{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\tTÜRK MİLLETİ ADINA <br>                                                                                                GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI \t: ... - <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: <br><br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TALEP :<br>Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 28/12/2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Ocak 2008-Aralık 2008 dönemleri için İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildiriminin 1.5. maddesinde sayılan ihlaller nedeniyle 2008 yılına ait 29.01.2013 tarih ve ... nolu 142.779,43-TL, ... nolu 63.028,70-TL, 78173 nolu 16.260,87-TL, ... nolu 9.149,30-TL, ... nolu 12.199,06-TL, ... nolu 29.333,32-TL, ... nolu 18.400,01-TL, ... nolu 215.170,72-TL, ... nolu 68.747,88-TL, ... nolu 56.929,17-TL, ... nolu 75.424,97-TL ve ... nolu 72.138,14-TL olmak üzere toplamı 779.561,57-TL tutarındaki 12 adet sistem kullanım ceza faturası  düzenlenerek davalı şirket olan MEDAŞ'a gönderildiğini, söz konusu faturaların 14.02.2013 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini ancak  davalı şirketin fatura bedellerini yasal süresi içerisinde ödemediğini, iletim sistemini kullanmakta olan kullanıcıların iletim sisteminde arz güvenirliği ve kalitesinin sağlanması amacıyla mevzuatla belirlenen ihlalleri yapması halinde cezai sorumluluklarının olduğunu, ilgili yöntem bildirimlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun onayladığı şekilde yayımlandığını ve uygulandığını, davalı ... şirketinin ihlalleri nedeniyle cezai yaptırımların uygulandığını beyanla davalı tarafça bedeli ödenmeyen 12 adet fatura toplamı olan 779.561,57TL'nin 01/03/2013 tarihinden itibaren amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 19/01/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; özelleştirme sonrası ... ile dağıtım şirketleri arasında sistem kullanım anlaşması imzalanmadığını, müvekkilinin dağıtım şirketi olarak iletim sistemini kullanmaya başladığını, müvekkili şirketi ile ... arasında imzalanan anlaşmanın 26/05/2010 tarihinde yürürlüğe girdiğini, anlaşma imzalanmadığı dönemde ise EPDK tarafından  genel düzenleyici işlemlerin uygulandığını, yapılan anlaşma gereğince ...'ın öncelikle yaptırım gerektirir ihlalin müvekkile ihtar edilmesi gerektiğini ancak müvekkili şirkete  cezai şart ihlaline ilişkin herhangi bir ihtar gönderilmediğini, cezai yaptırıma ilişkin fatura düzenlenerek ödenmesinin istenildiğini, davacı tarafın geçmiş yıllara  ilişkin cezai yaptırım uygulamasının mevzuata aykırı olduğunu, beş yıl boyunca cezai yaptırım uygulanmayan müvekkili şirket hakkında beş yıl sonra geriye dönük yaptırım uygulanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sistem kullanım cezalarının ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup asıl borcun ödenmesi ile cezai şart talep etme hakkının sona erdiğini, sistem kullanım anlaşmasındaki cezai hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu beyanla açılan davanın haksız olup reddine karar verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER:<br>Mahkememizce; davacının faturalara ve davasına dayanak gösterdiği davacı ... tarafından yürürlüğe konulmuş olan İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildirimi'nin örneği, davaya konu 12 adet faturanın örneği, davacı tarafından düzenlenmiş faturalara dayanak ceza muhdeviyat çizelgelerin örnekleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nun 05/09/2007 tarih ... sayılı yazısı örneği ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler incelenmiştir.<br>Talimat yoluyla elektrik mühendisi bilirkişi ... 'den 12/06/2018 tanzim tarihli bilirkişi raporu ve ayrıca elektrik mühendisi ... , elektrik mühendisi ... ve borçlar hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Kılınç 'tan 08/07/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporları alınmıştır. <br>DAVANIN NİTELİĞİ,  DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :  <br>İşbu dava; 12 adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik alacak davasıdır.