{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1376 <br>KARAR NO\t: 2025/1711<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/01/2023<br>NUMARASI\t: 2021/32 E. - 2023/8 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,Önlenmesi, Durdurulması<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin süper lig yayın haklarının sahibi olduğunu, buna ilişkin olarak belN esas unsurlu çok sayıda tescilli markası bulunduğunu, davalıların maç yayınlarından önce giydiği tişörtler ve eşofmanlarda ve saha kenarında yer alan reklam panolarındaki görsellerde ... ibareli logo kullandıklarını, ayrıca \"rejiye ve yönetmene müdahale istemiyoruz\" logosunu reklam panosunda yayınladıklarını ve bunun yer aldığı tişörtler giydiklerini, davalıların bu eyleminin davacının marka haklarına zarar verdiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin Karagümrük-Konya spor maçında uygulanan ses efektlerinde davalı kulübe küfreder nitelikte tezahüratı canlı yayında yayınlandığını, bu nedenle adil bir habercilikten söz edilemeyeceğini. ... ve diğer kullanımların bu eyleme karşılık yapılmış boykot mahiyetinde ifade özgürlüğünün yansıması olduğunu, ifade özgürlüğünün Anayasa ile güvence altına alındığını, eylemli hiçbir şekilde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2021/32 esas, 2023/8 karar sayılı, 17/01/2023 tarihli kararı ile; \"Davanın REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\"nin TFF Süper Lig ve 1. Lig yayın hakları sahibi olarak Türk futbolunun en büyük destekçisi konumunda olduğunu, müvekkile ait \"...\" esas unsurlu seri markaların mor, beyaz renk ve şekilde tescilli olduğunu, davalı \"... SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ\", \"... SPOR KULÜBÜ\" ve \"... FUTBOL A.Ş.\"nin aralarındaki yanlış anlaşılmayı gerekçe göstererek, müvekkilin markalarına çok benzer şekilde, aynı kompozisyon ve renklerde, \"ADİL OL, TARAFSIZ OL\" anlamına gelen \"...\" ibareli logoyu ve \"REJİYE VE YÖNETMENE MÜDAHALE İSTEMİYORUZ\" gibi sloganları tişört, eşofman ve ... panolarda mükerrer bir şekilde kullanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, buna karşın yerel mahkemenin tarafların ticari rakip olmadığı, eylemlerin tepki/eleştiri niteliğinde olduğu ve düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verdiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, özellikle davalıların milyonlarca taraftarı olan ticari tüzel kişilikler olmaları ve ... Futbol A.Ş.'nin tacir olarak tüm işlerinin ticari iş sayılması karinesi göz önüne alındığında, eylemlerin markasal ve ticari nitelik taşıdığını, bilirkişi raporunun çelişkili ifadelerle ihlali kabul etmesine rağmen ticari etki doğurmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, marka hakkının Anayasa ile korunan bir mülkiyet hakkı olduğunu, eylemlerin müvekkilin tanınmış markasının değerini düşürdüğünü, SMK m. 7/1 uyarınca karıştırma ihtimali bulunmasının ihlal için yeterli olduğunu, haksız rekabet açısından ise TTK m. 54 ve 55/1-(a) uyarınca başkalarının ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme yasağının ihlal edildiğini, ifade özgürlüğü kavramının haksız rekabet hukuku alanına doğrudan taşınamayacağını ve mülkiyet hakkını ihlal eden eylemleri mazur göstermediğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm istinaf gerekçelerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, kullanılan \"...\", \"TALEBİMİZ ADİL VE TARAFSIZ YAYINCILIK\" ve \"REJİYE VE YÖNETMENE MÜDAHALE İSTEMİYORUZ\" ibarelerinin kullanımının hiçbir ticari amaç gütmediğini, ticari fonksiyon görmemesi nedeniyle markasal kullanım teşkil etmediğini ve bu hususun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, bu nedenle marka tecavüzü iddiasının yerinde olmadığını, söz konusu ibarelerin ... Spor Kulübü Başkanı'nın boykot çağrısını takiben ifade özgürlüğü kapsamında, yayıncı kuruluştan adil ve tarafsız olması talebiyle protesto amacıyla kullanıldığını, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin anayasal bir hak olduğunu ve hukukun temel ilkeleriyle ters düşen iddiaların kabul edilemez olduğunu, ayrıca davacının tescilli markaları ile müvekkili şirketlerin kullandığı ibareler arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak marka tecavüzü yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, haksız rekabet iddialarına ilişkin olarak ise eylemin TTK anlamında haksız rekabet teşkil etmesi için iktisadi rekabeti etkileyecek ve ticari amaç taşıyan bir eylem olması gerektiğini, oysa bu kullanımın tamamen ifade özgürlüğünün yansıması olup haksız rekabet teşkil edemeyeceğini, tüketici boykotunun rekabet düzeninde olumlu sonuçlar doğurabileceğini, kullanılan ibarelerin gereksiz yere incitici nitelikte olmadığını ve teamülün kabul ettiği