{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1897 <br>KARAR NO: 2025/2093<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/06/2025<br>NUMARASI: 2024/739Esas   -    2025/640Karar<br>ASIL VE BİRLEŞEN (2024/1019 ESAS)<br>ASIL VE BİRLEŞEN (2024/1019 ESAS)<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Sorumluluk Davası)|<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ: 19/11/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/739 Esas  2025/640 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş., ... ile kısıtlı adayı ... tarafından %50 ortalıklık Payı ile ... tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilerek kurulduğunu, 19.03.2018 Tarihinde yapılan Genel Kurulda da oy birliği ile 3 yıl süre sle 16.12.2023 tarihine kadar ...'in Yönetim Kurulu Başkanlığı'na, davalı ...'ün de Yönetim Kurulu üyeliğine atarımasına ve her ikisine de münferiden temsil yetkisi verilmesine karar verildiğini, söz konusu kararın ...tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davalının şirketi tek başına temsile yetkili kılındığını, ancak gelinen son aşamada davalı, şirketi zarara uğratacak türlü eylemlere giriştiği gibi, şirkette kendisine tanınan hak ve yetkileri hukuka aykırı şekilde kullandığını ve davalı ...'ün asıl amacının, diğer şirket ortağı olan ...'dan para kaçırarak kendisine üstün menfaat sağladığını, bu uğurda, Almanya'daki asıl şirketin sahibi ve o dönemdeki eşi ...'ın nüfuzunu kullanarak Yönetim Kurulu Başkanı ...'den devamlı surette kendisine para gönderilmesini istediğini, söz konustu havale işlemleri, kendi talebi doğrultusunda kendisine verilen borç niteliğinde olup davalı tüm bunları iade etmekle yükümlü olduğunu belirterek davalı ...'ün Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile şimdilik 141,000 Euro kısmında takibin devamına ve borçlunun 9620 icra inkar tazminatı öderneye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; TTK m. 408/ ve 479/3-a uyarınca, anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerektiğini, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, müvekkilinin kurucusu olduğu şirket yönetiminden dışlanması, diğer ortak  ve yönetim kurulu başkanının haksız rekabet oluşturan eylemleri, müvekkile kar payı ödemesi yapılmaması, şirketin bilinçli olarak zarara uğratılması, ...'da bulunan şubesi ile ilgili yasa dışı eylemleri ile ilgili şirket yöneticileri hakkında soruşturma başlatılması vs. Şirket ortağına karşı güven kalmaması nedenleri ile şirketin feshi ve haksız rekabetin önlenmesi istemli davalar açıldığını, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddine, İİK m. 72 uyarınca, olmayan bir alacağın icra takibine konulmasında davacı taraf haksız ve kötüniyetli olduğundan % 20 oranında kötüniyet tazminatına, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen Mahkememizin 2024/1019 ESAS 2025/540 Karar sayılı dava dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş.'nin, ... ile ... tarafından %50 ortalıklık payı ile ...tarihinde Ticaret  Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilerek kurulduğunu, davalının, boşanmakta olduğu eşi ... nedeniyle şirkette görünür ortak olduğunu ancak esasen şirket işleyişi ile ilgili kendisinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu konuda Almanya'da vermiş olduğu yeminli ifadesinde de şirket ile hiç bir bağının olmadığını, şirketin asıl olarak ... ve kardeşi ...'ın olduğunu beyan ettiğini, davalının şirketle hiçbir bağı olmamasına rağmen şirketin ... Bankası hesabında bulunan mevduatı, 29.11.2023 tarihinde temsil yetkisini kötüye kullanarak hiçbir geçerli sebebi de olmaksızın kendi hesabına çektiğini, davalının eyleminin haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığından sebepsiz zenginleşmeyi ihtiva ettiğini, bu kapsamda Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının açıldığını, şirket merkezinin  kesin yetkili yer olduğundan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesini talep ettiklerini, bu kapsamda Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası açıldığını, davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve 08/10/2024 tarihinde haksız itirazın olduğunu belirterek davalı ...’