{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/12 <br>KARAR NO\t: 2025/1460<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2018/909<br>KARAR NO\t: 2021/450<br>ASIL DAVA TARİHİ: 28/12/2018<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 24/06/2019<br>KARAR TARİHİ: 09/06/2021<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/364 E. 2020/135 K. SAYILI DAVA DOSYASINDA ; <br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 17/12/2025<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından ... İzmir Alancak Limanı için üç adet ... S marka iş makinasının tedarik, kurulum, nakliye ve teknik servis hizmetlerinin yerine getirilmesi ihalesini davalı ...'nin kazandığını, İtalya'da kurulu davalı şirketin Türkiye'de herhangi bir ticari servis ve teknik hizmet faaliyeti bulunmadığından ihale konusu hem servis hizmetinin hem de ihalenin kazanılmasına konu iş makinalarının satın alım ve nakliyesi hem pazarlama faaliyetlerinin, hem de teknik servis hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için sözleşmeler akdedilmek suretiyle müvekkili şirket ile anlaşıldığını, müvekkili tarafından sözleşmelere konu tüm işlerin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirildiğini, işbu dava konusu satış komisyonu anlaşması gereğince davalı tarafından faturalar mukabilinde bir kısım alacakların müvekkili şirkete ödenmişse de bakiye alacaklar yönünden gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak davalının ödemeden kaçınıldığını, müvekkili ile davalı arasında 21.10.2014 tarihinde satış komisyonu anlaşması (... ... on Sale) imzalandığını, ... sayılı sözleşme kapsamında, ... S markalı üç adet iş makinesinin tedarikiyle İzmir limanına tesliminin gerçekleştirilmesi işindeki hizmeti nedeniyle 150.000,00 Euro'nun müvekkili şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu tutardan 75.000,00 Euro'nun ... tarafından tam ödemenin gerçekleşmesiyle, 50.000,00 Euro'nun ilk garanti yılı sonunda, 25.000,00 Euro'nun ise ikinci garanti yılı süresi sonunda ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda 14.01.2015 tarihli 20150001 numaralı 15.000,00 Euro bedelli fatura düzenlenerek, davalıya mail yoluyla tebliğ edilmesi üzerine 15.01.2015 günü ödendiğini, 14.08.2015 tarih 20150007 numaralı 40.000,00 Euro tutarlı faturanın da anlaşma uyarınca mail yoluyla iletilmesi üzerine 07.09.2015 tarihinde ödendiğini, bakiye 95.000,00 Euro'nun ise davalı şirket tarafından ihaleye konu işin bitiminde ödeneceğinin bildirildiğini, bu yönde davalı tarafından bildirim yapılmadığını, müvekkili tarafından harici olarak ihale konusu işin tamamlanarak ...'ye teslim edildiğinin öğrenilmesi üzerine 03.10.2017 tarihinde 95.000,00 Euro tutarlı faturanın düzenlenerek davalıya mail yoluyla iletildiğini, davalı şirket tarafından ... nezdinde alınan ihaleye konu işin tamamı müvekkili ile akdettiği aracılık pazarlama ve hizmet sözleşmesi gereğince yerine getirildiğini, müvekkilinin danışmanlığı ve faaliyeti gereği ihale sürecinin tamamlanarak ... nezdinde kesin kabulün sağlandığını, taraflar arasında akdedilen 21.10.2014 tarihli satış komisyonu anlaşması gereğince müvekkilinin hak kazandığı bakiye komisyon ücreti kapsamında şimdilik 10.000,00 Euro'nun temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarınca Euro cinsinden vadeli mevduata işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiş; davacı vekili 14.