<br>Mahkememiz 22/01/2020 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile;  \"...bilirkişi raporlarında ve emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği ve mahkememizce de benimsendiği gibi dava konusu faturalar 2008 yılına ilişkindirler ve 2013 yılında düzenlenmişler olup davalı şirket 2009 yılında özelleştirilmiş ve 26/05/2010 tarihinde taraflar arasında sistem kullanım anlaşması ilk kez imzalanmış olduğundan, davacı tarafından davalıya reaktif tüketim miktarının uygun hale getirilmesi uyarısı yapılmadan ve ve bu konuda davalıya yeterli bir süre verilmeden ceza verilmesi hukuka uygun görülmemiştir. Davacının dava konusu ettiği dönemde taraflar arasında ceza verileceğine ilişkin bir anlaşma hükmü olmadığından 4 yılı aşkın süre sonra ve davacının uzun süre sessiz kalarak cezanın artmasına kendi hareketiyle sebebiyet verdiği ve düzenlediği faturalardan dolayı davalıdan bir hak iddiasında bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı ve bildirimin tek taraflı olarak düzenlemiş olmasının davacıya bir hak bahşetmeyeceği hususları anlaşıldığından davacının davasının reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş, Konya BAM . Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile; <br>\"...02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanunun 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a ek madde 3 ile “8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, aynı yasanın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup, yine aynı yasanın 115.maddesi uyarınca da mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğinden yukarıda belirtilen  yasal düzenleme karşısında yargı yolunun caiz olup olmadığı husunda bir değerlendirme yapılmak üzere  davacının istinaf talebinin resen kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre davacının istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına...\" karar verilmiştir. <br>İstinaf kaldırma kararı gereği dosya mahkememize gönderilmiş olup 13/02/2023 tarihinde mahkememiz ... esas sırasına kaydedilmiştir. <br>Mahkememiz 01/03/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile; <br>\"...Mahkememizce de benimsenen yukarıda belirtilen istinaf mahkemesi kararı uyarınca; somut uyuşmazlığa uygulanması gereken  02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanunun 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca iş bu davaya bakmaya idari yargı mercileri görevli olduğundan davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-DAVANIN YARGI YOLUNUN CAİZ OLMAMASI SEBEBİYLE HMK'nun 114.MADDESİ GEREĞİNCE USULDEN REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş, Konya BAM . Hukuk Dairesinin 09/02/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile; <br>\"..02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanunun 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a ek madde 3 ile “8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.<br>Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 11/12/2023 tarih, ... Esas-... Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, bu halde bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlâllerine yönelik ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği düzenlenmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.05.2023 tarihli ve  ... Esas, ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. <br>6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, aynı yasanın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup, yine aynı yasanın 115.maddesi uyarınca da mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğinden yukarıda belirtilen  yasal düzenleme karşısında yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE...\" karar verilmiştir. <br>İstinaf mahkemesince verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay . Hukuk Dairesinin 14/11/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile; <br>\"...Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı, keza; 02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8 nci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a Ek madde 3 ile “8'inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin  düzenlendiği, bu bağlamda, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz istemleri  yerinde görülmemiştir. <br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi kararına ilişkin  taraf vekillerinin tüm temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Yargıtay onama kararı gereğince mahkememiz 01/03/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararının 14/11/2024 tarihinde kesinleştiği ancak Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/05/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile davanın çözümünde Adli Yargının görevli olduğuna, Ankara . İdare Mahkemesinin Başvurusunun kabulü ile mahkememiz 01/03/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkememize gönderilmiş olduğu ve mahkememiz  ...  Esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya yeniden ele alınarak;<br>Mahkememizce; taraf vekillerinin verdikleri dilekçeler, davacının faturalara ve davasına dayanak gösterdiği davacı ... tarafından yürürlüğe konulmuş olan İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildirimi 'nin örneği, davaya konu 12 adet faturanın örneği, davacı tarafından düzenlenmiş faturalara dayanak ceza muhdeviyat çizelgelerin örnekleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nun 05/09/2007 tarih ... sayılı yazısı örneği ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.<br>Talimat yoluyla elektrik mühendisi bilirkişi ... 'den 12/06/2018 tanzim tarihli bilirkişi raporu ve ayrıca elektrik mühendisi ... , elektrik mühendisi ... ve borçlar hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. ... 'tan 08/07/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporu temin edilerek raporlar mahkememizce incelenmişlerdir. <br>Taraflar arasındaki çekişme davacının düzenlediği her biri 29/01/2013 tanzim tarihli ve her biri 01/03/2013 son ödeme tarihli toplam 779.561,57 TL tutarlı 12 adet sistem kullanım ceza faturalarından dolayı davacının davalıdan bir alacağının olup olmadığı noktasındadır. Davaya temel teşkil eden faturalar Ocak-Aralık 2008 dönemine ilişkin 12 aylık dönemdir.<br>Davaya temel teşkil eden faturalar, İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildiriminin 1.5. maddesinde sayılan ihlal hallerinden “İletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ve dağıtım lisansına sahip tüzel kişilerin, iletim sisteminin her bir ölçüm noktasında çekecekleri endüktif reaktif enerjinin/verecekleri kapasitif reaktif enerjinin, aktif enerjiye oranının ilgili mevzuata uygun olmaması” nedenine dayalı olarak düzenlenmişlerdir. Ocak-Aralık 2008 dönemi dışında davalı tarafından ödenmiş herhangi bir fatura yoktur. Faturaların mevzuata uygun olup olmadığı taraflar arasında çekişmelidir. Taraflar arasında sistem kullanım anlaşması 26/05/2010 tarihinde imzalanmıştır. Dava konusu dönem 2008 yılına ilişkindir. Faturaların dönem sonu olan 31/12/2008 tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra 29/01/2013 tarihinde düzenlendikleri ve davacının uzun süre sessiz kalmış olması dikkat çekicidir.<br>Bilirkişi ... raporunda; dava konusu reaktif enerji sınır değerlerinin aşılması ihlallerini ortadan kaldırabilmesi için davalının uzun bir süreye ve önemli bir miktar yatırıma ihtiyacı olacağı ve davalıya davacı tarafından bu süre ve yatırım yapma fırsatı verilmeden cezai işlem uygulanmasının teknik kriterlere uygun olmadığını, davacının hazırladığı bildirimin ilgili maddesinin taraflar arasında imzalanan 26/05/2010 tarihli sistem kullanım anlaşmasında bir hüküm olarak aynen yer aldığını, zaten anlaşma metninin EPDK tarafından hazırlandığını, imzalanan anlaşma hükümlerinin anlaşmadan önceki dönem için de geçerli olduğunun kabulünün gerektiğini, anlaşmanın 10. maddesinde yer alan uyarı yapılarak süre verilmesi ön şartının bildirimde yer almaması nedeniyle bildirimin mevzuatla tanımlanan bir döküman olmadığı, EPDK tarafından kararlaştırılan hususların taraflar arasında anlaşma olmasa bile uygulanmasının zorunlu olduğunu, sistem kullanım anlaşmasının 9. maddesindeki uyarı yapılması ve süre verilmesi ön şartının 2012 yılında EPDK tarafından kaldırılmış olması karşısında taraflar arasındaki anlaşmanın bu hususla ilgili hükmünün Mayıs 2013 de kadük kaldığını, Haziran 2013 tarihinden itibaren ihlaller hakkında herhangi bir uyarı ve süreye gerek olmaksızın ceza uygulaması gerektiği dava konusu ihlallerin 2008 yılına ait olmaları nedeniyle uyarı ve süre verildikten sonra ceza uygulanabilecek olması nedeniyle uyarı ve süre verilmeden cezai işlem faturalarının düzenlenmesinin mevzuata uygun olmadığı davacının davalıdan reaktif enerji ihlali nedeniyle bir bedel talep etmesinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.