ün Kayseri Genel İcra Dairesi ...E icra dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun %20 icra inkar tazminatı ödemeye hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından, şirketin yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda tek başına temsil yetkisi bulunan müvekkiline karşı açılan işbu dava ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/739 Esas sayılı davanın aynı sebepten kaynaklandığını, birisi hakkında verilecek hükmün diğerinin sonucunu etkileyecek olmasından dolayı, aralarında bağlantı olduğundan HMK m. 166 uyarınca önce açılan dava ile birleştirilmesine karar verilmesini, müvekkilinin kurucusu olduğu şirket yönetiminden dışlanması, diğer ortak ile dışarıdan atanan yönetim kurulu başkanının haksız rekabet oluşturan eylemleri, müvekkiline kar payı ödemesi yapılmaması, şirketin bilinçli olarak zarara uğratılması, ...'da bulunan şubesi ile ilgili yasa dışı eylemlerinden şirket yöneticileri hakkında soruşturma başlatılması vs. Şirket ortağına karşı güven kalmaması nedenleri ile şirketin feshi ve haksız rekabetin önlenmesi istemli davalar açıldığını, (Kayseri 1. Asliye Ticaret 2023 / 1167 ve 1166  - 2025/28 Esas sayılı dosyalar.) davacı vekillerinin haksız rekabetin tespiti davasında ... A.Ş. ve ... adına, şirketin haklı nedenle fesih davasında ... A.Ş. adına, taraflarınca açılan vesayet davalarında ... A.Ş. adına vekaletname sunup işbu davaları  takip ettiklerini, davacı vekillerinin haksız rekabetin tespiti davasında ... A.Ş'yi temsil edemeyeceklerini belirterek davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetli olduğundan %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;\"  Somut olayda, davacı şirket şirket ortağı ve münferiden yetkili davacının esas ve birleşen dosyada şirkete ait hesaplardan temsil yetkisini kötüye  kullanarak para aktardığını ve iadesi gerektiğinden bahisle iş bu davayı açtığını beyan etmiştir. Davacının dayanaklı dikkate alındığında davalının görev süresince şirket bünyesinde gerçekleştirmiş olduğu kusurlu ve usulsüz işlemler ile şirket üzerinden kişisel menfaatler elde ettiğini, bu şekilde müvekkilini zarara uğrattığını iddia etmiş olup davanın şirket yönetim kurulu üyesinin  ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevlerini ihmal ve kötüye kullanılmasından kaynaklı iş bu davanın sorumluluk davası olduğu sebepsiz zenginleşme davası olmadığı anlaşılmıştır.<br>- Dava şartına ilişkin meselenin değerlendirilmesi;<br>TTK'nun 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddeleri uyarınca anonim şirket yöneticisi olan davalı hakkında sorumluluk davası açılması veya eldeki açılan davaya muvafakat etmesi konusunda şirket genel kurul kararınını bulunması gerektiği, sorumluluk davası için  genel kararının özel dava şartı olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince diğer kanunlardaki özel dava şartlarının da dava şartı olduğu, aynı Kanunun 115 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince dava şartı mevcut olup olmadığının yargılamanın her aşamasında resen araştırılması gerektiği, dava açılırken dava şartının eksik olması nedeniyle davacı tarafa dava şartı eksikliğini tamamlaması için kesin süre verilmiş ancak kesin süre içerisinde davacı genel kurul kararı sunmadığı anlaşılmakla dava şartı eksikliğinin tamamlamadığından esas ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş....\" gerekçesiyle HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan 2024/739 esas ve birleşen 2024/1019 esas sayılı davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde asıl ve birleşen davayı istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın sorumluluk davası olarak nitelendirmesinde hata yapıldığını, dava dilekçesinde ve daha önceki beyan dilekçesinde defaatle belirttiği üzere, huzurdaki dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir itirazın iptali dosyası olduğunu, basit hali ile, hâkimin bir davada hangi hukuk kurallarının uygulanacağına karar verme yetkisine sahip olduğunu ifade ettiğini, bir başka ifade ile, taraflar hangi kanun maddesinin uygulanması gerektiğini belirtmese bile, hâkim davanın konusuna uygun olarak hangi kanun maddesinin uygulanacağını kendisi belirlemekle yükümlü olduğunu, hal böyle olunca, Sayın Mahkemenin davayı sorumluluk davası olarak nitelendirmesi hatalı olup ödünç sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olarak kabul ederek yargılamaya devam etmesi, bu kapsamda 03.03.2025 tarihli celsenin 3 no.lu ara kararından dönülmesine karar verilmesi gerekmekte iken hüküm aşamasına kadar dava türünün hatalı değerlendirilmiş olması kabul edilemez olduğunu, nitekim şirket hesabından ödünç sözleşmesi kapsamında davalı- şirket ortağı ...'e gönderilen “borç” kapsamında verilen paralar iade edilmemiş olduğundan sebepsiz zenginleşme kapsamında öncelikle Kayseri Genel İcra Dairesi... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, bu takibe davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğinden huzurdaki itirazın iptali davası açıldığını, dava, ödünç sözleşmesine dayanan likit bir alacaktan oluştuğunu, sorumluluk davasının konusunu likit alacak oluşturmadığından işbu davanın sorumluluk davası olarak nitelendirilebilmesi mümkün olmadığını, borç para verme ilişkilerinde ödünç sözleşmesi de karşılıksız olarak yapıldığını, bu nedenle eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olarak da nitelendirildiğini, şekil serbestisi ilkesinin geçerli olduğu ödünç sözleşmelerinde sözleşme sözlü olarak da yapılabildiğini, dolayısıyla somut uyuşmazlığa konu davalının iade etmekle yükümlü olduğu borç paraların kaynağının ödünç sözleşmesi olduğu açık ve net olduğunu, bu nedenle dosyaya, ödünç sözleşmesinden kaynaklı alacağın iadesi olarak, bir başka ifade ile, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tahkikat yapılması gerekmekte iken sorumluluk davası hükümlerinin uygulanmış olması, Yerel Mahkemece hukuki nitelendirmede hata yapıldığını göstermekte olup bu kapsamda, istinaf kanun yoluna başvurmakta olduğunu, kesin süre içerisinde dava şartı eksikliğinin giderilememesi nedeniyle davanın usulden reddi yönünde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğunu, kesin süreye ilişkin ara karar açık bir şekilde yazılmalı, ara kararda yapılacak işler belirtilmeli, verilen süre yapılması istenen iş için yeterli olmalı, yapılması emredilen işler yargılama için gerekli ve tarafça bizzat yapılabilir olmalı ve ara kararda kesin süreye uyulmamasının sonuçları açıklanması gerektiğini, somut uyuşmazlık yönünden şirket ortakları arasında husumet olduğu, yönetim kurulu toplantısının yapılamadığı, toplantı ve karar yeter sayısının sağlanamadığı bu nedenle Genel Kurul Çağrısı yapılmadığı dosya kapsamında açık ve net olduğunu, hal böyle olunca, hakim izni ile Genel Kurul Çağrı ve toplantısının yapılması gerekmekte olup Yerel Mahkemece bu şartların yerine getirilmesi için tarafımıza tanınan kesin süre yeterli olmadığını, dava konusu uyuşmazlık kapsamında, taraflar arasındaki husumet ve ilişki açıklandığı üzere, herhangi bir mahkeme kararı alınmaksızın Yönetim kurulu'nun biraraya gelerek genel kurul toplantı çağrısı yapması mümkün olamadığını, nitekim münferiden yetkiye sahip iki yönetim kurulu üyesinden biri davalı ... olduğu için, 2023 Kasım ayından beri devam eden süreç içerisinde şirketin işleyişi ne yazık ki durduğunu, bu kapsamda olağan bir yol izlenerek toplantı yapılması, genel kurul muvafakatinin alınabilmesi mümkün olamayacağından olağanüstü yol izlenerek ve dava açılarak muvafakatin