{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1450 <br>KARAR NO\t: 2025/1649<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/10/2025 D.iş<br>NUMARASI\t: 2025/167 E. - 2025/168 K.<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tedbir isteyen vekili tespit talep dilekçesinde özetle; Talep edene ait ... ... ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 12.12.2024 tarihinde tescil edildiğini, davalı ... Danışmanlık İletişim ve Satış Ticaret A.Ş. (...) tarafından işletilen e-ticaret platformunda, davacının tescilli markasını taşıyan ürünler yetkisiz satıcılar tarafından listelenmekte ve satışa sunulduğunu, davacının ... nezdinde yapmış olduğu ihtar ve bildirimlere rağmen ihlale konu satışların önlenmediğini, yalnızca sınırlı sayıda satıcının ürünlerini kaldırdığını, pek çoğunun ise satışlarına devam ettiğini tespit ettiğini, söz konusu ürünler, satıcılar tarafından bazen “...”, bazen “... ...”, bazen de “... ...” şeklinde eksik/yanıltıcı biçimlerde listelendiğini ancak ilgili ürün fotoğraflarında davacıya ait tescilli marka ibaresi açıkça görüldüğünü, markanın bire bir kullanıldığı sabit olduğunu, bu nedenle, satıcıların kullandığı varyasyonlar ihlali ortadan kaldırmadığını, davacının, davalı ...’a markasına tecavüz niteliğindeki satışların kaldırılması için başvurduğunu ancak davalının bu satışların engellenmesi için mahkeme kararı ibraz edilmesi gerektiğini bildirerek hareketsiz kaldığını, bu tutumun davalı yanın markaya tecavüzü önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğini açıkça gösterdiğini belirterek Davacının tescilli “... ... ...” markasını taşıyan ürünlerin, davalı ... platformunda yetkisiz satıcılarca satışa sunulmasının tedbiren derhal durdurulmasına, aynı markayı taşıyan ürünlerin ileride yeni satıcılar tarafından listelenmesinin de tedbiren engellenmesine, davacının yetkili satıcısı ... ... tarafından gerçekleştirilen satışların tedbir kapsamı dışında tutulmasına, HMK m.398/2 uyarınca, ihtiyati tedbir kararının üçüncü kişilere yöneltilebilmesine, satış ve dağıtım faaliyetlerinin durdurulmasına ve aykırılığın tespiti halinde günlük 20.000 TL para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 03/10/2025 tarihli D. İş sayılı yargılama sonunda; \"....Talep eden vekili  her ne kadar tescilli markalarının yetkisiz kişilerce karşı yana ait platformlarda yayınlandığını beyan etmiş ise de, talep eden vekilinin dilekçesinde her ne kadar bu marka üzerinde yetkili kişinin ... ... olduğunu beyan etmiş ise de, salt talep edenin bu yöndeki beyanına bakılarak yetkili satıcının tespitinin mümkün olmadığı  ve yine  talep edenin markasına benzer kullanımların 3. Kişilerce karşı yan platformlarında yayınlanmasının tek başına  karşı yanın sorumluluğu için yeterli olmadığı, bunun için karşı yanın  3. Kişiler ile yaptığı  anlaşma ve karşı yan ile 3. Kişiler arasındaki münasebetin ve karşı yanın 3. Kişilerin yetkili olup olmadığını bilip bilmediği yahut bu hususu bilmesi gerekip gerekmediğine ilişkin detay konularının  da ayrıca incelenmesi gerektiği, sunulu delillere göre marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün olmadığı gibi marka hakkına tecavüz kapsamında belirlenen ürünlerin varlığı halinde dahi bunun karşı yana sorumluluk için yeterli sebep bahşedip bahşetmediği hususunun yargılama gerektirdiği bu hali ihtiyati tedbir için koşulların oluşmadığı anlaşılmakla  anılı sebeple talebin reddine\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili adına tescilli “... ... ...” markasının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 12.12.2024 tarihinde tescil edildiğini, Davalı ...’un işlettiği e-ticaret platformunda, bu markayı taşıyan ürünlerin yetkisiz satıcılarca satışa sunulduğunu. ürünlerin aynı adla “... ... ...” olarak ve bazen \"...