{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/554 <br>KARAR NO\t: 2025/1484<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI\t: 2021/595 Esas -  2022/43 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Mobilya Mimarlık San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye ait internet sitesinden seçtiği bir köşe koltuk takımını 30/03/2020 vade tarihli ve ... no'lu e-fatura ile 29.500,00 TL bedel karşılığında satın aldığı ancak müvekkilinin internet sitesinden seçtiği ve sipariş ettiği köşe koltuk takımı ile müvekkiline gönderilen köşe koltuk takımının birbirinden tamamen farklı olduğunu, satıcının müvekkiline internet sitesinden seçtiği ve sipariş ettiği köşe koltuk takımı yerine internet sitesindeki görsellere ve ürün kataloğundaki örnek deri numunelerine uymayan farklı şekil, kumaş, kalite ve desendeki bir köşe koltuk takımını gönderdiğini, müvekkili davalı şirkete satın alınan malın iadesi ve bedelinin tarafına ödenmesi için başvurduğu ancak olumlu bir sonuç alamadığını, Türk Borçlar Kanunun 219. maddesinde, satıcının ayıptan sorumluluğu; \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir suretle bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur.\" şeklinde düzenlendiğini, müvekkili satın aldığı köşe koltuk takımını güvenli bir yerde hiç kullanmadan muhafaza ettiğini, sözü edilen köşe koltuk takımının iadeye hazır durumda olduğunu, ayıplı olduğundan kullanılmadığını, alınan maldan umulan fayda elde edilemediğini, yüksek bedelli alınan mobilyanın ayıplı çıkması neticesinde müvekkilin ticari hayata karşı olan güvenini de azaldığını, müvekkilinin yukarıda izah olunan nedenler sebebiyle TBK227/1 ve TKHK 11/1-a gereğince satılanı geri vererek sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediğini, tüketicinin dönme hakkını kullanmasıyla birlikte taraflar arasındaki satış sözleşmesinin bir tasfiye ilişkisine dönüşeceğini, ancak bu ilişkiye dair ayrıntılar 6502 sayılı kanunda düzenlenmediği, buna karşılık, THKH'nın 83/1 hükmü, \"Bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.\" şeklinde olduğunu, dolayısıyla TBK m.229 uygulama alanı olacağını, bu hüküm gereğince müvekkili seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullanarak satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesini, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerinin ödenmesini ve ayıplı mal nedeniyle doğan zararlarının giderilmesini talep ettiğini, ayrıca TKHK 73/A maddesi gereğince \"Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır\"  somut olayda, dava değerinin 29.500,00 TL olması itibariyle tüketici mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlığın söz konusu olduğunu,  arabuluculuğa başvurulduğunu ancak tarafların anlaşamadığını, tüm bu nedenlerle ayıplı köşe koltuk takımının satıcıya iadesini, malın bedelinin ödendiği tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının maddi ve hukuki temelden yoksun olup reddinin gerektiğini, dava konusu köşe koltuk takımının 27.03.2020 tarihinde kusursuz ve eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, her ne kadar davacı yan ürünün ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de sunulan teslim tutanağından görüleceği üzere sipariş edilen ürünlerin, davacı şirket yetkilisi tarafından 27.03.2020 tarihinde eksiksiz ve kusursuz olarak teslim alındığını, dolayısı ile davacının teslim tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra ortaya atmış olduğu köşe takımının ayıplı olduğu iddialarının maddi ve yasal dayanağı bulunmadığından, bu iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, davacı yan eksiksiz ve kusursuz şekilde teslim edilen köşe takımının ayıplı/seçilenden farklı olduğuna dair tek bir delil sunmadığı, ürünlerin tesliminden 3 (üç) gün sonra 30.03.2020 tarihinde köşe takımının bedelinin tamamımın ödenmiş olması da, siparişe konu ürünlerin  davacının/mimarlarının seçimi doğrultusunda üretildiğinin/teslim edildiğinin göstergesi niteliğinde olduğunu, davacı tarafın yasaya uygun şekilde ihbar ve gözden geçirme külfetini yerine getirmediğini, satıcının ayıptan sorumluluğu ve alıcının hakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun  219 ve devamı hükümleri ile düzenlendiğini, alıcının ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden faydalanabilmesi için kanunen kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmesinin gerekli olduğunu, bunların gözden geçirme ve bildirim külfeti olarak adlandırıldığını, gözden geçirme doktrinde kullanılan diğer isimleriyle muayene veya kontrol külfeti Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde düzenlendiğini, ilgili hükme göre;  \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek zorundadır.