{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/2230 - 2025/2556<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/2230 <br>KARAR NO\t: 2025/2556<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/600 E.  -  2023/914 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/09/2023 tarih ve 2022/600 Esas - 2023/914 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı karşı davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, lojistik sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, davalı ile yapmış olduğu 1/8/2021 tarihli sözleşme ile davalıya ait emtianın Kazan/Ankara- Akkuyu/Mersin arasında taşınması işini üstlendiğini,  anılan sözleşme kapsamında davalı şirket adına cari hesap açılıp sunulan hizmet bedelleri karşılığında yapılan ödemelere hesap ekstrelerinde yer verildiğini, kendisine gönderilen faturalara itiraz etmeyen davalının müvekkiline cari hesap listesinde görülen bakiye 87.313,80-TL borcunun bulunduğunu, yapılan görüşmelere rağmen borcun ödenmemesi  üzerine, davalı hakkında Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün 2022/237 sayılı takibin başlatıldığını, davalının icra takibine ve tüm ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edip takibin durmasına neden olduğunu ileri sürerek takibe vaki itirazın iptaline ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacı şirket tarafından taşınan emtianın bir kısmının bu taşıma sırasında hasar gördüğünü, bir kısım emtianın ise zamanında  taşınmadığını, buna rağmen müvekkilinin sözleşmenin 11. maddesi kendisine bu yetkiyi vermesine rağmen sözleşmeyi feshetmediğini, bu sırada davacının ödemelerin ve mazot fiyat farkının müvekkiline ödenmediği iddiası ile ihtarname gönderildiğini, sözleşmenin sona erdirilmesinden sonra işin davacının nam ve hesabına üçüncü kişiye yaptırıldığını, üçüncü kişiye yapılan ödemelerin davacı şirkete fatura edilerek gönderildiğini, sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin feshi ve gecikmelerden dolayı işin üçüncü kişilere gördürülmesi halinde müvekkilinin, yapılacak her türlü masraf dahil, navlun bedeli ve sair zararların tazmini hakkına sahip olduğunu, yine aynı sözleşmenin 5. maddesinde müvekkilinin bir zarara uğraması halinde bu bedelin nakliyecinin alacağından resen kesileceğinin düzenlendiğini, davacı şirketin gerçek dışı bir cari hesap  oluşturarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin davacı nam ve hesabına üçüncü kişiye yaptırmış olduğu işin bedeline ilişkin yansıtma faturaları kesildikten sonra davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, müvekkilinin cari hesaba ve faturalara itiraz etmediği hususunun doğru olmadığını, müvekkiline gönderilen ihtarnameye verilen cevaptan bu itirazın yapıldığının açıkça anlaşılacağını, artan akaryakıt giderleri ile ilgili olarak sözleşme kapsamında  müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir hüküm bulunmadığını savunarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili karşı dava dilekçesinde, sözleşmenin davacı tarafından  haklı bir sebebe dayanmadan feshedildiğini, sözleşmenin feshi ile birlikte sözleşmenin  sonuna kadar olan tutarın istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşmeyi  haksız olarak feshetmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, edimin ifasında temerrüde düşen davacının gecikme cezasını ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin 8. maddesi uyarınca işin üçüncü kişiye yaptırılmasından dolayı  müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık şimdilik 25,00 TL ve yine sözleşmenin 11. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı nam ve hesabına işin üçüncü kişiye yaptırılmasından kaynaklanan cezai şart olarak 25,00 TL nin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde, sözleşmenin, emtianın bir kısmının taşıma sırasında hasar görmesi ve bir kısım emtianın zamanında taşınmaması ya da hiç taşınmaması nedeniyle müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini, kaldı ki sözleşmenin feshinden önce müvekkilinin bir kısım alacağının muaccel hale geldiğini, davalının cari hesaptan kaynaklanan 87.313,80-TL alacağa ilişkin faturalara itiraz etmediğini,  davalı-karşı davacının üçüncü kişi ile yapmış olduğu sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı-karşı davacının akaryakıt fiyatlarındaki anormal artışa rağmen uzlaşmaya yanaşmaması nedeniyle TBK 138. maddesi uyarınca  feshedildiğini, sözleşme uyarınca ödemelerin fatura tarihinden itibaren 90 gün içinde yapılması gerekirken davalının bu kurala uymadığını, bu nedenle borcun muaccel hale geldiğini ve davalının emtianın sözleşmeye uygun olarak taşınmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: \tMahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin nakliyeci tarafından temin edilecek araçlarla davalı ...'