{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1485 <br>KARAR NO\t\t: 2025/2493<br>KARAR TARİHİ\t: 30/12/2025 <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/02/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/551 2024/101<br>DAVANIN KONUSU\t:  Fazla Ödemenin İadesi<br>DAVA TARİHİ \t: 13/07/2023<br>DAİRE KARAR TARİHİ \t:  30/12/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t:  30/12/2025<br><br> İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2024  tarih ve 2023/551 Esas 2024/101 , Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. <br>İSTEM;<br> Davacı, davalı şirket ile arasında 01.02.2022-31.01.2023 döneme ilişkin olarak 05.01.2022 tarihinde \"Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma\" yapıldığını, sözleşmenin 9.1. Maddesine göre sözleşmenin sona ermesinden 2 ay önce taraflarca yazılı fesih bildirimi yapılmadığı takdirde sözleşmenin birer yıllık sürelerle uzamış sayılacağının düzenlendiğini, fesih bildirimi yapılması gereken 05.11.2022 tarihine kadar taraflarca fesih bildirimi yapılmadığından sözleşmenin bir yıl uzadığını, sözleşmenin 5.1. maddesinde elektrik harcamaların hesaplama yönteminin (PTFdxYEKDEM)xKBK olarak formüle edildiğini ve EPDK tarafından belirlenen birim fiyatlar üzerinden 5.2. maddede belirlenmiş olan 1,0240 oranındaki KBK katsayısı ile çarpılmak suretiyle faturalandırmanın yapıldığını ancak uzayan dönem içinde şirket yetkilisi sabit birim fiyatlı sözleşmeye geçme teklifinde bulunulduğunu ve 23.12.2022 tarihli “Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma (Sabit Birim Bedelli)” sözleşmesini akdetmeye ikna edildiğini, davalı şirketin pazarlama sorumlusu tarafından elektrik fiyatlarının zamlanacağı söylenmişse de Ocak 2023 tarihi itibariyle elektrik fiyatlarının 490Kr/Kwh kalmaya başladığını, davacı şirketin  pazarlama sorumlusu tarafından bu indirimlerin bir seçim yatırımı olduğu, seçimden sonra fiyatların en az 630Kr/Kwh olacağının beyan edildiğini, yanıltıcı bilgi ve beyanlarla, hileli davranışlarla davacı şirketin iradesinin fesada uğratıldığını, çok büyük zarar edeceği korkusu ile sabit birim bedelli sözleşme yapmaya yönlendirildiğini, elektrik fiyatlarında herhangi bir artış olmayınca  şirket tarafından 23.12.2022 tarihli sözleşme ve eki protokolün haklı nedenle feshedildiğini ancak davalı şirketin \"EKV20235407\" nolu cezai şart bedeli\" açıklamalı fatura düzenlendiğini, faturaya karşı yasal süresi içerisinde iade ve itiraz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, 23.12.2022 tarihli sözleşme nedeniyle sabit birim fiyat üzerinden hesaplanan tutarlar ile sözleşme öncesi taraflar arasında uygulanagelen fatura hesaplamalarına göre olması gereken tutarlar arasındaki farkın haksız olduğunu ve iadesinin gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 23.12.2022 düzenleme ve 01.02.2023 yürürlük tarihli \"Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma (Sabit  Birim Bedelli)\" sözleşme nedeniyle sabit birim fiyat üzerinden hesaplanan tutarlar ile bu sözleşme öncesi taraflar arasında uygulanagelen önceki fatura hesaplamalarına göre olması gereken tutarlar arasında oluşan farkın şimdilik 1.000,00 TL'sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:<br> Davalı, taraflar arasında akdedilen elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında davacı şirkete elektrik enerjisi tedarik edildiğini, davacı şirketin sözleşmeyi süresinden önce haksız şekilde feshederek farklı bir tedarikçiden enerji almaya başladığını, taraflar arasında 05.01.2022 tarihinde 1 yıl süreli \"Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma\" sözleşmesinin akdedildiğini, enerji tedarikinin 01.02.2022-31.01.2023 tarihleri arasında sağlandığını, sözleşmenin  (PTF+YEKDEM)*KBK formülü ile ifade edilen maliyet esaslı bir sözleşme olduğunu, elektrik piyasasında, elektrik maliyetinin PTF (piyasa takas fiyatı) ve YEKDEM (yenilenebilir enerji destekleme mekanizması) bedellerinden oluştuğunu, KBK olarak ifade edilenin ise tedarik şirketinin finansal maliyeti, işletme