\" madde hükmünde de görüldüğü üzere TBK kapsamında kalan işler bakımından gözden geçirme külfetinin yerine getirilmesi bakımından açık bir süre belirlenmeyip imkan bulur bulmaz ifadesine yer verildiği, bu süre somut olayın durumuna göre ve dürüstlük kuralı çerçevesinde tespit edileceği, TBK kapsamında kalan satış sözleşmelerinde hal böyle iken, tarafları tacir olan ve ticari iş olarak nitelendirilen satış sözleşmelerinde durumun farklılaştığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesine göre \"Tacirler arasındaki satışlarda satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün değilse, teslim tarihinden itibaren sekiz gün içerisinde satılanın incelenmesi ve ayıplı olduğunun tespiti halinde ihbarda bulunulması zorunludur.\" hükmünün mevcut olduğunu, görüldüğü üzere TBK'nın aksine TTK hükmünde muayene süresinin kesin olarak belirtildiği, belirtilen bu süreler içerisinde durumu ihbar etmeyen alıcının, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamayacağı ve malı o haliyle kabul etmiş sayılacağını, Türk Ticaret Kanunu'nun madde 18/3'e göre  “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” şeklinde düzenlendiğini, dolayısıyla ayıbın bildirilmesiyle birlikte dönme hakkını/bedel iadesi talebini içeren bir bildirim, TTK 18/3'te sayılan ispat şekillerinden şekillerden birisi ile yapılması gerektiği, ayıp ihbarının yapıldığının ispat yükünün davacı alıcı üzerinde olduğu, tacirler arasında ayıplı maldan kaynaklanan ihtilaflarda ayıbın niteliği, ihbar süreleri, seçimlik haklar konusunda TBK ve TTK hükümlerinin birlikte değerlendirmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" açılan davanın ticari satımdan kaynaklanan alacak davası olduğu,  burada üzerinde durulması gereken ilk konunun iki tarafı da tacir olan davaya konu satım sözleşmesine hangi kanunun uygulanacağı olduğu, hem davacı hem de davalının ticari şirket olmakla tüzel kişi tacir oldukları dolayısıyla  yapılan satışın da ticari bir satış olduğu bu durumda davaya konu satış akdinden doğan ihtilaflara 6502 sayılı kanunun uygulanamayacağı, bu noktada somut olaya uygulanacak kanunun 6102 sayılı TTK ve 6098 sayılı TBK olacağı, davaya konu olan ve davacı tarafça  ayıplı olduğu iddia edilen emtianın  davalı tarafça davacının özel istekleri doğrultusunda üretilen proje-köşe koltuk olduğu, davalı tarafında sunulan teslim tesellüm tutanakları incelendiğinde davaya konu köşe koltuk takımının 27/03/2020 tarihinde davacının Erzurum ilindeki adresine teslim edildiği , teslim tesellüm tutanağına \"siparişe ilişkin ürünlerin kullanma kılavuzu ve garanti belgesi ile davacıya eksiksiz ve sorunsuz olarak teslim edildiğinin \" derc edildiği, akabinde  30/03/2020 tarihinde 29.500,00-TL tutarlı faturanın davalı tarafından tanzim edildiği, davacının fatura bedelini davalıya ödediği hususunda ihtilaf olmadığı,  hukukumuzdaki cari olan ayıp ve ihbarı ile ilgili mevzuat incelendiğinde  6102 sayılı TTK'nın 23. Maddesinde ticari satış ve mal değişimi hususunun düzenlendiği maddenin başında bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin  uygulanacağı, 1. Fıkranın c bendinde ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesinin gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu diğer durumlarda ise 6098 sayılı  Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağının vazedildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesi incelendiğinde ise alıcının devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağını, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün  uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği;  bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağının  vazedildiği,  bu düzenlemeler ışığında davacının dava dilekçesinde ayıp olarak nitelendirdiği örnek deri numunelerine uymayan, farklı şekil, kumaş, kalite ve desende ürünü  kendisine teslim ettiğini iddia ettiği, bu durumda teslim tesellüm tutanağında eksiksiz ,ayıpsız bir şekilde koltuk takımını 27/03/2020 tarihinde teslim aldığını kendi temsilcisi imzasıyla kabul eden davacının , yukarıda bahsetmiş olduğu gibi teslim edilen ürünün  örnek deri numunelerine