sunulması lüzum geldiğini, bu süreç içerisinde de 3 aylık kesin sürenin yeterli olabilmesi mümkün olmadığını, izah edildiği üzere, Sayın Mahkemece verilen 3 aylık  süre, süreç içerisinde her türlü olağanüstü durumun yerine getirilmesi şart olduğundan yetmediğini, bir başka ifade ile, söz konusu eksiklik olağan bir toplantı çağrı yöntemi izlenerek kısa sürede giderilemeyecek olduğundan, aynı zamanda dava yoluyla giderilmesi talep edilmişse de talebin eksiklik içermesi nedeniyle yeniden yerine getirilmesi gerekmekte olduğundan süre yetmediğini,  kesin süre verilen ara kararda emredilen işin bizzat müvekkil tarafça yapılabilir olması mümkün olmadığından, kesin süre verilmesi mümkün olmadığını,  eksikliğin giderilmesi için, diğer şirket ortağı olan ... ile bağlantıya geçilmiş,  genel kurul çağrı izni davası açması gerektiği bildirildiğini, davalı ile ... müvekkil şirkette %50-50 hisse payına sahip olduğundan, davalı ile ... münferiden temsile yetkili YK üyeleri olduğundan tek bir kişinin talebi ile Genel Kurul'un toplantıya çağrılabilmesi mümkün olamadığını, buna ilişkin 16.12.2023 tarihli YK kararı mevcut olup Ticaret Sicilden tek imza nedeniyle  tescili kabul görmemiş, Genel kurul toplantı çağrı kararı alınamadığına ilişkin belgeler dosya içerisinde mevcut olduğunu, bu nedenle, açıklamalar ışığında, tek taraflı şekilde Genel Kurul çağrısı yapılamadığından, genel kurul çağrı izni verilmesi için dava açılması zorunluluğu bulunduğundan, davanın da şirket pay sahibi tarafından bizzat açılması gerektiğinden, müvekkil şirket yönünden dava açılabilmesi mümkün olmadığından, diğer şirket ortağının dava açıp sonuçlandırması beklenmek durumunda kalındığını, özetle , hâkimin kesin süre verirken dikkat etmesi gereken, yapılması emredilen işin kendisine kesin süre verilen “tarafça bizzat yerine getirilebilir” olması gerektiğini, kesin süre verilen tarafın, kendisinden yapması istenen işlemi yapması konusunda hukuken yetkisi olmalı veya tarafa bu konuda hukuken bir yükümlülük yüklenebilmesi gerektiğini, aksi halde verilen ara karar usulüne uygun olmayacağını, bu kaideye aykırı bir şekilde ara karar verildiğini ve taraf işlemin kendisinin sorumlu olduğu kısmını yaparsa ara kararın gereğini yerine getirmiş sayılması gerektiğini,  usul ekonomisi ilkesi gereği, davayı uzatma amacı gütmeyen, ek süre verilmesi talebimizin kabul görmeyerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,  sürecin yürütülmesi tamamen ve doğrudan tarafımıza da ait değildir. Nitekim müvekkil şirketin diğer ortağı tarafından yerine getirilmesi gereken işlemler  menfaat çatışması doğuracak olduğundan yerine getirilemeyecek durumda olduğunu, bu nedenle tarafın tasarruf yetkisi dışında kalan işlem ve usul sebepleri ile sürecin uzaması da söz konusu olmuş olup usul ve yasalar gereği, kötü niyetli, davayı uzatma amacı gütmeyen talebin kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken Yerel Mahkemece usulden ret kararı verilmiş olması isabetli olmadığını, üstelik dosyada görevli Başkanın izinli olduğu duruşma gününde, bir başka dosya içeriğini bilmeyen hakim/başkan tarafından hüküm kurulmuş olması da usule aykırı olduğunu, bu nedenle usulden ret yönünden kurulan hükme ilişkin istinaf incelemesinde kaldırma kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu,   kaldı ki birleşen dava yönünden henüz eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmemiş olup birleşen davanın da usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, ikame edilen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1019E. Sayılı dosyasının işbu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesine, bu dosya yönünden herhangi bir dava şartı eksikliği bildirilmediği gibi, mahkemece kesin süre de verilmediğini, söz konusu birleşen dava, müvekkil şirkete olan alacağından kaynaklı davalı ...'e karşı açılan itirazın iptali konulu davaya ilişkin de her ne kadar tarafınca