{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1096 Esas<br>KARAR NO: 2025/1766<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/04/2022<br>NUMARASI: 2021/411 E. - 2022/44 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde \"Tanınmış Marka\" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin \"...\" ibaresini ticari ünvanında kullandığını, bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, davalı şirketin \"....com\" alan adı ile işletmesini tanıttığını, internet sitesinde ... ibaresinin logo olarak kullanıldığını, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının Müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davacı vekili 11/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki \"...\" ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini, talep etmiştir.Davalı adına Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebligat çıkartıldığı ve tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davaya cevap vermediği anlaşılmakla davanın reddini istediği kabul edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesi kararıyla; \"Somut olayda davacı, davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür. Ne var ki tescilli ticari unvanının varlığı dışında fiili kullanımları ispat edecek herhangi bir delili dosyaya sunmamıştır. Davacı vekili 06/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da keşif deliline dayanmadıklarını, incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep ettiklerini beyan etmiş ve bu beyanını imzası ile tevsik etmiştir. Tarafların talepleri ile bağlı olan mahkememizce mahallinde inceleme yapılmamış ve mevcut delil durumu itibarı ile yalnızca ticaret sicili kayıtlarına göre davacı markalarının asli ve ayırdedici unsuru olan \"...\" ibaresinin ticaret unvanında yer almasının, bu unvanın tescili tarihinden itibaren 13 yıllık bir süre geçmiş olması dolayısıyla, yukarıda anılı hak düşürücü süreye ilişkin ilkeler çerçevesinde davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraf, sunduğu istinaf dilekçesinde, sessiz kalma suretiyle hak kaybı şartlarının oluşmadığını belirterek, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihadına göre hak sahibinin tecavüze konu eylemden haberdar olma tarihi ve sonrasındaki işlemlerinin araştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki tek bir kuruluşu ilanıyla haberdar olmasını beklemenin hakkaniyete uygun olmadığını, davalının ticaret unvanını seçerken kötü niyetli davrandığını, müvekkilin ise hakkını kötüye kullanmadığını ve davalı şirketin varlığından ve kötü niyet içeren unvan tercihinden 2021 yılında haberdar olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin, müvekkili şirketin 1995 yılından beri ayakkabı ve terlik üretimi yapan, 1800 perakende noktasına satış ve 50'den fazla ülkeye ihracat yapan, 2003 yılından beri \"...\" ibaresini tescil ettirmiş, Madrid Protokolü ile yurt dışında da koruma altında olan ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde Tanınmış Marka olarak kayıtlı markasının markasal kullanımının araştırılmadığını öne sürerek, davalı şirketin müvekkili şirkete ait tescilli \"...\" markasını ticari unvanında ve mal/hizmetlerinde izinsiz kullanmasının 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine aykırı olduğunu, bunun marka hakkına açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ifade ettiğini, özellikle SMK'nın 7. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi ve 3. fıkrasının (e) bendinde işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin açıkça belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi'nin bu hükümleri dikkate almamasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, SMK'nın 29/1-(a) maddesi yerine (b) ve (c) maddelerine göre hüküm vermesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin Tanınmış Marka tescilinin ve haklarının dikkate alınmadığını ve eksik inceleme yapıldığını, Tanınmış Markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında dahi hukuki koruma altında olduğunu, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olmasının gerekmediğini, davalının eylemlerinin müvekkilin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, ticaret unvanının markasal etki yarattığını ve basiretli bir tacir olarak davalının marka araştırması yapması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere Tanınmış Markanın unsurlarının ticari unvanda kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu ve davanın açılmasına davalı şirketin sebebiyet verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeyle oluşturulduğunu, davalı şirketin ticari kayıtları, defterleri ve faturalarının incelenmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın eksikliğin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.   Davanın konusu, davalının davacının tescilli markasına yönelik tecavüzünün önlenmesi, men'i ve  ticaret unvanının terkini talebidir.TPMK kararı ile,“...” markasının ayak giysileri (terlikler) alanındaki tanınmışlığı dikkate alınarak itirazın kabulüne; \"...