<br>Bilirkişiler ... ve arkadaşları düzenledikleri bilirkişi raporunda; taraflar arasında 26/05/2010 tarihinde sistem kullanım anlaşması imzalanmış olması ve öncesinde başkaca herhangi bir sözleşme olmaması nedeniyle davacının tek taraflı olarak düzenlediği bildirimin ilgili maddesine dayanarak cezai şart niteliğinde hüküm koymasının ve fatura düzenlemesinin BK nun 158. ve TBK nun 179. maddelerine aykırı olduğunu ancak kamu kurumu olan davacı tarafından bildirime konulan bu hükmün idari ceza niteliğinde olması nedeniyle belki 6183 SK hükümlerinin uygulanmasının düşünülebileceğini, teknik yönden ise reaktif tüketim miktarının azaltılmasının elektrik sistemlerinin kullanılmasında verimlilik sağladığının herkesçe bilindiğini, reaktif tüketimle ilgili ihlalin gerçekleşmesi nedeniyle dava konusu faturaların düzenlendiği konusunda taraflar arasında çekişme olmadığı, dava konusu dönemden sonra 26/05/2010 tarihinde imzalanan sistem kullanım anlaşmasında yer alan uyarı ve süre şartının uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının iletim hatlarını kullandırmamak için elektrik kesme işlemini yapmayarak cezanın artmasına sebep olduğu, reaktif tüketimin aşıldığı dönemlerdeki ayları takip eden aylarda düzenlenmesi gereken faturaların 4 yılı aşkın süre sonra 2013 yılında düzenlendiği ve bu tutumun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan ve dava konusu faturaların içeriklerinin değerlendirilmesine esas olacak dosyada bir bilgi olmadığından hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını ve davacının davalıdan dava konusu faturalara dayalı olarak reaktif enerji ihlali kapsamında bir bedel talep etmesinin yerinde olmadığını bildirmişlerdir. <br>\tYargıtay . Hukuk Dairesinin 10/05/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasında görülen davada Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2015 gün ve ... -... sayılı kararı onayan Daire’nin 26/05/2016 gün ve ... -... sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:<br>\tDavacı vekili, davalı tarafından düzenlenen Ağustos 2009 yılına ait reaktif ceza faturalarının hukuka aykırı olduğu, zira fiili sözleşme ilişkisi içerisinde sistem kullanım anlaşmasının öngördüğü ihtar şartının yerine getirilmediğini, ayrıca ihlal fiilinin üzerinden 4 yıl gibi bir süre geçtikten sonra cezai şart uygulamasının TMK'nin 2. maddesine aykırı olduğunu, cezai şarta ilişkin faturaların zamanında düzenlenmediğini, davalının cezai şart isteme hakkının bulunmadığını ileri sürerek, davalının 738.935,19 TL'lik ceza faturasının hukuka aykırı olduğunun tespiti ile fatura nedeniyle ödenen 738.935,19 TL ceza bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.<br>\tMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı  vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.<br>\tDavalı vekili,  bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. <br>\tDosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşmasının 10.05.2010 tarihinde imzalanmış olmasına, anlaşma imzalanmadan önce de davalının iletim sisteminin davacı tarafından kullanılması suretiyle fiili bir anlaşmanın mevcut bulunmasına, dava konusu ceza faturasının sistem kullanım anlaşmasının öncesine ilişkin olarak Ağustos 2009 dönemi için düzenlenmiş olmasına, bu dönemde yürürlükte bulunan İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildirimi 1.5 maddesi gereğince taraflar arasında sistem kullanım anlaşması bulunmasa bile iletim sistemine bağlı olarak faaliyet gösterenler sanki aralarında sözleşme varmış gibi yükümlülüklere tabi tutulmuş bulunması ve bu yükümlülüklerin ihlali halinde cezai şart ödemelerinin öngörülmesine, bu nedenle yazılı sözleşme öncesi dönem için de fiili bir sözleşme ilişkisinin olduğunun kabulü ile ceza düzenlenmesi için davacıya önceden önel verilmek suretiyle bir uyarı yapılmadan ceza faturası düzenlenmesinin uygun bulunmamasına göre (. H.D’nin 19.06.2017 tarih ... E. ... K. ve 11.09.2017 tarih ... E. ... K. sayılı emsal ilamları), davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.<br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme istemlerinin HUMK 442. maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 14,00 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 314,79 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" denilerek, <br>\tYine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 23/05/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasında görülen davada Ankara .Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/01/2016 tarih ve ... ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>\tDavacı vekili asıl ve birleşen davalarda; davalı  ...  ile müvekkili  ... A.Ş. arasında 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gereği olarak 11.06.2010, 13.07.2010, 03.11.2010 ve 28.12.2010 tarihlerinde Sistem Bağlantı Anlaşması ve Sistem Kullanım Anlaşmalarının imzalandığını, özel hukuk hükümlerine tabi olan bu anlaşmalarda, davalı ...'ye ait iletim sisteminin kullanılmasının hüküm ve şartlarının düzenlendiğini, davalı ...’