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, talebini 85.000,00 Euro artırarak talebini 95.000,00 Euro olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde;  davadaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, İtalyan yasalarına tabi müvekkili .... firmasının ... Genel Müdürlüğünün İzmir Liman İşletmesi ihtiyaçlarını gidermek üzere 4734 Sayılı yasa kapsamında gerçekleştirdiği 11.184.500,00 Euro bedelli bir ihaleye iştirak ederek kazandığını, müvekkilinin kendisini ihaleden haberdar ederek ihaleye katılmasını sağlayan, ihale sürecinde kendisine idari konularda yardım eden, kendisine vekaleten bütün görüşmeleri yapan, hukukçularla ilişkileri düzenleyen, sözleşmenin imzalanmasına kadar bütün akdi ve idari iş işlemleri icra eden ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 4021 numarasında tescilli ve Ulukent Sanayi Bölgesi 10001 Menemen/İzmir adresinde kain ... ... Elektronik Mak. İnş. ve Malz. Turizm Otom. Nak. Deniz Araç. San. ve Tic. A.Ş. ile aracılık danışmanlık ve komisyon sözleşmesi akdederek bu kapsamda mezkur şirketle yola devam ettiğini, müvekkilinin başkaca bir şirketten herhangi bir hizmet almadığı gibi komisyon ve hizmet bedeli karşılığında da çalıştırmadığını, müvekkili şirketin sözü edilen danışman firmaya işleri Türk yasalarına göre görebilmesi ve işlemleri başlatması, takip etmesi ve sonuçlandırması için T.C. Milano Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen 30 Nisan 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı İzmir 10. Noterliğince tasdikli 05.01.2012 tarih ve 368 Yevmiye numaralı 2 adet vekaletname verdiğini, müvekkilinin ihaleye konu mobil liman vinçlerinin ... Genel Müdürlüğü'nün kabulünün ardından anılan idare ile akdedilen sözleşmeden kaynaklanan 3 adet mobil liman vincin garanti ve servis hizmetlerinin temini ile yedek parça değişim iş ve işlemlerinin icrası amacıyla 01.12.2014 günü ... Makina Servis Hizmetten Ticaret A.Ş. ile 24 ay süreli garanti ve teknik servis sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme uyarınca KDV hariç aylık 26.500.00 Euro ödemesinin taahhüt edildiğini, davalı ... Liman ... A.Ş.'nin ... Makine A.Ş.'nin içinde bulunduğu ... Holding A.Ş.'nin birleşeni olduğunu, müvekkili şirketin alınan hizmetler karşılığında bütün ödemeleri ... A.Ş.'ye yaptığını, davacı ... A.Ş.'nin müvekkiline ... A.Ş.'nin ... A.Ş. tarafından devir alındığını, hizmetlerde herhangi bir değişiklik olmayacağını garanti ve hizmet tedarik edilen ürün faturalarının bundan sonra ... A.Ş. tarafından faturalanacağının bildirildiğini, TTK'nın 136/1. maddesi kapsamında davalı ... A.Ş.'nin devir almak suretiyle ... A.Ş. ile birleşmesi nedeniyle adı geçen dava dışı şirketin alacak ve borçlarını yasa gereği devraldığını, davacı şirket yetkililerinin şifahi olarak ...'ye teslimi üstlenilen 3 adet liman vincinin teknik evsafa uymadığını, liman idaresince kabulünün imkansız olduğunu, vinçlerin kabul edilmemesi halinde sözleşmede yer alan cezai şartların uygulanacağını, kendilerine toplamda 171.000,00 Euro ödenmesi halinde kabul işlemlerinin yaptırılacağı istikametinde korku ve endişe aşılandığını, müvekkili şirketten 2 adet toplam 171.000,00 Euro ödemeyi tek taraflı olarak taahhüt eden iki adet ödeme taahhüdü aldığını, ... Makine ile akdedilen servis sözleşmesi kapsam, amaç ve içeriğiyle hiçbir ilişkisi bulunmayan suni ve hiçbir zaman icra, imkan ve ihtimali bulunmayan hizmet bedeline ticari kılıf uydurmak suretiyle 05.04.2015 tarihli 5.900,00 Euro, 05.05.2015 tarihli 11.800,00 Euro, 01.06.2015 tarihli 7.080,00 Euro ve 18.06.2015 tarihli 5,900,00 Euro bedelli \"Marketing & Promating\" açıklamalı 4 adet fatura ile 14.01.2014 tarihli 15.000,00 Euro, 02.02.2015 tarihli 20.000,00 Euro ve 14.08.2015 tarihli 40.000,00 Euro bedelli 3 adet satış komisyonu açıklamalı fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderdiğini, Türkiye'de şubesi bulunmayan, başkaca iştigali olmayan Türkiye'deki ticari ve idari hayata yabancı olan 11.184.500,00 Euro bedelli ihaledeki haklarının zarara uğrayacağı düşüncesiyle çaresiz bir şekilde davacı tarafından gönderilen sözde pazarlama