{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                      Esas-Karar No: 2025/247 - 2025/1384<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/247 <br>KARAR NO\t: 2025/1384<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t:\tSatılanın Ayıpsız Misliyle Değiştirilmesi<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t04/12/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:\t05/01/2026<br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı ...... A.Ş. vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkilinin....Türkiye temsilcisi olan davalı .... A.Ş. ile ... Bayisi olan davalı . ... Ltd. Şti.'den satın aldığı ......marka aracın garanti süresi içinde 13/11/2021 tarihinde motor arızası verdiğini ve aynı gün ... bayi ve servisine (.... Ltd. Şti) götürüldüğünü, yetkili servisçe bujilerin değiştirilmesinden sonra motor arızasının tekrarlaması üzerine yeniden başvurduğu davalı yetkili servis tarafından bu kez yeniden yazılım yüklemesi yapıldığını, müvekkilince aracın bir süre kullanıldığını, ancak aynı arızanın tekrarlaması üzerine 10/01/2022 ve 21/03/2022 tarihlerinde davalı servise götürüldüğünü ve her seferinde yazılım yüklemesi yapıldığını, aracı teslim alıp bir süre kullandıktan sonra aynı arızanın yeniden ortaya çıkması üzerine beşinci kez davalı yetkili servise başvurduğunu ve bu kez yetkili servisçe motorun açılarak içindeki bir kısım parçaların değiştirildiğini, ancak kısa bir kullanımdan sonra aynı arızanın altıncı kez tekrarlaması üzerine yeniden başvurduğu davalı yetkili servis tarafından motorun komple değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine aracın ayıplı olması nedeniyle değişiminin talep edilmesine karşın talebinin olumlu karşılanmadığını ve 2 aydan fazla bir süre serviste kalan aracın motorunun değiştirildiğini, satın alınan 0 km aracın 6 ay içinde aynı arıza nedeniyle bir çok kez servise götürülmesine rağmen araçtaki sorun giderilemediği gibi müvekkilinin de aracı verimli olarak kullanamadığını ve araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek dava konusu aracın ayıpsız misli ile ücretsiz olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. vekili; dava konusu aracın ilk olarak dava dışı .....Ltd. Şti. \" adına tescil edildiğini, davacının aracı satın aldıktan sonra satıcı şirketin halefi olarak talepte bulunabileceğinden davada tüketici sıfatını haiz olmadığını ve mahkemenin görevli olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesi uyarınca hemen bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ve dava konusu araçta ayıp bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı .... Ltd. Şti. vekili; müvekkili şirketin dava konusu aracın üreticisi ve satıcısı olmayıp yalnızca yetkili servisliğini yaptığını, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca araçta ayıp bulunmadığını da savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br> İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacının her arıza sonucunda aracı yetkili servise götürerek tamir ettirdiği, ancak sorunun düzelmediği, aracın her arıza uyarısı verdiğinde tamir edilmesinin davalının 6098 sayılı TBK'nın 219. ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, garantili bir araç alan davacının sürekli arızalarla karşılaşarak aracını tamire götürmek zorunda kalmasının o maldan beklenen faydayı azalttığı ve/veya ortadan kaldırdığının tartışmasız olduğu, davacının  söz konusu aracı servise götürerek arıza bildiriminde bulunması yeterli olup ayrıca ayıp ihbarında bulunmasına gerek olmadığı, bu durumda davacının 6098 sayılı TBK'nun 227. maddesindeki seçimlik haklarından ayıpsız misli ile değişim hakkını davalı ithalatçıya karşı da ileri sürebileceğinin kabulünün gerektiği, TRAMER kayıtlarında davaya konu araca ilişkin herhangi bir hasar kaydına rastlanmadığı, açıklanan nedenlerle davacının davaya konu edilen aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın davalılardan .... A.Ş. yönünden kabulüne, davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.'den satın alınan dava konusu .... Allure Dynamıc 1.2 Pure Tech 130HP tipinde, benzin yakıt cinsli, .... motor numaralı  aracın davacı tarafından tüm takyidatlardan arındırılmış şekilde davalı Stellantis ... A.Ş.'ye iade edilerek aracın bu davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, diğer davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davalı .... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı . ... A.