ın, Şubat 2010, Mart 2010 ve Nisan 2010 döneminde ... tesislerinde müvekkillinin bağlı olduğu fiderlere 00.00-24.00 saatleri arasında üç veya daha fazla arıza intikal ederek kesicinin açıldığı iddiası ile ceza faturası gönderdiğini, faturanın ihtirazi kayıt ile 04.01.2011 tarihinde ödendiğini; yine ...’ın Haziran 2011 Aralık 2011 ve Temmuz 2012 döneminde her bir trafo merkezi için reaktif sınırların aşıldığı gerekçesiyle cezai şart faturası düzenlediğini, bu faturaların da ihtirazi kayıt ile ödendiğini, sözleşmenin 10. ve 16. maddesine göre cezaişart faturası kesilmeden önce ihtar gönderilmesi şartı bulunduğu, ancak ...’ın ihtar şartına uymadığını, ceza  uygulanması işlemini  hukuka aykırı olduğunun tespiti ile ödenen ceza faturası tutarlarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin avans işlemlerinde uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinde hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; dava konusu sözleşme ihlalinin ...'ın uyarısı şartına tabi olmadığını, bu nedenle ceza işleminde ve faturada bir usulsüzlük bulunmadığını, bağlantı anlaşmasının 16. maddesinde yazılı olan uyarı yükümlülüğünün sistem kullanım anlaşmasının  cezai şartlar  başlıklı maddesinde yer alan ihlal hallerinde geçerli olmadığını, düzenlenen faturanın mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Sistem Kullanım Anlaşması'nın 10.  ve Bağlantı  Anlaşmasının 16. maddeleri  nazara alındığında ; davacının \" kesici açması \" ve \"Reaktif Sınır Değerlerinin Aşılması\" ihlallerini gerçekleştirdiği, ancak yapılan ihlallerle ilgili ceza uygulanmadan önce kullanıcının süre verilerek yazılı olarak uyarılması ve verilen süre sonunda ihlalin ortadan kaldırılmaması halinde cezanın uygulanmasının öngördüğü halde, davalı tarafça ilk ihlalin tespitinde bu ihlalin giderilmesi için uygun bir süre vererek ihlalin kaldırılması yönünde bir uyarı yapmayarak cezai şart uygulanabilmesinin ön şartına uygun davranmadığı, bu nedenle dava konusu faturaların sözleşmelere aykırı olarak düzenlendiği, davacının ihtirazi kayıtla ödediği bu bedelleri talep edebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar  verilmiştir.<br>\tKararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br>\tDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.<br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 30.530,02 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davalıdan alınmasına, 23/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" denilerek, <br>\tYargıtay . Hukuk Dairesinin 22/05/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki isitrdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı  vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDavacı vekili, taraflar arasında sistem kullanım anlaşmasının imzalandığını, davalının Aralık 2009- Aralık 2012 dönemlerindeki aylık ihlaller için ceza faturası düzenlediğini, ödenen ceza faturalarının anlaşmanın 10. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile istirdadını talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davanın reddini istemiştir.<br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından düzenlenen faturaların sözleşmenin 10. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br>\t1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. <br>\t2-Dava sözleşme uyarınca yapılan haksız kesintinin istirdadına ilişkindir.Dava, taraflar arasındaki Sistem Kullanım Anlaşmasına dayalı olarak Aralık 2009- Aralık 2012  dönemleri için düzenlenen sistem kullanım cezası faturalarından dolayı davacı tarafça ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>\tTaraflar arasında 05.07.2012 tarihinde revize edilmiş Sistem Kullanım Anlaşması dosyaya sunulmuş, varlığı inkâr edilmemiş bu anlaşmanın 9. maddesinde \"Kullanıcının ilgili mevzuat, taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi durumunda, ... aşağıda belirlenen cezai şartları uygulayacaktır. ...'ın uğradığı zararlar ayrıca tazmin edilir.\" hükmüne yer verilmiş, ihlâller ve uygulanacak cezalar şema halinde düzenlenmiştir. Revize edilen sistem kullanım anlaşmasında, uyarı koşulu bulunmamaktadır. Bu nedenler dikkate alınarak revize edilen sözleşme tarihi ile aralık 2012 arasında istenen cezai şartın geçerli olacağı dikkate alınmaksızın  mahkemece, ihlâlin olmaması için davacıya süre verilip uyarıda bulunulması gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.<br>\tSONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 1 no'lu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.