{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/2115 - 2025/2472<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/2115 <br>KARAR NO\t: 2025/2472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/377 E.  -  2023/320 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/09/2023 tarih ve 2022/377 E. - 2023/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilleri şirketin dünyanın önde gelen otomobil lastiği sektörünün öncü ve lider şirketlerinden biri olan .... şirketinin iştiraklerinden biri olduğunu, “...” markasının da, “...” şirketinin faaliyetlerine bağlı olarak, gerek otomobil lastikleri gerekse diğer yapı malzemeleri ve özellikle de yalıtım mamulleri üzerinde dünya çapında yoğun olarak kullanıldığını, pek çok ülkede olduğu gibi \"...\" markasını taşıyan çatı ve zemin kaplama-yalıtım malzemelerinin Ülkemizde de 1990'lı yılların başından beri etkin bir şekilde kullanıldığını, davalılardan ... tarafından 01 ve 02. sınıftaki mallar üzerinde tescil edilmek istenen 2020/58782 sayılı markaya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi itirazın reddine karar verdiğini, Kurum kararına yapılan itiraz üzerine, YİDK'nın 2022-M-8846 sayılı kararı ile itirazı kısmen kabul ettiğini, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğundan, SMK madde 6/1 uyarınca yapılan itirazın tümden kabul edilmesi gerekirken, YİDK'nın itirazın kısmen reddine ilişkin kararının hatalı olduğunu, her ne kadar markaların tescilli olduğu malların birebir aynı olmasa da itiraz sonucunda başvurunun kapsamında kalan malların müvekkillerinin “...” markalarının tescilli olduğu mallar ile benzerlik taşıdığını, yapı malzemeleri ve bu malzemelerde kullanılan maddeler olarak benzer alıcı kitlelerinin benzer ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan mallar olduğunu ve daha da önemlisi benzer dağıtım kanallarından tüketicilerine ulaştırıldıklarını, müvekkillerinin markasının tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda, SMK md. 6/5 gereği itiraza konu başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin reddedilmesi gerekeceğini, itiraza konu marka başvurusunun kötüniyetle yapılmış olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-8846 sayılı kararının iptaline, 2020/58782 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusunun 01 ve 02. sınıfta yer alan bir kısım malları kapsadığını, idari aşamada yapılan incelemede, başvuru ile davacı tarafa ait marka arasında belli düzeyde benzerlik olmasının yanı sıra, başvuru kapsamında yer alan 2. sınıfa dahil mallar ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında yer alan 17. ve 19. sınıfa dahil mallar arasında düşük derecede de olsa benzerlik bulunduğunun tespit edildiğini, bu tespite istinaden davacının itirazının kısmen kabulüne karar verildiğini, iptali talep edilen ve başvuru kapsamında kalan mallar yönünden markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, başvuru kapsamında kalan emtia ile davacı markalarının kapsamında yer alan emtianın tamamen farklı olduğunu, mal benzerliği koşulunun gerçekleşmediğini, davacı tarafın, markasının tanınmış olduğunu, bu nedenle de davalı marka başvurusunun tescil edilmemesi gerektiğini iddia ettiğini, tanınmışlığı iddia edilen dava konusu markanın, başvurunun tescil kapsamında kalan emtianın niteliği göz önüne alındığında söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının, kötüniyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı şahıs vekili, davacı firmanın bir taşıt lastik firması olduğunu, Türkiye'de ''...'' markası adı altında bir satış ve pazarlama faaliyeti olmadığını, davacı firmanın, markaların sahibi olup sadece lisans veren konumunda olduğunu, müvekkilin müracaatta bulunduğu eşya gruplarının, davacı tarafın Türkiye'de tescil sahibi bulunduğu eşya gruplarıyla örtüşmediğini,  ''...'' markasının, davacı ... firması tarafından iddia edildiği gibi tanınmış olmadığını, marka siciline bakıldığında T/02859 no ile 20.10.2010 tarihinde tanınmış marka olarak tescili için müracaat edildiğini, ancak müracaatlarının reddedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu markanın kapsamında bulunan 01. ve 02. sınıfta yer alan malların, davacı yanın markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olmadığı, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından sağlanmadığı, davaya konu markanın ve davacı yan markalarının kelime unsuru içerdiği, bu hali ile kelime markaları olduğu, taraf markalarında ortak kelime unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu, her iki taraf markasının da İngilizce olduğu, Türkçe anlamının “ateştaşı, yanmaztaş, çakmak taşı, fırın taşı, yüksek ısıya dayanıklı taş türü” vb. şeklinde olduğu, fonetik açıdan her iki taraf markasının