{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:12/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:21/04/2022<br>DAVANIN KONUSU:Şirket Ortaklığından Çıkma ve Çıkma Payının Ödenmesi<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:12/12/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davacının 24/03/2008 tarihinden bu yana ...'nin ortağı olduğunu, davacının ortaklığın başladığı tarihten beri şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi, kar dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini, şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreslerde faaliyette olmadığını tespit ettiğini, davacının şirket ortağı olduktan hemen sonrasında şirketin ana merkezinin ruhsatı olmaması nedeniyle kapatılıp mühürlenmesine karar verildiğini ancak buna rağmen  diğer ortak ...’ın merkezi faaliyette tuttuğunu öğrendiğini, davacının şirket ortağı olduktan sonra böyle bir hadise yaşaması her ne kadar da diğer ortak ...’e karşı güvenini zedelemiş olsa da davacının davalının ısrarlı özürleri karşısında diğer ortak ...’e bir şans daha verdiğini, ancak ilerleyen dönemde de diğer ortak ...’in sergilemiş olduğu tutum ve davranışların artık müvekkili için ortaklığın çekilmez hal almasına sebebiyet verdiğini, davalı şirket bünyesinde 08/05/2008 tarihinde turizm ve otobüs bileti satışı gerçekleştirmek adına ... Mah. ... sk. ... Apt No:... Antalya adresinde ... adlı şube açıldığını, bu şubenin diğer ortak ...’in kusuru nedeniyle zarar edip 12/04/2009 tarihinde kapatıldığını, mezkur şube kapsamında yapılacak olan gider ve bilet ücretlerinin ödenmesi adına ... Bankası Şarampol Şubesinden  TR ... IBAN numaralı 10.000,00-TL limitli kredi kartı alındığını, ancak bir süre sonra diğer ortak ...’in söz konusu kredi kartının kendisinin onayı olmadığı gerekçesi ile davacının da rızası olmaksızın kredi kartını kapattırdığını, böyle olunca söz konusu şubenin hem müşterileri ile hem de aracılık yaptığı kurumlar ile parasal yönden sorunlar yaşadığını ve ilerleyen aşamada da şubenin ticari güveni zedelendiğinden zarar etmeye başladığını, neticeten de şubenin kapatılmak zorunda kalındığını, şirket bünyesinde aynı zamanda şirketin ana merkezinin de olduğu ‘’..., ... Blv. ... No:... Kepez/ANTALYA’’ adresindeki ... Dinlenme Tesisi'nde bir büfe açılmasına karar verildiğini, bahse konu büfenin 2009 yılının Mayıs ayında açıldığını, işbu büfenin tüm bilgisayar, yazıcı, kamera sistemi, muhasebe sistemi entegrasyonu, barkod okuyucu sistem, raf, dekorasyon, mal tedariği vs. gibi tüm ihtiyaçları ile davacının ilgilendiğini, tüm bu yorucu işlerden sonra anlatılan kredi kartı mevzusunun tekrardan diğer ortak tarafından dile getirildiğini ve ortaklar arasında zaten var olan güvensizliğin daha da derin bir hal aldığını, davacının ortaklığın daha fazla yürümeyeceğini fark ettiğini ve şirkette bulunan hisselerini satma kararı aldığını, davacının öncelikle ortağı ...’e teklifte bulunduğunu, fakat ...'in davacıya ‘’bir kuruş para vermem, eğer veriyorsan ver, vermiyorsan da otur oturduğun yerde’’ dediğini, bunun üzerine davacının şirkette bulunan hissesini satıp ortaklıktan ayrılmak için sahibinden.com adlı internet sitesine ilan verdiğini, işbu ilan neticesinde birkaç kişinin hisselere talip olduğunu, devamında ise davacının işbu durumu ortağını arayarak izah edip hisselerini satmak istediğini ifade ettiğini, bunun karşısında diğer ortak ...'in telefonda müvekkiline ‘’Sen kim oluyorsun da benim aile şirketimi internetten satışa çıkarıyorsun, biz daha ölmedik, senin a…na koyarım, hiç bir şey satamazsın, sattırmam’’ şeklinde küfürlü söylemlerde bulunarak telefonu kapattığını, davalı mezkur şirket bünyesinde faaliyet gösterip aynı zaman şirkete karşı kiracı sıfatı taşıyan ... Halı Yıkama, ... ..., ... Kokoreç isimli işletmelerden çeşitli dönemlerde kira bedeli alındığını, diğer ortak ...'in işbu kira bedellerine mahsuben kimi zaman kiracılardan ... marka ve ... marka araçları kendi şahsi ihtiyaçları için kullandığını, ancak şirket bünyesinde bu hususa ilişkin gelir-gider bakımından herhangi bir kayıt düşmediğini, kiracılardan kiralanan araçları şirket ihtiyaçlarından ziyade kendi ihtiyaçları için kullandığını, kiracılardan kiralanan araç nedeniyle eksik kira bedeli almak suretiyle şirketi zarara uğrattığını, davacının