\" denilerek, <br>\tYine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 27/09/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı  vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDavacı taraf, taraflar arasında Sistem Kullanım Anlaşması imzalandığını, davalı kurum tarafından düzenlenen Ocak 2010- Haziran 2012 dönemine ilişkin 30 adet toplam 3.359.867,19 TL miktarlı cezai şart faturalarının; davalı tarafından  sözleşme uyarınca gerekli ihtar yapılmadan  düzenlendiğinden, cezai şart uygulanamayacağından düzenlenen ceza faturalarından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. <br>\tDavalı taraf, davanın reddini savunmuştur. <br>\tMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında   imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasının 10.maddesinin uygulanabilmesi için kullanıcının enerji alış veya veriş maksimum kapasitelerini aşıp aşmadığının devamlı olarak denetlemek ve kullanıcının kapasiteyi aşması halinde bunu kullanıcıya ihtar ederek düzeltme imkanının tanınması gerektiği,  davalı kurum tarafından davacıya ihtar çekildiğine dair dosyada delil ve belge bulunmadığından, davalı kurumun Ocak 2010- Haziran 2012 dönemlerine geri dönerek kapasite aşımından bahisle cezai şart faturası düzenlemesinin sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tKararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br>\tDosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar  verildi.\" denilerek, <br>\tYine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 10/05/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDavacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2003 tarihinde iletim sistemi sistem kullanım anlaşması imzalandığını, sözleşmenin 2007 ve 2012 tarihlerinde revize edildiğini, her bir revize ile bir önceki sözleşmenin yürürlükten kaldırıldığını, davalı şirketin  2013 yılı Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs aylarına ait 5 adet toplam 24.580,01 TL tutarlı sistem kullanım ceza ücreti faturasını müvekkili şirkete tebliğ edildiğini ve bu faturaların ödendiğini, bu faturaların sözleşmenin 9. maddesine göre kesildiğini, dava konusu faturaların ait olduğu aylarda yürürlükte olan 24.07.2012 tarihli sözleşmede ihlal bildirimi şartına yer verilmediğini, bunun nedeninin yönetmelik hükümleri olduğunu, yönetmelikte açıkça ihlal bildirimine yer verildiği için ayrıca sözleşmeye bu yönde hüküm konulmadığını, müvekkili şirkete hiçbir ihlal bildirimi yapılmadığını, yönetmeliğe aykırı ceza faturası tanzimi ve bedelinin tahsilinin iyiniyet kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek davalıya ödenen 24.580,01 TL'nin 20.325,78 TL'sinin 25.07.2013 tarihinden 4.254,23 TL sinin 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, davanın reddini istemiştir.<br>\tMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamında; taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşmasına göre kullanıcıların ilgili mevzuat  taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi halinde söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içerisinde sona erdirmemesi durumunda ...'ın cezai şartları uygulayacağının belirlendiği, davalı ... tarafından davacı şirketin anılan maddede öngörülen şekilde uyarıldığı hususunda delil ibraz edilmediği, bu hususun davalı tarafından ispatlanamadığını, bu nedenle davacının anılan madde uyarınca uyarılmaması nedeniyle cezai şart uygulanamayacağı  gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br>\tDava, taraflar arasındaki Sistem Kullanım Anlaşması'na dayalı olarak 2013 yıl ocak,şubat, mart, nisan, mayıs dönemleri için düzenlenen sistem kullanım cezası faturalarını ödeyen davacının istirdat istemine ilişkindir.<br>\t24.07.2012 tarihinde sözleşme taraflar arasında revize edilmiş, bu anlaşmada uyarı koşuluna yer verilmemiştir. Uyarı koşulu arayan Bağlantı Anlaşması ile bu koşulu aramayan 24.07.2012 tarihli anlaşmanın hangisinin ihlâl edildiğinin tespiti, davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir.<br>\tBu durumda mahkemece, konusunda uzman  bilirkişiden davalının teknik nitelikteki itirazlarını karşılayan, taraflar arasındaki Bağlantı Anlaşması ve revize edilmiş 07.06.2012 tarihli Sistem Kullanım Anlaşması hükümlerini değerlendiren ve dava konusu ceza faturalarında düzenlenen ihlâlin gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmişse niteliği, hangi sözleşme hükümlerinin ihlâl edildiği, buna göre uyarı koşulunun gerekip gerekmediği hususlarında görüş içeren; ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin revize edilmeden önceki 10. maddesi ile  Bağlantı Anlaşması'nın 16. maddesinde uyarı koşulu bulunduğu  kabul edilerek eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin  temyiz itirazlarının  kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" denilerek,<br>\tYargıtay . Hukuk Dairesinin 08/11/2012 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>\tDavacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 20/05/2005 tarihinde bağlantı anlaşması 08/06/2005 tarihinde ise sistem kullanımı anlaşması düzenlendiğini, sistem kullanım anlaşmasının davalının 15/03/2010 tarihli yazısına istinaden 23/06/2010 tarihinde revize edildiğini, davalı tarafından anlaşmanın ihlal edildiği gerekçesi ile davalı tarafından müvekkiline 28/02/2011 tarihli 3.130,63 TL bedelli ceza faturası gönderildiğini, söz konusu ceza bedeli alacağının zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında imzalanan anlaşmalar uyarınca herhangi bir ihlal sebebiyle kullanıcıya cezai şart uygulanabilmesi için öncelikle uyarıda bulunulması ve bu uyarıda ihlalin ortadan kaldırılması için makul bir süre tanınması gerektiğini, davalının müvekkili tarafından yapılan fatura ödemelerini herhangi bir kayıt dermayan etmeksizin kabul ettiğini ve Borçlar Kanununun 158/2. maddesi gereğince cezai şart talep edemeyeceğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin borçlu olduğu kanaatine varılır ise fahiş ceza faturasının tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesine göre 2010 yılı için maksimum enerji veriş kapasitesi aşımı nedeniyle dava konusu faturanın düzenlendiğini, müvekkili tarafından aylık olarak iletim sistemi sistem kullanım ve sistem işletim faturaları düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacı tarafından bu faturalarda yer alan kapasite değerlerine bir itirazda bulunulmadığını, sistem kullanım ceza faturasının o yılın Aralık ayından sonra düzenlendiğini, ayrıca bu nedenle 2010 yılı sistem kullanım ceza faturasının zamanaşımına uğramasının söz konusu olamayacağını bildirerek haksız açılan davanın reddini istemiştir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesinde kullanıcıların ilgili mevzuat, sistem bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi halinde, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda ...'ın cezai şartlar uygulayacağının belirlendiği, 2010 yılı Ocak ayı başından, revize sözleşmesinin imzalandığı 23/06/2010 tarihine kadar sözleşme kapasitesinin üzerine çıkıldığı ve bu 6 aylık süre için 2011 yılının Şubat ayında, anlaşmanın 10. maddesi gereğince ceza faturası düzenlendiği, davacı şirkete gönderilen faturaların uyarı niteliğinde olduğu ve tesisin maksimum enerji alış kapasitelerine ilişkin bilgileri de içerdiğinden aynı zamanda bir bildirim niteliğinde olduğu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>\tTaraflar arasındaki 20/05/2005 tarihli bağlantı anlaşmasının 16. maddesinde \"Cezai Şartlar\" başlığı altında \"Kullanıcının ilgili mevzuat ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi ve söz konusu ihlali, ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda, ..., Kullanıcı ile imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasında belirtilen cezai şartları uygulayacaktır.\" hükmü, taraflar arasındaki 08/06/2005 tarihli sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesinde ise \"Cezai Şartlar\" başlığı altında \"Kullanıcının ilgili mevzuat, taraflar arasında imzalanan   Bağlantı   Anlaşması  ve  bu  Anlaşma  hükümlerinin  herhangi  birini  ihlal  etmesi, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda, ..., aşağıda belirlenen cezai şartları uygulayacaktır.\" hükmü kararlaştırılmıştır. Bu hükümler uyarınca kullanıcıların ilgili mevzuat, sistem kullanım anlaşması ya da bağlantı anlaşması hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi halinde, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda ...'ın cezai şartlar uygulayabileceği anlaşılmaktadır. Mahkemenin davacı şirkete gönderilen faturaları anılan hükümlerdeki uyarı yazısı olarak kabulünde isabet bulunmamaktadır. <br>\tBu durumda Mahkemece, hükme esas alınan 22/02/2012 havale tarihli bilirkişi raporuna davacı vekilinin gerekçelerini de göstermek sureti ile itiraz ettiği de gözetilerek yukarıda belirtilen açıklamalar ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacı vekilinin bilirkişi raporlarına itirazlarını da karşılayacak nitelikte yeni bir rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. <br>\tSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.11.2012  gününde oybirliğiyle karar verildi.