{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi         21.Hukuk Dairesi  2025/1130 Esas 2025/1470  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1130 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1470<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 18/06/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/148 Esas 2025/432 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 04/12/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/12/2025  <br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı dava dilekçesinde özetle; davalı ... Firmasının kök firması olan ve tamamen kendisine ait olan ... Boya Köpük Ltd Şti'nin kendisi tarafından şirket müdürü sıfatıyla 14/02/1994 tarihinde Ostim'de kurularak ticari ve mesleki kariyerine başladığını, 29 yıllık ticaret hayatının bulunduğunu, kök firmanın Türk Savunma ve Havacılık Sanayinin omurgasını oluşturan ... A.Ş'nin de kurucu ekibinde 4 yıl görev alıp, 1994'de ayrılarak, bu firmaların yanı sıra davalılardan ... Ltd Şti, ... A.Ş ve bunlara yan sanayi olarak çalışan onlara yan sanayi olarak çalışan onlarca firmanın kuruluş ve gelişmesinde önemli destekler verip, sonrasında yüksek vergi borçları nedeniyle davalılarla inanç sözleşmesi yapmak suretiyle bu mal varlıklarını onlara ait gibi gösterdiğini ve adres ile unvan değiştirmek suretiyle adına kayıtlı mal varlıklarının haczedilmesini bu şekilde davalılara güvenerek inanç sözleşmesi ile önlediğini, fakat sonrasında davalıların davacının içinde bulunduğu zor şartlar temelinde, güven ve vekaletleri kötüye kullanarak ortak eylem ve fikir birliği ile habersiz şirket imza yetki devri ve ardından birlikte kendisine kumpas kurmak ve korkutarak kandırmak suretiyle 24/08/2012 tarihinde hileli şirket hisse devrinin yapılması ardından maddi gerçekleri inkar ettiklerini, davalıların inanç sözleşmesinin haksız fiille sonlandırılması sonucunda kendisinin oluşan maddi zararı arasında davalıların iradi illiyet bağı ile kendisi ile davalılar arasında birinci dereceden yakın akrabalık ve çok sıkı iş illiyet bağlarının mevcut olduğunu, kendisine ait ... Boya Ticaret Ltd Şti'nin davalı ... Havacılık kazançları ile inanç sözleşmesi kapsamında devam eden şirketin vergi yapılandırma ödemelerinin 31/12/2012'de davalıların kumpası sonucu kasten durdurularak kendisinin adli sicili bozulup, hapis cezası alarak özgürlüğüne kast edildiğini, davalıların zarara sebep olan inanç sözleşmesini doğrudan ve haksız fiille feshedip maddi gerçekleri inkar etmeleri sonucu kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın telafisi imkansız zararlar gördüğünü belirterek yoksun kalınan ticari kazanç kaybının bilirkişi incelemesiyle tespitinin yapılarak davalılardan tahsiline, tüm maddi zararının tazminine, taraflar arasında gerçekleştirilen 21/08/2012 tarihli anlaşma gereksinimlerinin yerine getirilmesine, olmadığı takdirde tüm maddi kayıplarının bilirkişi marifetiyle tespitine, davalı ... Havacılık Ltd. Şti'nin inanç sözleşmesiyle kurulduğu 09/11/2009 tarihinden günümüze kadar olan maddi kayıpların davalılardan yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t        CEVAP<br>\t Davalılar ... Havacılık Ltd Şti., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zaruriyeti bulunduğunu, davacı yan tarafından dava tarihinden önce taraflarına işbu davayla ilgili herhangi bir arabuluculuk süreci başlatılmadığını, ... ..., ... Havacılık Sanayi ve Limited Şirketinin asıl sahibinin kendisi olduğunu, bu şirketi diğer Müvekkili ... adına, kurucusu ve yetkilisi olduğu ...  Ticaret Endüstriyel Yüzey İşlem Limited Şirketini ekonomik sıkıntıdan kurtarmak, haciz baskısı ile karşı karşıya kalmamak ve vergi borcunu ödeyebilmek için kurduğunu ve şirketi ...'a inançlı işlemle devrettiğini işbu davada da  iddia ettiğini, davacının dava dilekçesinde maddi vaka ve talepler birbiri içine girmekle birlikte iş bu davanın temelinde inançlı işlem iddiası olup, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan iş bu dava görevsizlik nedeni ile mahkemenize gönderildiğini, davacının iddialarının merkezinde olan Müvekkil ...'ün  paydaşı olduğu müvekkili ... Havacılık San Tic Ltd Şti, davalı ...) (6120 pay) ve ... (5880 pay) tarafından 10.11.2009 tarihinde kurulduğunu, 21.04.2010 tarihinde ... 5879 adet hissesini ...’a devrettiğini, bu devir 30.04.2010 tarihinde tescil edildiğini, 15.07.2012 tarihinde ... 6.000 payını dava dışı ...’a, 5880 payını müvekkili ... ...’a devir ettiğini, aynı tarihte ... 