ın Kazan-Ankara adresinde bulunan fabrika sahasından ve belirlenen tedarik noktalarından teslim alınarak Akkuyu-Mersin adresine hasarsız ve eksiksiz olarak nakli ve bu işlerin ticari menfaatlerini ve itibarını koruyacak anlayış ve önlemlerle yapılmasına ilişkin olduğu, nakliyeci konumunda olan davacı-karşı davalı ...'in artan akaryakıt fiyatları nedeniyle sözleşmenin 11. maddesine riayet edemediği gerekçesi ile uyarlama talebinde bulunduğu, davacının değişen piyasa koşulları nedeniyle sözleşme hükümlerini değişen durumlara uyarlama hakkının bulunduğu, bu kapsamda davalı-karşı davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranmak suretiyle sözleşmenin feshine neden olduğu, davalı-karşı davacının nakliyecinin sözleşme hükümlerine aykırı davrandığının ortaya koyamadığı,  buna ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulamadığı, böylelikle sözleşmenin feshine davalı-karşı davacının sebebiyet verdiği,  davalı-karşı davacı reysan'ın başka bir şirketle yaptığı taşıma sözleşmesinden dolayı yaptığı ödemeyi rücu edemeyeceği gibi cezai şart da talep edemeyeceği, asıl dava yönünden davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... arasında sözleşmenin akdedildiği 01/08/2021 tarihinden sonra ülkemizde ve Dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ile girdi fiyatlarındaki beklenmeyen artışların akaryakıt sektöründe de yaşandığı, bu nedenle akaryakıt fiyatlarının arttığı, bu hususun sözleşmenin düzenlenmesi anında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ve borçludan kaynaklanmayan bir sebe olduğu, davacının sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması talebinin davalı tarafından kabul edilmemesi üzerine TBK.138. maddeden doğan hakkını kullanarak sözleşmeyi feshettiği ve takip tarihi itibariyle 77.720,37- TL alacağının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalının Kahramankazan İcra Müdürlüğünün 2022/237 esas sayılı takibe yönelik itirazının bu miktar üzerinden iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı- karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesinde TBK 138. maddesi hükmüne dayanılmaksızın fatura alacağının dava konusu yapıldığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporundaki  yüzeysel değerlendirmeye dayalı olarak sözleşme dönemi ve öncesinde, rutin olarak gerçekleşen akaryakıt fiyat artışları esas alınarak, bu hususta bir araştırma yapılmadan  davacının sonradan öne sürdüğü uyarlama esas alınarak karar verildiğini, 180 gün süre biçilen işe konu sözleşmenin henüz ikinci ayında, davacı tarafından fiyat artışı talebinde bulunulması, sözleşme kapsamında bu nedene dayalı olarak müvekkilinin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmaması ve sözleşmenin \"işin bedeli\" başlıklı 5. maddesinde  \"... nakliyeci hiçbir ad altında bu fiyatları arttıramaz\" ibaresi yer almasına rağmen müvekkili tarafından iyi niyetle %7'lik artış teklif edildiğini, davacının %14 artışta ısrar etmesi sebebiyle uyarlamanın gerçekleşmediğini, müvekkilinin uyarlanmanın gerçekleşmemesi yönünde kusuru bulunmadığını, kaldı ki davacının işi sözleşmede yer alan miktarlarla sınırlı olarak ifa etme yükümü altında olduğunu, tarafların tacir olup TBK 138. maddesinin somut olayda uygulama alanının bulunmadığını, sözleşmenin feshinden sonra davacı tarafından cari hesap ödemesine ilişkin talepte bulunulamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda  müvekkilinin takas ve mahsup hesabının yapılmadığını, pandemi döneminin sona ermesinden sonra düzenlenen sözleşmede olağanüstü bir durumdan söz etmenin mümkün olmadığını,   davacının cari hesap tablosu ve sözleşmenin feshinden sonra tamamen kötü niyetli olarak  vermediği hizmete ilişkin düzenlediği faturadan başka bir delilinin bulunmadığını,   davacı-karşı davalı ... tarafından iş bırakılarak sözleşme gereği gibi ifa edilmediğinden işin dava dışı üçüncü kişiye yaptırıldığını, bu şirkete yapılan ödemelerden kaynaklanan yansıtma faturaların  sözleşme uyarınca davacı-karşı davalı Şirkete iletildiğini, davacı Şirketin müvekkili ile akdettiği sözleşme ve TBK'da yer alan hükümler uyarınca   müvekkilinin zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, davacı şirketin cari hesabın gerçek durumu yansıtmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE: Dava, itirazın iptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında 1/8/2021 tarihli taşıma sözleşmesinin düzenlendiği, anılan sözleşme ile davacı-karşı davalının temin edeceği araçlar ile davalı-karşı davacıya ait  emtiayı Kazan-Ankara adresinde bulunan fabrika sahası ve belirlenecek tedarik noktalarından teslim alarak Akkuyu-Mersin adresine taşıma işini üstlendiği, sözleşmenin 5. maddesinde işin bedeli belirlenmiş olup maddenin son satırında yazılı mutabakat olmadıkça nakliyecinin hiç bir ad altında bu fiyatları artıramayacağının düzenlendiği, 6. maddesinde ödemelerin