{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11.HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:18/11/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:15/04/2022<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:18/11/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili ...'nun ... marka, ... model, ... plakalı sıfır aracı davalılardan ... Otomotiv Paz. Tic. A.Ş.'den .... tarihinde ÖTV indiriminden de faydalarak 86.000,00-TL bedelle satın aldığını, müvekkilinin almış olduğu sıfır aracı özenle kullandığını, bakımlarına dikkat ettiğini, herhangi bir problem olduğunda başkaca herhangi bir yerde tamirini yaptırmadan doğrudan aracı satın aldığı yetkili servise götürdüğünü, bakımlarını düzenli olarak yaptırdığını, nitekim aracın ... bakımlarının bizzat serviste parası ödenerek yaptırıldığını, müvekkilinin taksici olduğunu ve 5362 sayılı yasa kapsamında esnaf statüsünde olduğunu, 1 yıllık sıfır aracın aradan geçen kısa sürede defalarca motor yağı bakım uyarısı, motor yağı değişim uyarısı, bakım uyarısı, arıza lambası gibi uyarılar verdiğini, daha 7-8 ay geçmeden bir defasında şanzımandan ses gelmeye başladığını ve şanzımanı değiştirilmiş bir yıllık aracın henüz 9. ayında aküsünün boşaldığı ve yolda kaldığını, her defasında yetkili servise gelinmesine rağmen motor yağı değişimi, güncelleme gibi rutin kontroller yapılarak müvekkilinin gönderildiğini, bir türlü hatanın giderilemediği ve kaynağının tespit edilemediğini, arızanın defalarca tekrar ettiğini, aracın tüm arızalarını garanti süresi içinde geçirdiğini, bu halde hayatın olağan akışı gereği sıfır kilometre aracın sürekli benzer durum ve şekillerde arıza çıkarması, şanzımanından ses gelmesi ve değişmesi, aküsü boşalarak yolda kalmasının gizli ayıp teşkil ettiğinin açık olduğunu beyanla gizli ayıplı olduğu anlaşılan ... marka, ... model, ... plakalı, ... şasi numaralı ayıplı aracın davalıya iadesi ile misliyle değiştirilmesi, bu olmadığı takdirde misli bedelinin müvekkiline ödenmesi istemli işbu davayı açma zaruriyetinin doğduğunu, şayet misliyle değiştirilemeyecekse müvekkilinin sıfır aracın şimdiki muadilini alabilmek için satın aldığı tarihte davalıya ödediği bedelden çok daha fazlasını ödemek zorunda kalacağından misli bedelinin ödenmesini, Denizli 3. Noterliği'nin 13.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar bedeli olan 255,83-TL'nin 13.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... Otomotiv Pazarlama Tic. San. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın iddialarının zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı bakımından reddi gerektiğini, dava konusu araç ... model olup .... tarihinde satın alınmış olduğundan aracın garanti süresinin sona erdiğini, bu durumun araca ait satış faturası ve araç ruhsatından da anlaşıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile Ticaret Kanunu'nun atfıyla Borçlar Kanunu'na göre, ayıplı mal nedeniyle açılacak her türlü davanın, iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu nedenle davacının dava ve talep hakkının zamanaşımına uğradığını, bu bakımdan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi söz konusu ayıp bildiriminin müvekkiline süresinde bildirilmediğini, davacının aracı dizel araç olup aracın egzozundan gaz ve partikül karışımlarının atmosfere verilmesini azaltmak için özel bir sistemi olduğunu, bu sistem ile yakıtın yanması sonucu oluşan egzoz gazındaki zararlı parçacıkları filtre eden bir filtre söz konusu olduğunu, bu filtre çalışma verimini korumak için kendini düzenleyecek veya yenileyecek şekilde yani içinde biriken kurumu yakacak şekilde tasarlandığını, bu işlemin gerçekleşebilmesi için bazı sürüş koşullarının oluşturulması gerektiğini, araç kısa mesafelerde kullanılacak veya seyahat sırasında sıkça durma-kalkma yapacaksa kurum yakma (rejenerasyon) işlemi için gerekli sürüş koşullarını oluşturması gerektiğini, buna ilişkin