin olarak gerekçesi açıklanmak suretiyle davacının iade alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu konişmentolar dairemizce de tek tek incelenmiş olup, konişmentoların tamamının limandan limana ve navlun peşin ödenmiş kaydını taşıdıkları, üç konişmentoda ise CY/FO kaydının bulunduğu, bu kaydın taşıyıcı tarafından emtianın yükleme limanı konteyner alanından gemiye yüklenmesi ile sorumlu olduğu, ancak tahliye limanına varmakla taşıma yükümlülüğünün sona erdiği, taşıyıcının boşaltma ile sorumlu olmadığı anlamına geldiği, bu kaydı içermeyen konişmentolar bakımından ise kırkambar taşıması niteliğinde bulunan parsiyel konteyner taşımalarında TTK'nun 1176 maddesi ile 1174 maddeleri uyarınca varış bildirimini alan alıcının emtiayı gecikmeksizin boşaltmakla yükümlü olduğu, bu durumda davacının, konteynerlerin gemiden tahliyesi ile davacıya teslim edileceği konteyner sahasına aktarımının da davalı sorumluluğunda olduğuna, ayrıca ücret talep edilemeyeceğine dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nun 1203/1 fıkrası uyarınca; eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur. Yine TTK'nun 1237/1 fıkrası uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasındaki ilişkilerde konişmento esas alınır. Dosyaya mübrez altı ayrı konişmentonun hüküm ve koşullar kısmında yer alan düzenlemelerinin aynı olduğu, konişmentoların \"tanımlar\" başlıklı 1 inci maddesinde tüccarın; yükleyici, konsinyeyi,  konişmentonun hamilini, malların alıcısını ve malların veya konişmentonun sahibi olan, üzerinde hak sahibi olan veya tasarrufunu elinde bulundurduğunu iddia eden her türlü şahsı beya bu şahıs adına hareket eden kimseyi içerdiği düzenlenmiştir. Konşimentoların \"navlun ve giderler\" başlıklı 16 ıncı maddesinin 16.3 bendinde, birinci maddede tüccar olarak tanımlanmış tüm kişilerin, bütün navlunun ve giderlerin ödenmesinden ve bunların her birinin bu belge kapsamındaki yükümlülüklerinin ifasından taşıyıcıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının düzenlendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından, TTK'nun 1203 maddesi koşullarının somut olayda mevcut olmadığı ileri sürülmüş ise de; davacı ile davalı arasındaki ilişkide uygulanacak konişmentoların anılan hükümleri kapsamında davacı, davalının yapmış olduğu giderleri ödemeye yetkili kılındığı gibi, davacı hesabına yapılmış giderleri de ödemekle yükümlü olduğu, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece; davalı tarafından tanzim edilen faturalara konu her bir kalem tek tek gerekçesi açıklanarak değerlendirildiği, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin gerekçeli kararda ayrıntılı olarak karşılandığı gözetildiğinde,  mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.300,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.684,60-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26aee47384d27063","SID":"a3434edde54cc954"}}