{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/393 - 2025/2317<br>\"T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I\"<br><br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/393 <br>KARAR NO\t: 2025/2317<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04.12.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/774 Esas - 2024/891 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-...<br>\t2-...<br>\t3-...<br>\t4-...<br>\t5-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: 1-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI\t: 2-HEDEF ARAÇ KİRALAMA VE SERVİS ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: 3-ZURICH SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>İHBAR OLUNAN\t: EURO GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ       İSTANBUL ŞUBESİ <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle) <br>BAŞVURU TARİHİ\t: 29.01.2025 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 26.02.2025 <br>KARAR TARİHİ\t: 19.12.2025<br>İLAM YAZIM TARİHİ\t: 31.12.2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.04.2022 tarihinde davalılardan ...'nın yönetimindeki 34... plakalı araçla D-100-07 Devlet Karayolunda İstanbul istikametinden Ankara istikametine seyri sırasında Gebze Tatlıkuyu köprüsü mevkiinde yaya olarak yolun karşı tarafına geçmek isteyen müvekkillerin çocuğu 28.11.2007 doğumlu ...'a çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ...'ın  trafik kazası sebebiyle tedavi gördüğü Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 08.04.2022 tarihinde hayatını kaybettiğini, davalılardan Hedef Araç Kiralama ve Servis Anonim Şirketinin kaza yapan aracın maliki, Zurıch Sigorta A.Ş ise ... poliçe numarasıyla araç için KTK Zorunlu Mali Mesuliyet sigortacısı olduğunu, vefat nedeniyle davalılardan Zurıch Sigorta A.Ş'ye maddi tazminat için başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, olaydan sonra başlatılan soruşturma sonucunda Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/11571 Esas sayılı dosyasında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, meydana gelen kazada kusur durumuna ilişkin olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının  2022/11571 Esas sayılı dosyasında soruşturma devam ederken hazırlanan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 30.05.2022 tarihli raporunda kaza mahallinin mesken dışı mahal olduğu, yolun bölünmüş yol olduğu, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin gündüz, yolun eğimsiz düz olduğu, yolun üç şeritli olduğu çarpma noktasının orta şeritte olduğu ifade edildiği ve mağdur ... ve mağdur ...'nın asli kusurlu olduklarını, şüphelinin ise kusursuz olduğu sonucuna varıldığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 30.05.2022 tarihli raporda eksik incelemede bulunularak  hatalı olarak tanzim edildiğini, Herhangi bir tereddüte yer vermemek ve gerçek kusur durumunun ispatı hususunda  Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması gerektiğini, kazanın olduğu gün mahallin zemininin asfalt kaplama olduğunu, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin gündüz ve yolun eğimsiz düz olduğu belirtilmiş olmasına rağmen şüphelinin havanın açık olduğu görüş mesafesinin kısıtlı olmadığı bir günde  mağdurları fark etmemesinin asıl sebebi aracın normal hız sınırının üzerinde seyir halinde olması gerektiğini, bu nedenle davalı sürücü fren ve durma mesafesini hesaplayamamış olması davalı sürücünün  dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını ve anlaşma sağlanamadığını,  müvekkillerinin vefat eden ...'ın annesi, babası ve kardeşleri olduğunu, vefat edenin desteğinden yoksun kalan müvekkillerin maddi ve manevi zararlarının tazmini için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Hedef Araç Kiralama ve Servis Anonim Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan reddini, tarafların imzaladığı sözleşmenin bütünü incelendiğinde, müvekkil şirketten araç kiralayan kiracının işleten sıfatını haiz olduğu ve müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağını, tazminat taleplerine muhatap olamayacağını, husumete yöneltilecek olan müvekkilinin olmadığını, müvekkili şirketten araç kiralayan Kiracı Euro Gıda şirketi olduğunu, Kanun ve sözleşme maddeleri uyarınca sigorta tarafından karşılanmayan zararlardan kiracı sıfatıyla Euro Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili Şirket Hedef Araç Kiralama ve Servis A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, müvekkili şirket bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın Anadoluhisarı Mahallesi, Körfez Caddesi, Setüstü Sokak, No: 2, Beykoz 34810 İstanbul, Türkiye adresinde mukim kiracı Euro Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ye ihbarına, davacının haksız davasının ve taleplerinin  reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Zurich Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın öncelikle zararını ve işbu zararda müvekkili şirketçe sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispatlaması gerekmekle beraber davacı taraf sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispatlayamadığından müvekkil şirketin söz konusu kazadan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini,  davayı kabul anlamına gelmemek üzere çalışma yaşı itibariyle hesap edilecek tazminatta asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere zararın hesaplanmasında müteveffa küçük için yapılacak yetiştirme giderinin belirlenmesi ve bu tutarda indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekk üzere müvekkil şirketin temerrüt tarihinin ktk hükümleri doğrultusunda belirlenmesi ve faizin yasal faiz olması gerektiğini, davacı tarafın talepleri zamanaşımına uğradığını, sonuç itibariyle, davacı tarafların müşterek çocukları ...'