el kitapçığında bu hususların belirtildiğini, ancak aracın el kitapçığında bahsedilenler dışında kullanılması durumunda bu filtrenin görevini yapamayacağının belirtildiğini, davacının onarıma onay verdikten sonra bu hakkın kullanılmasından cayarak araç için ödenen bedelin iadesini veya araç değişimini talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, Zira, TBK’nın tüketiciye sunmuş olduğu haklar seçimlik haklar olup, bir kere kullanmakla tükenen haklardan olduğunu, davacının taleplerinin terditli olarak belirtmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın kaza geçirmesi nedeniyle arızanın buna bağlı olup olmadığının ve aracın değer kaybının değerlendirilmesi gerektiğini beyanla haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>Davalı ... Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 23. maddesinin atfıyla TBK'nın 219 ve devamı hükümlerinin uygulama alanı bulacağı dikkate alındığında alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK'nın 227. maddesi hükmünde söz konusu seçimlik hakların sadece satıcıya yöneltilebileceği belirlenmiş olup, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmemiş olduğunun gözden kaçırılmamasını, dava konusu aracın satıcısı, müvekkili şirket ... Otomotiv San. A.Ş. olmayıp, müvekkil şirket dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükârda husumet yönünden müvekkili şirket ... Otomotiv San. A.Ş. lehine reddi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, somut olayda, dava konusu araç üretim bandından sağlam bir şekilde çıkmış olup, gereken tüm kontrolleri eksiksiz bir biçimde yapılarak ayıptan ari olarak davacıya satılıp teslim edildiğini, yağ değişimi uyarısı bir arıza değil kullanıma bağlı olarak DPF'de biriken kurumların yakılması işleminin yarıda kalmasından kaynaklı bir durum olduğunu, dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tâbi bulunduğunu, ... Garanti ve Servis Kılavuzunda belirtildiği üzere, satın alınan ... aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde, \"Ticari Garanti Şartları\" (Ek-3) geçerli olacak ve malın garanti süresi içinde gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamiri yapılacağını, davacının taleplerinin yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili firma tarafından yapılan incelemeler sonucunda davacının taleplerinin karşılanmasını gerektirecek teknik bir çözümsüzlükle karşılaşılmadığını, dava konusu araçta üretim hatası olmadığı gibi onarımı gerektiren bir durumun da söz konusu olmaması nedeniyle davacının işbu dava ile ileri sürdüğü taleplerin TMK'nın 2. maddesi ve yeni TBK'nın 227. maddesine aykırı olduğunu, davacı dava konusu aracın misli ile değiştirilmesini, mümkün olmaması durumunda araç sıfır rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiş olup bu şekilde terditli olarak ileri sürülen taleplerin kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira, ayıp nedeniyle seçimlik haklar yenilik doğurucu nitelikte olup bu haklardan birinin tercih edilmesi gerektiğini, nitekim doktrinde de tüketicinin/alıcının, seçimlik haklarından dilediğini kullanabileceği, fakat aynı anda birden çok seçeneği kullanmasının mümkün olmadığını, bunlardan birini tercih etmesi gerektiğini bu itibarla davacının aracın misli ile değiştirilmesi, mümkün olmaması durumunda araç sıfır rayiç bedelinin ödenmesi şeklindeki terditli talebin hukuken kabul edilemeyeceğini beyan ederek işbu davanın müvekkili şirket bakımından öncelikle husumet nedeniyle reddini, aksi kanaat halinde haksız ve hukuka aykırı olan işbu davanın esastan reddedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Dosyada mevcut, gerek Makine Mühendisi ... tarafından hazırlanan gerekse de heyet halindeki bilirkişiler tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar aynı doğrultuda olup, davaya konu ... plakalı ... model ... ... aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal hâlini kaybettiği