{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/652 <br>KARAR NO\t: 2025/1749<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2021<br>NUMARASI\t: 2017/1129 Esas -  2021/697 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Ticari Şirket  (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı-karşı davalı ve davalı- karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirketin 300.000 TL sermayesi olduğunu, davalının 96.000 TL'lik pay sahibi olduğunu, davalının Nisan 2003'ten 21 Mart 2012 tarihine kadar muhtelif ortaklarla birlikte yürüttüğü müdürlük görevini 21 Mart 2012 tarihinden itibaren tek başına sürdürdüğünü ve 12 Kasım 2015 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğini,  sonrasında yapılan inceleme sonucunda davalının şirket aleyhine-kendi lehine hukuki işlemler yaptığının tespit edildiğini, bu kapsamda şirketin gelirlerini kayıt altına almaksızın tahsil ettiğini, bu tahsilatların bir kısmını şirket kayıtlarına giriş yaparak borçlandırdığını, bu şekilde davalının 2013 yılında 23 adet girişle 165.000 TL, 2014 yılında 42 girişle 286.000 TL, 2016 yılında 15 girişle 77.000 TL olmak üzere usulsüz girişle toplam 528.000 TL şirket zararına neden olduğunu, ayrıca iki bankadan toplam 50.000 TL krediyi şirket adına kullanarak kendi hesabına aktardığını, şirket kayıtları üzerinde tahrifat yaparak 150.000 TL kredi kullanmış gibi göstererek zimmetine geçirdiğini, yine şirket gelirlerini resmi kayıtlara yansıtmayıp ikili muhasebe sistemi ile 637.457,26 TL'yi zimmetine geçirdiği, yine iki şirket müşterisinin 7.000 TL'sini şahsi hesaplarına aktararak 7.000 TL'yi zimmetine geçirdiğini, sonuç olarak davalının şirkete toplam 2.507.117,25 TL zarara uğrattığını, davalının yine şirketin eski çalışanı ... adına kurulmuş veteriner kliniğine gizli ortak olup, davacı şirketin müşterilerini oraya yönlendirdiğini, tüm bu nedenlerle bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı hareket eden, şirketi zarara uğratan davalının şirket ortaklığından çıkartılmasına, zararın şimdilik 100.000 TL'sinin kısmi dava kapsamında davalıdan tahsiline, davalının taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının davacı-karşı davalı şirketi geliştirip %98 hissesine sahip olduğunu ancak sonrasında hisselerinin bir kısmını ...'e devretmek mecburiyetinde kaldığını, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, davalı-karşı davacının 4 Kasım 2015 tarihindeki olağan genel kurul toplantısında ibra edildiğini, bu nedenle 11 Mart 2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların geçerli olmadığını ve davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını, davacıya yapılan ödemelerin davacının mesul müdürlüğü ve şirketin sorumlu veteriner hekimliği vazifesini ifa etmesi nedeniyle yapılan ödemeler olduğunu, davalı-karşı davacının zimmetine para geçirmediğini, bu nedenlerle asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVA:<br>Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle: karşı davacının şirketten ücret alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle 42.000 TL maaş alacağı, 8.000 TL ortaklar cari hesap alacağı olmak üzere toplam 50.000 TL'nin işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, karşı davacının şirketteki hisselerinin reel değerinin tespiti ve bu değer üzerinden hesaplanacak ortaklık payının karşı davacıya ödenmesine, karşı davacının haklı nedenle şirketten çıkarılmasına, aksi halde şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinin tatbikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br> Davalı-karşı davacı vekili 20.09.2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle, karşı davalarının 395.754,04 TL ayrılma akçesi yönünden ıslahı ile toplamda 42.000 TL maaş alacağı, 8.000 TL ortaklar cari hesap alacağı ile 395.754,04 TL ayrılma akçesinin davacı - karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Buna göre davacının net ayrılma akçesi 403.754,04 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak, davacı şirket, davalıya karşı davalı ... ...'in, davacının müşterilerinden kendi nam ve hesabına geçirdiği satış bedellerinin toplamı olarak 100.000 TL'lik alacak davası açmış olup, Mahkememizce bu davanın 50.120,00 TL'sinin kabulüne karar verildiğinden, bu tutarın ayrılma akçesine dahil edilmemesine karar vermek gerekmiştir.  