\" markasının tanınmış marka olarak tespitine oybirliği ile karar verilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.  04/03/2022 havale tarihli raporunda özetle; \"davacının Ticaret Ünvanının Tescilinin (14 Ekim 1994), davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (03/12/2008) daha önceki tarihli olduğu, Davacının “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin (96/001403 ...- başvuru tarihi 31/01/1996) davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (03/12/2008) daha önceki tarihli olduğu, Dolayısıyla, davacının gerek ticaret ünvanı tescili gerekse de marka tescili açısından, tarihsel önceliğinin olduğu, Davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, kaldı ki Davalıya ait “...” ibareli herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, Kullanımın, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Mimarlık ve Mühendislik alanında” tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, Mevcut duruma göre, davalı ünvan kullanımının davacının marka haklarına ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, belirtilen sebeplerle davalı şirketin unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, Davalı şirketin, ... sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten(2008) dava tarihine kadar(2021) geçen yaklaşık 13 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalmasına ilişkin durumun TMK m.2 kapsamında değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu\" belirtilmiştir.Dava; SMK'nın 149. maddesine dayalı olarak marka hakkına tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması, davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkini istemlerine yöneliktir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kendi markasını veya çok benzer başka markaları sicil kayıtlarından ve sicil gazetesinden düzenli olarak takip etmesi durumunda dahi tüm kayıtlardan eksiksiz şekilde haberdar olması ihtimalinin düşük olduğu,  davalı şirketin varlığından ve kötüniyet içeren unvan tercihinden davalı şirketin 2021 yılında haberdar olduğu, eylemin marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Kanuni dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi olan \"Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine\" göre bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK'nın 2.  maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği,  yerleşik hukuk uygulaması haline gelmiştir. <br>Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalının tescilli unvanında ''...'' ibaresinin yer aldığı ancak davacının tescilli ''...'' markasının ve ticaret ünvanının esas unsuru olan “...” sözcüğünü unvan kullanımının dışında ön plana çıkarıp  vurgulayarak markasal olarak kullandığına ilişkin bir delil yahut emarenin tespit edilemediği, davacı tarafça davalının, davacı markasına tecavüz ettiğinin ispatlanamadığı, ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediği anlaşılmıştır.Ticaret ünvan terkini talebi yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça davalının ticaret unvanının TTK ve SMK hükümlerine aykırı olarak tescil ettirildiği ileri sürülmüşse de; TTK 52. Madde de, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını, değiştirilmesi ve silinmesini talep edebileceğinin düzenlendiği, yine 6769 Sayılı SMK 7/3-e maddesinde, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde yasaklama yetkisi verdiği, tanınmış markaların genişletilmiş korumadan yararlanacağı kabul edilmekte ise de, bu koruma tüm sınıflarda mutlak surette olmayıp, her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği, davacının ayakkabı terlik emtiasında tanınmış olduğu, davalının ise  “Mimarlık ve Mühendislik alanında” faaliyet gösterdiği, bu durumda tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının  birbirinden farklı olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının ünvan terkini istemlerinin sübut bulmadığı anlaşılmakla, mahkemece unvan terkini koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının markasal kullanımı bulunmaması nedeniyle, sessiz kalma süresinin ticaret unvanı tescil tarihinden başlatılarak mahkemece sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkının yitirildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden,Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesine gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/04/2022 tarih, 2021/411 E. 2022/44 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında düzeltilmiş gerekçe ile hüküm kurulmasına,3- Davanın Reddine,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin ve ıslah ile alınan 59,30x2=118,60-TL'nin  mahsubu  ile 496,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapıla 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 245,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 737,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c86bf4d9e5cdb5f","SID":"0b6fec0f4ea37c00"}}