gibi, dpf arızasının devamlı tekrar ederek giderilememesinin gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, arızalar giderilse bile alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, alıcının değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa aracı bu şekilde kullanmaya zorlanamayacağı, araçtaki bu nitelikte arızaların giderilmesinin aracın gizli ayıplı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığının görüş ve mütalaa edildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı davasında öncelikli olarak aracın ayıpsız misli ile değişimini istemektedir. Bu nedenle davacının öncelikli talebinin kabulünün mümkün olup olmadığı değerlendirilmesi gerekmekte olup yukarıda açıklanan tespit ve değerlendirmelere göre, dava konusu araçtaki ayıbın bedel indirimi ile telafi edilmesinin mümkün ve davacı tarafından kabul edilebilecek mahiyette olmadığı, davacı tarafından 0 km yeni bir araç alınmasındaki amaç ve beklentilerin karşılanmadığı hususları dikkate alındığında davacının misli ile değişim talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olmayacağı anlaşılmakla ayıp ihbarı da süresinde olduğundan davacının aracın ayıpsız misli değişim talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (araç üzerindeki 3. Kişi lehine rehne dair takyidat yargılama sırasında kaldırılmıştır.) <br>Davalı taraflar, her ne kadar davaya konu aracın üretimin olmaması nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin kabul edilemeyeceği yönünde itirazda bulunmuş iseler de;   İcra İflas Kanunun'nun 24/4. maddesinde  \"... taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur\" hükmü mevcut olup, anılan bu yasa hükmü uyarınca aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi halinde, aracın üretiminin bulunmaması veya stoklarda mevcut olmaması halinde, icra müdürlüğü tarafından İcra İflas Kanunun 24/5. maddesindeki yöntem izlenerek aracın haciz tarihindeki rayiç değerinin tespit edilmek suretiyle kararın infaz edilmesi olanaklıdır. Bu itibarla, davacının 6502 sayılı yasanın 11. maddesindeki seçimlik haklarından olan, malın ayıpsız misli ile değişimine engel bir durum bulunmadığı gibi, Yargıtay 3. Ve 13. Hukuk Dairesi'nin uygulamaları da bu yöndedir. (Emsal Yargıtay 3. H.D.  2021/3450 E, 2021/6094 K) Bu nedenle davalı tarafların bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir.<br>Öte yandan, davacının kullanımında iken araçta hasar kaydı bulunmakla ve bunun da düzenlenen 07/03/2021 tarihli bilirkişi heyeti ek rapora göre aracın değerinde 5.500,00 TL değer düşüklüğü oluşturması sebebiyle, davanın kabulüne ilişkin kararda değişiklik olmayacak şekilde, bu miktarın davacıdan alınarak davalılara verilmesi gerekmiştir.  (Sakarya BAM 5. Hukuk Dairesinin 2021/996 Esas 2021/1121 Karar sayılı 02/12/2021tarihli emsal ilamı ile Samsun BAM 5. Hukuk Dairesinin 2021/1513 Esas 2021/1579 Karar sayılı emsal ilamı da aynı yöndedir.) Buna karşılık, değer kaybına hükmedilmesi sebebiyle hakimin takdir hakkını kullanarak verdiği karar  davacının haksız olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, davacının davanın açıldığı sırada seçimlik haklar konusunda hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağı hususunda öngörüde bulunması kendisinden beklenemeyeceğinden, yapılan takdiri uygulama nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek  davalılara iadesi gereken değer kaybı tutarına yönelik olarak davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br>Davalılardan ... Otomotiv Pazarlama Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ile davacı arasında araç alım satım sözleşmesi bulunduğu, diğer davalı ... Otomotiv A.Ş.'nin ise satıma konu aracın üreticisi  ya da ithalatçısı olduğu anlaşılmaktadır. Üretici veya ithalatçı firmanın ayıplı araçdan ötürü sorumlu olması için  araca ait garanti belgesinde garantör olarak imzasının bulunması gerekir. Dosya kapsamında aracın garanti belgesi bulunmaktadır. Davalı ...  