haftalık sevkiyatlara istinaden nakliyeci tarafından düzenlenecek faturaların düzenlenme tarihinden itibaren 90 günlük çekler ile ödeneceği,  8. maddesinde davalı-karşı davacının sözleşmeyi fesih koşulları 11. maddesinde nakliyecinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafından feshi sonrasında işin üçüncü kişiye gördürülmesi hususları düzenlenmiştir. Hal böyle iken mahkemece, davacı-karşı davalının TBK 138. maddesi kapsamında sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması yönündeki haklı isteğinin davalı-karşı davacı şirket tarafından kabul edilmemesinin haklı bir fesih nedeni olduğu ve takip tarihi itibariyle ödenmeyen 77.720,37-TL alacağının bulunduğu  gerekçesi ile  davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir. Hal böyle iken davacı-karşı davalı nakliyeci, 02/11/2021 tarihli ihbarname ile ödemelerin 90 günlük çek ile yapılması gerekirken 120 günlük çek ile yapılmasının sözleşmenin 6. maddesine aykırı olduğu ve yükselen döviz fiyatları ile kredi maliyetlerinin mazot fiyatlarının anormal düzeyde artmasına sebebiyet verdiği, buna bağlı olarak sözleşmenin uyarlanması isteğinin davalı-karşı davacı tarafından kabul edilmediği gerekçeleriyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş, 28/2/2022 tarihli ihtarname ile taşıma işinden kaynaklanan 87.313.00-TL alacağının ödenmesi isteğinde bulunmuştur.  Buna  karşılık davalı-karşı davacı,  nakliyecinin sözleşmeyi feshetmesinden sonra 15/11/2021 ile 24/12/2021 tarihleri arasındaki nakliye işinin üçüncü kişiye 94.450,00-TL karşılığında yaptırıldığı ve sözleşmenin 11. maddesi uyarınca bu taşıma ilişkin faturaların davacı-karşı davalı şirkete gönderildiği anlaşılmıştır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/02/2023 tarih, 2021/11-972 E. ve 2023/67 K. sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilecek olsalar da serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Bazen sözleşmenin kurulduğu sıradaki şartlar ilerleyen zamanlarda öyle değişir ki artık borçludan edimini ifa etmesini beklemek, sözleşme adaletine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Bu durumda, bir yanda her ne olursa olsun sözleşmeye sadık kalmayı gerektiren ahde vefa ilkesi yer alırken, diğer yanda ise değişen şartlar neticesinde taraf edimleri arasındaki denge unsurunun kaybolması söz konusudur. \t<br>\tYine aynı HGK kararında belirtildiği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin genel nitelikli bir hüküm bulunmamakla birlikte özel borç ilişkilerini düzenleyen bazı hükümlerinde “ahde vefa” ilkesinden ayrılarak sözleşmenin uyarlanması imkânı söz konusuyken, 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması \"aşırı ifa güçlüğü\" açısından yasal bir dayanağa kavuşmuştur. Bu madde 6098 sayılı Kanun'un Üçüncü Bölümü olan “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi Zamanaşımı” üst başlığı altında yer almaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi için bir takım şartların birlikte bulunması gerekmektedir. <br>\tBu kapsamda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması için öncelikle sözleşmenin kurulduğu andaki şartların önemli ölçüde değişmiş olması, bu değişen şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturması ve bu durumun oluşmasının da borçludan kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Bu olağanüstü durum sebebiyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguların borçlu aleyhine değişmesi ve bu değişimin dürüstlük kurallarına göre borçludan ifanın beklenememesi kadar esaslı bir değişim olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin uyarlanması için borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı güçlüğü hâlini saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Sözleşmenin  uyarlanması için gereken tüm bu şartların bir arada bulunması zorunludur. Başka bir deyişle 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinde belirtilen bu şartlardan bir tanesi dahi bulunmazsa sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmayacaktır.<br>\tSözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar, sözleşmenin kuruluşu safhasında mevcut olmayan ve o zamanki gerçeklerle bağdaşmayan, ancak sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkmış olan ve sözleşme bakımından belirli bir önemi haiz bulunan olaylardır. Değişen şartların öncelikle sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından önce var olan ancak taraflarca bilinmeyen veya yanlış tasavvur edilen şartlar sözleşmenin uyarlanmasına değil irade sakatlıklarına yol açar. Ayrıca sonradan ortaya çıkan olağanüstü durum toplumun tamamını yahut belirli bir kısmını etkilemiş olmalıdır. Sadece birkaç borçluyu etkileyen olaylar sözleşmenin uyarlanması için yeterli değildir.