{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/367 <br>KARAR NO\t: 2025/1379<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/1117<br>KARAR NO\t: 2024/1351<br>KARAR TARİHİ: 30/12/2024<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ: 03/12/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlıklarının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288, 294 ve 295. maddeleri gereğince tedbir kararlarının verilmesini, konkordato taleplerinin kabulü ile, İİK'nin 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, İİK'nin 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay uzatılmasına, İİK 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine ve tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda''...Somut olayda, Mahkememizce 2024/838 Esas sayılı konkordato dava dosyasında ... ... ... ...  dışındaki davacıya 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, bu şahıs yönünden tefrik edilerek taleplerinin reddine karar verilmiştir.... ... ve ... ...'ın konkordato talep eden şirketin ortağı olup söz konusu şirketlerin borçlarına kefil olduğu, borçlarına kefil olduğu şirketlerin konkordato talep etmesi nedeniyle şahsi konkordato talep ettiği, borçlu şirketten ayrı ve bağımsız bir konkordato projesinin olmadığı, mevcut projesinin gerçekleşme ihtimali de olmadığından ... ... ve ... ... yönünden geçici mühlet süresinin uzaması kararının verilmesinin uygun olmayacağı; ... ... ve ... ...  ile ilgili olarak konkordatonun başarılı olamayacağı anlaşıldığından geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yukarıda anılan sebeplerle reddine hüküm ile birlikte mahkememiz tarafından verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, '' dair  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar  vekili tarafından yasal sürede sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, davacıların kesin mühlet kararı verilebilmesi şartlarını sağladığı, davacıların revize projelerinde konkordatoyu başarıya ulaştırmaya yetecek şahsi kaynaklarının olduğunun belirtildiği, müstakil revize projesi üzerinde inceleme yapılmadığı, davacı ... 'un şirketteki hisselerini satarak şahsi konkordatosu için kaynak oluşturmak istediği, davacı Nuray'ın da konkordato talebinde bulunan şirket dışında yurt dışında şirketi ve gelirlerinin bulunduğu, bağımsız konkordato projesinin bulunmadığının gerçeği yansıtmadığı, komiser raporunun 25.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve 30.12.2024 tarihinde mahkeme tarafından karar verildiği, emsal kararlar uyarınca bu durumun savunma hakkını kısıtladığı , tasdik aşamasına kadar projenin revize edilebileceği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davacı hakkında kesin mühlet kararı verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, İİK’nin 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.Mahkemenin  2024/838 E numaralı dosyada davacılar yönünden   30/09/2024 tarihinden başlamak  üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine dair karar verilmiştir. İş bu dosyadan verilen tefrik kararı ile, mahkemenin davacılar yönünden konkordato taleplerine ilişkin dava yönünden tefrik kararı verilerek mahkemenin 2024/1117 E. Sırasına kaydı yapılmış ve 28.09.2024 tarihli karar ile davacıların   konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine dair karar verilmiştir. Davacılar  yönünden düzenlenen konkordato ön projesi'nde ,-Davacı ... ...'ın; ... Basım ...Ltd Şti'nin %100 ve ... Ambalaj... A.Ş. Nin %90 pay sahibi olduğu, kefili, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin faaliyet konusunun kağıt ve kartondan torba ve çanta imalatı olduğu, banka kredilerinden dolayı 100.019.664,10 TL, şahsi borçlardan dolayı 3.840.105 TL borcu olduğu, konkordato tasdikinin 2025 yılı sonunda tamamlanacağı varsayımı ile 2026-2027 ve 2028  yılı için (Ocak ayı sonu Mayıs ayı sonu ve Eylül ayı sonu olmak üzere 4 ayda bir ödemeli) 3 taksit halinde ödeneceği belirtilerek vade konkordatosu talep edilmiştir.  -Davacı ... ...'ın; ... Ambalaj... A.Ş. nin %10 pay sahibi olduğu,  banka kredilerinden dolayı 78.161.114,87  TL, şahsi borçlardan dolayı 2.795.568,00  TL borcu olduğu, konkordato tasdikinin 2025 yılı sonunda tamamlanacağı varsayımı ile 2026-2027 ve 2028  yılı için (Ocak ayı sonu Mayıs ayı sonu ve Eylül ayı sonu olmak üzere 4 ayda bir ödemeli) 3 taksit halinde ödeneceği belirtilerek vade konkordatosu talep edilmiştir.  