bunları çok sonradan öğrendiğini, diğer ortak ...’in agresif ve sinirli hareketlerinin davacı tarafından altından kalkılamayacak bir hale evrildiğini, davacının artık diğer ortak ...’in yanına gitmeye çekinir hale geldiğini, diğer ortak ...'in mezkur şirket hakkında kar-zarar bilgisi, vergi borçları, finansal tabloları, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu,  kar payı dağıtım oranı, kar payı dağıtımını gösterir raporları, şirketin aktif - pasif durumu, ticari defter kayıtları hususunda müvekkili ile bilgi paylaşımını durdurduğunu, davacının bir kaç kez diğer ortak ... ile iletişime geçmeye çalıştığını, diğer ortak ...'in her defasında davacıya, şirket ortağı değil de üçüncü bir şahıs muamelesi gösterdiğini ve şirket ile şubeler hakkında bilgi vermekten kaçındığını, diğer ortak ...'in davacıdan habersiz ve onaysız ... Cafe adlı bir şube açtığını, şirketin faaliyet konusundan uzaklaştığını, sürekli zarar ettiğini, mal varlığını israf ettiğini, hakkında icra takipleri açıldığını, davacıyı son raddeye getiren olayın ise müvekkilinin ailesiyle oturduğu konutuna gönderilen ‘’Antalya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı Gelir Şube Müdürlüğü tarafından 29/04/2019 tarihli ve 03/06/2020 tebliğ tarihli 2018 yılına ilişkin ilan ve reklam vergisi adı altında 4.307,08-TL bedelli ödeme emri’’ olduğunu, davacının uzun dönemdir şirketten hem bilgi hem de kar payı alamamakta iken bir de tarafına ödeme emri gönderilmesinin gerek kendisinin gerek ise de ailesinin huzurunu kaçırdığını, davacının yasal haklarını kullanmak adına diğer ortak ...’e Alanya 1. Noterliği'nin 25/06/2020 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini gönderdiğini, işbu ihtarnameye Antalya 9. Noterliği’nin 10/07/2020 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verdiğini, diğer ortak ...’in zor bir insan oluşu, agresif ve sinirli bir yapıda oluşunun arabuluculuk toplantısını yürüten arabulucu tarafından da tespit edildiğini belirterek haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL ayrılma akçesinin tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacının istediği zaman şirkete gelip bir ortağın yapması gereken her türlü işlemi yapabileceğini ancak davacı tarafın yıllardır şirkete gelip gitmediğini ve ilgisiz kaldığını, ortaklıktan çıkmak isteyen ortağın öncelikle şirket genel kurulunu toplantıya çağırması gerektiğini, genel kurul toplanmazsa ve çıkma talebi kabul edilmezse TTK'nın 638/2. maddesine göre dava açılması gerektiğini, bu durumun dava şartı olduğu, ortaklıktan çıkma kararı kesinleşene kadar ortağın ortaklık sıfatına bağlı hak ve yükümlülüklerinin devam ettiğini, mahkeme çıkma talebini kabul ederse ortaklıktan çıkma kararının yanında şirketin tüm malvarlığının tespit edilip çıkan ortağın payına düşen miktarın hesaplanarak bu tutarın çıkan ortağa ödenmesine de karar verebileceğini, bu nedenle davacının payına düşen miktarın belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı vekili şirketin diğer ortağı ... ile aralarında hakaret ve tehdit olaylarının yaşandığı iddiasında bulunmuş ise de  bu hususta bir ceza soruşturması bulunmadığı gibi dinlenen tek tanığın da böyle bir olayı görmediğini beyan etmesi karşısında iddiaların ispat edilemediği, bilirkişi raporunda şirketin öz kaynaklarının sermayesinin 2/3'ü oranından fazlası olarak değer kaybettiği saptanmışsa da yönetici ortağın şirket mallarını kendi çıkarına kullandığı iddiası da bulunmamasına göre şirketin zarar etmesinin ve kötü yönetilmesinin başlı başına haklı sebep olarak kabul edilemeyeceği, (Benzer mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22/06/2016 Tarih 2015/9114 E. Ve 2016/6883 K. Sayılı ilamı ) davacının şirket işleri ile ilgilenmediğine dair tanık beyanı da dikkate alındığında ispat edilemeyen davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 24/03/2008 tarihinden bu yana ...'nin ortağı olduğunu, müvekkilinin ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığını, kâr dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini, mezkur şirket bünyesinde 08/05/2008 tarihinde turizm ve otobüs bileti satışı gerçekleştirmek adına ... Mah. 88 Sok. ... Apt No:1/3 Antalya adresinde ... adlı şubenin açıldığını, bu şubenin diğer ortak ...’in kusuru nedeniyle zarar ettiğini, 12/04/2009 tarihinde kapatıldığını, bu hususun ... tarihinde düzenlenmiş olan bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiğini, 16.11.2021 tarihinde mahkeme huzurunda beyanı alınan tanık ...'