Otomotiv tarafından davaya konu araca ilişkin verilmiş garanti belgesi bulunduğundan ve ayıp tespiti de garanti süresi içinde gerçekleştiğinden davalı ... Otomotiv A.Ş.'nin de sorumluluğuna hükmetmek gerekmiştir.\" gerekçesiyle karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı ... Otomotiv San. A.Ş. ve davalı ... Otomotiv Pazarlama Tic. San. A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı ... Otomotiv San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK'nın 227. maddesinde, söz konusu seçimlik hakların sadece satıcıya yöneltilebileceğinin belirlendiğini, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmediğini, dava konusu aracın satıcısının müvekkili şirket ... Otomotiv San. A.Ş. olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın her halükârda husumet yönünden müvekkili şirket ... Otomotiv San. A.Ş. lehine reddi gerektiğini, dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tâbi bulunduğunu, ... Garanti ve Servis Kılavuzunda, satın alınan ... aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde \"Ticari Garanti Şartlarının\" geçerli olacağını ve malın garanti süresi içinde gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamirinin yapılacağını, Mahkemenin kabul ettiği şekilde müvekkilinin vermiş olduğu garantinin tüm seçimlik hakların kullanılabileceğine ilişkin bir garanti olmadığını, müvekkilinin yalnızca onarımı garanti ettiğini, misliyle değişim kararının müvekkiline yöneltilemeyeceğini, ticari garanti kapsamında müvekkili şirketin sadece aracın ücretsiz onarımından sorumlu olduğunu, aracın mesleki bir amaçla kullanıldığını, davacının aracı satın alırken kabul etmiş olduğu ticari garanti esasları gereği hiçbir zaman için araç değişimi talep hakkının bulunmadığının gözden kaçırılmaması gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir sorun bulunmadığını, kullanıcı hatalı araçta müvekkili şirket açısından hiçbir kusur bulunmadığını, benzer olaya ilişkin diğer Mahkemelerce verilen kararlar da göz önünde bulundurulduğunda davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, TBK'nın 231. maddesi hükmü gereğince, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, dava konusu araçta üretimden kaynaklı ayıp bulunmadığını, bununla birlikte bilirkişinin varsayımı ile bilirkişinin değerlendirmesi çerçevesinde dava ele alınsa dahi bu halde ayıp gizlenmiş ayıp olarak kabul edilemeyeceğinden zamanaşımı süresinin 2 yıl olarak kabul edilmesi gerekeceğini, bu halde ise davanın kabulü değil zamanaşımı nedeniyle reddinin gerekeceğini, davacının dava konusu sorunlar nedeniyle seçimlik hakkını aracın onarımı yönünde kullandığını, seçimlik hakların yenilik doğurucu nitelikte olduğunu, bir kez kullanıldıktan sonra bu haktan dönmenin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir.  <br>Davalı ... Otomotiv Pazarlama Tic. San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde ayıplı malın \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.\" şeklinde tanımlandığını, ayıbın, satılan malda ortaya çıkan ve alıcının maldan tümüyle ya da gereği gibi yararlanamaması sonucunu doğuran eksiklik ya da bozukluklar olduğunu, dava konusu araçta belirtilen tanıma uyan bir ayıp bulunmadığını, davacının aracının dizel araç olduğunu, aracın egzozundan gaz ve partikül karışımlarının atmosfere verilmesini azaltmak için özel bir sisteminin bulunduğunu, bu sistem ile yakıtın yanması sonucu oluşan egzoz gazındaki zararlı parçacıkları filtre eden bir filtre bulunduğunu,  bu filtrenin çalışma verimini korumak için kendini düzenleyecek veya yenileyecek şekilde yani içinde biriken kurumu yakacak şekilde tasarlandığını, bu işlemin gerçekleşebilmesi için bazı sürüş koşullarının oluşturulması gerektiğini, araç kısa mesafelerde kullanılacak veya seyahat sırasında sıkça durma-kalkma yapacaksa kurum yakma (rejenerasyon) işlemi için gerekli sürüş koşullarını