ve teşvik ile satış komisyonu açıklamalı faturaların ödemesini davacıya yapmak zorunda kaldığını, fatura içeriklerinde bahsedilen sözde hizmetlerin icra, imkan ve ihtimali bulunmadığını, ihaleye konu satışa aracılık eden yasal merkezi Menemen/İzmir'de olan İndeks ... ... A Ş.'ye ihalenin kazanılması gereken idari iş ve işlemlerden mütevellit  satış komisyonlarının ödendiğini ve faturaya bağlandığını, müvekkili şirkete korku, endişe ve hak edişlerini alamayacağı kaygısıyla imzalatılan 2 adet ödeme taahhüdünün tarihinin 2014 yılı Ekim ayı olduğunu, ihalenin sözleşme tarihinin 2012 yılı olduğu dikkate alındığında, belirtilen taahhütlerin hangi amaçlar ile alındığı ve satış komisyonu içerikli faturaların konusu ve icrasının imkansız sözde hizmetler olduğunu, davacı firmanın hile ve ikrah kullanmak suretiyle haksız zenginleşmesinin akabinde tahsil edilen tutarların iadesi için takip başlatılması sonrasında yıllarca talep etmediği sözde bakiye alacağının tahsili için açtığı davadaki taleplerin hukuken himaye görmeyeceğini, TMK'nın 6. maddesi hükmü uyarınca davacının fatura münderecatının doğru olduğunu ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA<br>Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ...'nun İzmir Liman işletmesi ihtiyaçlarını gidermek için 4734 sayılı yasa gereği gerçekleştirilen ihaleyi kazandığını; ihale bedelinin 11.184.500 Euro olduğunu, müvekkili şirketin bu işte ... ... Elektronik Mak. İnş. ve Malz. Turizm Otom. Nak. Deniz Araç. San. ve Tic. A.Ş.'den danışmanlık ve komisyon hizmeti aldığını, bu şirkete Türkiye Milano Başkonsolosluğu ile İzmir 10. Noterliğinden tasdikli iki adet vekaletname verdiğini, Türkiye'de yapılacak işler içinde müvekkili şirketin 3 adet mobil liman vincinin bakım ve servisi içinde ... Makina A.Ş. ile anlaştığını, davalı şirketinde ... Makina A.Ş. içinde olduğunu, müvekkilinin hizmet karşılıklarını hep ...'ye ödediğini, ancak davalının ...'nin kendilerince devir alındığını bildirdiğini bu hususun 06.01.2016 tarihli sicil gazetesi ile de yayınlandığını, davalı şirketin müvekkiline ait mobil işlerini ve halatlarını ... tarafından kabulünün mümkün olmadığını, kendilerine cezai şartta uygulanacağını belirterek ancak 171.000 Euro gönderirseniz biz bu işlemleri yaptırırız dediğini, davalı şirketin bu bildirimi üzerine kendilerinin korkarak parayı ödemeye razı olduklarını, davalı şirketin çeşitli isimler altında 2015 yılında faturalar kestiğini, fatura bedelleri karşılığında ödeme yaptıklarını, ancak söz konusu faturaların davalının korkutması nedeniyle ödemek zorunda kaldıklarını, yoksa bunları gerektirecek hizmet ve mal alımlarının söz konusu olmadığını, davalı firmanın “Marketing&Promoting” ve “satış komisyonu” adı altında keşide etmiş olduğu faturalara matuf ticari ilişkinin konusu yoktur ve taraflar arasında ticari alım satım veya hizmet ilişkisi hiçbir zaman gerçekleşmediğini, vuku bulan tek hukuki hadisenin ise, davalı firmanın müvekkil şirketin mal varlığından haksız zenginleşmesi olduğunu, faturalar karşılığında yapmak zorunda kaldıkları ödemelerin iadesi için İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN CEVAP<br>Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davacı tarafın korkutmaya dayandığını, TBK'nun 39. maddesi gereğince korkutma nedneiyle açılacak davalarda geçerli bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacınım itirazın iptali davasını kanunda ön görülen hak düşürücü süre içerisinde açmadığını, kaldı ki, ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacı tarafın söz konusu ödemeleri korku halinde yapıldığını ispat etmek zorunda bulunduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, davacı tarafından ileriye sürülen ve iadesi istenen bedellerden kaynaklı kendilerininde