\" gibi kısaltma ve eksik ibarelerle listelenmekte olup ürün fotoğraflarında müvekkilinin tescilli markasının açıkça yer aldığını, Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik’in 12. Maddesi uyarınca ETAHS’nin açık bir yükümlülüğünün ihlali olduğunu, KEP bildirimi yaptıklarını, içeriğinde, ihlale konu ürünlerin bağlantı adresleri, tescil belgesi bilgileri ve marka ihlalinin dayanak gerekçeleri açıkça belirtildiğini, buna rağmen davalının, 48 saat içinde hukuka aykırı içerikleri yayından kaldırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, -Mahkeme kararında, ihtiyati tedbir talebinin “üçüncü kişilere yöneltilemeyeceği” gerekçesiyle reddine hükmedilmişse de, bu değerlendirmenin gerek mevzuat gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı bakımından isabetsiz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.01.2014 tarihli ve 2013/11-1138 E., 2014/16 K. Sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, “İnternet yer sağlayıcısı, markaya tecavüz oluşturan içerikten haberdar olduğu hâlde gerekli önlemleri almazsa, marka hakkına tecavüz fiiline iştirak etmiş sayılır ve bu nedenle sorumluluğu doğar.\"-üçüncü kişilere karşı doğrudan tedbir verilemeyeceği yönündeki tespiti usulî yönüyle bir değerlendirmeyi ifade etmekle birlikte, bu usulî tespitin ETAHS (Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcısı) sıfatına sahip bir platformun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, Rekabet Kurulu’nun 2021/32-389 E., 2021/39-557 K. sayılı geçici tedbir kararı gibi idari kararların, ...’un platform üzerinde algoritmik müdahale ve üçüncü taraf satıcı verilerine erişim kabiliyetine sahip olduğunu; dolayısıyla platformun, ihbar ve bildirimler karşısında pasif kalamayacağını ve teknik/idari imkânlar ölçüsünde müdahale etme yükümlülüğü bulunduğunu gösterdiğini, davalı ..., Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı sıfatıyla marka hakkı ihlaline konu satışlardan KEP bildirimiyle haberdar olmasına rağmen gerekli tedbirleri almadığını,-Mahkemenin, kararında “talep eden vekilinin dilekçesinde her ne kadar bu marka üzerinde yetkili kişinin ... ... olduğunu beyan ettiği, ancak salt talep edenin bu yöndeki beyanına bakılarak yetkili satıcının tespitinin mümkün olmadığı” gerekçesine yer verdiğini, bu değerlendirmenin, dosya kapsamı ve sunulan belgelerle çeliştiğini, müvekkilinin, ... ...’nin markaya ilişkin yetkili satıcı olduğunu gösteren yazılı yetki belgesini dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduğunu, -Somut olayda, müvekkilinin tescilli markasını taşıyan ürünlerin davalı ... platformunda yetkisiz satıcılarca satışa sunulduğu, KEP bildirimine rağmen bu satışların kaldırılmadığı, sunulan ekran görüntüleri ve ürün linkleriyle sabit olduğunu, bu verilerin, marka hakkına tecavüzün varlığı yönünde yaklaşık ispat düzeyinde güçlü delil teşkil ettiğini, markanın yetkisiz satıcılar tarafından satışı, markanın itibarı, ayırt ediciliği ve ekonomik değeri üzerinde doğrudan zarara yol açmakta, bu zararın ileride tespiti ve tazmini fiilen imkânsız hâle gelmekte olup tedbir şartları oluştuğunu, davalı ...’un ETAHS sıfatıyla ihlale dair haberdar olduğu halde gerekli müdahaleyi yapmadığı ve bu nedenle sorumluluğunun doğduğunu, istinaf merciinden, tedbir taleplerinin kabul edilerek anılan ihlalin derhal durdurulmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; talep eden'in iddia ettiği aykırılığın tespitine ilişkin talepleri ve bu aykırılığın tespiti alinde hükmedilmesi istenilen günlük 20.000-TL  bedelli ceza, doğası gereğince delil tespiti dosyasına konu edilemeyeceğini, müvekkili şirketin  yürürlükteki mevzuat uyarınca yer sağlayıcı ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, 5651 sayılı kanun'un 5/1 maddesinde “yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir\" hükmü; 6563 sayılı Kanun'un 9/1 maddesinde ise “Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir.\" hükmü bulunduğunu,  bu hükümler uyarınca Müvekkil Şirket yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı olarak usulüne uygun biçimde haberdar edilmediği müddetçe; Müvekkili Şirket'in internet sitesinde pazaryeri butiği işleten üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan fikri haklara tecavüze ilişkin hukuki ve/veya cezai sorumluluğu bulunmadığını,   Bir \"Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcısı\" olarak Müvekkili Şirketin, Yönetmelik'in 12. Maddesi ile belirlenmiş usule göre tarafına yapılacak olan fikri ve sınai hak ihlallerini, yine Yönetmelik'in ilgili maddesi uyarınca 48 saat içerisinde incelemek ve bildirim içerisinde iddia edildiği