ın vefatı neticesinde müvekkili sigorta şirketi yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğundan ve sigortalı sürücüye atfedilebilir herhangi bir kusur bulunmadığından, kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi davacı tarafça da ispatlanamadığından müvekkili sigorta şirketinin dava konusu talepler bakımından sorumluğu bulunmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle davacıların fazlaya ilişkin talepleri ile işbu haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişkin bulunmadığını, tazminat talebinin TBK'ya dayandığını, bu nedenle görevli mahkeme Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun müteveffada olduğunun belgelerle sabit olduğunu, kusurun varlığı, tazminatının şartı olduğundan destekten kalma tazminatının şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin kusurlu olduğunu kabul etmemekle birlikte zararın ispatlanamadığı ve tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, her halükarda, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ödeme yapma yükümlülüğünün sigorta şirketine ait olduğunu, ihtiyati tebdir şartlarının somut olayda oluşmadığını, haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, uyuşmazlığın esasına ilişkin savunmaların dikkate alınarak esastan reddini, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ve sair diğer masrafların davacılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesi tarafından, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili  istinaf dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu'nun müteveffanın %100 kusurlu olduğuna ilişkin raporunun Yargıtay kararlarına ve dosya kapsamındaki mevcut delillere aykırı olduğunu, kazanın gerçekleştiği yerin Karayolları Trafik Kanunu’na göre sürücülerin hızlarını yaya ve trafik durumuna göre azaltmaları gereken bir nokta olduğunu ve ancak tanık ifadeleri ve olay yerindeki delillerin davalı sürücünün hız sınırına uymadığını, fren mesafesini hesaplayamadığını ve dikkat/özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ortaya koyduğunu, ayrıca müteveffanın yaşına, fiziksel durumuna ve olayın oluş şekline dair önemli unsurların adli tıp raporunda değerlendirilmediğini, küçük yaştaki bireylerin trafik kurallarına uyma konusundaki bilgi eksikliği ve tehlikeleri öngörememe durumları, kusurlarının yetişkinlerle aynı şekilde değerlendirilmesini engellediğini ve çocukların yaş ve olgunluk düzeyleri göz önüne alınarak, kazada kusurları bulunsa bile bu kusurun yetişkin bir bireye göre daha hafif değerlendirilmesi gerektiğini, trafik güvenliğinin davalı sürücü tarafınından sağlanması gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre işleten veya sürücünün tam kusurlu olduğu durumlarda dahi destekten yoksun kalma tazminatı hakkının sigorta teminatı kapsamında olduğunu, destekten yoksun kalan üçüncü kişilerin zararının, ölenin kusuruna dayalı olmadığını ve kendi bağımsız haklarına dayandığını, Bu nedenle, ölenin tam kusurlu olmasının dahi bu talebi ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle davanın müteveffanın tam kusurlu olduğundan bahisle reddine karar verilmişse de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Yargıtay içtihatları uyarınca müteveffanın ebeveynleri ve kardeşleri olan davacıların, destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkına sahip olduklarını, zorunlu trafik sigortası, sürücünün tam kusurlu olması durumunda bile, üçüncü kişilerin zararını sigorta teminatı kapsamında karşılamak zorunda olduğunu, dolayısıyla istinaf  incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava,  haksız eylem (trafik kazası)  nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; davacılar tarafından eldeki dava, 6100 sayılı HMK 109.maddesi gereğince kısmi dava yoluyla davalılar  sürücü, işleten ve sigortacıya karşı birlikte yöneltilmiştir.<br>İşleten yönünden açılan dava dosyasının mahkemesince başka bir esasa kaydedilerek husumet yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Somut olayda,  06.04.2022 günü saat 17:10 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki  34... plaka sayılı otomobil ile İstanbul istikametinden Ankara yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiği esnada idaresindeki aracın sağ ön kısımlarıyla, sağ tarafından yolun karşı tarafına geçiş yapmak üzere seyir yoluna giren müteveffa yaya ...' a çarpması neticesinde davaya konu trafik kazası meydana gelmiş olduğu ve gerçekleşen kazada davacıların desteğinin vefat ettiği  anlaşılmaktadır.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun  49.maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna göre haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğundan şüphe duyulmamaktadır.<br><br>6098 sayılı TBK 49.maddesinde düzenlenen \"haksız fiil\" olgusunun özel bir tezahürü de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85 vd. maddelerinde düzenlenen motorlu araçların neden olduğu kazalarla ilgili sorumluluk halleridir. Bir motorlu aracın Karayolları üzerinde işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararlardan dolayı araç sürücüsü, işleten, bağlı bulunduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Bu anlamda tazminat sorumluluğu esasen dört temel koşulu gerektirmektedir. Bunlar : Hareket ( eylem- fiil) , Netice ( zarar veren sonuç) , illiyet bağı ve kusurdur. <br>Tüm dosya kapsamına göre, Mahkemesince davaya konu kazada tarafların kural ihlalleri ve kusurunun tespiti  yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 07.08.2024 tarihli kurul uzmanlık heyet raporunun, olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu, trafik kolluğu tarafından kaza sonrası düzenlenen Kaza Tespit Tutanağının içerdiği maddi vakıalar ile de uyumlu olduğu, kesinleşen takipsizlik kararının dayanak soruşturma dosyasında alınan 30.05.2022 tarihli kusur raporu  ile de örtüştüğü, tarafların kusur durumlarının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine dayalı olarak belirlenmiş olduğu değerlendirilmiştir.