bakiye alacaklarının bulunduğunu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/909 E. sayılı dosyasında alacaklarının tahsili için dava açtıkları davanın bekletici mesele kabulü gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında 21.10.2014 tarihli satış komisyonu anlaşmasının akdedildiğini, uyuşmazlık konusu alacak miktarı likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava davalı yanın tek taraflı olarak düzenleyip imzaladığı 21.10.2014 tarihli satış komisyonu alacağı sözleşmesi kapsamında davacı yanın bakiye 95.000 Euro alacağının istemi ile açılmış bir alacak davası olup birleşen dosya ise davalı yanın hile ikrah ve çeşitli desiseler sureti ile borç ihtiva etmeyen faturalar düzenlemek sureti ile tahsil edildiği iddia olunan faturalardan kaynaklı olarak davalı -birleşen dosya davacı yanca davacı- birleşen dosya davalı yan aleyhinde başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı-birleşen dosya davalı yan itirazın iptali davasının yasal sürede açılmadığını iddia ettiği, birleşen Ddva itirazın iptali davası olup, bu davaların en geç itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği İİK'nın 67/1 maddesinin amir hükmü gereğidir. Dosya içerisindeki icra takip dosyası incelendiğinde itirazın alacaklıya( davalı-birleşen dosya davacı)  tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığı, bu nedenle davanın yasal süresi içinde açıldığının kabulü gerektiği, davacının bu itirazının yersiz olduğu anlaşılmakla itibar edilmediği, birleşen davada takibe dayanak yapılan  hile ikrah ve çeşitli desiseler sureti ile borç ihtiva etmeyen faturalar olduğu belirtilen 15.01.2015 tarihli 15.000 Euro ve 07.09.2015 tarihli 40.000 Euro bedelli  faturalar asıl dosya kapsamında davacının davalının 150.000 Euro sözleşme bedelinden davalının ödediğini belirttiği kısmı ihtiva ettiği, davalı yanca verilen 21.10.2014 tarihli belge incelenmiş tercümesine göre ...'nin İzmir Limanına ilişkin projesi ile ilgili olarak 3 adet iş makinasının imalatı ve teslimi için 150.000 Euro satış komisyonu sözleşmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı yan davalının 15.01.2015 tarihinde bu sözleşmeden kaynaklı 15.000 Euro, 07.09.2015 tarihinde 40.000 Euro borçlarını ödediğini ancak bakiye 95.000 Euro alacağı ödemediğini, sözleşmeye göre bakiye bu kısmın ihaleye konu işin bitim tarihinde ödeneceği belirtilmiş ise de davalı yanca böyle bir bildirim yapılmadığını, haricen yapılan araştırmada ihale konusu işin ...'ye teslim edildiğinin öğrenilmesi üzerine bakiye bu kısmın istendiğini dile getirdiği, somut olayda davalı-birleşen davalı yanın davacının hata hile ve korkutması nedeni ile verdiğini beyan ettiği taahhütler farklı tarihlerde verildiği, buna göre birinci taahhüdün tarihi 21.10.2014 olup ikinci taahhüdün tarihi ise 19.03.2015 tarihi olduğu, davalı-birleşen davacı yanın birleşen davada dava konusu ettiği 7 adet fatura 15.01.2015-07.09.2015 tarih aralığında keşide edildiği, birleşen dosya davacı yan davasını 24.06.2019 tarihinde açıldığı, davalı geçersiz olduğunu iddia ettiği 21.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında davacıya 2 farklı tarihte toplam 55.000 Euro ödeme yaptığı, davalı-birleşen davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin 6. Sayfasında davanın yasal süre içinde açıldığını, müvekkilinin işin geçici kabulünü 10 Ekim 2017 tarihinde öğrendiğini,  icra takibine 08.02.2018 tarihinde geçildiğini bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediğini iddia ettiği, dosya kapsamındaki belgeler incelenmiş ... izmir liman başkanlığının 11.02.2019 tarihli cevabi yazısı incelenmiş buna göre ihaleye konu vinçlerin geçici kabulünün 17.12.2014 tarihinde yapıldığı, kesin kabul ve işlemlerinin 29.04.2015 tarihinde yapıldığı, 