Ş. vekili; İlk Derece Mahkemesince dava konusu aracın ayıpsız misliyle değişimine karar verildiğini, ancak işbu kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle verildiğini, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuka aykırı değerlendirme ile husumet itirazının reddine karar verildiğini, huzurdaki ayıp iddiasına dayalı davada tarafların tacir olması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 23. maddesi ve 6098 sayılı TBK'nun 219 vd. maddelerindeki hükümler çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünün gerektiğini,  davacı tarafın ayıp ile ilgili iddiaları ve taleplerini sadece satıcıya karşı yöneltilebileceğini, müvekkili şirketin ithalatçı/distribütör konumunda olduğunu, doğrudan araç satış ve servis faaliyetinde bulunmadığını, davacı tarafından aracın ikinci el olarak dava dışı ....Ltd. Şti.'nden satın alındığını ve bu eldeki davanın da davacı tarafından dava dışı.... Ltd. Şti.'nin halefi olarak açıldığını, davacının tüketici olmadığını, bu nedenle 6098 sayılı TBK m. 219 hükmü uyarınca taleplerin satıcı olmayan müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini, davanın müvekkili şirket yönünden kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları doğrultusunda verildiğini, ilgili raporlara itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde aracın motor değişikliği sonrasında kullanımına devam edildiğini ve motor değişikliğinden yıllar sonra tespit edilen hususlar nedeniyle aracın ayıplı kabul edildiğini, araçta güncel bir problem bulunmadığını, yapılan onarımların davacı yanın ücretsiz onarım hakkını kullandığını ve seçimlik haklarını tükettiğini, yetkili servislerde yapılan onarımların araçta değer kaybı oluşturmadığını, bilirkişi raporlarında nispi metotla yapılan değer kaybı hesaplamalarının hatalı ve yüksek olduğunu, davacı yanın misli ile değişim talebinin hakkaniyete ve taraflar arasındaki menfaat dengesine aykırı olduğunu, orantısız güçlük oluşturacağını ve davacının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını,  kullanım kaynaklı değer kaybının hesaplanması ile müvekkili şirkete iadesi yönünde inceleme yapılmadığını, eksik inceleme ve denetime elverişli olmayan raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, araç satım sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle misli ile değişim istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamının incelenmesinden davanın başlangıçta Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinde açıldığı, adı geçen Mahkemece 15/06/2023 tarih ve 2022/488 E., 2023/225 K. sayılı karar ile Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 26/10/2023 tarih ve 2023/2408 E., 2023/1861 K. sayılı ilamı ile özetle; dava konusu aracın dava dışı \".......\"dan dava dışı... İnş.\" tarafından satın alındığı ve 30/04/2020 tarihinde trafiğe çıktığı, sonraki tarihli servis belgelerinde müşteri olarak davacının isminin yer aldığı, dava konusu aracın davalı şirket bayisinden dava dışı şirket tarafından alındığı ve sonraki süreçte davacı tarafa satıldığı, bu durumda davacı tarafın eldeki davayı aracı ilk satın alan dava dışı şirketten satın almış olması nedeniyle halefiyet esasına dayanarak açmış olduğu dikkate alınarak, davacının ancak dava dışı şirketin sahip olduğu haklarla sınırlı olmak üzere talepte bulunma hakkına sahip olduğu, aracı ilk defa satın alan şirketin ve davalıların tacir olması göz önüne alındığında davanın nispi ticari dava mahiyetinde olduğu, davaya asliye ticaret mahkemelerinde bakılması gerektiği halde, davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, akabinde Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 01/12/2023 tarih ve 2023/459 E., 2023/407 K. sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği ve akabinde işbu istinafa konu hükmün tesis edildiği anlaşılmaktadır.<br>Dosya kapsamına göre; davaya konu  ... tipinde, .... şase numaralı ... motor numaralı aracın ilk olarak dava dışı...Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı ..... Ltd. Şti.'ne 30/04/2020 tarihinde satıldığı, aracın daha sonra 22/02/2021 tarihinde  davacı tarafça satın alındığı ve  adına tescil edildiği,  sonraki tarihli servis belgelerinde müşteri olarak davacının isminin yer aldığı, davacı tarafından dava konusu aracın sürekli motor arızası  ayıplı olduğu iddiası ile ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... A.Ş. yönünden kabulü ile dava konu aracın davacı tarafından tüm takyidatlardan arındırılmış şekilde davalıya iadesiyle aracın davalı .... A.Ş. tarafından ayıpsız misliyle değiştirilmesine, diğer davalı .... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, hükmün davalı .... A.Ş. vekili tarafından istinaf  edildiği anlaşılmaktadır. <br>İlk Derece Mahkemesince, davanın davalı .... ... Ltd. Şti. Yönünden reddine dair kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmemesi, hükmün sadece davalılardan . ... A.