ın vermiş olduğu beyanında \" Benim bilgim dahilinde iş yerinin kapatılarak mühürlenme olayı olmadı. Ayda 1 defa mutlaka şirkete uğrayıp belge aldığım için ben böyle bir olaya tanık olmadım. Bunun dışında şirket bünyesinde otobüs ve turizm bilet satışı ile ilgili olarak herhangi bir şube açılmadı.\"  dediğini, davalı tanığının şirketten maddi menfaat elde ettiği dikkate alındığında bilirkişi raporu ile çelişen tanık beyanının müvekkil aleyhine delil olarak kabul edilmesi mümkün değilken davanın reddine ilişkin gerekçede tanık beyanına da yer verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, ... tarihli bilirkişi raporunda \"Davalı şirketin son beş yılın Genel Kurul toplantısının yapılmadığı, şirketin kar elde ettiği yıllarda yasal yedek akçe payını belirleyerek ayırmadığı, ve ortaklara kâr payı dağıtımı yapılmadığı, davalı şirketin öz kaynakları toplamı sermayenin 2/3'ünden fazlası oranında değer kaybettiği, eksiye (-) düştüğü, davalı şirketin dava tarihi itibariyle müzekkere cevaplarına göre 75.720,06 TL kamu borcunun bulunduğu, davcının %17'lik payına düşen borcun 12.872,41 TL olarak hesap edildiği\"nin tespit edildiğini, bilirkişi raporunda yer alan bu tespitlerin yanı sıra davalı şirket tarafından sunulmuş olan mizan tablosunda şirketin ...'a 52.766,28-TL borcu olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından sunulmuş olan mizan tablosundan ve dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava dilekçesinde belirtilen ortaklara kar payı dağıtılmadığını, şirketin zarar ediyormuş gibi gösterildiğini, diğer ortağın şirketi kendisine borçlandırdığı iddialarının sabit hale geldiğini, kararın gerekçesinde \"şirketin zarar etmesinin ve kötü yönetilmesinin başlı başına haklı sebep olarak kabul edilemeyeceği\" belirtilerek dosya kapsamında haklı neden bulunmadığı kabul edilmişse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2012 tarihli ... E. ... K. sayılı ilamında \"Mahkemece …..davacı ortağın diğer ortaklara ve şirket müdürüne güveni kalmadığından haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma şartları mevcut olduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan çıkmasına, çıkma payı olarak davacı hissesine düşen 66.181,64 TL ile dağıtılmayan 2006 yılı kar payından yine davacı hissesine düşen 1.413,55 TL’nın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir…” şeklindeki Yerel Mahkeme kararının ortağın diğer ortaklara ve şirket müdürüne güveni kalmadığından haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma şartlarının mevcut olduğu görüşünü kabul ettiğini, emsal Yargıtay kararında ortakların birbirleri arasındaki güven ilişkisini yitirmiş olmasının dahi ortaklıktan çıkma için haklı neden olarak kabul edilmişken mevcut dosyada sabit hale gelen kâr payı dağıtılmaması, şirketin 20 yıldır sürekli zarar etmesi ve diğer ortağın şirketi kendisine borçlandırması sebebinin haklı neden olarak kabul edilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan ... tarihli bilirkişi raporunun karar kurmaya elverişli bir rapor olmadığını, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak davalı şirketin gerçek değerinin ''Yaşayan şirket değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge, sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri\" dikkate alınarak şirketin gerçek değerinin ve ayrılma akçesinin hesaplanması gerekirken denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile diğer ortak arasında anlaşmazlıklar yaşandığını, taraflar arasında hiç bir şekilde güven ilişkisinin kalmadığını, davacı müvekkilinin şirket faaliyetlerine iştirak edemediği hususlarının davalı şirket tarafından verilen cevap dilekçesinde tevil yoluyla ikrar edildiğini, karşı oyda da belirtildiği üzere \"limited şirketler, kanunda her ne kadar bir sermaye şirketi olarak nitelendirilmiş ise de anonim şirkete göre ortaklar arasındaki ilişkilerin daha kuvvetli olduğu, ortakların birbirini tanıma ve birbirlerine güven duymalarının önem arz ettiği, ortaklar arasındaki husumetin arabuluculuk görüşmelerine de yansıdığı, ortaklar arasında birlikte hareket