uymayan, farklı şekil, kumaş , kalite ve desende olduğunu iddia ediyorsa bunun gizli olmayıp açık/aşikar  ayıp olmakla 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi delaletiyle ticari satış ve mal değişimi hususunun düzenlendiği maddenin başında bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin  uygulanacağı, 1. fıkranın c bendinde ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesinin gerekeceğinin vazedildiği,  6098 sayılı  Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağının vazedildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesi incelendiğinde ise alıcının devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağı, davacının iddiaları doğrultusunda davaya konu emtiadaki iddia edilen ayıbın nevisinin açık/aşikar ayıp olmakla davacının süresinde gerekli muayeneyi yapmadığı ve ihbarda da bulunmadığı, TTK 18/3 gereğince ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağının kanun tarafından belirlendiği ancak davacı tarafından isbat yükü üzerinde olmakla  süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun ispat olunamadığı, davaya konu emtianın 27/03/2020 tarihinde davacıya eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği , taraflar arasındaki arabuluculuk  sürecinin 15/01/2021 tarihinde başladığı ve anlaşamama olarak neticelendiği, huzurdaki davanın ise 03/09/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, süresinde ayıp ihbarı yapılmamakla  açılan davanın reddine , ...\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  satıcı davalı şirketin davacıya internet sitesinden seçtiği ve sipariş ettiği köşe koltuk takımı yerine internet sitesindeki görsellere ve ürün kataloğundaki örnek deri numunelerine uymayan farklı şekil, kumaş, kalite ve desendeki bir köşe koltuk takımı gönderdiğini, TBK'nın 219.maddesi ve Tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara uygulanan 6502 sayılı tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 8. maddesi uyarınca karar verilmesi gerektiğini, davacının satın aldığı köşe takımını güvenli bir yerde hiç kullanmadan muhafaza ettiğini, sözü edilen dava konusu köşe koltuk takımı iadeye hazır durumda olduğunu, satın alınan köşe koltuk takımı istenilen model kumaş ve kalitede olmadığından yani ayıplı mal durumunda olduğundan kullanılamadığını, alınan maldan umulan faydanın elde edilemediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle sözleşmeden dönme ve  bedelin iadesi  davasıdır.İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, cevap dilekçesinin süresinde sunulup sunulmadığı noktalarındadır.Davalı tarafça cevap dilekçesi süresi içinde sunulmuş olduğu görülerek, davacının bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı şirket,  30.03.2020 tarih ve ... nolu faturaya konu özel köşe koltuğunu 29.500,00 TL  bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, internet sitesindeki görselinden tamamen farklı bir takım gönderildiği, istenilen model, kumaş ve kalitede olmaması nedeniyle malın ayıplı olduğu, ürünün ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.Satılanın başka yerden gönderilmesi halinde TBK'nın 226/2. maddesi uyanırca alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Davacı, satıma konu koltuk takımını 27.03.2020 tarihinde, siparişini belirttiği adreste eksiksiz ve sorunsuz teslim aldığına ilişkin Teslim Formunu ve Teslim Tesellüm Belgesini imzalayarak teslim almış ve 30.03.2020 tarihli 29.500,00 TL ürün bedeline ilişkin faturayı ödemiştir. Satıma konu koltuk takımının davalıya 27.03.2020  tarihinde teslim edildiği ve bedelinin ödendiği ihtilaf konusu değildir. Davacı koltuk takımını güvenli bir yerde hiç kullanmadan muhafaza ettiğini beyan etmiştir. Davacının, koltuk takımının internet sitesindeki görselinden tamamen farklı olduğu, istenilen model, kumaş ve kalitede olmadığını beyan etmiş olması karşısında, koltuk takımındaki ayıbın açık olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf TTK'nın 23/1-c maddesindeki muayene külfetinin yerine getirilmemiş, ayıbı ürünün teslim tarihi olan 27.03.2020 tarihinde öğrenmesine rağmen derhal ayıp bildiriminde de bulunmamıştır. Davacı süresi içerisinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu halde TBK'nın 223/2. maddesi gereğince satılanı kabul etmiş olduğundan artık satın alınan koltuk takımı yönünden davalıya bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d74dee027fed359","SID":"5e0f23bb1dfea5b2"}}