tolerans sınırını aşmadığını, hatta kullanılan ifadenin Türk Marka Hukukunda kabul edilen parodi istisnası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını ve yerel mahkeme kararının ve bilirkişi raporunun bu hususları doğruladığını, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacı şirketin, süper lig yayın haklarının sahibi olduğu ve ''...'' esas unsurlu tescilli markalarının bulunduğu, davalıların maç yayınlarından önce giydiği tişörtler, eşofmanlar ve saha kenarında yer alan reklam panolarındaki görsellerde ''...'' ibareli logo kullandıklarını, ayrıca \"rejiye ve yönetmene müdahale istemiyoruz\" logosunu reklam panosunda yayınladıklarını ve bunun yer aldığı tişörtler giydiklerini, davalıların bu eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını talep ettiği, davalıların ise davacı şirketin Karagümrük-Konya spor maçında uygulanan ses efektlerinde davalı kulübe küfreder nitelikte tezahüratı canlı yayında yayınlandığını, bu nedenle adil bir habercilikten söz edilemeyeceğini, ''...'' ve diğer kullanımların bu eyleme karşılık yapılmış boykot mahiyetinde ifade özgürlüğünün yansıması olduğunu, ifade özgürlüğünün Anayasa ile güvence altına alındığını, eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini belirterek davanın reddini savundukları görülmüştür.  Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiş olup marka hakkına tecavüz fiilinden söz edebilmek için dava konusu kullanımın ticari süreçte ve markasal kullanım niteliğinde olması gerekmektedir. Markanın asli fonksiyonunu yerine getirecek şekilde kullanımı literatürde “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 2014, s.380) Dava konusu kullanımlar incelendiğinde ise davalılarca kullanılan ibarelerin yer aldığı reklam panoları, futbolcuların giymiş olduğu tişörtler ve eşofmanlarda yer alan  \"rejiye ve yönetmene müdahale istemiyoruz\" , \"talebimiz adil ve tarafsız yayıncılık\",  \"...\"  \"Siz tarafsız ve adil olana kadar\"  şeklinde olup davacıya yöneltilmiş eleştiri kapsamında kullanıldığı, SMK'nın 29 ve 7. maddesinde yazılı şekilde bir eylemin mevcut olmadığı, davacı markası ile iktibas yahut iltibas teşkil eden bir mal ya da hizmet sunumunun bulunmadığı, davacı markasının sahibi ya da menşei hakkında yanıltıcı nitelikte bir bilgi paylaşımının bulunmadığı, dolayısıyla davalıların ticari etki yaratacak nitelikte markasal kullanımlarının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Böylece marka hakkına tecavüzün unsurları oluşmadığından bu yöndeki istemlerin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu kanaatine varılmıştır. Haksız rekabet iddiaları yönünden somut olaya bakıldığında ise haksız rekabet Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup TTK'nın 54/2 maddesinde;  \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır\" şeklindeki açıklama kapsamında haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. Somut olayda TTK'nın 55/1-a-1. maddesinde yer alan ''Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,'' şeklindeki düzenlemeye dayalı olarak istemde bulunulduğu görülmüştür. Bilindiği üzere  ifade özgürlüğü çerçevesinde vakıa, olay ve şahsi fikirler açıklanabilmektedir. Dolayısıyla prensip, gerçeklerin ve yorumların her zaman açıklanabileceğidir. Bir kişi ya da faaliyetleri ile ilgili yapılan olumsuz açıklama ya da beyanlar tek başına haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Kötüleme içeren açıklama ancak yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici ise haksız rekabet olarak nitelendirilebilecektir. ( N. Füsun Nomer Ertan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Haksız Rekabet Hukuku, sayfa 137-138) Somut olaya bakıldığında ise davalılarca kullanılan ibarelerin davacı tarafından yayını yapılan ve yayın sırasında davalı ... kulubüne küfürlü tezahürat eylemini sesli olarak yayına verilmesine ilişkin eyleme tepki niteliğinde kullanıldığı, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bir açıklamaya rastlanılmadığı, Anayasamızın 26. maddesi gereğince herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, şikayet ve eleştirinin ifade özgürlüğü hakkı kapsamında anayasal bir hak olduğu, davalıların eylemlerinin düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında bir protesto eyleminden ibaret olduğu, protesto eyleminin niteliği gereği, eleştirel olmasının gerektiği, ifade özgürlüğü kapsamında kullanılan ifadelerin kötüleme boyutuna ulaşmadığı, düşünceyi açıklama hakkının sınırları kapsamında kaldığı, böylece eylemin haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/01/2023 tarih ve 2021/32 E., 2023/8 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin  HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87661fe602cac65d","SID":"8bc37e4a75e36688"}}