{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1239 <br>KARAR NO\t: 2025/1781<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2023<br>NUMARASI: 2022/377 Esas - 2023/673 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 31/05/2022<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025<br>Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA : Davacılar vekili, davalı şirketin 28/04/2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000-TL’den 23.770.000-TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ve sermaye artırımının gerekçesinin ispatlanmadığını, yönetim kurulunca hazırlanan 06/04/2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, pandemi koşullarında e-ticaretin çok yaygınlaşması sonrasında davalı şirketin satış yaptığı eczane ve ecza depolarınca e-ticaret kanalıyla satışlar yapılması sonrası şirket için haksız rekabete sebebiyet verildiğini davacılarca fark edildiğini ve durumun diğer ortaklara aktarıldığını, onaylardan sonra ise Godogo ve akabinde ...isimli şirketler aracılığıyla e-ticarete girildiğini, İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2021/664 esas sayılı dosyasında kayyım ... tarafından sunulan raporda yer alan satışlardan 30 milyon kar edildiğinin tespitine göre şirketin var ise zararının davacılara isnat edilen fiilden kaynaklanmadığının aşikar olduğunu, bunun farkına varan diğer ortaklarca davacıların şirketteki paylarını azaltma maksatlı olarak huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısını gerçekleştirdiklerini ve sermayeyi yaklaşık üç katına çıkardıklarını,önceki sermayenin ödenip ödenmediğini, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığı gibi gerekçesinin ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, kararda belirtilen YMM raporunun incelettirilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirmediğini, ayrıca sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek, 28/04/2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitini, bu mümkün değilse alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, davacıların yönetim kuruluna sunulan 15/09/2021 tarihli dilekçeler ile yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerini, dava konusu alınan sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara genel kurul sonrasında rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların şirkete başvuruda bulunmadıklarını, bu nedenle diğer ortaklara yapılan teklifin diğer ortaklarca kabul edilerek sermaye payının diğer ortaklarca banka hesabına bloke edildiğini, davalı şirketin, davacıların kötü yönetimi nedeniyle zarar ettiğini, şirketin mevcut sermayesinin ödendiğini ve şirket içinden sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, TTK'nın 462. maddesinde iç kaynaklardan yapılan sermaye arttırımı sonucu, ortaklar iç kaynaklardan ortaya çıkacak sermaye paylarını, sermaye oranlarına göre bedelsiz olarak kendiliğinden iktisap ettikleri, TTK'nın 459 vd. maddeleri uyarınca ortakların artırılan sermaye paylarını ödemeyi taahhüt ettikleri bedelli sermaye artırımı yolu ile de esas sermaye artışına gitmeleri mümkün olup bu halde her ortağın rüçhan hakkını kullanmasının zorunlu olmadığını, olağanüstü genel kurulda alınan 3 nolu karar ile \"nakdi olarak sermaye artırımı yapılmasına, şirket sermayesinin 7.100.000-TL'den 23.770.000-TL'na çıkartılmasına ve şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinin aşağıda belirtilen biçimde tadil edilmesine, bu değişikliğin ticaret sicil gazetesinde ilanına, ... Deposu Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ...tarafından verilen 9470 kabul, ... ... vekili ...ve ...vekili ... tarafından verilen 9630 ret oylarına karşılık oy çokluğuyla karar verildi\" şeklinde karar verildiği; davacıların rüçhan haklarını kullanmadıkları; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, sermayenin artırılıp artırılmaması, kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdirinin genel kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılmasının keyfiyete bağlı olmadığı, davalı şirketin mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen mali verileri karşısında,  sermaye artırım kararının ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, dolayısıyla da alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, her ne kadar davacılar tarafından şirketin bilgi ve belgelerinin denetime sunulmadığı, sermaye artırımının kaynağının bu nedenle anlaşılamadığı ileri sürülmüş ise de,  davacıların 15/09/2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı,  mali inceleme bölümünde yedek akçe bulunduğu tespiti yapılamadığı gibi, yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, genel kurulun 1 ve 2 nolu kararlarında muhalefet şerhi bulunmadığı ve 3 nolu maddenin de esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili, TTK hükümleri uyarınca sermaye artırım kararının alınabilmesi için gerekli olan önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin kanıtlanmadığını, iç kaynaklardan sermayeye aktarılabilecek bir fon olup olmadığı kanıtlanamadığı, yönetim kurulu beyanı eksik olduğunu, şirketin diğer ortakları tarafından yönetim kurulu üyeliklerinden silah zoru ve fiziksel/psikolojik şiddet ile zorla istifa ettirildiklerini, şirket ortaklarının birbirine husumetli olup ceza davasının derdest olduğu, sermaye artırımı en son Nisan 2021'de gerçekleştiğini, 2.400.000-TL olan sermayenin Nisan 2021 de 7.100.000-TLye çıkartıldığını, müvekkillerinin istifasının geçersiz olduğu hususunda İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2022/459 esas sayılı dosyası da derdest olup istifanın geçersizliğinin kabulü halinde sermaye artırım kararını genel kurula sunan yönetim kurulu beyanı geçersiz olacağını, kararda şirketin mali verilerinin sermaye artırım kararını zorunlu kıldığı belirtildiği, ancak  yönetim kurulu olarak gözüken kişilerce hazırlanan beyanda bu husus kanıtlanamadığından ötürü genel kurul kararının iptali gerektiğini, sermaye artırım kararının alınabilmesi için önceki sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin, iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fonun mevcut olup olmadığının yönetim kurulu beyanında açıkça yer alması gerektiğini, önceki sermayenin tamamının ödenmesi ya da yedek akçenin mevcut olmamasının tek başına yeterli olmadığını, bilirkişi raporunun hem eksik hem de İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2021/664 E sayılı dosya kapsamında SMMM ... tarafından hazırlanan kayyım raporu ile çelişkiler içerdiğini, aynı döneme ilişkin bilirkişi raporunda   özkaynak -9.280.997,22-TL(eksi) iken kayyım raporunda -6.107.136,91-TL(eksi) hesaplandığını (Pasif-120.810.261,90-TL, 100.213.370,70-TL olduğu) kararın  kaldırılarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF KARARI VE SÜREÇ : Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2023/2310 Esas, 2024/1205 Karar sayılı ve 05/09/2024 tarihli ilam ile; \" Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Davaya konu  olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000-TL den 23.770.000-TL ye çıkarılmasına karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de, şirketin özvarlığı (-9.280.997,22-TL) hesaplandığı sermayesinin tamamını kaybettiği belirlenmiştir. Davacılar vekili kayyım raporunda \taynı döneme ilişkin olarak özvarlığın -6.107.136,91-TL hesaplandığını ileri sürmüş ise de, bu  rapora göre de sonuç değişmemektedir. -6.107.136,91-TL/7.100.000-TL olmakla; yedek akçe de bulunmadığı belirlendiğine göre sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği ve davacıların sermaye artırımı kararına muhalif kaldıkları anlaşılmaktadır.      6102 sayılı TTK'nın 376/1-2 maddesinde; \t''Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. ..Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.'' düzenlemesi yer almaktadır. Yazılı hüküm gereği davalı şirketin sermayenin 1/3'ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamıştır.<br>Öte yandan, Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı TTK'nın 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde \" sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp  kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), - sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmiştir. Buna göre kanunda öngörülen oranda sermaye kaybı halinde uygulanması gereken   kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, Tebliğ açık bir şekilde (10/b bendinde) 2/3 sermaye kaybı halinde şirketin doğrudan sermaye artırımı yapabileceğini öngörmektedir. Halbuki, bir önceki bölümde açıklandığı zere, öğretideki ağırlıklı görüş ve Yargıtay 11. HD’nin yerleşik kararları, TTK nın 376/2 (eTTK 324/2)’de tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan doğruya sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir. Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığı Tebliğinin 10/b maddesi hükmünün, TTK 376/2 hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği söylenebilir (Bkz. Turan, Gökçen: \"Ticaret Bakanlığı’nın TTK nın 376 Hükmünün Uygulama Esaslarına İlişkin Tebliğinin Üçte İki Sermaye Kaybı Halinde Doğrudan Sermaye Artırımı Yapılabilmesine İmkan Tanıyan Hükümleri Üzerine Düşünceler\", Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Yıl 2020, Cilt:6, Sayı:1, s.142-153.) 22/03/1996 tarihli ve 1993/5 E., 1996/1 K. sayılı İBB GK’nda açıklandığı üzere tebliğ hükümleri kanuna aykırı olduğundan uygulanamayacaktır.Yargıtay 11. HD'nin 2016/14027 esas, 2018/7315 karar numaralı ilamında \"davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. TTK’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.  Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Önce esas sermayeyi 1/3’e indirmeli sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca TTK’nın 376. maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır.\" denilmiştir.Yine Yargıtay 11. HD nin 2022/6150 esas, 2023/6213 karar sayılı ilamında da \" İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 31.12.2014 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin cüzi bir miktar ilave ile borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı TTK nın 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, sermaye artırım kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 nci gündem maddesiyle ile alınan sermaye arttırımı kararının iptaline\" ilişkin kararın onanmasına karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK yürürlüğünde olmakla birlikte somut olaya emsal olabilecek aynı  Dairenin 2005/4784  esas, 2006/5163 karar sayılı  ilamında \"TTK nın 324. maddesi mahkemece resen nazara alınacak amir hükümlerdendir. ... Mahkemece genel kurul gündemine getirilen sermaye tezyidi kararının yasa ve ana sözleşme ile iyiniyet kurallarına uygunluğunu denetler iken TTK  324. maddesine uygun olarak yönetim kurulunca düzenlenen ara bilançoyu istemesi ve  uzman bilirkişi raporu ile sermayenin 2/3 ünün kaybedilip edilmediğini yada borçların sermaye ile karşılanıp karşılanmadığını ve genel kurul kararının amir hükme aykırı olup olmadığını saptaması gerekmektedir. Somut olayda genel kurul huzuruna getirilen bir ara bilanço olmadığı halde 1/3 sermaye ile yetinilmesine karar verilmesi ve amir hükme aykırı olduğundan ortağın muhalefet şerhi yazdırmasına gerek olmadan dava açma hakkı bulunduğu\"na karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, şirketin sermayesinin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiğinin anlaşıldığı, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gözetilmeden alınan sermaye artırımının geçersiz olduğu halde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davanın kabulüne, ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına\"  karar verilmiştir.Bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2025 tarih ve 2024/5934 Esas - 2025/4434 Karar sayılı ilamında; \" TTK 376. maddesi \"(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.\" hükmünü havidir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirketin 2021 yılı sonu itibariyle 7.100.00,00 TL olan öz kaynaklarının  -9.280.997,22 TL'ye  düştüğü tespit edilmiştir. Bu  durumda davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş olup borca batıktır. Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda  davalı  şirketin sermaye artırılmasına dair kararının yasa, ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına\" karar verilmiştir. <br>DİRENME GEREKÇESİ: TTK'nın 376. maddesinin 1. ve 2. fıkraları\t''(1. fıkra) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. (2. fıkra) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.'' şeklinde düzenlenmiştir.Maddenin 1. fıkrasının gerekçesinde, son yıllık bilânçodan sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısının zararlar sonucu karşılıksız kaldığının, yani yitirilmiş bulunduğunun anlaşılması halinde, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağırmaya ve uygun gördüğü gerekli önlemleri kurula sunmak zorunda olduğu; bu önlemlerin, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi vs. olabileceği belirtilmiştir. 2. fıkranın gerekçesinde ise, on yıllık bilânçodan, zararlar sebebiyle sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının üçte ikisinin karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, yönetim kurulunun çağrısı üzerine genel kurulun iki karardan birini alabileceği, bunların (1) sermayenin üçte biri ile yetinme, yani sermayenin azaltılıp zararın bünye dışına atılması; (2) tamamlama olduğu; bu iki karardan birini almamışsa anonim şirketin sona ereceği, maddenin genel kurulu bu seçenekler arasında tercih yapmaya zorlamasının sebebinin, şirketin durumunu bir an önce açıklığa kavuşturmak düşüncesi olduğu; tamamlama ile, azaltılan sermaye kadar veya ondan fazla sermaye artırımı yapılması veya bilânço açıklarının paysahiplerinin tümünce (Tasarı m. 421 (1), b.1) veya bazı paysahipleri tarafından kapatılması ya da bazı alacaklıların alacaklarını silmesinin kastedildiği belirtilmiştir.Somut olayda, şirketin 7.100.000-TL olan sermayesinin 2/3'ünden fazlasını kaybettiği belirlenmiştir. Bu sebebe istinaden TTK 376 gereğince olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesinde, sermayenin 7.100.000-TL'den 23.770.000-TL'ye çıkarılması kararı alınmıştır. Şirket, kanunda kabul edilmiş yöntemler olan sermayenin 1/3'ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar almamış, sermayenin artırılması kararı almıştır. Yargıtay 11. HD'nin bozma ilamında, kanuna göre sermayesini tamamlamak zorunda olan davalı  şirketin, sermaye artırılmasına dair genel kurul kararının iptali sebebi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulünün doğru olmadığı belirtilmiştir. Buna göre söz konusu ilamda, kanundaki \"sermayenin tamamlanması\" ifadesinin, \"sermayenin artırılması\"na karşılık geldiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ancak Dairemizin ilk ilamında da belirtildiği üzere, TTK'nın 376/2. maddesinde sermaye artımı değil sermayenin tamamlanması müessesesi düzenlenmiştir. Zira bu husus hem sermayesini 1/2 oranında kaybetmiş şirketin alması gereken önlemler bahsine ilişkin 376. maddenin 1. fıkrasının gerekçesinde, hem de sermayesini 2/3 oranında kaybetmiş şirketin alması gereken kararlar bakımından açıkça ortaya konulmuştur. Buna göre 376/1 düzenlemesinin gerekçesinde şirketin sermaye artımı yapabileceği: 376/2 düzenlemesinin gerekçesinde ise alınması gereken iki karardan birinin sermayenin tamamlanması olduğu ve bunun yöntemlerinden birinin de azaltılan sermaye kadar veya ondan fazla sermaye artırımı yapılması olduğu ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi 376/2 hükmünde alınması gereken önlemler sınırlı sayıda olup ve bu iki önlemden biri alınmak zorundadır (Kırca, İsmail/Şehirali Çelik, Feyzan Hayal/Manavgat, Çağlar: Anonim Şirketler Hukuku, C. 1, Temel Kavram ve İlkeler, Kuruluş, Yönetim Kurulu, Ankara 2013, s.580 ). Eldeki dava bakımından bu önlemlerden sermayenin tamamlanması kararının, önce sermayenin azaltılması ve sonrasında da en az o tutarda veya daha fazla tutarda sermaye artırımı yapılmasına karşılık geldiği belirlenmiştir. Buna karşın TTK'nın 376. maddesine ilişkin Tebliğ'in \"Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul\" başlıklı 7. maddesinde, zararın, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisine eşit veya bu tutardan çok olması halinde, toplantıya çağrılan genel kurulun, (a) kanunun 473 ilâ 475 inci maddelerine göre sermaye azaltımı yapılmasına, (b) sermayenin tamamlanmasına ve (c) sermayenin artırılmasına karar verebileceği; \"Sermayenin tamamlanması\" başlıklı 9/1. maddesinin birinci cümlesinde sermayenin tamamlanmasının, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılması olduğu; \"Sermayenin artırılması\" başlıklı 10. maddesinde