oluşturması gerektiğini, buna ilişkin el kitapçığında bu hususların belirtildiğini,  ancak aracın el kitapçığında bahsedilenler dışında kullanılması durumunda bu filtrenin görevini yapamayacağının belirtildiğini, davaya konu aracın taksi olarak kullanıldığını, taksi olarak kullanılan araçların kısa mesafe, şehir içi, aşırı dur kalk vb. ticari kullanım nedeniyle özel kullanım şartlarına girdiğini, garanti belgesi ve servis kılavuzunda da bireysel müşteri aracından çok daha farklı kullanım alanları mevcut olduğunu,  hatta ağır kullanım koşulları nedeniyle bazı bakım onarımların daha erken yapılması gerektiğini, özel kullanım şartları kapsamına giren araçların diğer araçlara nazaran daha ağır şartlarda kullanıldığından periyodik bakımlarının daha erken ve kapsamlı yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafından bildirilmiş olan taleplerin garanti yükümlülükleri kapsamında onarıldığını, dava konusu aracın üretimden kaynaklı giderilemeyen bir talebi ve problemi bulunmadığını, ayrıca hali hazırda aracın kullanımına engel teşkil edecek bir durumun da söz konusu olmadığını, aracın ticari taksi olarak kullanıldığını, aracı kısa mesafelerde kullanacak veya seyahat sırasında sıkça durma-kalkma yapacaksa kurum yakma (rejenerasyon) işlemi için gerekli sürüş koşullarını oluşturması gerektiğini, el kitapçığında bu hususların belirtildiğini, ancak aracın el kitapçığında bahsedilenler dışında kullanılması durumunda bu filtrenin görevini yapamayacağının belirtildiğini, yapı itibarı ile seramik malzemeden imal edilmiş kılcal borucuk demetinden eksoz gazının geçirilmesi sırasında oluşturulan ortamda çevreye zararlı maddelerin dizel partikül filitresi içerisinde kaldığını, bu şekilde kullanım sırasında da filtrenin dolduğunu, bu duruma kullanılan yakıt ve kullanım süresi, kullanım şekli gibi faktörlerin katkısı olduğunu, dosya kapsamında alınan daha önceki kök raporda da bilirkişinin, ''Aracın motor yağında; peryodik olarak ve aracın rejenerasyonun eksik kalması sebebi ile yakıtın motor yağına karışması sebebi ile değişimler yapıldığı, dpf arızasının ilk kez 18.04.2019 tarihinde 17439 km de ortaya çıktığı ve devamında 01.06.2019 tarihinde 24021 km de, 06.12.2019 tarihinde 67151 km de, 27.12.2019 tarihinde 72336 km de, 08.02.2020 tarihinde 81459 km de, 31.03.2020 tarihinde 87337 km de tekrar ettiğinin servis kayıtlarından anlaşıldığı, bu arıza kullanım kaynaklı olabildiği gibi, üretim hatası kaynaklı da olabilmektedir.'' şeklinde değerlendirme yaptığını, ilgili arızanın el kitapçığını destekler şekilde kullanımdan kaynaklı olabileceğini bildirdiğini, araçta meydana gelen uyarı lambalarının yanması sorununa sebep olabilecek kullanım şekli, yol ve hava durumu, trafik yoğunluğu gibi birçok durum bulunduğunu, bu durumun gerek araç el kitapçığında gerek raporda sabit olduğunu, uyarı lambalarının yanmasına etken birçok durum mevcut iken bilirkişinin herhangi bir teknik açıklama yapmadan sadece aracın servise geliş tarih ve sebepleri gözetilerek müvekkili şirket aleyhine hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, aracın halen davacının kullanımında olduğunu, söz konusu arızanın kullanımı engelleyecek bir sorun teşkil etmediğini, aracın kısa mesafede ve sürekli dur kalk yaparak çalıştığı düşünüldüğünde motorun durdurulması veya devrin düşürülmesi durumları meydana geleceğini, bu durumun sonucu olarak da fazladan püskürtülen yakıt silindir içinde yanmadan sekman boşluklarından kartere aktığını, böylece motor yağı viskozitesinin düştüğünü, bu halde motor yağının değişiminin gerekeceğini, bilirkişi tarafından bu durumun dikkate alınmayarak değerlendirme yapıldığını, daha önce alınan kök raporda, ''Söz konusu yanma eksikliğine sebep başta yakıt pompası, enjektörler, enjektör zaman ayarı, piston ve sekman gömlek gibi parçalarda olabilecek muhtemel sorunlar olabileceği değerlendirilmekle, motorun sökümü ve parçaların incelenmesi ile