Davacılar tarafından sunulduğu anlaşılan revize proje dosya arasında yer almadığından geçici komiser heyeti tarafından düzenlenen raporlarda revize projeye yapılan atıflar incelenmiştir. 25.12.2024 tarihli geçici komiser heyet raporunda, davacı ... ...'ın, revize projede şahsi borçlarının 4.346.000 TL ve şirketten alınan çekler kaynaklı borçlarının 66.656,00 TL olmak üzere toplam 71.002.000 TL olduğu, hisse satışına ilişkin beyanın iyi niyetli olduğu, ancak sadece Türkiye'de yer alan %30 luk hissenin satışının düşünüldüğü, buna ilişkin bilginin projede görünmediği, hisse satışından 85.000.000 TL gelir elde edileceği beyanının açıkta kaldığı, niyet mektubu dahi olmamasının bu niyetin ikna edicilikten uzak olduğunu gösterdiği,-Davacı ... ...'ın, gayrimenkul satışı ve yurt dışı geliri ile şirket borçlarını ödeyeceğinin nakit akış tablosunda görüldüğü, bu bilgiye dayanak ikna edici bilginin projede görünmediği, şirketlerin projelerinde kaynak olarak belirtildiğinden gerçek kişilerin projelerinde kullanılabilecek proje olmadığı, ve bu haliyle kendi kaynaklarını öngören proje olmadığı, gerçek kişilerin konkordatosunun projeye ulaşmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davacı ... ..., ... ..., ... Basım... Ltd Şti ve Mayapack.... A.Ş.  hakkında görülen konkordatonun tasdiki istemli davada  2024/838  E. Sayılı dava dosyası ile mahkemece yapılan yargılamada ,30.12.2024 tarihli 1 nolu celsede davacılar ... ... ve ... ...  yönünden konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine dair karar verilmiş ve yine aynı davacılar yönünden 30.123.2024 tarihli mahkemenin 2024/1117 E 2024/1351K sayılı ilamında da davacılar yönünden konkordato tasdik taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:İstinaf yoluna başvuran davacıların istinaf başvurularının süresinde olup/ olmadığına ve istinaf hakları olup /olmadığına ilişkin inceleme;12.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazetede, 02.03.2024 kabul tarihli ve 7499 no lu Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37. maddesi'nde 2004 sayılı Kanunun , 308/a maddesinde birinci fıkrasında yer alan ''on gün ''ibaresinin ''iki hafta '' şeklinde değiştirildiği belirtilmiştir. Anılan düzenleme uyarınca davacının yasal sürede istinaf yasa yoluna başvurup/başvurmadığı konusu  incelendiğinde, konkordato tasdik kararının davacılar vekiline 11/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davacılar vekili tarafından 20/01/2025 tarihinde yani yasal süresinde istinaf yasa yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. Esasa dair inceleme:Davacılar vekilinin raporların tebliğ edilmediği yönündeki  itirazı yönünden inceleme:Sunulan istinaf  yasa yolu başvuru dilekçesinde bilirkişi raporu, komiser heyet raporunun davacı/vekiline  tebliğ edilmediği ve davanın reddine karar verildiği, bu haliyle adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve hukuk edinme hakkının ihlal edildiği iddia edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, 25/12/2024 tarihli komiser heyet raporu düzenlendiği ve  30/12/2024 tarihli 1 no'lu duruşmada konkordato tasdik talebinin reddine karar verildiği tespit edilmiştir. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın \"açıklama ve ispat hakkı\"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. (Yargıtay 22. H.D. 22/06/2020 tarih 2017/29720 E. 2020/6157 K. sayılı ilamı)Ancak, istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde adil yargılanma hakkının ihlali ile ilgili ileri sürülen itirazlar ve 6100 sayılı HMK'nin 27. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, komiser heyet raporunun, davacı/vekiline  tebliği ile varsa beyan ve itirazların sunulması için süre verilerek oluşacak sonuç dairesinde mahkemece hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Zira aksi takdirde yargılamanın yapılması hukuki dinleme hakkının ihlali niteliğindedir. İş bu nedenle, bu yönde sunulan istinaf sebebi yerindedir. -Kesin mühlet süresi verilmesi için gereken şartların sağlanıp/sağlanmadığı:Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Borçlunun borcun belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu söz konusu olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/10//2023, 2023/3061 E., 2023/3144 K.)