1 payını ...’a devir ettiğini, 15.07.2012 tarihli devir sözleşmeleri (17.08.2012 tescil tarihli) sonucu şirkette müvekkili ... ... 5.880 pay, dava dışı ... 6.000 pay, ...  ise 120 paya sahip olmuştur. 24.08.2012 tarihli-8139 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanan  pay devirlerine göre şirket 3 ortaklı bir şirket haline geldiğini, davacı yıllardan beri aynı iddialarını tekrarlayarak davacısı, davalıları, konusu, maddi vakaları, talebi belli olmayan davalar açtığını, davacının, iddialarını ve taleplerini somutlaştırması gerektiğini, davacı,  davasına  esas  olan  temel,  ana  vakıaları  somut ve  açık  bir  şekilde  dilekçesinde  göstermesi gerektiğini, müvekkili şirket ... Havacılığın kurucuları ile davacı arasında kesinlikle herhangi bir şekilde İnanç Sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili ... ... Ve ...  ise sonradan şirket hisselerini iyi niyet ile devir ve temlik alan  olup, bu nedenlerle bu müvekkilleri açısından husumet itirazında bulunduklarını, davacı yanca işbu dava ile husumet yönlendirilen müvekkil ...'nın ileri sürülen iddialarla ilgili hiç bir şekilde ilgi ve alakası bulunmadığını, davacı, müvekkiller  ... ve ... a vekalet ve yetki verdiğini ve müvekkillerinin bu yetki ve vekaleti kötü niyetli şekilde kullandıklarını iddia ettiğini, davacının bu taleplerinin gerçek olmadığı gibi hukuka da aykırı olduğunu, davacı müvekkili ...'in kiralamış olduğu dükkanına faydalı yatırım ve masraf yaptığını iddia ederek bu masrafların bedelini talep ettiğini, müvekkiline ait işyerinde 01.12.2009 yılından beri ... Havacılık Ltd Şti kiracıdır. 01.12.2009 tarihinden bu yana 10 yıllık süreden fazla bir süre geçmiş olduğu için zamanaşımı definde bulunduklarını, kiradan kaynaklanan bütün davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleri olup, işbu davanın müvekkil ... bakımından  görev yönünden de reddi gerekmtiğini, diğer müvekkiller ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ve tarafı yönünden işbu davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davacı yanın ihtiyati tedbir talebi hukuka aykırı olduğunu, davacının, aynı dava ile aralarında mecburi veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmayan kişilere dava açması yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuk şartı oluşmadan açılan davanın usulden reddine, inançlı işlem yönünden iş bu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile tüm davalı müvekkilleri yönünden zamanaşımı nedeni ile reddine, öncelikle şuan ..., ... ve ... açısından davalı şirket ortağı olmamaları nedeni ile bu müvekkiller yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, müvekkilleri  ... ... ve ... ve ... ile ilgili olarak inançlı işlem iddiası yönünden (müvekkil şirketin kurucuları olmamaları nedeni ile) davanın husumet yokluğundan reddine, müvekkilleri ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ve Tarafım yönünden işbu davanın husumet yokluğu nedeni ile ve esastan reddine, müvekkili ... ve ... yönünden zamanaşımı defi ile birlikte davanın esastan reddine, müvekkili ... yönünden görev itirazı  ve zaman aşımı defi ile birlikte davanın esastan reddine, iş bu davanın inançlı işlem iddiası yönünden tüm davalı müvekkiller yönünden kesin hüküm nedeni ile reddine, davacı tarafça ikame edilen işbu davanın hukuki yarar yokluğundan ve derdestlik nedeni ile  tüm müvekkiller yönünden reddine, işbu davanın davalıları arasında  mecburi veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından davanın bu yönden de reddini istemişlerdir. <br>\tDavalı ... Sanayii A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarına ilişkin müvekkili şirketin bilgisi bulunmadığını, müvekkili şirketin, dava dilekçesinde anlatılan olay örgüsüne 11.09.2009 tarihli ... Ticaret Limited Şirketi ile imzaladığı uçak parçalarının bitmiş ürün olarak teminine yönelik işbirliği protokolü dışında bir dahli bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirket hakkında diğer davalılara yardım ve yataklık ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinde yer verdiği iddialara veya bu iddiaların doğru olup olmadığına ilişkin olarak müvekkili şirketin bir bilgisi bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirketten talep etmiş olduğu evrak dışında müvekkili şirket hakkında bir iddiası veya beyanı da bulunmadığını, zaten davacının talepleri açık olmamakla birlikte davaya konu kıldığı hususlara ilişkin herhangi bir talebi müvekkili şirkete yöneltmesinde hiçbir hukuki dayanak bulunmadığını, bahse konu davada müvekkili şirketin neden taraf gösterildiği taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkili şirketin taraf sıfatı bulunmadığını, davacının talep ettiği alacak kalemleri zamanaşımına uğradığını, izah olunan sebeplerle, işbu haksız davanın müvekkili şirket yönünden reddini istemiştir.