{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/606 <br>KARAR NO\t: 2025/1224<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/06/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/94 Esas,  2023/571 Karar<br>DAVA\t: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın .... Şubesi ile davalı borçlu ... Sanayi Limited Şirketi arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesine istinaden ticari krediler açıldığını ve kullandırıldığını, bu kredi genel sözleşmesine ... adına kayıtlı iki adet bağımsız bölümün ipotek alındığını, ancak borçlunun bu borcunu ödememesi nedeniyle kredili hesapları kat'edilerek müvekkili bankanın alacağının muaccel hale getirildiğini, kat tarihi itibariyle tespit edilen 705.799,18 TL borç bakiyesinin ödenmesi için Beşiktaş .... Noterliğinin 2 Aralık 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin borçluya gönderildiğini, alacağın ödenmemesi üzerine banka alacaklarının tahsilini temin amacıyla borçlu firma ... Sanayi Limited Şirketi ve ipotek veren ...'e karşı Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2020/...Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, borçluların Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2020/...Esas sayılı dosyası ile yapılan bu takibe ilişkin olarak; Erzurum .. İcra Hukuk Mahkemesinde 2020/... Esas sayılı dosyası ile icra emrinin iptali talepli dava açtıklarını, müvekkili bankanın alacağının sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla mahkeme kararının istinaf etmediklerini ve kesinleştiğini, kesinleşme kararı sonrasında icra dasyasına talepte bulunularak takip türünün ipoteğe dayalı ilamsız icra takibi olarak değiştirilmesini ve borçlulara bu hali ödeme emri çıkarılmasına ilişkin talep gönderildiğini ve borçlulara ödeme emirleri gönderildiğini,  borçluların takibe itiraz ettiklerini ve her iki borçlu açısından takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla davalıların icra takibine yapmış olduğu itirazlarının iptaline, borç miktarının tamamından ve takip tarihinden itibaren yürütülecek %28,60 faiz ve ferilerinden davalı borçluların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, takibin takip talepnamesindeki şartlar dâhilinde devamına ve icra-inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkilleri aleyhinde yürütülen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte müvekkillerine gönderilen icra emrinin iptaline ilişkin  açtıkları dava sonucunda icra emrinin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine davacı tarafından aynı icra takibinden müvekkillerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emrine itiraz edildiğini, yapmış oldukları itiraz incelendiğinde takipte talep edilen alacağın ipotek limitini aştığını, alacak kalemi olarak her ne kadar 600.000,00 TL ve bu tutara yıllık %28,60 oranında faiz talep edilmişse de devamında alacak kaleminin 153.949,16 TL olarak belirtildiğini ve bu tutara isabet eden harç, masraf ve vekalet ücretinin de talep edildiğini,  bu nedenle hatalı ödeme emrine itiraz edildiğini, davacı tarafından usule uygun ödeme emri gönderilmesi talep edilmeksizin huzurdaki davanın açıldığını ve yine usule ve yasalara aykırı olarak limiti aşar ve mükerrer şekilde talepte bulunulduğunu, alacaklının limit ipoteklerinde faiz, masraf, harç ve vekalet ücreti dahil ipotek limiti üzerinde talepte bulunamayacağını, davacı tarafından her bir kredi için ayrı ayrı icra takibi başlatıldığını, aynı zamanda davacı lehine müvekkili firma borcu için tesis edilen ipoteğe ilişkin İİK 45'e aykırı ve mükerrer takip olarak huzurdaki davaya konu ipotek takibi başlatıldığını beyanla davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; \"...Somut olayda; davacı banka ile davalı şirket arasında kredi genel sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye diğer davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı, aynı zamanda müşterek ve müteselsil kefilin kendisine ait olan 2 adet taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirdiği, bu nedenle davalı borçluların sözleşmeden kaynaklı borçtan dolayı sorumlu oldukları, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılara banka tarafından ihtarname keşide edildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalıların temerrüde düştükleri, taraflar arasında akdedilen  sözleşmede akdi faiz oranının taksitli ticari kredi yönünden yıllık %19,80 olarak belirlendiği, temerrüt faiz oranının ise %28,60 olduğu anlaşılmıştır. Takip tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için taksitli ticari krediden kaynaklı alacak yönünden hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar geçen süre için %19,80 oranında akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise %28 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekecektir. Buna göre taksitli ticari kredi yönünden takip tarihinde asıl alacak miktarının 705.690,36 TL olduğu sonucuna varılmaktadır. Takibe konu edilen krediler yönünden yukarıda açıklanan şekilde faiz hesabı yapıldığında toplam faiz tutarının 40.926,12 TL olduğu, faizin %5'i oranında BSMV alacağının ise 2.046,31 TL olduğu bilirkişi raporunda belirilmiştir. Davacı alacaklı tarafından her ne kadar takipte davalı borçluya tahsis edilen gayrinakdi kredi olan teminat mektubu yönünden de alacak talebinde bulunmuş ise de; teminat mektubunun içeriği ve veriliş tarihi ve tutarı hakkında dosyaya herhangi bir delil veya belge sunmadığından bu hususta değerlendireme yapılmamıştır. <br>Davalılar icra takibine yönelik sundukları itirazlarında gönderilen ödeme emrinde limiti aşar şekilde talepte bulunulduğu ve alacak miktarında istenen tutar ile alt metinde geçen alacak tutarları arasında farklılık olduğu, alacaklının takip yapma hakkına, ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan ettikleri görülmektedir. Davacı alacaklı tarafından başlatılan takipte, takip talebinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 600.000,00 TL'nin tahsili talep edilerek, borç tutarının 600.000,00 TL olarak belirtildiği, öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesine yönelik icra emri düzenlendiği, bu icra emrinden asıl alacak ve toplam alacak tutarının 600.000,00 TL olarak gösterildiği, açıklama kısmında ise fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 153.949,16 TL'nin tahsilinin talep edildiği, borçlular tarafından İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yoluyla başvurulması üzerine bu icra emrinin iptal edildiği, alacaklının talebi sonrasında düzenlenen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emrinde yine asıl alacak ve toplam alacak tutarının 600.000,00 TL olarak gösterildiği, açıklama kısmında ise fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 153.949,16 TL'nin tahsilinin talep edildiği görülmektedir. Takip talebinde ve ödeme emrinde borç tutarının 600.000,00 TL olarak gösterilmesine rağmen, şimdilik 153.949,16 TL'nin tahsilinin talep edilmesi nedeniyle davacı vekilinden bu hususta açıklama talep edilmiş olup; davacı vekili kendileri tarafından düzenlenen takip talebinde alacak tutarının 600.000,00 TL olarak belirtildiğini, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen ödeme emrinde bu borcun 153.949,16 TL'sinin tahsilinin yazıldığını, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen ödeme emrinde hata yapıldığını belirterek takip ve dava tutarlarının 600.000,00 TL olduğunu beyan etmiştir. <br>Her ne kadar davacı alacaklı vekili ödeme emri ve icra emrinin icra müdürlüğü tarafından düzenlendiğini, kendileri tarafından düzenlenen takip talebinde borç tutarının 600.000,00 TL olarak belirtildiğini beyan etmiş ise de; gerek İcra Hukuk Mahkemesince iptaline karar verilen icra emrinde, gerekse sonrasında düzenlenen ödeme emrinde toplam borç tutarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 153.949,16 TL'nin tahsilinin talep edildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçluların ödeme emrindeki yazılı olan hususlara itirazlarını sundukları, kaldı ki borçlunun ödeme emrine sunmuş olduğu itirazında borç tutarları arasında farklılıklar bulunduğunu açıkça belirttiği, İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen ödeme emrindeki borç tutarında hata bulunduğunun anlaşılması halinde davacı alacaklının bu hususu İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yoluyla taşıyarak takip talebinde belirtilen borç tutarını içerir şekilde yeniden ödeme emri düzenlenmesini talep etme hakkı bulunduğu gibi İcra Müdürlüğüne başvuru yaparak yeniden ödeme emri düzenlenmesi veya ek ödeme emri düzenlenmesini talep etme hakkının da bulunduğu hususları dikkate alındığında her ne kadar takip talebinde borç tutarı 600.000,00 TL olarak belirtilmiş ise de; takip miktarının ödeme emrinde yazılı olduğu şekilde 153.949,16 TL olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davalı şirketin asıl borçlu olarak Kredi Genel Sözleşmesini imzaladığı, diğer davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları sözleşme uyarınca borçtan sorumlu oldukları, davalıların  icra takibine yönelik itirazlarında haklı olduklarını gösterir herhangi bir delil veya belge ya da ödeme belgesi sunmadıkları, takip tarihi itibariyle taksitli ticari kredi yönünden 705.690,36 TL asıl alacak, 40.926,12 TL işlemiş faiz, 2.046,31 TL BSMV olmak üzere toplam 748.662,79 TL tutarında borçlarının bulunduğu, ödeme emrinde bu borcun 153.949,16 TL'sinin talep edildiği...\" gerekçesiyle <br>\"...Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; <br>Davalıların Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2020/...Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın  iptali ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibin 153.949,16 TL  üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine,<br>Davacının takipte %28,60 oranında faiz işletilmesine yönelik talebinin reddine,<br>Takip konusu tutar üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 30.789,83 TL tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,...\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerek icra dosyasına sunulan takip talebi gerek yerel mahkemede dava dilekçesinde yer alan dava değeri gerekse bilirkişi raporu ile müvekkili bankanın alacağının 752.854,31-TL olduğu tespit edilmesine rağmen takibin tutarını raporlar ile tespit edildiğini, eğer alacak tutarı olarak tespit edilen 153.949,16-TL'lik tutara göre hüküm kurulacak ise henüz ipotek üst limitine ulaşmadığından faiz talebinin kabulü gerekeceğini, oysa yerel mahkemece faiz talebininin reddedildiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) Dosya içeriği incelendiğinde; davalılar vekilinin taraflar arasında uzlaşma sağlandığına yönelik beyanda bulunmasının akabinde davacı banka vekiline gönderilen muhtıraya cevap olarak alacağın temlik vaadi sözleşmesine konu edildiği aynı zamanda uzlaşma kapsamında borcun belirli vadelerle ödemesinin kararlaştırıldığının bildirildiği görülmüştür. <br>2-) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 üncü maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez” düzenlemesi yer almıştır. <br>Buna göre, alacaklının alacağını 3. kişiye devredebileceği düzenlenmiştir. Temlik, borç doğuran bir akit değil, alacağı başkasına geçiren mücerret hukuki bir tasarruftur. Bu işlem ile temellük eden alacaklının halefi olmaktadır. Dolayısıyla, temlik eden kişinin temlik ettiği bedel üzerinde tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. <br>3-) Bu kapsamda somut olayda alacağın 3. bir şahsa temlik edildiğine dair sunulan sözleşmeye göre taraf teşkilinin sağlanması ve protokol gereği öngörülen ödeme tarihleri itibariyle taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığı hususları da gözetilerek hasıl olacak netice dahilinde karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 355, 353-(1)/a-4 maddesi gereğince resen kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İlk derece mahkemesince verilen hükmün HMK’nın 355, 353/(1)-a-4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, kaldırma neden ve şekline göre davacı vekilinin istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58827585c7ea26d4","SID":"52a3d997a19780e9"}}