{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1221 - 2025/2165<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1221 <br>KARAR NO\t: 2025/2165<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 25/10/2023<br>NUMARASI\t: 2022/599 Esas - 2023/983 Karar<br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: ...<br><br>DAVA\t: Cezai Şart (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/07/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 22/12/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 22/12/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette satın alma sorumlusu olarak çalışan davalı 29.11.2021 tarihinde işe başladığını, 24.12.2021 tarihinde istifa ettiğini, davalı, çalıştığı bu 1 aylık süre boyunca müvekkili şirkette satın alma sorumlusu görevini sürdürdüğünü, şirkete ait teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına eriştiğini ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair  bilgi, ticari sır ve teknik verileri öğrendiğini, süre sonunda da iş sözleşmesini makul bir sebep olmaksızın feshettiğini, iş sözleşmesi sona erdikten  sonra müvekkili şirket ticari çevresinden aldığı bilgi ile davalının iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 2 yıl geçmeden  Gebze Ticaret Sicil Memurluğunun  26799 ticaret sicil numarasında kayıtlı XENOL ENERJİ SAN. ve TİC. A.Ş.’de (GEBKİM ihtisas OSB Nuri Türker Caddesi No:4 Dilovası/Kocaeli)  çalışmaya başladığını öğrendiğini, söz konusu şirket müvekkili şirket gibi madeni yağ sektöründe hizmet vermek amacıyla kurulduğunu ve halen aktif olarak GEBZE'de  faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkili şirket ile davalının yeni işe başladığı şirket gerek aynı meslek grubunda olmaları  gerek aynı coğrafi yerde bulunmaları gerekse de davalı işçinin 2 yıllık süreyi beklemeksizin rakip firmada çalışmaya başlaması davalı işçinin gizlilik taahhüdünü ihlal ettiğini gösterdiğini, davalı işçinin, müşteri bilgilerine erişen önemli bir pozisyonda yalnızca 1 ay çalıştıktan sonra istifa ederek aynı işi yapan rakip firmada çalışmaya başlaması; müvekkili şirket ile imzaladığı belirsiz iş sözleşmesine, rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesine, gizlilik taahhütnamesine aykırı olduğunu, nitekim iş sözleşmesinde yer alan hükümleri  uyarınca davalı rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığını, izah edildiği üzere sözleşmede yer alan hükümler ve kanun uyarınca davacının rekabet yasağına aykırı davrandığı ve müvekkili işvereni zarara uğrattığı açık olduğunu, açıklanan nedenlerle, tarafların kabulünde olan rekabet sözleşmesi dahilinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde zarara uğratma şartı aranmaksızın işçinin işverene cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle müvekkili adına davalıdan cezai şartın tahsil edilmesini mahkememizden talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu bu sebeplerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının iş sözleşmesinde yer alan haksız rekabet koşuluna uymaması sebebiyle şimdilik 50.000 TL cezai şartın arabuluculuk başvurusu ile temerrüte düşmüş olması sebebiyle temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, delillerin değerlendirilmesinde hataya düştüğünü, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini; mahkemenin, beyanlarını ve sundukları delilleri nazara almadan hüküm tesis ettiğini, savunma haklarının engellendiğini, İş Sözleşmesinde yer alan hükümleri uyarınca davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığını; TBK'nın 396. maddesinde işçinin özen ve sadakat borcu altında sır saklama yükümlülüğünden ve yine TBK'nın 446. maddesinde rekabet yasağına aykırı davranışların sonuçlarından bahsedildiğini, zira 25.10.2023 tarihli 4 nolu celsede Xenol Şti.'nin BA formları celp edilmemiş olduğundan tekit müzekkeresi yazılmasını talep edildiklerini, taleplerinin göz önüne alınmadığı ve delillerin toplanmadığını, hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde kararın bu yönüyle de kaldırılmasını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2023 tarih, 2022/599 Esas - 2023/983 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; TBK'nın 444. maddesinde belirtilen rekabet yasağına ilişkin davacı ile davalı arasındaki sözleşmede ön görülen, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart bedeli istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davalının davacı nezdinde 29.11.2021-24.12.2021 tarihleri arasında satın alma sorumlusu olarak çalıştığı, taraflar arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinin 15. maddesinde rekabet yasağı ve gizliliğe ilişkin düzenlemenin olduğu, buna göre davalının 2 yıl süre ile İstanbul ve Kocaeli illerinde davacı ile rekabet etmeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının 24.12.2021 tarihinde istifa ederek dava dışı Xenol Enerji A.