{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/231 - 2025/1615<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/231 <br>KARAR NO\t: 2025/1615<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28.12.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/291 Esas 2023/1386 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 12.12.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30.12.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 25.10.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın kusuru ile meydana gelen çift taraflı trafik kazasında, davacının aracının hasarlandığını, araçta hasar ve değer kaybı oluştuğunu, davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin eksik ödenmiş olup, yan sanayi parça fiyatları dikkate alınarak ödeme yapıldığını, sigorta şirketi tarafından tedarik edilen parçalar da hasar gören parçaların orijinali olarak değil, yan sanayi parça olarak gönderildiğini, ayrıca iskonto uygulanarak eksik ödeme yapıldığını ve KDV bedeli ödenmediğini, mevcut kaza nedeniyle davacıya ait araçta değer kaybı da oluştuğunu, gerek hasarlanan parçalar gerekse de tramer kaydı nedeniyle aracın rayiç bedelinde ciddi bir düşüş meydana geldiğini, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçek değer kaybı bedelini karşılamadığını, ekspertiz ücretinin de ödenmediğini, kaza nedeniyle sunulan ekspertiz raporunda görüleceği üzere; davacının aracında 22.000,00 TL değer kaybı meydana geldiğinin belirtildiğini, sigorta eksperine bu hizmetin karşılığı olarak, KDV dahil 1.000,00 TL ödeme yapıldığını, ekspertiz raporu için ödenen ücretin yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiğini, kaza anında kusurlu bulunan aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası ile teminat altına alan sigorta şirketinin, karşı tarafın aracında meydana gelen değer kaybı ve hasar bedelinden sorumlu olduğunu, ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla davanın kabulü ile, bakiye değer kaybı bedeli için şimdilik 50,00 TL'nin, bakiye hasar bedeli için şimdilik 50,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine, yapılacak bilirkişi incelemesinde değer kaybı bedeli için ödenen tutardan öncelikle değer kaybı tespiti için ödenen 1.000,00 TL ekspertiz ücretinin mahsup edilerek bakiye değer kaybının hesaplanmasını, aksi kanaatte olunması durumunda 1.000,00 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile; bakiye hasar bedelini 19.509,48 TL'nin ve bakiye değer kaybı bedelini 3.412,08 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, 25.11.2022 tarihinde davalıya 29.750,00 -TL hasar ödemesi; 06.02.2023 tarihinde 16.587,92 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını ve davalı şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespitinin gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu ve eksper raporunu kabul etmediklerini, başvuru sahibi vekilinin hasar bedeline dahil ettiği KDV talebini de kabul etmediklerini, şirketlerine yansıtma faturası da düzenlenmediğinden haksız ve mesnetsiz KDV tutarının kabulü de mümkün olmayacağını, ekspertiz ücretinin TTK'nın 1426 ncı madde kapsamında makul gider olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından ekspertiz ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sigortacının temerrüde düşmesi ve dolayısıyla faizden sorumlu tutulabilmesi için, kendisine yapılan başvuruya rağmen sekiz işgünü içerisinde bu giderlerin karşılığını ödememiş olması gerektiğini, ödeme yapılmış olduğundan davalı yönünden temerrüt hali oluşmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kayaklanan araç hasarı ve değer kaybına ilişkin olduğu, bilirkişiden alınan raporda kazanın meydana gelmesinde, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, hasar ve değer kaybına yönelik olarak ise; davacıya ait araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasarın orijinal parça kullanılması ve parça bedellerinden iskonto yapılmaması durumunda, 49.259,48 TL olduğunu, davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan tespitler itibariyle dava konusu kaza aşamasında araçta oluşan hasar bedelinin tazmini için araç malikine 25.11.2022 tarihinde 29.750,00 TL hasar bedeli ödenmiş olduğu, bakiye hasar bedeli miktarının ise 19.509,48 TL belirlendiği dava konusu kaza nedeniyle davacıya ait araçta oluşan reel değer kaybı bedelinin 20.000,00 TL olacağını, davalı ... Sigorta AŞ tarafından dava konusu kaza nedeniyle araç malikine 06.02.2023 tarihinde 16.587,92 TL değer kaybı bedeli ödemiş olduğundan bakiye değer kaybı bedeli miktarının ise 3.412,08 TL olduğunu bildirildiği, raporun karar vermeye elverişti olduğu gerekçesiyle; \"Davanın kabulüne, 19.509,48 TL hasar bedeli, 3.412,08 TL değer kaybı tazminatına 27.