maliyeti, işçilik maliyeti gibi enerji tedarik maliyeti dışındaki diğer tüm maliyetler ile makul kar dikkate alınarak belirlenen katsayıyı ifade ettiğini, maliyet esaslı sözleşmede elektrik birim fiyatının sabit  olmadığını, PTF'nin saatlik bazda değiştiğini ve buna göre fiyatlandırıldığını, bunun sonucu olarak her ay elektrik birim fiyatının farklı çıkabildiğini, tarafların yeni elektrik tedarik dönemi için 23.12.2022 tarihinde 01.02.2023 tarihinden itibaren 1 yıllık süre için yeni bir sözleşme akdettiklerini, sözleşmenin bazı maddeleri değiştirilerek 23.12.2022 tarihli ek protokolün imzalandığını, 23.12.2022 tarihli sözleşmenin maliyet esaslı değil sabit birim fiyatlı olduğunu, sözleşmeye göre elektrik birim fiyatının 1 yıl boyunca sabit kalacağını, elektrik maliyetleri artsa da azalsa da davacının bundan etkilenmeyeceğini, enerji fiyatının değişmeyeceğini, ek protokolün 5.5. maddesinde birim fiyatın değişmeyeceğinin vurgulandığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davalı şirketin ciddi zarara uğradığını, tarafların ilk sözleşmeyi yenilemek yerine yeni tedarik dönemi için yeni bir sözleşme yapmayı tercih etmeleri nedeniyle ilk sözleşmenin ortadan kalktığını, ilk sözleşmenin yenilendiği şeklindeki iddiaların gerçekle bağdaşmadığını, davacı şirket tarafından yeni sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara itiraz edilmediğini ve faturaların ihtirazi kayıtsız ödendiğini, tacir olan davacı şirketin ticari seçenek ve sonuçlarını inceleyerek tercih yaptığını, süresinden önce fesih nedeniyle sözleşmeye uygun olarak EKV20235407 nolu cezai bedel faturasının tahakkuk ettirdiğini, faturanın ödenmemesi üzerine davacı şirket aleyhine 05.07.2023 tarihinde Merkezi Takip Sistemi 2023/450670 Esas  sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davacı şirketin tacir olduğunu, yıllık tüketim miktarı nedeniyle Son Kaynak Tedarik Tebliği  ve EPDK kararları kapsamında yüksek tüketimli müşteri olduğunu, şirketin iradesinin fesada uğratıldığı, yanıltıldığı, korkutulduğu şeklindeki iddiaların dayanaksız ve hukuken geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>Mahkemece, ''Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tarafların rızası dahilinde yapıldığı, davalı şirketin pazarlama sorumlusu tarafından elektrik fiyatlarının yüksek oranda artacağı şeklindeki bir söylemin hileye sebebiyet vermesi mümkün olmadığı gibi tacir olan ve kanunen basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olan davacı şirketin davalı şirketin elektrik fiyatlarının yüksek oranda artacağı şeklindeki söylemine rağmen elektrik fiyatlarının artmaması nedeniyle sözleşmenin aldatma sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmesinin mümkün olmadığı'' gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:  Davacı istinaf talebinde bulunmuştur. <br>BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Mahkeme ön inceleme duruşmasında deliller toplamadan ve tanıklar dahi dinlemeden davanın reddi kararı verdiğini, davada herhangi bir usuli bir eksiklik olmamasına rağmen ön inceleme duruşmasında  mahkemece esastan ret kararı  verildiğini, bu hususun HMK ya aykırı olduğunu zira esastan karar verilebilmesi için tahkikat aşamasının tamamlanarak  yargılamanın yapılmış olması gerektiğini, Bunun istisnası mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı def’inin dinlenebilir olması gerektiğini, Halbuki somut olayda bu hususların hiç birisi yer almamasına rağmen  yerel mahkeme bildirmiş olduğumuz hiçbir delil toplamadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkını zedelendiğini,<br>Sözleşmede yapılmasındaki amacın artan elektrik fiyatlarından zarar görmemek ancak indirim olması halinde yararlanmak olduğunu, davalının whatsapp konuşmalarından da görüleceği üzere elektriğe zam geleceğini defaatle bildirdiğini ve düşüş olsa bile yardımcı olacağını belirtmiş olmasına rağmen şirket üzerinden haksız kazanç elde ederek zarara uğramasına neden olduğunu, şirketin basiretli bir tacir olarak  sabit fiyata geçtiğini ancak davacının