Yine,  karşı davacı ... ...'in ortaklar cari hesap alacağı ile ilgili açtığı 8.000 TL'lik alacak talebinin kabulüne karar verildiğinden, bu miktarın da 310.359,16 TL olduğu saptanan  331.10 Ortaklara Borçlar hesabına dahil edilmemesine karar vermek gerekmiştir. Yine, davalı ... ...'in, davacının müşterilerinden kendi nam ve hesabına geçirdiği satış bedellerinin toplamı olan 50.120,00 TL ile ilgili de ayrıca karar verildiğinden bu miktarın da ayrılma akçesi hesabına dahil edilmemesi gerekmiştir. Buna göre, davacının ayrılma akçesi -70.557,86 TL öz kaynak hissesi, +214.072,74 TL marka değeri, (310.359,16 TL - 8.000,00TL =) 302.359,16 TL olmak üzere toplam 445.874,04 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal alınan 21.05.2007 tarih, 2006/5068 esas, 2007/7730 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, limited şirketten çıkmasına izin verilen ortağın çıkma payına ilişkin kararın inşai nitelikte olması karşısında, kararın kesinleşme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiğinden 445.874,04 TL ayrılma akçesinin kararın kesinleşme tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davacı ... Sağlık Merkezi Limited Şirketi'nden alınarak davalı ... ...'e verilmesine\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının, müdürlük yaptığı dönemde resmi yollardan belgelemeksizin ve kayıt altına almaksızın,  şirket aleyhine “usulsüz sermaye girişleri” yaptığını ve bu yolla şirketi, kendisine ve diğer ortaklara borçlandırdığını,  bu yönüyle de şirketi zarara uğrattığına ilişkin iddialarının cevap dilekçesinde mevcut olduğunu, bu iddialarının Yerel Mahkeme tarafından araştırılmadığını, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğunu, yeni atanan bilirkişi heyetinin usulsüz sermaye girişleri yönünden bir değerlendirme yapma gereği duymayarak, gerçek bağlamdan uzaklaşarak rapor düzenlediğini,  rapora yapılan itirazlar neticesinde heyetten ek rapor alındığını ve bilirkişi heyetinin  “usulsüz sermaye girişleri yönünden inceleme yapılmadığı” yönündeki itirazlar bakımından yine hiçbir değerlendirme yapmadığını, davalı-karşı davacıya ödenmesi hüküm altına alınan ayrılma akçesinin de hatalı hesaplandığını, davalı-karşı davacının şirket gelirlerinin tümünü resmi kayıtlara yansıtmadığını, ikili bir muhasebe sistemi oluşturduğunu ve bunun sonucunda müvekkil şirketin zararına neden olduğunu, bilirkişi heyetinin yerel mahkemenin yerine geçerek hukuki nitelemede bulunduğunu ve görev sınırlarının dışına çıktığını, ancak Yerel Mahkemenin bu husus göz ardı ederek, bilirkişi raporunu aynen gerekçesinde muhafaza ettiğini, davalı-karşı davacının yapmış olduğu hukuka aykırı ... ve işlem olarak bankalardan şirket adına kredi kullandığını, kullandığı bu kredileri kendi şahsi hesaplarına aktardığını ve kredileri müvekkil şirkete ödettiğini,  bu amaçla davalı-karşı davacının ...i Bankasından 20.000,00 TL, ... AŞ.’den 30.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL iki adet kredi kullandığının dosyaya sunulan deliller ile sabit olduğunu, davalı karşı davacının şirket kayıtlarında sanal bir kayıt oluşturulduğunu, 31.12.2014 tarihinde davacı müvekkil şirketin kredi kullanmış gibi gösterildiğini ve resmi muhasebe kayıtlarında 01.01.2015 tarihinde ödenmiş gibi gösterilerek usulsüzlük yapıldığını, bilirkişi raporları arasında açıkça çelişkiler  bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın reddedilen kısmına ilişkin kısmının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hukuki açıdan