{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/703 <br>KARAR NO\t: 2025/1937<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2025<br>NUMARASI\t: 2023/998 Esas - 2025/185 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 31/10/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; Bulgaristan'da mukim müvekkili şirketin, davalılara dilekçede belirtilen faturalar karşılığı kuzu bağırsağı satışı yaptığını, satış bedelinin ödenmemesi üzerine davalılara keşide edilen 11.05.2017 tarihli ihtarname ile 484.910-Euro borcu ödemelerinin ihtar edildiğini, ancak davalıların cevaben 7.665,69-Euro dışında borç bulunmadığını belirttiklerini, davalılara 19 adet kamyonla mal sevk edildiğini, malların davalıya teslim edildiğini, malların gerçek değeri hesaplandığında 484.910-Euro alacaklı olduklarını, malların gerçek değerinin davalı tarafından verilen beyannamedeen fazla olduğunu, davalı şirket yetkilisinin de 15.09.2015 tarihli ıslak imzalı beyanıyla 484.910-Euro borcu kabul ettiğini belirterek, şimdilik 10.000-Euro karşılığı 44.000-TL alacağın malların gümrükte teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili; müvekkili ...'ın şahsi olarak davacı şirket ile ticari ilişkisi bulunmadığını,hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini,sunulan 15.09.2015  tarihli belgede müvekkili İsmail'in ve bir dönem yetkilisi olduğu şirketin davacıya borçlu olduğunu ikrar eden beyanı olmadığını, davacı dayanağı 18 adet faturalar konusu malların bedelinin peşin olarak davacıya ödendiğini,ithal malların taraflarca anlaşılan bedel üzerinden düzenlenen beyannameler ile ithal edildiğini, davacının gümrükte işlem gören faturalar dışında müvekkilinin bilgisi dışında mükerrer fatura düzenlemesinin müvekkilini borçlu hale getirmeyeceğini,müvekkilinin malın gerçek değeri veya gayri resmi bir borcu bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafça, satışı yapılan mallara ilişkin düşük birim fiyatlı faturalar düzenlendiği, sonradan aynı mallara ilişkin gerçek birim fiyat üzerinden faturalar düzenlendiği ileri sürülerek, gerçek birim fiyat üzerinden düzenlenen faturalara ve davalı şirket yetkilisinin imzasını içeren 15.09.2015 tarihli belgeye dayalı olarak alacak talebinde bulunulduğu,davalı şirket ortağı ve yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisinin ıslak imzalarını içeren 15/09/2015 tarihli belge nedeniyle ...' ile halihazırdaki yetkilisi ...'ın isticvabında, belgeyi daha önce görmediklerini, davacı ile bu şekilde ticari ilişkileri olmadığını,resmi kayıtlara göre işlem yaptıklarını beyan ettikleri, ...'ın belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirttiği, istinaf ilamında belgedeki imzanın açıkça inkar olmadığı belirtilmişe de, cevap dilekçesi ve sunulan beyanlar incelendiğinde davalının aşamalarda ve cevabında davacının dayanak yaptığı belgeyi kabul etmediğini belirttiği, belge aslının istinaf aşamasından sonra dosyaya sunulduğu, belge üzerinde imza incelemesi yapılsa dahi davalı tarafça kabul edilmeyen, içeriği açıklanamayan ve hangi alışverişe ilişkin düzenlendiği kesin ve net bir şekilde belirlenemeyen bir belgenin, davacının alacak iddiasına dayanak yapılamayacağı, imza tespiti yapılsa dahi resmi gümrük belgelerine göre usulüne uygun yapılan gümrük işlemleri ile gerçekleşen ticari ilişkide belirtilen birim fiyattan farklı birim fiyatın yazılı belgelerle ispat edilebileceği gerekçesiyle, davalı ...'a yönelik davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle, davalı şirkete yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davalı şirket yetkilisi ...'ın da ıslak imzası bulunan bakiye borç durumunu gösterir belgede imzası bulunan davalı şirketin ortağı ve yetkilisi davalı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,belgenin borç ikrarı niteliğinde olduğunu, aynı zamanda davalının imza inkarı nedeniyle imza incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, tarafların kuzu bağırsağının Türkiye giriş birim fiyatı üzerindeki anlaşmalarının, ülkeye sokulan birim fiyatı üzerinden değil, kendi aralarında anlaştıkları kur üzerinden olduğunu,gümrükte gösterilen birim fiyatın dikkate alınmayacağını,bilirkişi raporlarının da hatalı olduğunu, mahkemece davaya konu kuzu bağırsağına ilişkin birim rayiç bedellerin ne kadar olduğu hususunda araştırma yapılması ve Bulgaristan'da ödenen vergi bedellerinin çıkarılması gerektiğini, ancak mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmayarak eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satım nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı alacak istemine ilişkindir. <br>Somut olayda; Bulgaristan'da mukim davacı şirket tarafından davalı şirkete kuzu bağırsağı satışı yapıldığı, faturaların 0,75-Euro/kg birim fiyat üzerinden düzenlendiği, bu faturalar esas alınarak yapılan gümrük işlemleri ile malların ithal edildiği, ancak davacı şirket tarafından satışı yapılan mallara ilişkin olarak gümrük işlemlerine tabi tutulan faturalar dışında sonradan daha yüksek birim fiyat üzerinden \"faturaya borç dekontu\" başlıklı belgeler düzenlendiği, bu belgelerin gümrükte işleme alınan faturalar ile aynı tarih, sıra numarası ve ürün miktarını içerdiği, fakat birim fiyatların farklı olduğu, malların teslimi noktasında bir uyuşmazlık bulunmadığı,gümrük işlemlerine esas 0,75-Euro birim fiyatlı fatura bedellerinin ödendiği de tarafların kabulündedir. Mahkemece alınan 10.