{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1550 - 2026/10<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1550<br>KARAR NO\t: 2026/10<br>KARAR TARİHİ\t: 08/01/2026<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ                     : 13/09/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t : 02/05/2025<br>NUMARASI\t\t :2022/779 Esas- 2025/271 Karar<br><br>DAVACI \t: TEMESİST ENDÜSTRİYEL DEPO VE RAF SİSTEMLERİ SANAYİ DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br>DAVALI \t: OBA MAKARNACILIK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ......<br>HİDAYET KENAN KOCAGER - ...<br>\t  Av. ...<br><br>DAVA\t  :  Eser sözleşmesinin feshi nedeniyle müspet ve menfi zararlar ile manevi tazminatın tahsili talebi<br>HÜKÜM\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi<br>İSTİNAF  EDEN\t: Davacı vekili<br><br>Taraflar arasındaki  eser sözleşmesinin feshi nedeniyle müspet ve menfi zararlar ile manevi tazminatın tahsili talebi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı  davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Davalı taraf ile 26/05/2022 tarihinde sözleş yapıldığını, sözleşme ile davalı tarafın adresinde raf sistemi kurulumu için mutabık kalındığını,  davalı ile aralarındaki anlaşmaya dayalı tedarikçi firmalara sipariş verildiğini, gerekli ödemelerin yapıldığını, bankadan teminat mektubu alındığını, ortada geçerli bir sebep olmamasına rağmen davalı tarafın başka bir firma ile anlaştıklarını söyleyerek sözleşmeyi fesh ettiklerini bildirdiğini, ortada geçerli bir sebep olmaması ve davalının başka bir firmayla anlaşması sonucu davacı şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını belirtilerek tazminat talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; <br> Davanın reddini talep ettiğini, yetki itirazında bulunduğunu, davacı taraf ile yapılan sözleşmedeki imzanın  vekil eden şirket yetkilisine ait olmadığını, imzaya itiraz ettiklerini, davacı tarafına teminat mektubunun ibraz edilmediğinin, akdi münfesih hale getiren davacı olduğunu, davacı tarafından irsaliyeye konu edilen siparişlerin teklif formu düzenlenmeden önce düzenlendiğini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...''Davacı taraf, davaya karşı sundukları cevap dilekçelerinde açıkça imza inkarında bulunduklarından, mahkememizce alınan ATK raporu uyarınca sözleşmelerin kefil kısmındaki imzaların davalıya ait olmadığının belirlendiği; dava dilekçesi ekindeki belgelere göre davalının imzayı imza ettiği veya benimsediğine ilişkin herhangi bir beyanın bulunmadığı; her ne kadar davacı taraf 08/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde \"Müvekkili temsilen murat gündüz, sözleşmeyi imzalatmak üzere davalı şirkete girmiş, davalı şirketi temsilen mehmet inanç ile görüşmüş, mehmet inanç sözleşmeyi imzalatacağım diyerek yan odaya girip çıkmış ve sözleşmeyi imzalı şekilde müvekkile vermiştir.\" denilmiş ise de,  6102 sayılı türk ticaret kanunu'nun 18/2 fıkrasına göre \"her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" düzenlemesi gereğince, atılan imzanın kimin tarafından atıldığı hususunun takibi gerekiği, dolayısıyla da taraflar arasındaki akdi ilişkinin icap safhasında kaldığı, kurulması düşünülen sözleşmenin esaslı unsurlarından olan \"müşterinin kabulünün\" bulunmaması sebebi ile taraflar arasındaki akdi ilişkinin bağlayıcılık kazanmadığı anlaşılmakla, davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine'' karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>Dava dilekçesinin, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının, beyanların,  duruşmalardaki taleplerinin dikkate alınmadığını, delillerin tamamı toplanmadığını, dava dilekçesindeki ayrı ayrı talepler hakkında deliller incelenmediğini, ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılmadığını, sadece imza incelemesi nazara alındığını,  mail yazışmalarından sözleşme kurulduğu belli olduğu halde dosyaya sunduğu tüm deliller kapsam dışı tutulduğunu,   davalı tarafın bu iş için proje hazırlamdığını, sistemin kurulumu için  vekil edenin teklif sunduğunu, vekil edenin de bu teklifi kabul ederek iş için hazırlıklara başladığını, dava konusu iş için akdedilen sözleşmenin hukuken eser sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin kurulduğunu,  ürün listesinin, hammadde talep formunun, mail yazışmalarının varlığı, işin yapılması için tedarik firmalarından malzemelerin ve hammaddelerin alınması için fiilen hazırlıkların yapıldığını, günlerce emek verildiğini ve personellerin çalıştığını, masraf sarfedildiğini, sözleşmenin kurulması ile bankadan teminat mektubu alındığını, işin tamamlanması için bütün çalışmalar bitirildiğini, siparişler beklenmeye başlanırken davalının sebepsiz yere sözleşmeden dönmesi, işi kötü niyetle başka firmalara vermesi nedeniyle  vekil edenin diğer çalıştığı