da aynı okunacağı “...” şeklinde okunmalarının muhtemel olduğu, bu hali ile anlamsal ve sesçil açısından markaların aynı olduğu, görsel olarak ise, her iki taraf markalarının beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, farklı yazı karakteri ile tek satıra gelecek şekilde “...” ibaresini içerdiği, taraf markalarını görsel olarak birbirlerinden ayırmaya yetecek başkaca bir unsurun bulunmadığı, bu hali ile markalar, anlamsal, sesçil, görsel bakış açıları ile bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında, aynı ibarelerden oluştuğu, kelime markaları olduğu, markalarda başkaca bir unsurun bulunmadığı dikkate alındığında, her iki taraf markası açısından da esas unsurun ve vurgunun ortak “...” ibaresi olduğu, taraf markalarında karıştırılmayı bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik katan başkaca bir ibare veya unsur olmadığı, bu hali ile de taraf markalarında yer alan işaretlerin ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, davacı yanın dosyaya, markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, yeterli delil sunmadığı,  davacı lehine, itirazına dayanak 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, davacının, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötüniyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şahsın, davaya konu markası ile birlikte toplam 127 marka başvurusunda bulunmuş olduğu, başvuruya konu edilen sınıfların genel olarak benzer olduğu, bir kısmının tescil edildiği, tescile konu edilen bir kısım markanın önceki marka sahibi itirazı ile reddedildiği, diğer taraftan davalı yanın ticari faaliyette bulunduğuna dair bir bilgiye rastlanmadığı, tescile konu edilen bir kısım markanın ilgili sektörde bilinen ibareler olduğu, örneğin “..., ...” ibarelerinin bu şekilde olduğu, davaya konu marka ile birlikte 2020/58783 başvuru numarası üzerinden “...” ibaresi için de başvuruda bulunulmuş olduğu, her iki otomobil lastik üreticisine ait markanın birlikte tescile konu edilmesinin marka yedeklemesi olarak kabul edilebileceği, bu hali ile davalının kötüniyetli bir başvuruda bulunmuş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-8846 sayılı kararının tüm emtia yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm emtia yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tanınmışlık iddiasının haksız olduğunu, davaya konu tüm evrak ve dökümanlar incelendiğinde Türkiye'de ''...'' markasının kullanımının olmadığını,  bilirkişi tarafından eşya grupları arasında bir benzerlik olmadığının açıkça tespit edildiğini, kötü niyet iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, başkası tarafından tescil edildikten sonra 12 yıl boşta kalan markayı tescil ettirmenin kötüniyet olarak gösterilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut olayda davalının kötüniyetli kabul edilmesinin çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markanın aynı olmadığını, dava konusu marka başvurusu kötüniyet açısından irdelendiğinde, markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanıt sunulmadığını, kötüniyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisinin mevcut olmadığını, markaların benzer olduğu yönündeki iddianın, tek başına başvurunun kötüniyeti göstermeyeceğini, müvekkilinin kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her iki taraf markalarının beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, farklı yazı karakteri ile tek satıra gelecek şekilde “...” ibaresini içerdiği, taraf markalarını görsel olarak birbirlerinden ayırmaya yetecek başkaca bir unsurun bulunmadığı, bu hali ile markaların aynı ibarelerden oluştuğu, taraf markalarında yer alan işaretlerin ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği,  marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle yapıldığının her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Daire uygulamalarında daha ziyade markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötüniyet sebepleri olarak görüldüğü, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/04/2013 Tarih; 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar ve 26/01/2021 Tarih), davalı şahsın, davaya konu markası ile birlikte toplam 127 marka başvurusunda bulunduğu, davalı yanın ticari faaliyette bulunduğuna dair bir bilgiye rastlanmadığı, tescile konu edilen bir kısım markanın ilgili sektörde bilinen ibareler olduğu, hayatın olağan akışına göre, yüzlerce seçenek özgürlüğü olan başvuru sahibi tarafından, davacının markasının seçilmesinin tesadüfi olamayacağı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şahıs ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı şahıstan ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a988bfc4ed103715","SID":"32df6e21f5604fae"}}