dava konusu farklı olduğundan bu dosya ile birleştirilmesi kabul edilmemişse ve ayrıca genel kurul muvafakati sunulmasına da gerek olmadığı bildirilmişse de, sayın mahkemece bu itirazlara ilişkin herhangi bir ara karar kurulmadığı gibi, işbu dava yönünden de genel kurul muvafakatinin sunulmasına ilişkin herhangi bir ara karar kurulmadığını, dolayısıyla birleşen dava yönünden usulden ret kararı verilmesi isabetli olmadığını, son olarak genel kurul muvafakati alınması için Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/721e. sayısı ile açılan dosya derdest olduğunu, işbu davanın usulü eksikliği açısından önem arz ettiğinden, dava dışı, şirket ortağı ... tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/721E. Sayılı dosyası ile, genel kurul çağrı ve toplantısının yapılması için dava açıldığını, dosya üzerinden kesin karar verilecek olup dosya halen derdest durumda olduğunu, işbu dosyanın istinaf incelemesi tamamlayıncaya kadar muvafakata ilişkin dava şartı noksanlığı da giderilebilecek olduğundan istinaf incelemesinde bu durumun da dikkate alınmasını, dava şartı noksanlığı giderilmesi nedeniyle yargılamaya devam edilmesine dair karar alınmasını talep ettiğini, bahsi geçen dosya hükme bağlandığında ve genel kurul muvafakati alındığında işbu dosyaya ilgili belgelerin sunulacağını, izah edilen tüm sebepler doğrultusunda, Yerel Mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden dava şartı eksikliğinin giderilmesi için verilen kesin süre içerisinde eksikliğin giderilmediği gerekçeli ile davanın usulden reddine ilişkin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup yer verdiği ayrıntılı istinaf sebepleri doğrultusunda, istinaf incelemesinde talebi doğrultusunda KALDIRMA kararı verilerek yargılamaya devam edilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle, istinaf başvuru talebinin kabulü ile, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.06.2025 Gün ve 2024/739E.   2025/640 K. (birleşen dava ile birlikte) ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın esasına girilmesine, tahkikat sonuçlandığında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Birleşen davadaki karar kesin karar olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, birleşen dava dosyasında verilen kararın istinaf kanun yolunun açık tutulması maddi hata olduğunu, kesin karara karşı istinaf yolunu açmadığını,  Kayseri 1. ATM 2024/739 E. Sayılı davası ve bu dava ile birleşen Kayseri 1. ATM 2024/1019 E. Sayılı  davalar birbirinden bağımsız davalar olduğundan, istinaf sınırı birleşen her dava için ayrı ayrı belirlendiğini, birleşen Kayseri 1. ATM 2024/1019 E. Sayılı dava değeri 13.700,00.-TL olup 2025 yılı istinaf sınırı olan 40.000,00.-TL'nin altında kaldığından verilen karar, HMK m. 341 uyarınca, istinaf kanun yoluna kapalı kesin bir karar olduğunu, davacı tarafın birleşen dava dosyasında verilen karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurmaya hakkı olmadığını, davacı tarafından eksik harç yatırıldığını, davacı tarafından eksik harç yatırıldığını, asıl ve birleşen davalar birbirlerinden bağımsız olduğundan, her dava için ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvuru, karar harcı ve tebligat masrafı yatırması gerekirken davacı tarafından tek istinaf kanun yoluna başvuru, karar harcı ve tebligat masrafı yatırıldığını, ilk derece mahkemesinin hukuki  nitelendirmesi doğru olduğunu, davacı tarafın açılan davanın sebepsiz zenginleşme davası veya ödünç olduğu yönünde iddiası doğru olmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde, yönetici ortak olan  müvekkilin sözde hak ve yetkilerini kötüye kullanarak davacı şirketi zarara uğratan eylemlerde bulunduğu (şirket hesaplarından para çektiği) iddia edilerek, şirketin uğramış olduğu zararın müvekkilden tahsili talep edilmiş olduğundan, davaların  TTK 553. Maddesinde düzenlenen yönetim kurulu üyesinin anonim şirkete verdiği