<br>Kabule göre de davaya konu kazanın hız limiti 110 km/h olan meskun dışı mahalde  gerçekleştiği, kaza mahalli yolun 3 şeritli, 9 metre genişlikte olduğu, yolun platform genişliğinin ise 10+ metre olduğu, bölünmüş, asfalt kaplamalı, düz ve eğimsiz, kuru zeminli, oto korkuluğun ve yaya bariyerlerinin bulunduğu D-100 Devlet Karayolu olduğu dikkate alındığında; davacılar desteği müteveffa ...'ın, dava dışı diğer kazazede arkadaşı ile birlikte, yaya girişinin demir bariyerlerle yasaklandığı yol platformunda sol tarafından yaklaşmakta olan araçların varlığını dikkate almadan ve bu araçların geçişini beklemeksizin; kontrolsüz bir şekilde yolun karşı tarafına geçiş yapmak isteyerek kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, olayda davalı araç sürücüsü ya da üçüncü kişilere kusur atfının olanaklı olmadığı ve bu nedenle yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin vekilinin kusura ilişkin  istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan, her ne kadar davacılar vekili tarafından desteğin kusurundan bağımsız olarak davalıların tazminat sorumluluğuna gidilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de davaya konu trafik kazasında davacılar desteğinin aracın işleteni ya da sürücüsü olmadığı davalıların, davacılar desteği yaya'ya çarpan aracın sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu görüldüğünden; bu türden bir çıkarımın tazminat ve sorumluluk hukukun genel prensiplerine uygun düşmediği  söylenmelidir.<br>Bu anlamda,  anılan istinaf gerekçeleri bu anlamda kavramsal  hata içermekte ise de tek taraflı trafik kazalarında, sürücü desteğin tamamen kusurlu olması halinde  destekten yararlananların tazminat talep hakkı olup olmadığını, istinaf itirazlarının karşılanması gayesi ile güncel tartışmalar ışığında ele alıp aşağıdaki şekilde değerlendirilmesinde fayda görülmüştür.<br> 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının C10. Maddesi ile 12.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartların C11. Maddesine göre yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra aktedilmiş sözleşmelere yeni genel şartlardaki hükümler uygulanacaktır.<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının A.6. Maddesinde teminat dışında kalan haller düzenlenmiştir. Anılan maddenin (c) bendi gereğince ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri ile (d) bendi gereğince ise destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışında bırakılmıştır. <br>Bilindiği üzere 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının yürürlük tarihinden önceki dönemde  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihatları ile hak sahiplerine tazminat ödenmesi yolu açılmış idi. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının A.6-d maddesi düzenlemesi ile desteğin tamamen kusurlu olması halinde destek tazminatı talep imkânı ortadan kaldırılmıştır.<br> Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 17.07.2020 tarih 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararına ile Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal  edilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası ortaya çıkan belirsizlik dönemi içerisinde 2015 tarihi öncesinde gelişen bu tür kazalarla ilgili davalarda, mahkemeler tarafından 2015 öncesi Yargıtay uygulamalarına dönüş yapılması yönündeki görüş nazara alınarak  tahkikat işlemlerine devam olunmuş ise de Yargıtay\tHukuk Genel Kurulunun  20.04.2021 tarih,  2020/(17)4-191 Esas ve  2021/514  Karar sayılı kararı ile aynı tarihli 2021/17(4)-86 Esas ve 2021/516  Karar sayılı ilamları ile  anılan tartışmalar sonlandırılmış olup; 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen tek taraflı trafik kazalarında desteğin tamamen kusurlu olması halinde nasıl ki işletenin sorumluluğuna gidilemeyecek ise  sigortacının da sorumluluğuna gidilemeyeceği kabul edilmiştir<br>Şu halde davacılar desteğinin, sigortalı aracın sürücüsü ya da işleteni olmadığı anlaşılmakla,  davacılar vekili tarafından ileri sürülen ve 01.06.2015 tarihli ZMMS Genel Şartları öncesinde var olan ve güncel geçerliliğini yitirmiş ve somut olayda uygulanması mümkün olmayan tartışmaların, eldeki uyuşmazlığa bir etkisi de bulunmadığından; davacılar vekilinin anılan yönlere değinen istinaf gerekçelerine de itibar edilememiştir.<br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince  reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli 2023/774 esas, 2024/891 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken  istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacıların istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının  iadesine,<br>4-Avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>5-Kararın HMK'nun 359/3 maddesi gereğince re'sen taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31.12.2025   <br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br>*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır* <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30988f978be33b1b","SID":"c0d193f63812bbb0"}}