elektrik fiyatlarında çok yüksek artış olacağı beklentisini sürekli olarak dile getirilmesi nedeni ile kendisini aldattığını, sabit fiyatlı tüketime geçtikten sonra daha yüksek elektrik faturası ödemek durumunda kaldığınıve elektrikte yapılan indirim faturaya yansımayınca daha çok zarara uğradığını, basiretli tacir gibi davranılmadığı tespitinin hatalı olduğunu, <br>Hata, hile, ikrahın her türlü delille ispat edilebileceğini ve iptal hakkının kullanılmasının hiçbir şekle tabi olmadığını, sözleşmenin feshinin irade bozukluğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanabileceğini, mahkemenin hata, hile, aldatma gibi koşulların davada gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmadan hüküm tesis ettiğini, dosyada mübrez whatsapp yazışmaları incelendiği takdirde  şirketin sabit birimli fiyat sözleşmesi imzalaması için zorlandığı ortada olduğunu, edimler arasındaki orantısızlıkta davalı yanın çok karlı bir iş yaptığının ortada olduğunu, <br>Şirketin her ne kadar tacir sıfatı olsa da aynı zamanda tüketici konumunda olup tüketiciye sağlanan haklardan yararlandırılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: <br>Dava, hile nedeniyle fazla ödendiği iddia edilen elektrik bedelinin iadesi istemine ilişkindir.<br>Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan sözleşmenin irade fesadı nedeniyle geçersiz olup olmadığı, davacı tarafından sabit bedelli sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin iadesi gerekip gerekmediği ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>HMK'nın Ön İnceleme Başlıklı 140. Maddesinde; Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.<br>(2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.<br>(3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.<br>(4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.<br>(5) (Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.''hükmü düzenlenmiştir.<br>Mahkemece, ön inceleme aşamasında dava şartlarının birinin bulunmaması ilk itirazların yerinde olması hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zaman aşımının definin dinlenebilir olması hâlinde mahkeme ön inceleme aşamasından sonra tahkikat aşamasına gerek olmaması halinde nihai bir karar verilebilir. Ancak mahkeme ön inceleme duruşmasında esastan karar verecekse taraflara tahkikat aşamasına geçildiğini bildirip, esas hakkında diyeceklerini sormalıdır.<br>Basit usulle yargılama yapılan dosya kapsamında mahkemece 07.02.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın tespiti yapıldıktan sonra ön inceleme tamamlandığından tahkikat aşamasına geçilmesine karar verildiği ve taraf vekillerine  davanın esası hakkında diyeceklerinin sorulduğu anlaşılmakla mahkemece usul hukukunun gerekleri yerine getirildiğinden davacının bu husustaki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.<br>Hukukumuzda hata ve hile her türlü delil ile ispat edilebilir ise de olayda hile olarak nitelendirilebilecek herhangi bir durumun söz konusu olmaması, tarafların şirket olmaları nedeniyle sözleşme serbestisi içerisinde yaptıkları Sabit Birim Bedelli Sözleşmenin geçerli olduğu, davacı şirket tarafından sözleşme yapılırken kâr zarar hesabı yapılarak karar verilmesi gerektiği, şirketlerin sözleşmelerini karşı tarafın ikna kabiliyeti ile yapamayacakları bu bakımdan davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır    <br>İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın  oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı,  davacı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2024 tarih,  2023/551 Esas, 2024/101  Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf talebinde bulunan davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-Duruşma açılmadığından, davalı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, <br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran  tarafa geri verilmesine,<br>İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 30/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"289904381549204b","SID":"129e230b61144a77"}}