kesin kanaat elde edilebileceği, Bununla birlikte mevcut veriler doğrultusunda aracın gizli ayıplı olduğu kanaatine varılmıştır.'' diyerek söz konusu arızanın gizli ayıp olduğu konusunda kesin kanaate varamadığının bildirildiğini, daha önce alınan kök ve ek raporun aksine söz konusu raporda teknik yönden hiçbir inceleme ve ayrıntıya yer verilmediği ve değerlendirme yapılmadığını, önceki raporlara itirazlarının da dikkate alınmayarak eksik rapor hazırlandığını, bu raporların da hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi söz konusu ayıp bildiriminin müvekkiline süresinde bildirilmediğini, aracın .... tarihinde satın alındığını, davacının iddiasına göre bir süre sonra aracın ayıplı olduğunun öğrenildiğini, gizli ayıp halinde ayıp öğrenildiği anda derhal satıcı veya diğer ilgililere ihbar edilmesinin zorunlu olduğunu, davacının ise aracı satın aldığınından sonra ortaya çıktığını iddia ettiği ayıbın varlığını hemen müvekkile bildirmediğini, aradan uzun zaman geçmesinden sonra ihtarname gönderdiğini, davacının onarıma onay verdikten sonra bu hakkın kullanılmasından cayarak araç için ödenen bedelin iadesini veya araç değişimini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, TBK’nın tüketiciye sunmuş olduğu hakların seçimlik haklar olduğunu, bir kere kullanmakla tükenen haklardan olduğunu, davacının onarım hakkını kullandıktan sonra yeni bir sonuç doğuracak talepte bulunmasının mümkün olmadığını, Garanti Yönetmeliği madde 14’teki şartlar gerçekleşmiş ise tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanabileceğini, davacının taleplerinde aracın misli ile değiştirilmesini bunun mümkün olmaması halinde diğer seçimlik haklarını kullanma hakkını belirttiğini, davacının taleplerini terditli olarak belirtilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının sadece bir seçimlik hakkını kullanması gerekirken, terditli olarak talep etmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının aracı aldığı tarihte ÖTV indiriminden yararlandığını, Yerel Mahkeme kararı uyarınca aracın misli ile değiştirilmesi durumunda müvekkilimizin ek olarak ÖTV bedelinin karşısına çıkacağını, bu durumun Yerel Mahkemece dikkate alınmadığını, hükmün bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, davacının kullanımı nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının Mahkemece tespit edildiyse de söz konusu değer kaybı bedelinin oldukça düşük olduğunu, Yerel Mahkemece rapora yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini, hatalı ve eksik inceleme sonucu oluşturulan rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı misliyle değişim veya misli bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu 6098 sayılı TBK'nın 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.TBK'nın 219. maddesi; \"satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklindedir.<br>TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları ise; \"satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme\" olarak belirlenmiş, ancak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Somut olayda; davacının ... tarihinde davaya konu aracı davalı ... Otomotiv Pazarlama Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden ... nolu fatura ile 86.000,00-TL karşılığında satın aldığı, araç bedelinin ... tarihinde ödendiği, aracın motor yağında periyodik olarak ve aracın rejenerasyonun eksik kalması sonucu yakıtın motor yağına karışması sebebi ile değişimler yapıldığı, DPF arızasının ilk kez 18.04.2019 tarihinde 17439 km de ortaya çıktığı ve devamında 01.06.2019 tarihinde 24021km de, 06.12.2019 tarihinde 67151 km de, 27.12.2019 tarihinde 72336 km de, 08.02.2020 tarihinde 81459 km de, 31.03.2020 tarihinde 87337 km de tekrar ettiğinin servis kayıtlarından anlaşıldığı, aracın ayıplı olması iddasına dayanak DPF arızasının öğrenildiği tarih 06/12/2019 olup, davacı tarafça 13/12/2019 tarihinde arıza nedeniyle seçimlik haklarını kullanmaya yönelik ihtarnamenin davalılara gönderildiği, bu durumda davalılara ayıp ihbarının makul süre içerisinde yapıldığı gibi eldeki dava 19/06/2020 tarihinde açılmakla davaya ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşılmış olup davalıların bu hususlara ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. <br>Yine davalı ... Otomotiv San. A.