1 nolu vincin garanti süresinin 18.06.2017 tarihinde, 2 nolu vincin garantisinin 06.08.2017 tarihinde ve 3 nolu vincin garanti süresinin 23.07.2017 tarihinde bittiği 1 aylık deneme ve 24 aylık garanti süresince bakım ve onarımlarının asıl dosya davacısı şirket tarafından yapıldığının bildirildiği, davalı birleşen davacı gerek dava gerek savunma dilekçelerinde ve gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde müvekkilinin geçici kabulü 10 Ekim 2017 tarihinde öğrendiğini iddia ettiği, oysaki dosyada bulunan resmi yazılara göre  geçici kabulünün 17.12.2014 tarihinde yapıldığı, kesin kabul ve işlemlerinin 29.04.2015 tarihinde yapıldığı görüldüğü, geçici kabul işleminde davalı-birleşen dosya davacı şirket yetkilisi ...'nın imzasının olduğu, geçici kabul değerlendirme raporunda yine bu yetkilinin imzası olduğu, kesin kabul işleminin 29.04.2015'te yapıldığı, davalı yetkilisi A... isimli kişinin imzası olduğu, dolayısı ile davalı-birleşen dosya davacı yanın geçici kabulü 10.09.2017 de öğrendiği yolundaki beyanlarının yersiz olduğu, davalı-birleşen dosya davacısı davacının korkutma ve hileleri nedeni ile idarenin geçici ve kabul işlemlerini yapmayacağına dair davacının yarattığı endişe ve korkutma ortamı nedeni ile bu taahhütleri verdiğini savunduğu, oysa ki asıl dosya kapsamındaki 2. taahhüdün tarihinin işin geçici kabul tarihinden sonra olduğu, davalı-birleşen dosya davacının hata hile ve korkutma etkisi ile söz konusu taahhütleri verdiği kabul edilse dahi söz konusu işin kesin kabul tarihi 29.04.2015 tarihi olup Türk Borçlar kanunun 39. maddesi gereği 1 yıllık hak düşürücü süre 29.04.2016 tarihinde dolduğu, nitekim iş kesin olarak kabul edildiğinde yani kesin kabulü yapıldığında davalı üzerindeki etkinin ortadan kalktığının kabulü gerekeceği, davalı-birleşen dosya davacı yan hata, hile, ikrah nedeni ile iradesinin sakatlandığı hususunda ispat külfeti altında olup bu yönde hiçbir delil ibraz edemediği, başlı başına taahhütlerin tarihlerinin ihale tarihinden sonra olması davalı yanın iradesinin sakatlandığı şeklinde yorumlanamayacağı, davalı yanın söz konusu sözleşme gereği kısmi ifada bulunduğu, 2. taahhütün asıl dosyada dava konusu olmadığı, davalı birleşen dosya davacı yan icra takibinde 7 adet fatura kapsamında davacıya yapılan ödemelerin davacının hile, ikrah ve çeşitli desesileri sonucu yapıldığını iddia etmiş ancak bu iddiasını ispata yarar somut bir delil ibraz edemediği, her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesinin gerekli olduğu kabul edilmekte olduğu, gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması kabul edilebilecek bir durum olmadığı, somut olayda davalı firma şirket olup kendi beyanından da anlaşıldığı üzere söz konusu işte danışman firma kullandığı, bu nedenle sözleşmeyi imzalarken, sözleşmenin ifasında ve sonrasında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, davalı-birleşen davacının cevap ve birleşen dosya dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar basiretli tacir gibi davranmadığı hususunu doğruladığı, davalı yan iradesinin fesada uğratıldığı hususunda ispat külfeti altında olduğu, tüm dosya kapsamı yukarıda yapılan tüm açıklamalar ve hukuki nitelendirmeler, denetime uygun bulunan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilerek 21.