gibi fikri ve sınai hak ihlalinin varlığını tespit ederse yine aynı 48 saat içerisinde içeriği yayımdan kaldırmakla yükümlü olduğunu ancak somut olayda, Müvekkili Şirket'in yorum yapmaksızın işleme alacağı bir nitelikte olmadığını, karşı yan tarafından dosyaya sunulan ilan görüntülerinde de görülebileceği gibi ürünlerin markası yalnızca “...” olarak belirtilmişken, karşı yanın TÜRKPATENT nezdinde tescilli “... ... ...” isimli markası baz alınarak ihlal bildirimine konu ürünlerin satışa kapatılması işlemi gerçekleştirilemediğini, karşı yanın ihlal bildirimlerine verilen cevabi yanıtta karşı yandan kendi lehine “...” markasının 12.12.2024 tarihinde tescillediği “... ... ...” markasını ihlal ettiğine ilişkin emsal teşkil edecek kesinleşmiş bir mahkeme kararı talep edildiğini,  Yargılama faaliyeti sayılabilecek eylemlerde bulunmamak adına Müvekkil Şirket'in Talep Eden'in ihlal bildirimini işleme alabilmesi adına mahkeme kararı talep etmesinin hukuka ve yasaya uygun olduğunu, Müvekkili Şirket'in mevzuatla belirlenmiş sorumluluk alanı dışına çıkmasının önüne geçtiğini, aracı konumdaki Müvekkili Şirket'in, ilgili ibareler arasında hak ihlal niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirme gibi bir yetki ve sorumluluğu da bulunmadığını, “...” ifadesini barındıran hem ... hem de TÜRKPATENT nezdinde birden fazla marka tescili ve marka tescil başvurusunun bulunması da bu markanın ilk olarak kim tarafından kamuya mal edildiğinin anlaşılmasını zorlaştırdığını, mahkeme kararı olmaksızın karşı yanın \"... ... ...” isimli markasına istinaden ürünlerin Müvekkili Şirket tarafından satışa kapatılması; belki de Müvekkili Şirket'in hukuka uygun olarak ithal edilmiş “...” markalı ürünlerin satışını hukuka aykırı olarak durdurmasına sebebiyet verebileceğini, Talep Eden'in istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının markadan doğan haklarının ihlal edilip edilmediği, davalının yer sağlayıcı olarak markaya tecavüz fiilinden sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında vurgulandığı, 5651 sayılı Kanun m. 5/1'de, 6563 sayılı Kanun m. 9'daki hükümlerde belirtildiği üzere, yer sağlayıcının, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı, ancak bununla birlikte, kanunun m. 5/2'ye göre, yer sağlayıcıların, kanunun 8 ve 9. maddelerine göre haberdar edilmeleri üzerine hukuka aykırı içeriği yayımdan çıkarmakla yükümlü hale geldikleri görülmüştür.Dosya kapsamına göre, davacı, davalının, dava konusu olan markasını içeren ürünleri yetkisiz satıcının sattığı, davalının yer sağlayıcı olduğu ... internet sitesinde satışa sunulduğunu, internet sitesinde değişik sanal mağazalar üzerinde gerçekleştirilen satışlara dayalı olarak ihlal iddiasında bulunmuştur. Söz konusu  sitenin davalıya ait olduğu,  davalının  anılan  e - ticaret sitesinin sahibi olarak  internet yer ve hizmet sağlayıcısı konumunda olduğu, dava konusu marka hakkını ihlal oluşturan kullanımların bu sitedeki içerik sağlayıcı sanal mağaza sahiplerine ait olduğu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un  5/1-2 maddesindeki  \"Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.\" şeklindeki yasal düzenleme uyarınca içerikleri kontrol yükümlülüğünün bulunmadığı  ancak önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından makul sürede  web sitesinden çıkartılması yükümlülüğü bulunduğu, bunun için de önceden uyarılarak  içeriğin kaldırılmasını talep eden hak sahipleri tarafından,  kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerekir.  Somut olayda ise  davalıya ihlalleri kaldırması istemi ile belirtilen şekilde  bir uyarı yapılmış ise de, hukuka aykırı fiil durumunun ana davada tartışılması gereken hususlar olduğu,  tazminat sorumluluğununa ilişkin hükümlerin tedbire ilişkin hükümlerde uygulanabilmesi için yaklaşık ispat koşullarının da bulunması gerektiği buna göre davalının bu yönde kusurunun varlığı yaklaşık ispat edilemediğinden talebin reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/10/2025 tarih ve 2025/167 E., 2025/168 K. Sayılı D.iş kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  04/12/2025<br>\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f767b726718097d","SID":"750d8254bc06551c"}}