zararın tahsili için açılmış sorumluluk davası olduğunu, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/288 E. Sayılı dosyasında, bu davayla aynı iddialara dayanılarak müvekkil aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi  2024/288 E. 2024/322 K. Sayılı kararında, daha önce bu derdest davayla aynı iddialara ve TTK 553'e dayanılarak itirazın iptali davasının açıldığı kabul edilerek, davanın şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olan Kayseri'de görüleceğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafından da bu karar istinaf edilmeden kesinleştiğini, Kemer İcra Müdürlüğü'nden dosyanın Kayseri İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesi talep edildiğini, mahkeme tarafından verilen kesin süre usul ve yasaya uygun olduğunu, belirtilen yüksek mahkeme kararlarında anlaşılacağı üzere, şirket yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılması yönünden alınması gerekli olan genel kurul kararı da davayı açan şirket tarafından bizzat yerine getirilmesi gerektiği yönünde olduğunu, genel kurul da davacı anonim şirketin organlarından birisi olduğunu, davacı tarafın genel kurul  kararının  bizzat kendileri tarafından yerine  getirilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki açıklamaları doğru olmadığını, ilk derece mahkemesi, davacı tarafa genel kurul kararı alması için üç aydan fazla süre verdiğini, verilen süre makul ve yeterli  bir  süre olduğunu, şirkete zarar verici eylemlerde bulunan  dava dışı  şirket yönetim kurulu başkanı ... ile birlikte hareket eden dava dışı şirket ortağı ... tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/395 E. Sayılı dosyasıyla bu davaya ilişkin genel kurul kararı alınması için genel kurula çağrı davasını açıldığını, bu dava kesin olarak reddedildiğini, bunun üzerine davacı taraf yönetim kurulu başkanına genel kurula çağrı için yeniden ihtarname çekildiğinden bahisle genel kurula çağrı davası açılacağını açılan bu davanın 01.07.2025 tarihinden erken açılamayacağını belirterek yeniden ek süre istediğini, davacı tarafın  ek süre talebi, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket vekili aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ... ile diğer ortak ...'ın da vekili olduğunu, birbirlerine ihtarname göndermeleri kanuna karşı hile olduğunu, iyi niyetli olmadığını, genel kurulda müvekkilin  %50 pay sahibi olması nedeniyle karar alma imkanı bulunmadığını, mahkemenin kesin süreye ilişkin  usulüne uygun verilmiş ara kararından rücu ederek davacı tarafa yeniden ek süre vermesi mümkün olmadığını, kabul etmediğini, müvekkil lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu ilkenin sonucu yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil hakimin de bağlı olduğu ve dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin geçersiz olduğunu, bu hususa ilişkin çok yüksek mahkeme kararı olduğunu, halen şirket yönetim kurulu başkanı olan ve görev süresi sona eren dava dışı ..., şirketin dışarıdan atanmış pay sahibi olmayan yöneticisi olduğunu, diğer %50 pay sahibi olan dava dışı  ... ile birlikte hareket ettiğini, bahsedilen kişiler ... A.Ş. isimli şirketi kurduğunu, yurt dışından ... şubesinden gelen ve şirket kasasına giren yüklü miktarda parayı birlikte zimmetlerine geçirdiğini, davacı taraf  süresi geçmiş olan olağan genel kurulu da gerçekleştirmeyerek şirketin faaliyetlerin engelleyerek ve aynı adreste kurdukları ... A.Ş. İsimli şirket üzerinden ticari faaliyetleri sürdürdüğünü, genel kurulun yapılması halinde de ticaret sicil kayıtlarına göre %50 pay sahibi olmaları nedeniyle dava şartı olan izin kararının çıkarılması da mümkün olmadığını, davacı tarafın birleşen davası da bir sorumluluk davası olduğunu, birleşen davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğu yönündeki beyanları hukuka ve dosya kapsamına uygun olmadığını, davacı taraf her ne kadar birleşen dava yönünden kesin süre verilmediğini, bildirmişlerse de 12.11.2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinin ikinci sayfasında, \"Bu nedenle genel kurul kararı alınması beklenemeyeceği gibi, şirketin 2 ortaklı yapısından kaynaklı ... aleyhine dava açılması için genel kurul kararı alınabilmesi gerek hukuksal gerekse de mantıksal açıdan mümkün değildir.