etme iradesinin kalmadığı\" hususları da dikkate alındığında taraflar arasındaki ortaklığın devam etmesinin hem şirket aleyhine hem de tarafların aleyhine olacağının açıkça ortada olduğunu, birbirleriyle iletişimi kopmuş ve birbirleri arasında güven ilişkisi kalmamış tarafları aynı şirket bünyesinde ortak kalmaya mecbur etmenin hem kanunun hem de şirketin yapısına aykırılık oluşturduğunu, mevcut durumda şirket faaliyetlerine katılmasına müsaade edilmeyen davacı müvekkili aleyhine kamu borçları biriktiğini ve sözde ortaklığın devam ettiği her gün müvekkilinin zararının arttığını, taraflar arasındaki ortaklığın devam etmesinin hiçbir şekilde şirkete veya şahıslara menfaat sağlamayacağını, taraflar arasında fiilen bitmiş olan ortaklığın yeniden kurulmasının mümkün olmadığını, davacı müvekkilin şirket ortaklığından ayrılmak için haklı sebeplerinin varlığı dikkate alınarak usule ve yasaya aykırı olan Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, diğer ortak ... ile davacı müvekkilinin husumetli olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisi kalmadığını ve diğer ortak ...'in agresif bir insan olduğunun arabuluculuk toplantısını yürüten arabulucu tarafından da tespit edildiğini, diğer ortak ...'in toplantıyı yürüten arabulucu ile dahi tartıştığını, imza atmadan ve hakaret ederek toplantıyı terk ettiğini, arabuluculuk sürecinde yaşanan bu tatsız olayın bile davacı müvekkilin haklı sebeplere sahip olduğunu ispatladığını, diğer ortak ...’in usul ve yasaya uygun şekilde toplantıya iştirak etmediğini ve geçerli mazereti olmaksızın toplantıyı terk ettiği gerekçesiyle diğer ortak ...’in davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davacı müvekkilinin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin arabuluculuk toplantısını tamamlamayan, toplantıyı terk eden tarafa yükletilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile şirketin diğer ortağı arasında hiçbir şekilde güven ilişkisi kalmadığını, davacı müvekkilinin şirket faaliyetlerine katılmasına müsaade edilmediğini, şirketin 20 yıldır zarar ediyor olarak gösterilmesi, ortaklara kâr payı dağıtılmaması, şirket genel kurulunun toplanmaması, diğer ortağın şirketi kendisine borçlandırması, şirketin kamu borçlarının ödenmemesi, davacı müvekkili ile diğer ortak arasındaki iletişimin kalmaması, şirket ortaklığınıb fiilen sona ermesi gibi haklı sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı, davalı şirketin diğer ortağı ... ile aralarında hakaret ve tehdit olaylarının yaşandığını, güven ilişkisinin zedelendiğini iddia etmiş ise de bu hususta herhangi bir şikayette bulunmadığı, davacıyla şirketin diğer ortağı ... arasında herhangi bir davanın da bulunmadığı, Yerel Mahkeme dinlenen tek tanığın da böyle bir olaya şahit olmadığını beyan ettiği, davacının iddia ettiği hususlarda tanık dinletmediği, davacının davalı şirketten bilgi edinme yönünde bir talepte bulunduğunun ispatlanamadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı şirkette ortaklara kâr payı dağıtımı yapılmadığı ve davalı şirketin öz kaynakları toplamının sermayenin 2/3'ünden fazlası oranında değer kaybettiği tespit edilmiş ise de davalı şirket genel kurulunda kâr payı dağıtılması yönünde bir karar alınmadığı, yine yönetici ortağın şirket mallarını kendi çıkarına kullandığının da iddia ve ispat edilemediği, şirketin zarar etmesinin ve kötü yönetilmesinin tek başına haklı sebep olarak kabul edilemeyeceği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın haklı sebep olarak ileri sürdüğü vakıalar ispat edilemediği gibi şirketin feshi için haklı sebep de oluşturmadıkları (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2024 tarihli 2023/1468 Esas ve 2024/4329 Karar sayılı ilamı) anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine davalı tarafın arabuluculuk aşamasında toplantıya katıldığının ancak arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama tutanağı ile sonuçlandığının, davalı şirket yetkilisinin tutanağı imzalamadan ayrıldığının dosyada mevcut arabuluculuk son tutanağı ile sabit olduğu, davalı taraf arabuluculuk ilk oturumuna katılmış olduğundan davacı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/12/2025\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3aeb2e56adff63e","SID":"7e83cc2f09fd94b1"}}