{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11.HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:01/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:30/12/2021<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:01/12/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı davalıya ait ... plakalı aracın 14/08/2013 tarihinde trafik kazasına karıştığını, kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunan ...'nun maluliyeti nedeniyle poliçe teminatı kapsamında kendisine 15/06/2015 tarihinde 55.971,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve kazada asli kusurlu olduğunu, ZMMS Genel Şartları B.4.c. maddesi uyarınca sigortalıya rücu şartlarının gerçekleştiğini, davalının kaza sırasında araç sürücüsünün alkollü ve %100 oranında kusurlu olması ile araç maliki sıfatı ve sigorta sözleşmesi tarafı olması nedeniyle sorumlu olduğunu, ödenen tutarın tahsili için davalı hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatılmış ise de davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacının ödeme yapmasına sebep olan kazanın münhasıran aklkolün etkisiyle gerçekleşmediğini, sürücünün Antalya'da yaşamaması nedeniyle yolları bilmediğini, acemisi olduğu yolda gece karanlığında yolun virajlı olmasının etkisiyle aracın kontrolünü kaybederek yol kenarındaki bariyere çarptığını, ayrıca tazminat ödemesi yapılan dava dışı ...'un maluliyet oranının tespiti ile aktüer bilirkişi tarafından gerçek kazanın hesaplanması gerektiğini, kaza meydana geldikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma neticesinde ...'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, zarar görenin araçta yolcu olması gözetilerek müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle  indirim yapılması hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından; kusura ilişkin bilirkişi raporu alınarak ayrıca nöroloji uzmanının kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştiği yönündeki raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının üçüncü kişiye yaptığı ödemeyi davalı sigortalıya rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Dairemizin 19/02/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; \"... Dosya kapsamından davalıya ait aracın davacı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, aracın poliçenin geçerli olduğu dönemde sürücüsü alkollü olmak üzere kazaya karıştığı, kazada dava dışı ...'un yaralandığı, davacı tarafından bu kişiye 15/06/2015 tarihinde 55.971,00 TL ödeme yapıldığı, mahkemece yerleşik Yargıtay Kararları'nda belirtildiği üzere nörolog bilirkişinin de yer aldığı bilirkişilerden alınan rapora göre kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı sigortacı tarafından üçüncü kişiye ödenen tazminatın üçüncü kişinin gerçek zararı olması gerektiğinden mahkemece öncelikle maluliyeti nedeniyle tazminat ödemesi yapılan ...'un tedavi belgelerinin tamamı getirtilerek ATK'na sevkinin sağlanması, sevki sağlanamazsa dahi tedavi belgelerine göre maluliyet oranının tespitine ilişkin rapor alındıktan sonra adı geçenin gerçek zararı konusunda aktüer bilirkişiden rapor alınması gerekirken mahkemece bu şekilde araştırma yapılmaksızın davacı tarafından yapılan tüm ödemenin rücu edilebilir olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine\" karar verilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince; \"...Taraflar arasında, davacıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazasının salt sürücünün alkollü olması sebebiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen maluliyet tazminatının gerçek zarar tutarı olup olmadığı, zarar gören üçüncü kişinin araçta yolcu olması nedeniyle müterafik kusur ve hatır taşıması indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı konularında uyuşmazlık söz konusudur.<br>İstinaf kararı öncesinde nöroloji uzmanı ve trafik bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda dava dışı sürücünün kazayı münhasıran alkolün etkisi ile yaptığı tespit edildiğinden poliçe limiti dahilinde ödemede bulunan davacı sigorta şirketi yönünden rücuen tazminata ilişkin davalı sigortalıya karşı yasal koşulların oluştuğu anlaşılmıştır. İstinaf kararı sonrası alınan denetime elverişli, oluşa ve yasaya uygun ATK ve aktüerya raporları sonucu davacının takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği rücuya tabi ödemenin 18.662,23 TL olduğu tespit edilmiştir. <br>Somut olayda zarar gören ... ile sürücü ...'ın arkadaş oldukları ve beraber alkol alarak araca bindikleri hususu her iki tarafın Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki ifadelerinde ve aynı konuya ilişkin Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamındaki beyanları ile sabit olduğundan yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve emsal Yargıtay  kararları gereği tespit edilen tazminat miktarından takdire %20 oranında müterafik kusur ve %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmıştır.<br>Neticeten; davacı sigorta şirketinin davalıdan takip tarihi itibariyle %20 oranında müterafik kusur ve %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış haliyle 11.197,33 TL talep edebileceği kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulü ile  takibin bu miktar üzerine devamına ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı şirkete ait araçla meydana gelen trafik kazası sonucu malul kalan dava dışı ...'a 55.971,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, yerel mahkemenin başlangıçta davayı kabul ettiğini ancak karşı tarafın istinaf etmesi üzerine kararın BAM tarafından kaldırılarak eksik inceleme nedeniyle dosyanın geri gönderildiğini, sonrasında yapılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde zarar gören ...'un kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, E cetveline göre %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına dair görüş bildirildiğini, bu belirlemelere göre aktüer bilirkişi incelemesi sonucunda toplam