firmalara karşı da zor durumda kaldığını, davalının kötüniyetli olduğunu, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığı açık olduğunu, sözleşme maddelerinin  genel koşullar incelenmediğinden, sektörel ve ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığından davanın haksız olarak reddedildiğini,  istinaf taleplerinin kabulünü,  kararın ortadan kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık,  eser sözleşmesinin feshi nedeniyle müspet ve menfi zararlar ile manevi tazminatın tahsili talebi istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 HMK, 6098 Sayılı TBK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle müspet ve menfi zararlar ile manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. <br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekili; davalı taraf ile 26/05/2022 tarihinde sözleşme yapıldığını, sözleşme bedelinin 152.000,43 USD olduğunu, sözleşme ile davalı tarafın adresinde bulunan yer için raf sistemi kurulumu işi yapımında mutabık kalındığını, davalı tarafça proje hazırlanarak sistem kurulumu için müvekkiline teklif sunulduğunu, müvekkilinin teklifi kabul ederek yapılacak iş için hazırlığa girdiğini, bu kapsamda davalı ile aralarındaki anlaşmaya dayalı tedarikçi firmalara sipariş verildiğini, gerekli ödemelerin yapıldığını, bankadan teminat mektubu alındığını, buna rağmen ortada geçerli bir sebep olmadan davalı tarafın başka bir firma ile anlaştıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini bildirdiğini beyanla haksız fesih nedeniyle menfi ve müspet zararların tahsili ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>Davalı; akdi ilişkiyi inkar ederek davanın reddini savunmuştur.<br>Davacı dava dilekçesinde davalı ile aralarında akdî ilişki bulunduğunu iddia etmiş ise de, davalı akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. Kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişki TBK'nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesidir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, sözlü yapılan sözleşme inkâr edildiği takdirde, sözleşmenin yapıldığı zamanki miktar veya değeri HMK'nın 200. maddesindeki miktardan fazla ise akdî ilişkinin anılan yasa hükmü gereğince davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması zorunludur. Akdî ilişkinin tanık delili ile kanıtlanabilmesi için ya davacı tarafından \"yazılı delil başlangıcına\" dayanılmış olması veya davalının tanık dinlenmesine açıkça onay vermiş olması gerekir.<br>Buna göre somut dosyada; davacı tarafından sunulan “Teklif formu” isimli yazılı teklifte davacının davalıya Giydirme Depo ve Raf sistemleri projesi için satış ve montaj teklifinde bulunduğu, teklifte verilecek hizmetlerin neler olduğunun açıklandığı, müşterinin (davalının) kabulünün, satıcı (davacı) tarafından onayı ile satış protokolü tamamlanmış olacağının belirtildiği ve hizmet için KDV hariç teklifin 152.000,52 USD olduğunun yazıldığı görülmektedir. Her ne kadar davacı tarafça belirtilen kayda dayanılmışsa da, sözüedilen kayıtta yer alan davalı isim ve kaşesi altındaki imza davalı tarafça inkar edilmiş, bu doğrultuda mahkemece yaptırılan imza incelemesi neticesinde imzanın davalı şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığı belirlenmiştir. Öte yandan, davacının delil olarak dayandığı mail yazışmaları incelendiğinde, 30.5.2022 tarihli davalı çalışanı tarafından davacıya gönderildiği iddia edilen mailde, sözleşmenin henüz davacı tarafından imzalanarak bir nüshasının davalıya ulaştırılmadığı yönünde yazışmaya yer verildiği anlaşılmakta olup anılan yazışma içeriğine göre sözleşmenin henüz kurulmadığı anlaşılmaktadır. Zira, iddia olunun sözleşmede açıkça müşterinin (davalının) kabulünün, satıcı (davacı) tarafından onayı ile satış protokolü tamamlanmış olacağının belirtildiği, oysa bu koşul yerine getirilmediğinden sözleşmenin kurulmamış olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, mail yazışmalarında da sözleşmenin kurulduğu ispatlanmış değildir. Davacının iddia edilen sözleşme nedeniyle davalıdan ödeme aldığı yönünde iddiası bulunmadığından tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin sonuca etkisi olmayacağı değerlendirilmiştir. Diğer yandan, iddianın salt tanık beyanıyla ispatı olanağı da bulunmadığından davacının bu yöndeki istinafı da yerinde olmadığından mahkemece ispatlanamayan davanın reddine dair verilen karar yerinde görülmüştür.<br>Açıklanan nedenlerle; mahkeme kararı yerinde görüldüğünden, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli istinaf karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t4- Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/01/2026<br><br>\t\t         *                                        \t                       <br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"154fc00ad7c52752","SID":"5e4338bb7ae58937"}}