<br>\tDavalılar ... ... Kalıp ve Makina Sanayi Limited Şirketi, ...'e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen anılan davalılar davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının davadan önce dava şartı olan arabuluculuğa başvurması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, ancak bu zorunluluğa uymadan davayı ikame ettiği, davacı tarafından dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağında uyuşmazlık konusunun, ticari uyuşmazlık, muvazaanın tespiti ve rücu olduğu, açılan davanın ise şirket hisselerinin inançlı işlem ve muvazaalı olarak devrinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin bulunduğu, davalı şirketlerin arabuluculukta taraf olarak gösterilmediği, işbu davaya ilişkin kabul edilemeyeceği, HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; davanın esasa girilmeden ön inceleme duruşmasında 18.06.2025 tarihinde arabuluculuk dava şartı yerine getrilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, davanın ilk açıldığı Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/502 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilerek, dava dosyasını bakmaya yetkili Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, ilgili mahkemenin 18.06.2025 tarihli 2. celse ön inceleme duruşma tutanağının 1. paragrafında dava şartlarının mevcut olduğun tespit edildiğini, 2. nolu kararında ise tarafların sulh olmadıklarının tespitine karar verildiğini, mahkemenin işbu gerekçeli kararına esas gösterdiği söz konusu dava noksanlığının bu iki mahkemece de tespit edilmediğini, mutlak muvazaa iddialarının hiç değerlendirilmediğini, usulüne uygun hazırlamış 10.06.2024 tarihli arabuluculuk başvuru, ilk oturum tutanağı ve arabuluculuk son tutanağı belgelerinin 20.05.2025 tarihli ek beyanı ile dosyaya sunulduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında hatalı nitelendirme ile karara esas gösterilen arabuluculuk belgelerin dosyada mevcut olmadığı ve dava noksanlığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava,  şirket hisselerinin inançlı işlem ve muvazaalı olarak devrinden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 08/02/2024 tarih 2024/1395 Esas 2024/1413 Karar sayılı kararıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 12/12/2024 tarih 2024/1395 Esas 2024/1413 Karar sayılı kararıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararı üzerine dosya Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>\tDavacı yan işbu davada şirket hisselerinin inançlı işlemle muvazaalı olarak  devrinden kaynaklanan maddi zararı bulunduğunu iddia ederek maddi zararının tazminini talep etmiştir. Davacı talebi yönünden taraflar arasındaki ihtilaf mutlak ticari dava niteliğindedir. <br>\t7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile TTK'nun 5. maddesine eklenen 5/A-1 maddesi, \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar(değişik 5.4.2023 7445 S.lı Kanun) para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" hükmünü içermektedir. Somut olayda, dava konusu bir miktar para olan tazminat talebi niteliğinde olup, arabuluculuk dava şartına tabidir. <br>\tYargılama aşamasında davacı tarafından işbu dava konusu uyuşmazlık hakkında tüm davalıların da taraf olarak yer aldığı bir arabuluculuk son tutanağı sunulmamaktadır. <br>\tDavacı tarafından 30/04/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağı sunulmuş ise de, anılan tutanakta uyuşmazlık konusu ticari uyuşmazlık - muvazaanın tespiti ve rücu olduğu, tarafları arasında işbu davada davalı olan ..., ... ... Ltd. Şti., ..., ... yer almamaktadır.  <br>\tHal böyle olunca, mahkemece tazminata ilişkin açılan işbu davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, davacı tarafından sunulan arabuluculuk son tutanağındaki uyuşmazlığın işbu dava konusu uyuşmazlığa ilişkin bulunmadığı gibi, bir kısım davalıların da taraf olarak yer almadığı, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygundur.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden bu aşamada harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekili olan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 <br><br>Başkan -             Üye -                    Üye -                Zabıt Katibi - <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57378ea78f681cb8","SID":"fddcccf768a38720"}}