Ş. vekilince husumet itirazında bulunulmuşsa da; ürünün satıcısı ile birlikte ithalatçı-üretici olarak garanti veren davalı şirket de, davacı karşısında ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünden dolayı müteselsilen sorumludur. Bu sebeple davalı yanın husumet itirazı da yersizdir. <br>Ayrıca davalı vekilleri istinaf dilekçelerinde; davacı yanın TBK’nın tüketiciye sunmuş olduğu hakların seçimlik haklar olup bir kere kullanmakla tükenen haklardan olduğunu, davacının onarım hakkını kullandıktan sonra yeni bir sonuç doğuracak talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının taleplerinde aracın misli ile değiştirilmesini bunun mümkün olmaması halinde diğer seçimlik haklarını kullanma hakkını belirttiğini, davacının taleplerini terditli olarak belirtmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüşlerse de; davacı yanca davalılar aleyhine keşide edilen ihtarname ile aracında giderilemeyen ve sebebi belirlenemeyen gizli ayıplara ilişkin misli ile değişim olmadığı takdirde misli bedelinin iadesine ilişkin talebi terditli talep içermediği gibi seçimlik haklarını misli ile değişim talebine ilişkin kullanmış olmakla davalıların bu hususa ilişkin istinaf itirazları  yerinde değildir.<br>Somut olayda; dava konusu aracın ... tarihinde davacıya satışının yapılarak teslim edildiği, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda davacının ilk olarak 18.04.2019  tarihinde motor yağının çoğaldığı ve arıza lambasının yandığı şikayetiyle davalı yetkili servise başvurduğu, servis tarafından DPF kurum yükü kontrolünün yapıldığı, sonrasında aracın dava tarihine kadar aynı şikayetlerinin devam etmesi üzerine 6 defa daha yetkili servise götürüldüğü, yetkili servis tarafından yağ değişikliği gibi işlemlerin yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>İlk Derece Mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan ... tarihli bilirkişi raporunda; aracın motor yağında peryodik olarak ve aracın rejenerasyonun eksik kalması, yakıtın motor yağına karışması sebebi ile değişimler yapıldığı, DPF arızasının ilk kez 18.04.2019 tarihinde 17439 km de ortaya çıktığı, bu arızanın kullanım kaynaklı olabildiği gibi üretim hatası kaynaklı da olabileceği, yapılan onarım işlemlerinin incelenmesi sonucunda; hayatın doğal akışı içerisinde muadil dizel partikül filtresinin 100.000 km civarında kullanım sonunda sorun göstermeye başladığı bilinmekte olup dpf filtrelerinin kimyasal solventler vasıtası ile temizliği yapılmakta ve işlemde başarı elde edilmediği takdirde değişimi ile onarımının yapıldığı, dava konusu araçta ise beklenenin çok çok öncesi bir tarihte ve kullanımda arıza meydana gelmesinin olağan duruma ters düştüğü, henüz 17439 km yol kat etmiş yaklaşık 108 gündür kullanılan bir araçta beklenen bir arıza olmayıp devamındaki periyotlar da dikkate alındığında aracın yanma olayında bir eksiklik olduğu, bu eksiklik nedeni ile kurum oluşumu ve tıkanmanın meydana geldiği kanaati oluştuğu, söz konusu yanma eksikliğine sebep başta yakıt pompası, enjektörler, enjektör zaman ayarı, piston ve sekman gömlek gibi parçalarda olabilecek muhtemel sorunlar olabileceği değerlendirilmekle motorun sökümü ve parçaların incelenmesi ile kesin kanaat elde edilebileceği, bununla birlikte mevcut veriler doğrultusunda aracın gizli ayıplı olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.