{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi           21.Hukuk Dairesi  2025/839 Esas 2025/1469  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/839 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1469<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 15/04/2025<br>NUMARASI\t\t: 2022/22 Esas 2025/281 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın iptali <br>DAVA TARİHİ\t: 11/01/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 04/12/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/12/2025  <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının %50'şer hisse ile ... Bilgisayar İnşaat A.Ş.'nde ortak olduklarını, dava dışı şirket adına ödediği özel ve kamusal borçlarından aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının hissesine düşen miktarın tahsili için icra takibi başlattığını, davalının icra  takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın 50.000,00 TL'lik kısmının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; alınan bilirkişi raporlarında davacının ödediği vergi borçlarının davadan ve dava konusu icra takibinden önce ... Bilgisayar İnşaat Anonim Şirketinden talep edildiğine ilişkin bilgi ve beyan bulunmadığı, davacının dava konusu alacağın davalıdan önce asıl mükellef olan şirketten talep edildiğinin iddia ve ispat edilemediği, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmakla birlikte HMK'nun 225/1. maddesi uyarınca yeminin konusu davalıdan kaynaklanmadığından yemin deliline dayanılmasının olanaklı olmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı şirket borçlarını <br>tek başına üstlendiğini, davalının söz konusu şirketin yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkan yardımcısı ve aynı zamanda %50 hissedarı olduğunu, müvekkilinin şirketin borçlarını davalı yanca herhangi bir ödeme olmadan kendi imkanlarıyla ödemeye çalıştığını, dosyada mevcut olan belgelerden de bu hususun açıkça anlaşılacağını, ancak davalı tarafından borçların ödenmediğini, ödenmeyen alacağın tahsili için genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya yönetim kurulunda farklı şahıslar olması halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olduğunu, ancak davalının hiçbir şekilde dava dışı şirketin borçlarını ödememiş olmasına karşın müvekkilinin, devlet ve diğer kamu kurumlarına olan borçları ile şirketin özel borçlarını sonladırmak adına tek başına ödemelerde bulunduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanununun mükerrer 35. maddesine göre anonim şirketin kendisinden tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu, ilgili kanun hükmünden açıkça görüleceği üzere yönetim kurulu üyelerinin, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı borçlardan dolayı sorumlulukları bulunduğunu, bunun yanında yönetim kurulu üyelerinin amme alacakları yönünden (vergi-ssk ödemeleri gibi ) doğan borçlardan bütün mal varlıkları ile sorumlu olduğunu, dosyada mübrez olan bilirkişi raporlarında şirketin borçlarının müvekkili tarafından şirket adına ödendiği hususunun açıkça ortada olmasına karşın mahkeme tarafından hatalı değerlendirmede bulunulduğunu, hukuka aykırı kararının kaldırılması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarında da açıkça görüleceği üzere hakimin bilirkişi raporunun aksine hüküm kurulabilmesi için bu hususun gerekçeli kararda somut ve hukuken denetlenebilir şekilde açıklanması gerektiğini, davalı taraf her ne kadar şirketten alacağı olduğunu düşünmekte ise de, şirket aleyhine herhangi bir alacak takibi başlatılmadığını, bunun yanında savunma ve cevaplarında kendilerinin de şirkete veya şirketin borçlarına yönelik ödemelerde bulunduklarına ilişkin beyanlarda bulunmadığını, ilgili durumun net şekilde davalı tarafın şirketten alacağı olmadığını ortaya koyduğunu, davalının müvekkiline borçlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, var olduğuna hiçbir şüphe bulunmayan ve bunun her iki tarafça da bilindiği bir borç için girişilen icra takibinde borçlu, tüm bu yükümlülüklere aykırı davranarak kendisi de borcun varlığını bildiği halde itirazda bulunduğunu, bu bağlamda itirazın kötü niyetli olduğunu, tamamen sürecin uzaması için yapıldığını, dolayısıyla takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin kendisinin ve davalının ortağı olduğu ve mal varlığı bulunmayan ve terkin sürecindeki şirketin borçlarını kendi imkanlarıyla ödemeye çalıştığını, bahsi geçen bu ödemelerin tamamının bilirkişi raporlarında ve 11.02.2025 tarihli raporda da belirtildiği üzere tereddüte yer vermeyecek şekilde ortada  olduğunu, ancak davalı tarafından aralarındaki ticari ortaklıktan kaynaklanan borcunu ödemediğini, mevcut durumda şirketin herhangi bir malvarlığı olmaması ve terkin sürecinde olması sebepleriyle birlikte değerlendirildiğinde yanlış olduğunu, şirketin borcunu üstlenen ortağın zaten şirkette mal varlığı olmaması sebebiyle bu alacağını alamadığını,  bu borca ortak olan diğer ortak tarafından hiçbir ödeme yapılmaması sebebiyle takip ve devamında davayı açtığını, bu aşamada ortağın hiçbir malvarlığı olmayan şirkete takip başlatmasında ne gibi bir hukuki yarar bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; anonim şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin ödenen borçlarından yönetim kurulu üyesi de olan diğer ortağın hissesine isabet eden bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2020/8477 sayılı takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 400.000,00 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 12/01/2021 tarihinde tebliğ olduğu, davalının 13/01/2021 tarihinde 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 11/01/2022 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı yan tarafların dava dışı ... Bilgisayar İnşaat A.Ş.'nde %50'şer hisse ile ortak olduklarını, kendisinin yönetim kurulu başkanı, davalının ise yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin özel ve kamusal borçlarının kendisi tarafından ödendiğini, hissesine isabet eden miktar yönünden davalının ödenen bedelden sorumlu bulunduğunu, davalının hissesine isabet eden miktarın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, temsilcinin ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gerekir. Asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir. <br>\tSomut olayda, ispat yükü kendisine düşen davacı ödediği vergi vs. borçlarının dava konusu icra takibinden önce dava dışı ... Bilgisayar İnşaat Anonim Şirketi'nden talep edildiğine ilişkin dosyaya bir bilgi ve belge sunmamıştır. <br>\tBu durumda mahkemece, davacı yönetim kurulu başkanının ödediği şirketin vergi vs. borçlarından davalı yönetim kurulu üyesi olan ortağın hissesine düşen bedelin tahsilini talep etmesinin ön koşulunun, davalıya başvurmadan önce dava dışı ... Bilgisayar İnşaat Anonim Şirketi'nden talep etmesi olduğu, davacının ise dava dışı ... Bilgisayar İnşaat Anonim Şirketi'nden dava konusu icra takibinden önce ödediği bedelleri talep ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07ce5cb866d63820","SID":"c1e240d39a711460"}}