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketçe ticari defterlerin sunulmadığı, sunulan belgelerin ise davalı şirkete düzenlenen faturaların değer artışı için hazırlanan 2017 yılı Temmuz ve Eylül aylarına ait ek KDV bildirimi olduğu, davalı şirketin ticari defterlerine göre ise 2015 ve 2016 yıllarında 1.226.579-TL tutarında 21 adet gümrük giriş beyannamesi kaydedilmesine karşılık vergi dairesine 960.499-TL tutarlı 17 adet gümrük giriş beyannamesinin beyan edildiği, davacı tarafça sunulan faturaya borç dekontu olarak adlandırılan belgelerdeki fatura tarihleri, sıra numaraları ve ürün miktarlarının aynı olduğu, ancak satış fiyatlarının farklı olduğu, gümrüğe ibraz edilen tüm faturalarda ürün fiyatı 0,75-Euro olmasına rağmen bu belgelerde 1,70, 1,85 ve 1,95-Euro olduğu, davacının kendi ülkesinde de 0,75-Euro birim fiyat üzerinden resmi bildirim ve vergilendirme yaptığı, davalı şirketin ticari defterlerinde davacıya borçlu olmadığı belirtilmiştir. 18.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise; davacı tarafça 0,75-Euro birim fiyattan 18 adet fatura düzenlendiği, davacının düzenlediği faturaların gümrük idaresince işleme alınarak vergilendirildiği, bu faturalar haricindeki gerçek değer olduğu ileri sürülen mükerrer faturaların gümrükte işlem görmemiş olması nedeniyle davacının bu faturalara dayanamayacağı, işlem gören fatura bedellerinin davalı tarafça davacıya ödendiği görüşü bildirilmiştir. Davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın istinafı üzerine Dairemizin 2021/441 esas 2023/1430 karar sayılı ilamıyla;davada taraf şirketlerin  yetkilisinin ıslak imzalarını içeren belgede; \"15.09.2015 tarihi olarak hesabımız aşağıdaki gibidir\" ibaresinin altında bakiyenin 402.835-Euro olduğu belirtilerek, bir kısım mal miktarı ve bedelinin sıralandığı, yine oluşan tutardan bir kısım mahsup yapılarak genel toplam borcun 484.910-Euro olduğunun belirtildiği, davalı tarafça imzaya açıkça itiraz edilmediği,belge içeriği taraflara açıklatılarak, belgenin tanzim tarihinden sonra da ticari ilişkinin devam ettiği gözetilerek, gerekirse davalı şirket yetkilisi de isticvap edilerek belgenin ne anlama geldiği, tarafları bağlayıcı nitelikte olup olmadığı,tüm delillerle birlikte değerlendirilerek davacının alacağı olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı gereği isticvap edilen davalı şirket yetkilisi; böyle bir belge hatırlamadığını,imzalamadığını, karşı tarafla bu şekilde mutabakat belgesi düzenlemediklerini, ticari ilişkinin resmi kayıt ve belgeler üzerinden devam ettiğini, karşı tarafla gümrükte az masraf ödemek adına birim fiyatları düşük gösterip sonrasında gerçek bedel üzerinden alışveriş yapma gibi uygulamanın olmadığını, gümrükten geçen resmi faturalara göre işlem yapıldığını, davacı şirket ile şahsi olarak bir borç-alacak ilişkisinin bulunmadığını beyan etmiştir.Davacı tarafça; daha az masraf ve vergi ödemek için satışı yapılan mallara ilişkin düşük birim fiyatlı faturalar düzenlendiği, sonradan aynı mallara ilişkin gerçek birim fiyat üzerinden faturalar düzenlenerek bu bedelin davalıya yansıtıldığı ileri sürülerek,gerçek birim fiyat üzerinden düzenlenen mükerrer faturalara ve 15.09.2015 tarihli belgeye dayalı alacak talep edilmiştir. Davalı şirket ortağı ve yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisinin ıslak imzalarını içeren, kaldırma kararına kadarki yargılama sürecinde açıkça imzası inkar edilmeyen belgede; \"15.09.2015 tarihi olarak hesabımız aşağıdaki gibidir\" ibaresinin altında bakiyenin 402.835-Euro olduğu belirtilerek, bir kısım mal miktarı ve bedelin sıralandığı, yine oluşan tutardan bir kısım mahsup yapılarak, kimin alacaklı kimin borçlu olduğu belirtilmeksizin genel toplam borcun 484.910-Euro olduğunun belirtilmiştir.İspat yükü davacı üzerinde olup, resmi kayıtlara giren ve gümrükte işlem gören faturalar dışında daha yüksek bir birim fiyat üzerinden anlaşma sağlandığının yazılı delille ispatlanması gerekmektedir. 15.09.2015 tarihli belgede kimin borçlu olduğunun belli olmadığı, içeriğinin açıklanamadığı, davacının iddialarını doğrulayacak birim fiyat gibi  bir veri içermediği, bu haliyle belgenin borç ikrarı olarak kabulü mümkün değildir. Bu halde davalı şirket aleyhine açılan davanın ispatlanamadığından , belgedeki imzanın da davalı şirketi temsilen atıldığının kabulü gerektiğinden  diğer  davalı hakkındaki davanın  pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 8,70-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59be45b73d791c98","SID":"fc9a6289901b1c62"}}