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında davalının 150.000 Euro satış komisyonu alacağı ödemekle yükümlü olduğu, bu borcunun 55.000 Euro'luk kısmını ifa ettiği bakiye kısmı ödemediği, birleşen dosya ve asıl dosya kapsamında davacı yana ödenen meblağların hile, korkutma ve çeşitli desiseler nedeni ile iradesinin fesada uğratıldığı yolundaki iddiasını ispat edemediği, ayrıca bu kapsamda hak düşürücü sürenin de geçirilmiş olduğu, asıl dosyada hükmedilen alacak 95.000 Euro olup  dava tarihi 28.12.2018 tarihinden bir gün öncesi merkez bankası Euro efektif satış kuru 6,0444 TL olduğu, asıl dosyada kabul edilen alacak 574.218,00 TL, birleşen dosyada talep 113.778,81 Euro olup dava tarihi 24.06.2019 tarihi olup, davanın açıldığı günün bir gün öncesi Merkez bankası Euro efektif satış kuru 6,5687 TL olup, birleşen dosyadaki talebinde 747.378,86 TL olduğunu, harç ve vekalet ücretinin bu oranlara göre alındığı gerekçesiyle Mahkememizin asıl dosyası olan 2018/909 E. Sayılı dosya yönünden; DAVANIN KABULÜ İLE; 10.000 Euro alacağın dava tarihi 28.12.2018 tarihinden , bakiye 85.000 Euro alacağın ıslah tarihi 14.04.2021 tarihinden itibaren  işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan  tahsiliyle davacıya verilmesine, Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret mahkemesi 2019/364 E. Sayılı dosya yönünden; DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Asıl davada davalı vekili asıl dava yönünden istinaf dilekçesinde; kesin kabulden sonra, 24 aylık garanti süresi başladığını ve bu garanti süresi boyunca, davacı birleşen davalı şirketin sözleşme konusu vinçlerin bakım ve onarımını yapmaya devam ettiğini, ... ile her daim irtibat içerisinde ve muhatap olmaya devam ettiğini, 1 nolu vincin garanti süresinin 18.06.2017 tarihinde, 2 nolu vincin garanti süresinin  06.08.2017 tarihinde, 3 nolu vincin garanti süresinin 23.07.2017 tarihinde sona erdiği, 1 aylık deneme ve 24 aylık garanti süresince bakım ve onarımlarının davacı/birleşen davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığının bildirildiği, kesin kabulü yapıldığında davalı üzerindeki etkinin ortadan kalktığının kabulünün gerektiği\" şeklinde bir tespit veya ifadenin işbu davanın hukuki somut durumu ile bağdaşmadığını, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğini, davacı/birleşen davalı ... A.Ş.'nin ihale konusu vinçlere ilişkin satışa aracılık etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığının açık bir şekilde ortaya konulduğunu, davacı/birleşen davalının da taahhüt evrakları ve faturalar konusu iş ve işlemleri icra ettiğine dair herhangi bir evrakı, delili bir yana beyanının dahi olmadığını, davacı/birleşen davalı vekili dilekçerinde; geçici ve kesin kabul işlemleri yapıldığına göre, satış komisyonu, teşvik ve  pazarlamaya ilişkin taahhüt ve fatura konusu işlere hak kazandım iddiasındadır ki, bu ifadeler somut hukuki olayın özünü ve davalının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, apostili havi bir şekilde ticari defter, kayıt ve evrak asıllarının mahkemeye sunulduğunu, bilirkişi heyetinin belirtilen belgeler ile ilgili hiç bir inceleme ve değerlendirme yapmamasından ötürü, 22.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde vurguladıkları ve ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin Türkiye'de yerleşik ve Türk Ticaret Kanunu'na tabi bir şirket olmadığını Türkiye'de şubesi veya irtibat bürosu da olmadığı gibi, Türkiye'de başkaca iştigalinin öncesinde de olmadığını, Türkiye'deki ticari ve idari hayata da yabancı olduğunu, kamu ihale sözleşmesi akdedildikten sonra, her daim 11.184.500 Euro bedelli ihaleye ilişkin haklarının zarara uğrayacağının endişesi taşıdığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili birleşen dava yönünden istinaf dilekçesinde; asıl davadaki istinaf dilekçesindeki istinaf sebeplerini tekrarla ikame edilen itirazın iptali davasının sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde açıldığını, sadece tek bir kanun maddesine veya hükmüne göre dava açılması gibi bir zorunluluğun da hukuk sistemimizde mevcut olmadığını, mahkemenin dosyada mevcut yazılı deliller yerine yorum yolu ile hak düşürücü sürenin aşıldığı şeklinde hukuki gerçeğe ulaşmaya çalışmasının kaçınılmaz hukuki hata oluşturduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava, satış komisyonu anlaşması kaynaklı fatura alacağı istemine ilişkin olup, birleşen dava ise faturalar nedeniyle yapılan ödemelerin istirdatına yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Birleşen davaya konu İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...., borçlunun ise ... Liman Hizmetleri ve Yedek Parça Servis Ticaret A.