Ş.’de çalışmaya başladığı, anılan şirketin davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğinden davalının rekabet yasağını ihlal ettiği belirtilerek sözleşmede kararlaştırılan cezai şart için şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 48. maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle 6098 sayılı TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. <br>Bu dengenin sağlanması amacıyla Kanun'da öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, C. 1, Ankara, 2021 s. 926).<br>Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. <br>Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır.<br>Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. <br>Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. 6098 sayılı TBK ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi; “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” hükmüne haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından sınırlamalar içermesi ve süresinin de, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşması durumunda uygulanacak hukuki yaptırım, rekabet yasağının hâkim tarafından kapsamı ve süresi bakımından sınırlanması şeklinde olmalıdır. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır.<br>Öte yandan, 6102 sayılı TTK da ticari işletme kavramını esas almakta ve ticari iş ve tacir gibi en temel kavramları dahi ticari işletme temelinde açıklamaktadır. Ticari işletme ise 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesinde \"esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme\" olarak tanımlanmıştır. Ticari işletmenin ise tek bir mekandan veya birden çok mekandan oluşması mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2024/11-568 esas 2025/526 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; dosyaya gelen SGK kayıtları ve davalıya ait iş yeri özlük dosyalarına göre davalının davacı nezdinde 29.11.2021-24.12.2021 tarihleri arasında satın alma sorumlusu olarak çalıştığı, davacı nezdinde ki çalışmanın istifa ile sona erdiği, daha sonra davalının davacının iddia ettiği gibi Xenol Enerji A.Ş.’de değil, 25.02.2022 tarihinde Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’de çalışmaya başladığı, buradaki görevinin satın alma müdürlüğü olduğu görülmüştür. <br>Dosyaya gelen Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davacının faaliyet alanı ile dava dışı Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin faaliyet alanlarının farklı olduğu, Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin genel olarak ambalaj ve ambalaj hammaddelerinin alım satımıyla uğraştığı, davacının ise faaliyet alanının genel olarak madeni yağlar ile ilgili olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının farklı olduğu görülmektedir. <br>Dosyaya gelen 22.05.2023 tarihli ve 22.05.2023 tarihli Uluçınar Vergi Dairemi Müdürlüğü kayıtlarına göre davacı şirkete ait 2021-2022 yıllarına ait BS-BA formları ile dava dışı Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin 2021-2022 yıllarına ait BS-BA formlarında davacının çalıştığı firmaların davalının ayrılmasından sonra davalının çalışmaya başladığı Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’yle çalıştıkları yönünde bir tespitin de bulunmadığı gibi davacının bu yönde dosyaya bir delil de sunamadığı; taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 15. 2. maddesi gereği rekabet yasağının “kendi adına işletme açamaz” ve “başka bir rakip işletmede çalışamaz, rakip işletme ile menfaat ilişkisine giremez” şeklinde belirlendiği, davalının çalıştığı Xenol Ambalaj Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin faaliyet konusunun farklı olması, her iki şirketin rakip işletmeler olduğunun dosya kapsamına göre ispat edilememesi ve müşteri portföyünün aktarıldığına veya bu yönde davalının eylemleri olduğuna dair bir delil de sunulmaması da nazara alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/12/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c88ffc9d6a25ea86","SID":"42eed2273d371c99"}}