{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/1390 <br>KARAR NO\t: 2025/1505<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/131<br>KARAR NO\t: 2023/325<br>DAVA TARİHİ: 22/02/2022<br>KARAR TARİHİ: 06/04/2023<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 24/12/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkisi kapsamında ajans hizmetlerinin Ekim 2017'den beri verildiğini, bu tarihten beri müvekkilinin yapmış olduğu hizmetler nedeniyle kesmiş olduğu\tfatura bedellerinin icra takibine konu dışındakilerin davalı tarafça ödendiğini, son üç aya ait olan 30.09.2021 - 30.10.2021 - 30.11.2021 tarihli faturaların ödenmediğini, bu fatura alacaklarının tahsili için İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin 2017 yılından beri çalıştığını, davacının müvekkili adına google şirketine reklam vermekte olduğunu, taraflar arasındaki şifahi anlaşmaya göre Google şirketine verilen reklam bedeline %15 komisyon ekleyerek müvekkiline fatura edildiğini, müvekkilinin yaptığı araştırmada davalının müvekkili şirket adına google şirketine reklam vermediğini buna rağmen faturalar kestiğini, davacıya Bakırköy 40. Noterliği'nin 14.12.2021 Tarih ... Yevmiye nolu ihtarnamesinin çekilerek ve faturalara itiraz edildiğini, davacının ise Kadıköy 10. Noterliği 04.01.2022 Tarih ... Yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde faturalarda \"google reklamı\" yazan kalemler için google şirketine hiçbir reklam verilmediğini daha farklı işler yapıldığını bundan dolayı ihtarda belirtilen talebin karşılanmayacağını belirttiğini, taraflar arasındaki alacak verecek durumunun hesaplanması için mahkemece SEM \"arama motoru pazarlaması \" alanında uzmanlaşmış bir bilirkişinin atanması ve 2017 yılından bugüne kadar müvekkil adına verilmiş reklamlar ve davacı tarafça bu reklamlara ilişkin ödediği bedellerin tespiti ile %15 komisyonun eklenerek müvekkilden faturalarda \"google reklamı\" yazan kalemler için fazladan yapılan tahsilatların hesaplanması talep ettiklerini, faturalarda \"google reklamı\" yazan kalemler için başka bir hizmetin yapıldığının iddia edilmiş olmasının faturanın haksız kesildiğinin gösterdiğini, dava konusu ... nolu faturada alacak kalemi olarak belirtilen \"dış cephe giydirme göreselleri\" olarak belirtilen alacak kalemini ise kabul ettiklerini, buna ilişkin ödemeyi de müvekkilinden yukarıda google reklam verilmiş gibi haksız tahsil edilen müvekkil alacağı ile takas talep etiklerini, diğer alacak kalemlerinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, BA formlarının delil olma olasılığının bulunmadığını çünkü e-faturaların doğrudan vergi dairesinin sistemine otomotik düştüğünden ayrıca bir beyan verilmediğinden delil olamayacağını, tüm faturalarda \"sosyal medya yönetimi\" yazılan alacak kaleminin 2.500,00 TL olarak belirtilmişken ... nolu faturada 10.000,00 TL olarak yazılması nedeniyle faturaların keyfi düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fatura alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, icra  takibindeki itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık: Davacının takibe konu 30/11/2021 tarihli 47.135,10 TL bedelli, 30/10/2021 tarihli 75.438,58 TL bedelli, 30/09/2021 tarihli, 64.805,60 TL bedelli faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, bu alacakların tahsiline ilişkin yapılan takibe itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda olduğu, takibin dayanağının davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen 30.09.2021 tarih ... no'lu 64.805,60 TL, 30.10.2021 tarih ... no'lu 75.438,58 TL, 30.11.2021 tarih ... no'lu 47.135,10 TL 3 adet toplam 187.379,28 TL tutarındaki faturalar olduğu, faturaların davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ise ticari defterlerin de kayıtlı olmadığı, ancak dosyaya sunulu BA-BS formlarının mevcut olduğu, bilirkişice bu formlar  üzerinde yapılan incelemede davalının  takibe konu faturaları vergi dairelerine yasal sürelerinde beyan ettiği,  davalının bu fatura ile ilgili BA beyannamesi vermiş olması nedeniyle malları teslim almış sayılacağı (Yargıtay 19.HD 2018/2293 Esas, 2019/4962 