Ş. olduğu, 105.680,00 Euro asıl alacak ve 8.098,81 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam  113.778,81 Euro üzerinden 08.02.2018 tarihinde başlatılan icra takibinde \"Borç ihtiva etmeyen ticari faturalar düzenlenmek suretiyle hile, ikrah ve çeşitli desiseler ile tahsil edilen fatura tutarlarının ticari faiziyle birlikte iadesi talebidir\" şeklinde borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 14.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 15.02.2018 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Asıl davada dava dilekçesinde taraflar arasındaki 21.10.2014 tarihli satış komisyonu anlaşması uyarınca düzenlenen 03.10.2017 tarihli 95.000,00 Euro bedelli faturanın ödenmesi talep edilmiştir.Birleşen davadaki dava dilekçesinde ise, asıl davanın davalısı birleşen davanın davalısı olan tarafça 21.10.2014 ve 19.03.2015 tarihli iki ayrı anlaşmanın birleşen dava davalısı olan tarafın aldatma ve korkutma ise imzalandığını bu nedenle de geçersiz anlaşma uyarınca düzenlenen faturalara karşılık yapılan ödemelerin iadesi gerektiği bildirilerek yapılan takibe karşı itirazın iptalinin istenildiği anlaşılmıştır.Taraflarca imza altına alınan 21.10.2014 tarihli Satış Komisyonu Anlaşması başlıklı belge:\"Aşağıdaki hususları tasdik ediyoruz:...Melek Aras Bulvarı Analitik Cad No: Tuzla/İstanbulTürkiyeİrtibat: Bay Sami ..., C.E.0.ITALGRU S.r.1. Strada Statale Briantea, 4, 24030 ... (BG) - İtalya şirketinden üç adet ...'nin imalatı ve İzmir Limanına teslimatı için ... sayılı sözleşme kapsamında ... projesiyle ilgili olarak 150.000,00 Euro Satış Komisyonu alacaktır:1) ...'nin tam ödemesinden 30 gün sonra havaleyle 75.000,00 Euro;2) Birinci garanti yılının sonunda havaleyle 50.000,00 Euro;3) İkinci garanti yılının sonunda, yani garanti süresinin sonunda havaleyle 25.000,00 Euro\" şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Yabancı Dilde Yazılmış Belgeler başlıklı 223 üncü maddesi:\" Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır.  Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmî tercümesini de isteyebilir. \" şeklindedir.Taraflarca imza altına alınan 19.03.2015 tarihli \"... ...\" başlıklı İngilizce dilindeki anlaşma ilişkin belgenin Türkçe tercümesinin dosya arasında bulunmadığı anlaşılmıştır.Birleşen davaya konu İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında talep edilen 105.680,00 Euro asıl alacağın 7 ayrı fatura ödemesinde kaynaklandığı, 14.01.2015 tarihli 15.000,00 Euro bedelli, 14.08.2015 tarihli 40.000,00 Euro bedelli ve 03.10.2017 tarihli 95.000 Euro bedelli \"21.10.2014 tarihli C 1531-1532-1533 sayılı “satış komisyonu anlaşması\" sözleşmesiyle ilgili Kısmi Satış Komisyonu\" açıklaması ile düzenlendiğinin asıl dosya kapsamında dosyaya sunulan Türkçe tercümeleri ile anlaşıldığı ancak bu 3 faturanın 14.01.2015 tarihli 15.000,00 Euro bedelli, 14.08.2015 tarihli 40.000,00 Euro bedelli iki adet faturaların geri ödemesinin yanında 02.02.2015 tarihli 20.000,00 Euro bedelli, 05.04.2015 tarihli 5.900,00 Euro bedelli, 05.05.2015 tarihli 11.800,00 Euro bedelli, 01.06.2015 tarihli 7.080,00 Euro bedelli ve 18.06.2015 tarihli 5.900,00 Euro bedelli takipteki ödendiği bildirilerek iadesi talep edilen 5 ayrı fatura ve bu faturaların ödemesine ilişkin sunulan kayıtlarında İngilizce dilinde olduğu Türkçe tercümesinin bulunmadığı, bu nedenle de üzerlerindeki açıklamaların tespit edilmediği anlaşılmıştır. Faturaların tarihleri ve miktarları dikkate alındığında taraflarca imza altına alınan 19.03.2015 tarihli \"... ...