Ş. tarafından istinaf edilmesi nedeniyle, istinaf incelemesi istinafa gelen adı geçen davalının istinaf itirazlarına hasren yapılmıştır.<br>Bilindiği üzere sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17)<br>Dava dilekçesince davacı veya davalı olarak gösterilenler şeklî taraf kavramına göre o davanın tarafı olsalar da, bu her zaman davanın taraflarının taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Çünkü davacı olarak taraf sıfatına sahip olabilmek için dava konusu hakkın sahibi olmak gerekir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, 6. Bası, İstanbul 2018, s. 148) Bu nedenle, Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. (Yargıtay HGK, 17/12/2019 tarihli ve 2015/10-3541 E., 2019/1383 K. sayılı kararı). <br> Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle satılanın ayıpsız misli ile değişimi talebinden olup, dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuki vakıalar, 6098 sayılı TBK'nun 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. <br>6098 sayılı TBK'nun 219. maddesinde \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" düzenlemesi mevcuttur. Kanuni tanımdan anlaşılacağı üzere, yasal düzenleme alıcıya karşı satıcının sorumluluğunu düzenlemiştir. Bu itibarla davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan üretici/ithalatçı olan davalı Stellantis Otomotiv Paz. A.Ş'nin  davacı alıcıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde ayıplı mal satışından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir.<br>Nitekim ticari satımdan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakan Yargıtay Dairelerinin; üretici, ithalatçı vs. gibi satım sözleşmesinin doğrudan tarafı olmayan kişilerin ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu olmayacaklarına dair yerleşik uygulaması mevcuttur. <br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15/05/2025 tarih ve 2024/4039 E., 2025/2842 K. sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: \"Davalı Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş., satışa konu traktörün üretici firması olup, Türk Borçlar Kanunu'nun ayıba karşı tekeffül hükümlerini düzenleyen 219. maddesinde ayıptan üreticinin de sorumlu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Mahkemece; üretici firma aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.\"<br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02/10/2023 tarih ve 2023/620 E., 2023/2462 K. sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: \"Davalı Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş., satışa konu traktörün üretici firması olup, Türk Borçlar Kanunu'nun ayıba karşı tekeffül hükümlerini düzenleyen 219 uncu maddesinde ayıptan üreticinin de sorumlu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dava, genel mahkemede görülmüş olup, olayda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacağı gibi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanılarak çıkarılan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerinin de uygulanamayacağı açık olduğundan İlk Derece Mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin tüketici kanununun eki niteliğindeki Garanti Belgesi Yönetmeliği çerçevesinde yaptığı değerlendirmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; üretici firmaya aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.\"<br>Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27/03/2023 tarih ve 2023/669 E., 2023/798 K. sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: \"Davalı Tümosan Motor ve Traktör Sanayi Anonim Şirketi temyizi yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcının sorumlu olduğu, üretici firmanın ayıba karşı tekeffülden alıcıya karşı sorumluluğu bulunmadığı, ilgili hükümlerde üreticinin sorumluluğuna yer verilmediği, davalılardan davaya konu traktörün üreticisi olan Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş’nin üretici firma olması ve misli ile değişimden sorumluluğu söz konusu olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.\" <br>Aynı şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25/05/2022 tarih ve 2022/3335 E., 2022/5071 K. sayılı ilamı ile Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24/05/2012 tarih ve 2012/8370 E., 2012/13478 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.<br><br>Son olarak, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 09/05/2016 tarih ve 2015/12073 E., 2016/8453 K. sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir: “…Ne var ki, satıcının ayıba karşı tekeffülü düzenleyen TBK hükümlerine göre alıcıya karşı satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. ... Bu itibarla ithalatçı şirket olan bu davalıyı satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde hukuki ayıplı mal satışından dolayı sorumlu tutmak doğru değildir”.