K),  buna göre davalının dava konusu hizmeti teslim aldığının kabulü gerekeceği ve bu kapsamda yine bedelini de ödemekle yükümlü olduğunun kabulünün gerekmesi karşısında, davalının mevcut takip konusu borcu bulunduğu saptandığı, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleştiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; Davalının İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün 2021/24249 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin  aynen devamına, Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının google da müvekkil adına reklam vermediği halde reklam vermiş gibi fatura kestiğini, ihtilafın konusunun bundan kaynaklandığını, e-Fatura ve e-Arşiv Fatura olarak düzenlenen belgelerin Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyeceğinin tebliğ ile belirtildiğini, yani vergi dairesince otomotik olarak işlendiğini, bu konuda mali müşavirden ek rapor alınması talep edilmiş isede mahkemece bu taleplerinin ret edildiğini, vergi dairesi cevabi yazısının bu nedenle hatalı olduğunu sistemde BA formu verildiği görülmekte fakat bunun müvekkili tarafından değil sistem tarafından otomatik verildiğini, müvekkilinin BA formu vermediğini, mahkemece BA formu verilmesinin mal teslimi anlamına geldiğine ilişkin yorumunun da hatalı olduğunu, burada bir satış sözleşmesinin söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki ilişki aracının komisyonculuk ilişkisi olduğunu, google platformuna müvekkili adına verdiği reklam ücretine komisyon ekleyerek müvekkiline fatura ettiğini, eğer google müvekkili adına reklam vermemişse bu durumda faturadan dolayı müvekkilinin borçlanmasının mümkün olmadığını, davacının ifayı ispatlamasının zorunlu olduğunu, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere faturaya itiraz edilmemiş olmasının da davacının hizmet ifasını ispatlama yükümlülüğünü kaldırmayacağını, müvekkilinden faturalarda \"google reklamı\" yazan kalemler için alacaklı olup olmadığının tespitinin gerektiğini, mahkemeden talepte bulunmalarına rağmen mahkemece arama motoru pazarlaması alanında uzman bir bilirkişi görevlendirilmediğini, davacının daha önce müvekkiline kesmiş olduğu faturalar incelendiğinde \"sosyal medya yönetimi\" yazılan alacak kaleminin 2.500,00 TL olarak belirtilmişken ... nolu faturada 10.000,00 TL olarak yazıldığını, mahkemece inkar tazminatına hükmedilmişse de likid bir alacak bulunmadığından kararın doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ... Eğitim Basım Yayın Turizm Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 187.379,28 TL toplam asıl alacak üzerinden 17.12.2021 tarihinde başlatılan icra takibinde \"30/10/2021 Tarihli Fatura 75.438,58 TL, 30/09/2021 Tarihli Fatura 64.805,60 TL, 30/11/2021 Tarihli Fatura 47.135,10 TL\" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 12.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği, 12.01.2022 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21 nci maddesinin ikinci fıkrası:\"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" şeklindedir.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2024 tarih ve 2023/1028 E., 2024/4126 K. sayılı ilamı:\"Dava, faturaya dayalı alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı yan, davaya konu faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, ödeme emri davalıya 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının bu faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar ödeme emrini tebliğ aldıktan bir gün sonra 10.01.2018 tarihinde Vergi Dairesine başvurup düzeltme beyannamesi vererek söz konusu faturayı BA formundan çıkarmış ise Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.