İİK'nın 286/1.a maddesinde \"borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi\" gerektiği ifade edilmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, komiser heyet raporunda taşınmazların  şirketlerin projelerinde kaynak olarak belirtildiğinden gerçek kişilerin projelerinin  kullanılabilecek proje olmadığı, davacının  hisse satışına ilişkin beyanını  destekleyecek somut bir belgenin dosyada yer almadığı belirtilerek gerçek kişilerin konkordato talebinin başarıya  ulaşmasının mümkün olmadığı görüşünde bulunulmuştur. Ancak, bu  sonuca varılabilmesi   için bazı tespitlerin yapılması gerekmektedir. Öncelikle, taşınmazların mülkiyet durumu, yani davacı gerçek kişilerin belirtilen taşınmazda malik/hissedar olup/olmadığı gibi hususlar  belirtilmediği gibi  şirketlerin projelerinde taşınmazlara  yer verilmiş olmasının gerçek kişiler yönünden projeye neden dahil edilemeyeceği hususlarında gerek mahkeme gerekçesinde ve gerekse komiser heyet raporunda açıklama yapılmamıştır. Örneğin, komiser heyet raporunun 3. Sayfasında, davacılardan ... ...'ın 2025 yılı içerisinde şahsına ait  gayrimenkulünü satmak suretiyle kaynak yaratacağını beyan ettiği , raporun 4. Sayfasında taşınmazların tamamının şirketlerin revize projelerinde kaynak olarak gösterildiği ve bu haliyle gerçek kişilerin konkordato projesinin şirketlerin projesinden bağımsız bir proje olmadığı belirtilmiştir. Belirtilmelidir ki, gerçek kişi davacının şahsi borçları için ve kefaletten doğan borçları için aynı taşınmazı kaynak olarak gösterilmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Zira , sadece  aynı taşınmazın farklı projede (gerçek kişinin şahsi borçları için talep edilen konkordato projesinde  ve şirketin kefili olmak nedeniyle talep edilen konkordato  projelerinde ) kaynak olarak gösterilmesi ortada birbirinden bağımsız , müstakil bir proje olmadığını  kanıtlamaya yeterli değildir.  Burada yapılması gereken,  taşınmazın rayiç değeri belirlenerek  aynı taşınmazı kaynak olarak gösteren davacıya, taşınmazın  ne ölçüde şirketin riskleri için ne ölçüde  şahsi borçlardan kaynaklı risk için  kullanılmasını talep ettiğini  açıklattırmaktır.  Önemli olan husus gayrimekulün hangi projede ne  ölçüde kullanılacağının belirlenmesidir. Bu hususları belirten ve/veya açıklayan somut veri olmadan sadece aynı taşınmaza iki ayrı projede yer verildiğinden bahisle gerçek kişilerin şahsi ve kefaletten doğan borçları için kullanabileceği kaynak olmadığı yönündeki tespit yerinde olmadığı gibi, konkordato müessesine de aykırılık teşkil etmektedir.  Hisse satışına ilişkin beyanı da  destekleyecek somut bir belgenin dosyada yer almadığı belirtilmiş ise de, devri düşünülen hisse bedelinin rayiç değerinin tespiti, alıcı adayı olması durumunda yapılan teklif, ödeme süresi, ödeme bedeli yönünden davacıdan bu konuya ilişkin delil ve belgeleri sorularak varılacak sonuç dairesinde projenin uygulanabilir olup/olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. -6100 sayılı HMK nun 355. Maddesi uyarınca inceleme yapıldığında , davacılar yönünden yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, mahkeme tarafından gerek mahkemenin 2024/838 E sayılı dava dosyasında  30/12/2024 tarihli 1 no'lu duruşmasında ve gerekse mahkemenin  2024/1117  E. sayılı dava dosyasında  30/12/2024 tarihli gerekçeli kararında  her iki davacı yönünden konkordato tasdik talebinin ayrı ayrı reddine karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemenin 30/12/2024 tarihli 1 no lu duruşmasında verilen kısa kararda her ne kadar verilen red kararı  sonrasında kanun yolu belirtilmemiş ise de, aynı davacılar yönünden ayrı esas numaralı dosyalar üzerinde hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Varılan sonuç itibariyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde işlem yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1117 E. 2024/1351 K. Sayılı 30/12/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının hazineye irat kaydına,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/12/2025  <br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52bce8c6c6bfaceb","SID":"be1722fd8986a7cb"}}