\" başlıklı toplam 21.000,00 Euro bedelli olduğu muhteviyatından tespit edilen anlaşma kapsamında hangilerinin olduğu hangi faturaların ise baştan hangi amaçla düzenlendiği bu aşamada tespit edilememiştir.İlk Derece Mahkemesince bilirkişi incelemesine yönelik 09.07.2020 tarihli celsede oluşturulan ara kararda davalı/ birleşen davada davacı vekiline ticari defter ve kayıtlarının tercümeli ve onaylı suretli sunması için kesin olmayan süre verildiği, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince de 16.10.2020 tarihli dilekçe ilgili ticari kayıtlarını tercümeli olarak sunduğu, mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetine de dosyanın bu tarihten sonra 21.10.2020 tarihinde teslim edildiği, bilirkişi heyeti raporununda 12.02.2021 tarihinde sunulduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda davalı/ birleşen davada davacı vekili tarafından sunulan ticari kayıtlarının incelenmediği ve tercüme edilmeyen evraklar üzerinden değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesinin eksik kayıtlara dayandığı anlaşılmakla bu husustaki istinaf sebebine itibar edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince birleşen itiraz iptali davası yönünden hem TBK'nın 39/1. maddesi uyarınca irade bozukluğu hallerindeki hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu hem de itirazın iptali davasının ispatlanmadığı şeklindeki kendi içinde çelişkili gerekçenin de HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğu anlaşılmakla kamu düzeninden olan bu hususun resen gözetilmesi gerekmiştir.Bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş asıl davada davalı birleşen davada davacı vekiline HMK'nın 223. maddesi uyarınca 19.03.2015 tarihli \"... ...\" başlıklı belge, yukarıda detayları bildirilen 5 ayrı fatura ve ödeme ilişkin kayıtların tercümesini sunması için süre verilmesinin ardından, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile tercüme edilerek sunulan kayıtlar ve asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince daha önce sunulan ticari defter ve kayıtların incelenerek ek rapor düzenlenmesinin istenilmesi ile mahkemece bu kayıt ve belgelerde dikkate alınmak suretiyle birleşen davada bedelinin istirdatı istenilen faturaların muhteviyatının taraflar arasında hangi anlaşma veya ticari ilişkiden neyden kaynaklandığının her bir fatura özelinde tespitinin ardından birleşen davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi ile birleşen davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kanaatine varılması halinde asıl ve birleşen dava itibariyle irade bozukluğu kapsamındaki aldatma ve  korkutma iddiasının değerlendirilerek asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmesinde ibarettir.Açıklanan sebeplerle; asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin kararın kaldırılması sebebine göre bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden KABULÜ ile, İstanbul Anadolu  10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2021 tarihli 2018/909 E. 2021/450 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Sair istinaf sebeplerinin kararın kaldırılması sebebine göre bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına4-Asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının istemi halinde asıl davada davalı birleşen davada davacıya iadesine,5-Asıl davada davalı birleşen davada davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/12/2025<br><br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2362f2d11298c38","SID":"d68d2c0e8bcd07ad"}}