yoklukla mağlul bulunduğunu, hakkında ibra kararı verilen müvekkil aleyhine dava ikamesi yoluna gidilmesinin mümkün olmadığını, davalı karşı davacının müdürlük yaptığı dönemde hukuka aykırı hiçbir işlemin bulunmadığını, düplik dilekçesinde gerekli açıklamalarda bulunduğunu, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını, mahkemece esas alınmasının mümkün olmadığını, rayiç değer belirlenirken amortisman düşülmesinin mümkün olmadığını, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkeme giderlerinin ücreti vekalet yönünden kurulan hükmün mevzuata uygun bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE :\t<br>Asıl Dava; davalının TTK 640/3 hükmünce ortaklıktan çıkarılmasına ve  davalının şirkete verdiği zarar olarak 100.000 TL nin tahsiline, birleşen dava davacını şirketten olan ücret ve  cari hesap alacağının tahsili, davacının şirketteki hisselerini reel değeri belirlenerek bu değer üzerinden belirlenecek çıkma payı ödenerek haklı nedenle şirketten çıkarılmasına, bu talep yerinde görülmez ise şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemidir.  İlk derece mahkemesince asıl dava yönünden; davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına, 445.874,04 TL çıkma payının davalıya ödenmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, karşı dava yönünden; maaş alacağı isteminin reddine, ortaklar cari hesap alacağı talebinin kabulüne, haklı nedenle şirketten çıkma ve şirketin feshi  talebinin reddine, ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan heyetten alınan bilirkişi raporu dosya içeriğine uygun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterlidir. Raporda önceki alınan raporlarda irdelenerek görüş bildirilmiştir. Bu haliyle tarafların bu yöne ilişen istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.TTK 'nın 638 /2 maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.  Türk Ticaret Kanunu'nun 640. maddesinde, \" limited şirket ortaklığından çıkarma\" düzenlenmiş ve maddenin 3. Fıkrasında da, şirket tarafından haklı sebeplere dayanılarak ortağın şirketten çıkarılması davası açılabileceği belirtilmiştir.Kanunda haklı nedenin tanımı yapılmamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 13.04.1989 tarih ve 74/2237 sayılı kararında “bir ortağın davranışları şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek ve karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte ise bu ortağın meydana gelen huzursuzlukta kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın objektif iyi niyet kurallarına göre ortaklıktan çıkarılması gereklidir” sonucuna varmıştır (Moroğlu E./Kendigelen A., İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu, 10. Basım, İstanbul, 2014, s. 493). TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat Taşdelen, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.).Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin \"kullanabilir öz sermayesi\" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin  ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanması gereklidir.Davalının şirketin 04/11/2015 tarihli genel kurulunda ibra edilmiş olması nedeniyle aktif husumet bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yönünden;  bahsi geçen genel kurulun  3.maddeyle \"Şirket müdürü ... ...’in müdürlük görevinin sona erdirilmesine ve bu görevi nedeniyle ibrasına\" şeklinde kara alındığı, Genel Kurul Toplantı tutanağında, genel kurula, şirketin faaliyet raporlarının, bilanço, gelir tablosu ve diğer mali tablolarının sunulduğuna ve anılan tabloların görüşülüp değerlendirildiğine dair bir ifadeye rastlanılmamıştır. Bu haliyle ... ... hakkında yapılan ibranın TTK’de ve Yargıtay kararlarında belirtilen ibra şekline uymadığı ve şirket genel kurulunda 04.11.2015 tarihinde yapılan ibranın usulüne uygun olarak yapılmış bir ibra olmadığı, ibranın etkisinin, sadece usulüne göre hazırlanmış finansal tablolarda gösterilen