\" şeklinde açıklamalarda bulunarak söz konusu genel kurul kararını çıkartamayacaklarını açıkça ikrar ettiğini ve söz konusu verilen süre zarfında da herhangi bir karar alamadığını, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesindeki işbu açıklamaları ve asıl dava yönünden genel kurul kararı getirememiş olması göz önüne alındığında davacı tarafa birleşen dava yönünden kesin süre verilmesinde de hukuki yarar olmadığını, asıl dava yargılamasında verilen kesin süre, birleşen davayı da bağlayıcı olduğunu, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere birleşen dava, miktar yönünden istinaf sınırı altında kaldığından ve kesin nitelikte bir karar olduğundan davacının birleşen dava yönünden  istinaf sebeplerinin dikkate alınmaması gerektiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/721 E. sayılı dava dosyasının dikkate alınmaması gerektiğini,  ... tarafından açılan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/751 E. Sayılı  davanın karar tarihi olan 30.06.2025 tarihinden sonra açılmış olması nedeniyle dikkate alınmaması gerektiğini, davacı  vekilleri ... A.Ş.'yi temsil edemeyeceğini, davacı vekilleri haksız rekabetin tespiti davasında ... A.Ş. ve ... adına, şirketin haklı nedenle  fesih davasında ... A.Ş. adına, taraflarınca açılan vesayet davalarında ... A.Ş. Adına, müvekkil tarafından ... aleyhine açılmış olan sorumluluk davasında (Kayseri 1. ATM 2025/208 E. Sayılı dosyası) ... adına  vekaletname sunup işbu davaları  takip ettiğini, ayrıntılı olarak yapılan açıklamalardan ve düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket eden, TTK 553 ve devamı maddeleri uyarınca ... A.Ş.'ye karşı sorumluluğu olan,  yönetim kurulunu bilerek ve isteyerek  toplamayarak  ... A.Ş.'de organ boşluğu oluşturarak  ... A.Ş. şirketi aleyhine  hareket eden, şirkete zarar verici eylemlerde bulunan  ... ve haksız rekabet hükümlerine aykırı  kurulan davalı ... A.Ş. ile davacı ... A.Ş. arasında menfaat çatışması bulunmuş olmasına rağmen yukarıda adı geçen vekiller, Avukatlık Kanunu'nun 38/b. Maddesine ve TBB Meslek Kuralları'nın 36. maddesine aykırı hareket ettiğini, işbu sebeple davacı şirketin vekilliğini üstlenemeyeceğini, bu hususun mahkeme tarafından re'sen dikkate alınması gerektiğini, açıklanan ve  mahkemece re'sen dikkate alacağı  sebeplerle; davacı tarafın  istinaf itirazlarının  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemidir. Asıl davada harçlandırılan dava değeri 5.304.462,30 TLdir, birleşen davada dava değeri 13.700,00 TLdir.<br>Davacı şirketin  yönetim kurulu üyesi olan davalının, görevi sırasında zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK md. 553 uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Anonim şirketler, TTK’nın 365. maddesi uyarınca zorunlu yasal organlarından biri olan yönetim kurulu vasıtasıyla yönetilir ve temsil edilirler.  Ayrıca TTK’nın 135. maddesinde yönetim organı kavramının anonim şirketlerde yönetim kurulu olarak anlaşılması gerektiği açık bir biçimde düzenlenmiştir. Bu doğrultuda yönetim kurulu anonim şirketin hem yönetim hem de temsil organıdır. Yönetim kurulunu oluşturan kişiler de kişi-organ sıfatlarıyla şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukukî işlemleri şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanarak yapacağı işlemlerle şirket lehine hak elde edebileceği gibi şirketi borç altına sokabilirler (TTK m. 371). Anonim şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin hukukî niteliği karşılaştırmalı hukukta tartışmalı olmakla beraber hukukumuzda bu ilişkinin