{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1704 <br>KARAR NO\t: 2025/1994<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/235 Esas -  2025/474 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025\t<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu ... ...'in ... plakalı aracıyla 18.11.2024 tarihinde davalı şirkete ait akaryakıt istasyonundan yakıt alımı yaparken, istasyon çalışanı tarafından yakıt deposuna sehven ... sıvısı konulduğunu, bu durumun müvekkilinin aracında ciddi motor arızasına yol açtığını, olayın hemen ardından, davalı şirket yetkilileri ve istasyon çalışanı ile birlikte tutanak düzenlendiğini, aracın motorunda meydana gelen zarar nedeniyle ... Oto Servisi’nde yapılan tamirat işlemi sonucu 171.894,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, ayrıca araç uzun süre serviste kaldığı için müvekkilinin ikame araç kullanmak zorunda kaldığını, toplam zararının 225.000 TL’ye ulaştığını, davalı şirkete, zararı karşılaması için 14.01.2025 tarihinde noter ihtarnamesi çekildiğini, ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Gaziosmanpaşa İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı, borcun tamamına, faize ve fer’ilerine itiraz ederek haksız şekilde takibi durdurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de sonuç alınamadığını, tarafların ticari nitelikte olması ve olayın ticari faaliyet sırasında gerçekleşmesi sebebiyle, işbu dava Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görev alanında olduğunu, bu nedenlerle, davalının Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki borca ve ferilerine itirazının iptaline, takibin aynen devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu akaryakıt istasyonunda  herhangi bir ... pompası bulunmadığını, sürücülerin akaryakıt istasyonu içerisinde bulunan marketten 5, 10 veya 20 litrelik ... bidonları satın almakta olduğunu, daha sonra da almış oldukları bu ... sıvılarını kendileri ... deposuna doldurduğunu,  söz konusu market ise bağımsız ayrı bir işletme olup \"... Akaryakıt İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.\" tarafından işletildiğini, bu market işletmesinin akaryakıt istasyonu işletmesiyle herhangi bir ticari ve organik bağı bulunmadığını, davacı tarafın ... satın alım fişini dosyaya sunması gerektiğini, eğer satın alım fişi dosyaya sunulamıyorsa ortada somut olaya dayanak teşkil edebilecek herhangi bir ... satımının olmadığını, dolayısıyla sorumluluk doğuran bir eylemin de gerçekleşmediğini, her halükarda bağımsız ayrı bir işletme olan \"... Akaryakıt İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.\" tarafından işletilen marketten alınan ürünler alan kişinin kendi sorumluluğunda olup akaryakıt istasyonunda bu ürünlerin hiçbir suretle dolum işlemi gerçekleştirilmediğini, davacı taraf dilekçesinde olayın hemen ardından davalı şirket yetkilileri ve istasyon çalışanı ile birlikte tutanak düzenlendiğini ve olayın kabul edildiğini iddia etmişse de müvekkil ...şirketi yetkilisi tarafından imzalanan herhangi bir tutanak bulunmadığını, davacı yanca tutanak adı altında birtakım evraklar dosyaya sunulmuşsa da davacı yanca sunulan tüm bu belgelerde müvekkil şirket adına, müvekkil şirket kaşesi altında atılan imzalar müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını, bu belgelerin kim tarafından düzenlendiği tarafımızca bilinmediğini, 18.11.2024 tarihli tutanak da dahil olmak üzere tüm bu belgelerdeki imzalara açıkça itiraz ettiğini, müvekkil şirketin yaşanan olayda herhangi bir kusur ya da sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın açmış olduğu işbu haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, bu kabul edilmediği takdirde esastan reddine, davanın ... Akaryakıt İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ihbarına davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini davanın ve tüm taleplerinin reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\" denilmiştir. HMK'nun \"İspat yükü\" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\" denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Davacı taraf davada davalının haksız eylemi neticesinde zarar gördüğünü ispatlamak durumunda olup, dosya arasına alınan ... plakalı aracın maliklik bilgileri incelendiğinde aracın  malikinin ... Tekstil San ve Tic. Ltd. Şti. Olduğu aracın mülkiyetinin davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Davacının kendisine ait olmayan araçta meydana gelen zararı davalılardan talep etmesi hukuken mümkün değildir, zira 3. Kişi konumunda bulunan davacının dava dışı şirkete ait araçta oluşan motor arızası sebebiyle bir zararı olmadığından davacının davasının reddine karar verilmiş, davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalı taraf lehine kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, aracın maliki ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu gerekçesiyle davacının zarara uğramadığı sonucuna vardığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan değil, davanın esası bakımından davayı reddettiğini, ancak davacının, söz konusu aracı fiilen kullanan, zilyetliğini haiz olan, zarara bizzat maruz kalan ve tamirat masrafını ödeyen gerçek kişi olduğunu, dosyada mevcut fatura, tamir masrafı, ikame araç kullanımı ve olay sonrası düzenlenen tutanakların zarara uğrayan kişinin bizzat davacı olduğunu açıkta gösterdiğini, davalı tarafa ait istasyonda, personelin kusurlu davranışı sonucu ... sıvısının yakıt deposuna konulduğunun dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğunu, bu fiil ile meydana gelen motor arızası ve tamirat giderleri arasında açık bir illiyet bağı bulunduğunu, mahkemenin, davacının zarar gören sıfatını hiç incelemeden, doğrudan malikin farklı olduğu gerekçesiyle davayı reddettiğini, ancak bu durumda yapılması gerekenin husumetin yöneltilmesi hususunda davacıya süre verilmesi veya gerekli araştırmaların yapılması olduğunu, bu yönüyle kararın, usul ekonomisine ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, HMK 124 maddesi uyarınca davacı değişikliğine gidilmesi ve davacının isminin değiştirilmesi için süre verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :\t<br>Dava, satım sözleşmesinin hatalı ifa edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın  reddine karar verilmiş, karara karşı  davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir. Öncelikle vurgulama gerekir ki;  taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere;  Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı davası reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; ..., Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011,  s. 311- 312).Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir.Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumetin; davalı bakımından pasif husumetin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D.  2016/762 E.  2017/977 K. Sayılı ilamı) Bu durumda husumete ilişkin iddia davanın her aşamasında ileri sürülebilen ve eksikliği giderilebilecek hususlardandır.Uyuşmazlığın temelini oluşturan akaryakıt satımı konusundaki sözleşmenin davacı ile davalı arasında yapıldığı anlaşılmakta ise de; zarar gören aracın malikinin dava dışı şirket olduğu, zararın normal şartlar altında araç malikinin şahsında doğduğu,  aracın davacı elinde bulunmasının sebebi açıklanmadığından zararın davacı üzerinde doğduğu hususunun ispatlanmadığı, dosyaya davacı tarafça sunulan hasarın giderilmesine ilişkin faturanında dava dışı şirket adına düzenlendiği, alacağın temlikine ilişkin bir belge de sunulmadığı anlaşılmakla davacının eldeki uyuşmazlıkta aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"edcfbbe2df680fd8","SID":"9e15d915464519d9"}}