\"şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince  mali müşavir bilirkişiden aldırılan 18.10.2022 tarihli raporda:\"Davacı yan ile davalı yan arasında hizmet alım satım ilişkisi bulunduğu, Davacı tarafından ibraz edilen 2021-2022 dönemine ait Ticari Defterlerinin, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 224 ve 225. maddeleri ile 6762 Sayılı eski T.T. Kanunun 66. Maddesi ve 6102 Sayılı Yeni T.T. Kanunun 64. Maddelerine göre uygun olarak Envanter Yevmiye ve Kebir Defteri Noter açılış ile Yevmiye defteri kapanış tasdiklerini süresi içinde yaptırdığı, Davalı tarafın 2021-2022 dönemine ait Ticari Defterlerinin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 224 ve 225. maddeleri ile 6762 Sayılı eski T.T. Kanunun 66. Maddesi ve 6102 Sayılı - Yeni T.T. Kanunun 64. Maddelerine göre 2021-2022 dönemi Envanter Defter açılış tasdikini süresi içinde yaptırdığı, 2021 ve 2022 döneminin E-Defter olarak kayıt altına alındığı. 2 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel tebliği 3. Maddesi gereği ise 2021-2022 Yevmiye ve Defteri Kebir e defter beratlarını süresi içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklediği, Davacı tarafından davalıya düzenlenen 3 adet toplam 187.379,28 TL tutarındaki takip konusu faturaların Davacı ticari defter kayıtlarında yer aldığı, Davalı Ticari defter kayıtlarında yer almadığı, Takip konusu e-arşiv faturaların Davalı BA formunda bildirildiği, Davacı ticari defter kayıtlarında Davalının 17/12/2021 takip tarihi ve dava tarihi 22/02/2022 tarihi itibariyle 281.956,28-TL borçlu göründüğü, Davalı ticari defter kayıtlarında Davacının 17/12/2021 takip tarihi ve dava tarihi 22/02/2022 tarihi itibari ile 2.999,82-TL borçlu göründüğü, Davalı ve Davacı ticari defter incelemesinde 2021 yılında davalı tarafından toplamda 485.618,82 TL yapılan ödeme toplamının davacı kayıtlarında 388.041,82 TL olarak göründüğü, ödemelerden kaynaklı 97.577 TL, takip konusu 3 Adet toplam 187.379,28 TL faturanın da davalı ticari defterlerinde görünmemesi sebebiyle davacı ile davalı hesabı arasında 284.956,10 TL fark tespit edildiği...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir.Somut olayda, alınan bilirkişi raporunda takipte borcun sebebi olarak gösterilen 30.09.2021 tarih ... no'lu 64.805,60 TL, 30.10.2021 tarih ... no'lu 75.438,58 TL, 30.11.2021 tarih ... no'lu 47.135,10 TL 3 adet faturanın davalı tarafın defterinde kayıtlı olmadığı ancak davalı tarafça BA formunda yer aldığı tespit edilmiştir. Dava konusu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafın 8 günlük sürenin geçmesinden sonra Bakırköy 40. Noterliği'nin 14.12.2021 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile üç ayrı faturaya itiraz ettiği sabittir. Bu durumda davacı tarafça davalı tarafa tebliğ edilen ve davalı tarafça BA formu ile bildirilen faturalara konu hizmetin verildiğine dair karine oluşacağı dikkate alındığında yasal itiraz süresinden sonraki bir tarihte itiraz edilmesinin de davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacağı anlaşılmıştır. Bu karinenin aksini ispat külfetinin ise davalı tarafa ait olması ile davalı tarafın hizmetin verilmediğine ilişkin ispata elverişli delil sunamamış olması dikkate alındığında davanın kabulüne dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafça takip konusu faturalar dışındaki davacı tarafça 2017 yılından beri düzenlenmiş faturalardaki \"google reklamı\" yazan kalemler için hizmet verilmediği bildirilerek yapılan ödemeler yönünden mahsup talebinde bulunulmuş ise de, mahsup talebine konu edilen faturalar yönünden yasal sürede itiraz edilmeden ve ihtirazi kayıt olmadan yapılan ödemelerin mahsuba konu edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.İİK'nın 67/2. maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu süresinde itiraz edilmeyen faturalara konu bedellerin biliniyor olması karşısında likit bir alacak olduğundan, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen infazda tereddüt yaratabilecek şekilde hükümde miktar bildirilmemesi eleştiri konusu yapılmıştır. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 3.200,00 TL'nin mahsubu ile artan 2.584,60 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya tarafa iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere esas yönünden oy birliği ile harç yönünden oy çokluğu ile karar verildi.24/12/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ<br>492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım. <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57cd352091ce5206","SID":"45dae770d4de5c17"}}