<br>Yine dosya kapsamında 10/12/2021 tarihli Makine Mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda ise; davaya konu ... plakalı ... model ... ... aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının değiştirildiği, yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu, ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın orijinal hâlini kaybettiği gibi dpf arızasının devamlı tekrar ederek giderilememesinin gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, arızalar giderilse bile alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, alıcının değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa aracı bu şekilde kullanmaya zorlanamayacağı, araçtaki bu nitelikte arızaların giderilmesinin aracın gizli ayıplı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada aracın ayıplı olduğunu ispat yükü, bu iddiayı ileri süren davacı üzerindedir. Dava konusu araçta dizel partikül filtresi kaynaklı bir çok kez arızanın meydana geldiği sabittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda DPF'de partikül oluşmasının aracın üretiminden kaynaklandığı görüşü bildirilmiş, söz konusu DPF arızasının kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanamayacağı hususunda bir tespit yapılmamıştır. Bu durumda söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir.<br>Dizel yakıtla çalışan aracın sıkışık bir trafikte kullanılması halinde her 200 km'de bir rejenerasyon işlemine ihtiyaç duyacağı yönünde bilirkişi tespitlerinin bazı yargı kararlarına da yansıdığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada davalı tarafça araçtaki dizel partikül filtre sistemi ile ilgili şikayetin üretimden kaynaklı bir ayıp olmayıp kullanımdan kaynaklandığı yönündeki itirazları teknik nitelikte olup, HMK'nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemece davalı tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. <br>O halde mahkemece yapılacak iş, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu da gözetilerek, teknik üniversitelerde görev yapan konularında uzman bilirkişilerin bulunduğu 3 kişilik yeni bilirkişi kurulundan araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle araçtaki arızaların kullanım hatası veya üretim hatası nedeniyle meydana gelip gelmediği, arızanın rejenerasyon işlemi için gerekli koşulların sağlanmamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dizel partikül filtresinin kısa sürede dolmasının ve arızalanmasının araçtaki ayıptan ileri gelip gelmediği, bu hususun ayıp niteliğinde olup olmadığı ve ayıp mevcut ise ayıbın niteliği hususlarında denetime elverişli ve taraf itirazlarını karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınması, aracın ayıplı olduğunun tespiti halinde ise, ayıbın niteliğine göre ayıpsız benzeri ile değişim hakkının kullanılmasının tarafların hak ve menfaatleri gözetilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağının, buna bağlı olarak aracın benzeri ile değişimi yerine ücretsiz onarım veya satış bedelinden indirim yapılmasının somut olaya uygun düşüp düşmediği hususu da değerlendirilerek sonucu dairesinde bir karar vermekten ibarettir.<br>Sonuç olarak; davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalılar vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan nispi istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalılara İADESİNE, <br>5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün 06/07/2022 tarih, ...  nolu mehil belgesine sunulan 10/06/2022 tarihli ve ... seri numaralı ile  23/06/2022 tarihli ... seri numaralı teminat mektuplarının talebi halinde İcra Müdürlüğünce davalı ... Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi'ne İADESİNE, <br>8-Denizli İcra Müdürlüğü'nün 22/05/2024 tarih, ... nolu mehil belgesine sunulan 23/06/2022 tarihli ve ... seri numaralı teminat mektubunun talebi halinde İcra Müdürlüğünce davalı ... Otomotiv Pazarlama Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne İADESİNE, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18/11/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3edb64532bcb97c","SID":"e0e96c466d0b007d"}}