ise genel kurulun, (a bendi) sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi, (b bendi) sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 376. maddenin 2. fıkrasında kabul edilmemiş sermaye artırımı müessesesine, yani açığı kapatmadan doğrudan teknik anlamda bir sermaye artırımı yapılmasına Tebliğ'de yer verilmesi nedeniyle, Tebliğ'in bu hükmünün kanuna aykırı olduğu anlaşılmaktadır (Barut, Alperen:  Anonim Şirketlerde Eş Zamanlı Sermaye Azaltımı ve Artırımı Yapılması, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2025, s. 94; Durmuş, Aybüke Naz: Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı ve Borca Batıklık, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2020, s.115-123; Özkorkut, Korkut: \"6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” Hakkında Düşünceler, Prof. Dr. Sabih Arkan’a Armağan, 1. Baskı, İstanbul 2019, s.984).Nitekim Dairemizin ilk kararında da belirtildiği gibi, doktrindeki ağırlıklı görüş  [Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku II,  İstanbul 2019, Nr. 1346; Teoman, Ömer: Ticaret Hukukunun Güncel Sorunları II (Kayıtlı Sermaye Sistemini Kabul Eden Anonim Ortaklıklarda TTK. m. 324 Denetimi), Tüm Makalelerim, C.1-2, 2. Baskı, Ankara 2012, s.976; Paslı, Ali: Yargıtay Kararları Işığında Sermaye Artırımı, Yürürlüğünün 5. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumu (Tebliğler - Tartışmalar) 20 Ekim 2017, İstanbul 2018, s.75] ve Yargıtay 11. HD'nin yerleşik kararları (Yargıtay 11. HD'nin 2022/6150 E., 2023/6213 K. ve 2016/14027 E., 2018/7315 K. sayılı ilamları) da TTK'nın 376/2 (eTTK 324/2)’de tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan doğruya sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir. Sermayenin tamamlanmasının, artırılması kararından farklı olmasının sebebi, artırma kararının uygulanması durumunda hiçbir zaman özkaynakların esas sermaye düzeyine çıkarılmış olmayacağı ve bu durumda payın fiili değerinin nominal değerinin altında kalacak olmasıdır. Bu nedenle alacaklılar ve yeni pay sahipleri yanılgıya düşürebilecektir. Ayrıca öz kaynaklar ile alacaklıların asgari teminatını oluşturan esas sermaye denkliğinin sağlanması zorunlu olup, bu nedenle genel kurulun 2/3 oranında sermaye kaybı halinde mücerret esas sermayenin artırımına karar veremeyecektir (Türk, Ahmet: Anonim Ortaklıkta Sermaye Kaybı ve Hukuki Sonuçları, Ankara, 1999, s.159).Buna göre, sermayesinin 2/3'ünden fazlasını kaybetmiş şirket için TTK 376'daki işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gözetilmeden alınan sermaye artırımının geçersiz olduğu gözetilerek, Yargıtay bozma ilamının yasal düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varıldığından uyulmamış, direnme kararı verilerek davacılar vekilinin  istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.\t<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/377 Esas - 2023/673 Karar sayılı 11/10/2023 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kabulüne; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000-TL’ndan 23.770.000-TL’na çıkarılmasına ilişkin (3)nolu kararın iptaline,Dairemizin 2022/1564 Esas, 2022/1314 Karar sayılı ilamı ile kararın icrasının durdurulmasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının kararın kesinleşmesine kadar devamına, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının  kaldırılması talebinin reddine,\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;Alınması gereken 615,40-TL karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacılar tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ile davacılar tarafından yapılan 7.000-TL bilirkişi ücreti ve 508,25-TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.588,95‬-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılar lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,\"<br>Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacılara iadesine,Davacılar tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 270-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \tHMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi. 05/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53085980640e0f2c","SID":"71d55ef3ab7d9b03"}}