işlemleri kapsadığı ve yönetim organı üyesinin bilerek veya isteyerek sakladığı hukuka aykırı işlemleri bakımından sonuç doğurmayacağı düzenlendiğinden ortakların sadece bildikleri ve kendilerine aksettirilen hususlar bakımından yönetim organını ibra ettiklerinin kabulü gerekir. Bu haliyle bahsi geçen ibranın dava açılmasına bir etkisi bulunmamaktadır. Şirketin 11.03.2017 tarihli genel kurul toplantısının 5 no.lu gündem maddesi uyarınca sorumluluk davası açılması için karar alındığı, kararın geçerli bir karar olduğu, buna göre davacının işbu sorumluluk davasını açabileceği, davanın açılmasında hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti olduğu anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.  Davacı taraf şirkette çifte kayıt tutulduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasını dayandırdığı  ... tarafından düzenlenen raporun  ister uzman görüşü ister iç denetim raporu olsun usulüne uygun temin edilmeyen, somut tespitler içermeyen, her zaman herkes tarafından düzenlenebilen imzasız, tasdiksiz, tarafların tamamının kabulünde olmayan dokümanlara dayanarak hazırlandığı anlaşılmakla bu rapora itibar edilmemesinde ve çifte kayıt tutulduğuna ilişkin bir veri bulunmamasına göre bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. Davalı ... ...’in ... Bankası TR ... no.lu hesabına ve ... hesaplarına ortağı olduğu ... Sağlık Ltd. Şti.’nin müşterilerinden ... Bankasına 46.120 TL, ... hesabına ise 4.000 TL olmak üzere 50.120 TL tedavi masrafları adı altında  paralar yatırıldığı, şirket kayıtlarının tetkikinde bu tutarların şirketin varlıklarına devredilmediği, davalı-k.davacı ... ...’in hesabına  kaldığı tespit edilmiş ve bu tespit 29.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun 19. Sayfasında tablo halinde gösterilmiş olup, bilirkişi heyetince yapılan bu tespitin dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli olduğu kanaatine varılarak davalı Sühat ...'in 50.120 TL'yi haksız olarak uhdesinde bıraktığı yani kendi hesabında bıraktığı anlaşıldığından bu miktarın tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Buradan hareketle davalı şirket ortağının şirketten çıkarılması bakımından haklı sebebin oluştuğu ve davacı şirketin diğer iddialarını kanıtlayamamasına rağmen TTK'nin 640/3. Maddesi uyarınca davalı ... ...'in şirketin parasını kendi hesabında bırakması  nedeniyle davacı şirketten çıkarılmasına dair verilen kararda da bir isabetsizlik yoktur.  Davaların kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş olmakla yargılama giderlerinin dağıtılmasında ve reddedilen kısımlar üzerinden vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik yoktur. <br>HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden;a-Davacı karşı davalı ... Sağlık Merkezi Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan  615,40 TL  harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının  davacı karşı davalı ... Sağlık Merkezi Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı karşı davacı ... ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 428,99 TL harcın, alınması gerekli olan  1.707,75 TL  harçtan mahsubu ile bakiye 1.278,76 TL istinaf karar harcının  davalı karşı davacı  ... ...'den alınarak hazineye irat kaydına,3-Karşı dava yönünden;a-Davacı karşı davalı ... ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan  615,40 TL  harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının  davacı karşı davalı  ... ...'den alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı karşı davacı ... Sağlık Merkezi Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 136,62 TL harcın, alınması gerekli olan  615,40 TL  harçtan mahsubu ile bakiye 478,78 TL istinaf karar harcının  davalı karşı davacı ... Sağlık Merkezi Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/11/2025<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8d2924364676c01","SID":"a7a7078d841cb6d3"}}