<br>Görüldüğü üzere; Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemiş olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun satım akdi hükümlerine göre sorumlu olmayacak üretici veya tedarikçi firmalar ancak garanti vermeleri halinde ayıba karşı sorumlu olacakları izahtan varestedir. <br>İlk Derece Mahkemesince anlatılan bu ilkeler çerçevesinde davalı davalı .... A.Ş. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, olaya ve dosya kapsamına uygun düşmeyen, yasal ve yerinde olmayan gerekçeler, hatalı değerlendirme ve yüzeysel inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle Dairemizce yapılan değerlendirmede; davalı.... A.Ş. vekilini istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı HMK'nun 353(1)-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak davalı ... A.Ş.  yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmek suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmiş, istinaf kanun yoluna başvurmayan davacı ile diğer davalı . ... Ltd. Şti. yönünden ise hükmün infaz kabiliyeti  ve bütünlüğü ilkesi gereğince kararın hüküm kısmı olduğu gibi bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Ayrıca, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin m. 7(2) hükmünde, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hâlinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı (maktu) miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nispi) avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlendiğinden; davacı aleyhine ve davalı . ... A.Ş. lehine dava konusu aracın fatura bedeli olan 185.000,00 TL değerine göre hesaplanan (29.600,00 TL) nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş; gerek İlk Derece Mahkemesince davalı . .. Ltd. Şti. Yönünden kurulan hükmün istinaf edilmemesi nedeniyle ferileri ile birlikte kesinleşmiş olması ve gerekse davalıların pasif husumet yokluğunun ret sebeplerinin farklı olması nedeniyle, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 3(2) hükmü uyarınca,  Arasında akdi ilişki bulunmadığı, bu davalının satıcı olmadığı gerekçesiyle ... A.Ş. Lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br> I-) Davalı .. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>1-) Davacı tarafından davalı ....A.Ş. aleyhine açılmış bulunan DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,\t<br>2-)\tDavacı tarafından davalı ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılmış bulunan DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,\t<br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilâm harcının davacı tarafça yatırılan 12.715,05 TL peşin harçtan (80,70 TL + 12.634,35 TL toplamı) MAHSUBUNA, fazla alınan 12.099,65 TL’nin talep halinde davacıya İADESİNE,<br>4-) İlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-) Davalılar tarafından ilk derece yargılaması esnasında yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden, bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>6-) Davalı .... A.Ş, kendisini vekille temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 7(2) ve m. 3(2) hükümlerindeki düzenleme gözetilerek hesaplanan 29.600,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..... A.Ş.'ye VERİLMESİNE, <br>7-) Davalı .....Tic. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettirdiğinden, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen ve davacı tarafça istinafa getirilmeyerek kesinleşen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı.... Ltd. Şti.'ye VERİLMESİNE, <br>8-) Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun .....arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 840,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA, <br>9-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1  ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, <br>II-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davalı .... A.Ş. tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 3.160,00 TL peşin istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran davalı ..... A.Ş.'ye İADESİNE,<br>III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ...... A.Ş. tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcı ile 394,00 TL dosya masrafı toplamından ibaret toplam 2.077,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı .... A.Ş.'ye VERİLMESİNE,<br>IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (araç noter satış bedeli olan  185.000,00 TL'nin) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) üzerinde olması nedeniyle, Dairemizin kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/12/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"638b3bdef7b1c87e","SID":"836bf6e80a646363"}}