\" denilerek,<br>\tYine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 08/11/2012 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın  kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>\tDavacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 20/05/2005 tarihinde bağlantı anlaşması 08/06/2005 tarihinde ise sistem kullanımı anlaşması düzenlendiğini, sistem kullanım anlaşmasının davalının 15/03/2010 tarihli yazısına istinaden 23/06/2010 tarihinde revize edildiğini, davalı tarafından anlaşmanın 2008 yılında ihlal edildiği gerekçesi ile müvekkiline 16/02/2011 tarihli 6.488,83 TL bedelli ceza faturası gönderildiğini, söz konusu ceza bedeli alacağının zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında imzalanan anlaşmalar uyarınca herhangi bir ihlal sebebiyle kullanıcıya cezai şart uygulanabilmesi için öncelikle uyarıda bulunulması ve bu uyarıda ihlalin ortadan kaldırılması için makul bir süre tanınması gerektiğini, davalının müvekkili tarafından yapılan fatura ödemelerini herhangi bir kayıt dermayan etmeksizin kabul ettiğini ve Borçlar Kanununun 158/2. maddesi gereğince cezai şart talep edemeyeceğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin borçlu olduğu kanaatine varılır ise fahiş ceza faturasının tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesine göre 2008 yılı için maksimum enerji veriş kapasitesi aşımı nedeniyle dava konusu faturanın düzenlendiğini, hali hazırda her bir iletim sistemi kullanıcısının, herhangi bir bildirim beklemeden 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve EPDS'dan alınan lisansların gereği olarak iletim sisteminden aldıkları maksimum enerji alış kapasitesini kontrol etmekle ve anlaşma kapasitelerini korumak için azami gayreti göstermekle yükümlü bulundu bildirerek haksız açılan davanın reddini istemiştir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesinde kullanıcıların ilgili mevzuat, sistem bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi halinde, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda ...'ın cezai şartlar uygulayacağının belirlendiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 6.488,83 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>\tDosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.\" denilerek, Yargıtay benzer davalarda o dosyanın davacısı veya davalısı olan davacımız ... 'ın o dosyadaki davacı veya davalıdan bir alacağının olmadığına karar verilmiştir. <br>\tBilirkişi raporlarında ve emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği ve mahkememizce de benimsendiği gibi dava konusu faturalar 2008 yılına ilişkindirler ve 2013 yılında düzenlenmişler olup davalı şirket 2009 yılında özelleştirilmiş ve 26/05/2010 tarihinde taraflar arasında sistem kullanım anlaşması ilk kez imzalanmış olduğundan, davacı tarafından davalıya reaktif tüketim miktarının uygun hale getirilmesi uyarısı yapılmadan ve ve bu konuda davalıya yeterli bir süre verilmeden ceza verilmesi hukuka uygun görülmemiştir. Davacının dava konusu ettiği dönemde taraflar arasında ceza verileceğine ilişkin bir anlaşma hükmü olmadığından 4 yılı aşkın süre sonra ve davacının uzun süre sessiz kalarak cezanın artmasına kendi hareketiyle sebebiyet verdiği ve düzenlediği faturalardan dolayı davalıdan bir hak iddiasında bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı ve Bildirimin tek taraflı olarak düzenlemiş olmasının davacıya bir hak bahşetmeyeceği hususları anlaşıldığından davacının davasının reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-DAVANIN REDDİNE, <br>2-Dava açılırken peşin alınan 13.312,97TL harçtan alınması gereken 615,40TL harcın mahsubu ile fazla  alınan 12.697,57TL bakiye karar harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>3-Davalı tarafından yapılan 5,20TL vekalet suret harcı ve 738,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı olan 743,20TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-AAÜT'ye göre 120.934,24TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde tarafına iadesine,<br>Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/10/2025<br><br>Başkan ...                          Üye ...                         Üye ...                   Katip ...<br>e-imzalıdır                    e-imzalıdır                 e-imzalıdır               e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eaed1c3f37cb4702","SID":"65eca51b819a3300"}}