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde tutulmasına), ekspertiz ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine,\" karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davalının yapmış olduğu ödemelerle sorumluluğunun sona erdiğini, hükme esas alınan raporun iskonto uygulanmaksızın tanzim edilmiş olması nedeniyle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, bilirkişi tarafından 39.359,48 TL yedek parça, 10.900,00 TL işçilik bedeli olmak üzere 49.259,48 TL hasar bedeli hesapladığını, parça tedarik ve işçilik indirimi yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının, aracın anlaşmalı onarım merkezindeki onarım bedeli ile sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle hesaplanan rakama en az %30 iskonto uygulanması gerektiğini, uzman bilirkişilere yaptırdıkları değerlendirmenin de bu yönde olduğunu, onarım bedelinin orijinal parçalar üzerinden hesaplanmasının da hatalı olduğunu, sigortanın zenginleşme aracı olmadığını, hasar halinde parçanın onarılması, mümkün olmaması halinde eşdeğeri ile değiştirilmesi, mümkün olması halinde yenisi ile değiştirilmesi gerektiğini, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını; aracın detaylı geçmiş hasar kayıtlarına ulaşılmadan aracın hasarsız örneklerine göre rayiç değerinin belirlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişinin de raporunda, ilanlardan hasarlı araçların kaza tarihi itibariyle tespitinin mümkün olmadığını, davacının aracının da eski hasar kayıtları olmasına rağmen hasarın niteliğine ulaşamadığını belirterek rapor tanzim ettiğini, bu nedenle eksik veriler ile tanzim edilen raporun karar vermeye elverişli olmadığını, değer kaybının genel şartlara göre tespitinin gerektiğini, ekspertiz ücretinin de yargılama gideri sayılamayacağını, TTK'nın 1426 maddesi gereğince, davalının makul ekspertiz giderinden sorumlu olduğunu, davalı tarafından daha önce ekspertiz raporu da alındığını, bu nedenle davacının yaptığı ekspertiz giderinin makul gider sayılmayacağından talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının temerrüdü için kendisine başvurulması ve her hangi bir ödeme yapılmamış olmasının gerektiğini, davalının ise ödemede bulunduğunu, bu nedenle temerrütünden söz edilmeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, bakiye hasar bedeli ve bakiye değer kaybının tazmini istemidir. Mahkemece, haksız fiilden kaynaklanan hasar nedeniyle, davacının aracının orijinal parçalar ile onarılması talep etme hakkı bulunduğundan, bu kapsamda oluşan zararını ve değer kaybını davalıdan talep edebileceği kabul edilerek, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş hüküm  davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\t1-Davacı vekili tarafından, yapılan hesaplamanın uygun olmadığını, orijinal parça bedeli üzerinden zararların talep edilemeyeceğini ve tedarik iskontosu uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davalının gerçek zarar kapsamında, zarardan sorumlu olması karşısında, orijinal parçalar üzerinden hasar bedelinin hesaplanmış olmasında ve davalının kurumsal olarak elde ettiği tedarik iskontosunu, uygulatabilme imkanı olmayan davacının, tazminat talepli davasında tedarik iskontosu uygulanmamış olmasında isabetsizlik olmamasına, hesaplamada eksper tarafından iskontosuz tespit edilen parçalar ile iskontosuz orijinal parçalar çerçevesinde hesaplama yapılmak suretiyle sebepsiz zenginleşmeye neden olunmamış olmasına göre davalının hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\t 2-Davacı vekili tarafından araç değer kaybına yönelik olarak da kararı istinaf etmiş ise de, hesaplama, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, değer kaybı tespitinde benimsenen ilke ve yöntemler çerçevesinde belirlenmiş olup, raporun gerekçeli, denetime ve karar vermeye elverişli olmasına, sigorta şirketi tarafından daha önce yapılan 16.587,92 TL değer kaybı ödemesi, mahsup edilerek tespit edilen edilen bakiye 3.412,08 TL değer kaybının kaza tarihi ve aracın özellikleri nazara alındığında uygun bulunmasına göre davalının değer kaybına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>\tBuna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davalının davadan önce temerrütünün gerçekleşmiş olmasına göre faiz başlangıcında hata bulunmamasına göre; davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.566,77 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 836,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 729,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>\t5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8e4f7fd916d5413","SID":"97a9ed3794026c10"}}