vekâlet akdi olduğu görüşü hakimdir (Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 1972, s. 102-104)<br>Böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurul tarafından dava açılması hususunda karar verilmesi gerekmektedir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olmakla, uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır. Bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması  gerekmekte olup bu husus dava şartıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulaması da aynı yöndedir (m. 618/son) Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2019/881  Esas 2020/3917 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2016/15047 Esas 2018/3281 Karar) Bu nedenlerle asıl davanın usulden reddi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>Birleşen davada  ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı taraf kararı istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde netice olarak istinaf yoluyla kaldırılarak düzeltilmesi istenen karardaki red edilen değer 13.700,00 TL  olduğu anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Mahkemece 30.06.2025 tarihinde nihai karar verilmiş olup, dava açıldığı tarih 13.12.2024 itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00 TL’dir. Dava tarihi itibariyle de kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altındadır. <br>\"Ön inceleme<br>MADDE 352- (Değişik: 20/7/2017-7035/28 md.)<br>(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir:<br>a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması<br>b) Kararın kesin olması<br>c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması<br>ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi<br>d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi<br>(2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir.<br>(3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.\" şeklindeki yasa hükmü gereğince dosya üzerinden yapılacak ön incelemede kararın kesin olduğunun tespiti halinde ön incelemede öncelikle gerekli kararın verilmesi gerekir.<br>Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen hükmün redde konu miktarın/dava değerinin gerek dava tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olması gerekse HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri yirmi sekiz bin ikiyüz elli Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin verilmiş kararlar kesin olup istinaf kanun yoluna gidilemeyeceği hüküm altına alındığından, davacının istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca kararı veren mahkeme tarafından reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükmü ve 352/1-b maddesi uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının istinaf başvurusunun HMK 341/2-4 ve 352/1-b maddeleri gereğince birleşen dava yönünden usulden reddine dair dosya üzerinden yapılan ön incelemede karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>A) Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/739 Esas 2025/640 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle ; ASIL DAVA YÖNÜNDEN ; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin  davacı üzerinde bırakılmasına , <br>4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , <br>B)1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/739 Esas 2025/640 sayılı kararının BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ; dava değerinin/red edilen karar miktarının dava tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2-4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 md uyarınca asıl dava yönünden kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde  Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, birleşen dava yönünden HMK 362/1-a md uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy  birliği ile karar verildi. 19/11/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"784dcf715bbc49d6","SID":"97efc8bbd9b97baa"}}