<br>\tSözleşmenin kurulmasında sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olması gerekir. Bu kapsamda öngörülemezlik, sözleşmenin uyarlanmasında en temel ve kilit noktayı oluşturmaktadır. Öngörülemezlik, genel olarak kişinin iş hayatının olağan akışında göz önüne almakla yükümlü olmadığı durumları ifade eder. Taraflar sözleşme ilişkisini kurarken, sözleşmenin kuruluşundan sonra ortaya çıkan durumları öngörebiliyorlarsa bu durumda sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmaz. Bu hâlde tarafların değişen şartlara ilişkin her türlü riski üstlenmiş olduğu kabul edilir ve sözleşme hükümleri değişen şartlarda da uygulama bulur. <br>\tDeğişen şartların öngörülemezliği tespit edilirken objektif bir değerlendirme yapılmalıdır. Başka bir deyişle objektif olarak öngörülmesi gereken bir durum tarafların basiretsizliği sebebiyle göz önüne alınmamışsa bu durumda öngörülemezlikten değil öngörülebilir bir durumdan bahsedilmelidir. Ayrıca öngörülemezliğin tespiti yapılırken yalnızca değişen şartların ortaya çıkma ihtimali göz önüne alınmamalı, değişen şartlar öngörülebilir olsa da bu durumun kapsamı, şekli ve sonuçları tahmin edilemez bir nitelik taşımalıdır. Başka bir deyişle taraflar sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartları öngörmüş olsalar da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezlik söz konusuysa bu hâlde diğer şartların varlığı hâlinde öngörülemeyen hususlar için uyarlama talep edilebilmelidir. Bu durumda öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekir.<br>\tSomut olayda, davacı-karşı davalı  tarafından sözleşmenin düzenlenmesinden yalnızca 2 ay 1 gün sonra  davacı özellikle yükselen döviz  fiyatları ve kredi maliyetlerini öne sürerek mazot fiyatlarının anormal derecede arttığını ileri sürerek uyarlama isteğinin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi koşullarının gerçekleştiğini ileri sürmüş ise de, sözleşmenin kurulmasından yalnızca iki ay sonra tarafların edimleri arasındaki dengeyi bozan olağanüstü bir halin varlığı ortaya konulamamıştır. Davacı-karşı davalının ileri sürdüğü ve mahkemece uyarlama nedeni olarak kabul edilen akaryakıt fiyatlarındaki artış tacir olan taraflarca önceden öngörülemeyecek nitelikte de bulunmadığından TBK 138. maddesinde  düzenlenen uyarlama koşullarının gerçekleştiğinden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemece davacının sözleşmenin uyarlanmasını talep etmekte haklı olduğuna ve davalının bu talebi kabul etmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshetmesinin haklı bulunduğuna dair kabulü yerinde değildir.<br>\tAncak davacı vekilince, davalının müvekkiline cari hesap borcu bulunduğu da ileri sürülmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök raporu ve ek raporunda  davacı-karşı davacı  tarafından kesilen faturalara ilişkin olarak davalı-karşı davacı tarafından düzenlenen çeklerin verildiği anlaşılmakla birlikte, davacı-karşı davalının sözleşmeyi feshettiğini  bildirdiği 02/11/2021 tarihi itibariyle bu çeklerin vadesinin gelip gelmediği ve buna bağlı olarak bu tarih itibariyle muaccel hale gelmiş bir alacağının mevcudiyeti hususunda bir değerlendirme yapılmamış, takip tarihi itibariyle davacı-karşı davalının 77.720,37-TL alacağının bulunduğuna ilişkin bilirkişi tespitinden hareketle bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde ödemenin ne şekilde gerçekleştirileceği ve 11. maddesinde de davacı-karşı davalının edimini yerine getirmemesi halinde nakliye işinin üçüncü bir kişiye gördürüleceği ve bundan kaynaklanan her türlü masrafın nakliyeci tarafından üstlenileceği hükümleri mevcuttur. Bu durumda tarafların defter ve faturaları üzerinde bilirkişi incelemesi  yaptırılarak davacı-karşı davalının sözleşmeyi fesih bildiriminde bulunduğu 02/11/2021 tarihi itibariyle davalı-karşı davacının muaccel hale gelen bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti ile öncelikle sözleşmenin feshinin haklılık durumunun açıklığa kavuşturulması ve  bu haklılık durumuna göre asıl ve birleşen davaya ilişkin bir hüküm kurulması gerekmektedir.  <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı-karşı davacı  vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davalı-karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/09/2023 gün ve 2022/600 Esas - 2023/914 sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.597,12-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı karşı davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\t8-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalı karşı davacı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nden alınan ... şubesine ait 19/10/2023 tarih, 3010TM11924 sayılı 160.000,00TL.  tutarlı teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE,  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br>239510Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"727d934339ba0b1f","SID":"071f99e28a7c21db"}}