zararın 18.662,33 TL olarak hesaplandığını ve ancak bu kısmın rücuya tabi olabileceğinin belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme tarihinin 15/06/2015 olduğunu, bu tarihte ...'un Engelli Sağlık Raporu'nda dava konusu kaza nedeniyle %18 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, maluliyet oranına göre yapılan aktüer bilirkişi incelemesinde %18 maluliyet ve tazminattan yapılan %10 indirim miktarına göre 15/06/2015 tarihinde 55.971,00 TL tazminat ödemesinin trafik sigorta poliçesi teminatından yapıldığını, ayrıca davalı şirkete ait sigortalı araç sürücüsünün %100  kusurlu olduğunun esas alındığını, kazanın üzerinden 8 yıl sonra yapılan ATK incelemesinde ise; ...'un sürekli maluliyetinin bulunmadığı yönündeki tespitinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aktif ve pasif dönem hesaplamasının hatalı olduğunu, bu husustaki itirazlarının değerlendirilmediğini, BAM kararında bir tespit olmamasına rağmen mahkemece verilen son kararda maluliyete göre tazminat incelemesi yapılmakla birlikte emsal Yargıtay kararlarının gerekçe gösterilerek hem %20 oranında müterafik kusur indirimi hem de %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ... ile sürücü ...'ın arkadaş oldukları ve beraber alkol alarak araca bindikleri gerekçesi ile hem müterafik kusur indirimi uygulaması ve buna ek olarak hakkaniyet indirimi yapmasının hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu icra dosyasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olmakla mahkemenin takip tarihinden itibaren ticari faize hükmetmesinin ve ayrıca alacağın likit olmaması nedeni ile icra inkar tazminatını reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davacının üçüncü kişiye ödediği tazminatın, sigortalısından alkol rücu sebebine dayalı başlatılan icra takibine vak'i itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu  Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.<br>Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95/2. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarında düzenlenmiştir. Genel Şartların B.4. maddesinde ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü araç kullanılması sigortacının sigortalısına rücu sebepleri arasında sayılmıştır.<br>Somut olayda; zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davacı sigorta şirketi, araçta bulunan ...'un yaralanması sonucu malul kalması nedeniyle bu kişiye yaptığı ödemenin alkollü araç kullanan sürücüye ilişkin teminat dışı hal nedeniyle davalı sigortalıdan rücuen tahsilini istemiştir. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı ise ödenen miktara göre değil, zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenecektir. Bu hususta İlk Derece Mahkemesi tarafından dava dışı ...'un tedavi evraklarının ilgili hastanelerden istenildiği ve Adli Tıp Kurumu'nun 24/12/2020 tarihli raporu ile dava dışı 3. kişinin  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %3,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının tespit  edildiği görülmüştür. Ancak davacı sigorta şirketi tarafından hasar dosyasına eklenen Üsküdar Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre kendisine ödeme yapılan dava dışı zarar gören ... un maluliyet oranı %18 olarak belirlenmiştir. Bu itibarla; fahiş fark olan maluliyet oranları içeren raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi eksik inceleme niteliği taşımakta ise de, Dairemiz incelemesinde olan ... Esas sayılı dosyada, yine aynı olay sebebiyle ek tazminat ödemesinin rücusu talepli itirazın iptali davasının görüldüğü, işbu dosyada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile dava dışı ...'un tanık olarak beyanlarının alındığı, yukarıda belirtilen maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilebilmesi için Adli Tıp 2. Üst Kurulu'nun 21/10/2021 tarihli raporu alınarak, dava dışı ...'un maluliyet oranının %3.3 olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; bu husus yeniden kaldırma sebebi yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiştir. Böylelikle Adli Tıp Üst Kurulu tarafından de belirlenen %3.3 maluliyet oranı esas alınarak yapılan aktüer hesabı gereği gerçek zararın 18.662,23 TL olarak kabulü yerinde görülmüştür. <br>6098 sayılı TBK'nın 52. maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında da vurgulanmıştır.<br>Hatır taşıması ise bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın  yararına olmalıdır.<br>Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında; ''Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır  için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın  yararına olmalıdır.Somut olayda, davacı dava dışı babası ...'nun kullandığı kamyonette yolcu konumundadır. Kamyonetin işleteni dava dışı ...'tur. Meydana gelen kazada davacı yaralanmıştır. İlk derece mahkemesince belirlenen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamış, istinaf mahkemesince de aracın sürücüsünün davacının babası olması ve aile bireyleri arasında hatır taşıması indirimi söz konusu olmayacağından davalı vekilinin bu konudaki istinaf talebi reddedilmiştir. Oysa ki dava aracın işleteninin, Trafik Sigortacısına karşı açılmıştır. Dosya kapsamından kaza sırasında davacının, dava dışı işleten ...'un aracında taşındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ile dava dışı sürücü arasındaki baba-kız ilişkisi işleteni etkilemeyecek, işleten ve dolayısıyla Sigorta Şirketi yönünden hatır taşıması indirimine engel olmayacaktır.'' şeklinde vurgulanmıştır.<br>Bu bakımdan somut olayda, sigortalı araç sürüsü ile yaralanan dava dışı ...'un arkadaş oldukları, birlikte eğlenmek için biraraya geldikleri ve sonrasında dava konusu olayın gerçekleştiği, dava dışı ...'un arkadaşlık ilişkisi nedeniyle hatır için taşındığı, yine iki arkadaşın birlikte alkol aldıkları ve dava dışı 3. kişi ...'un alkollü olduğunu bildiği sürücü ...'ın aracına bindiği yaralanmasına sebep olaya razı olduğu bu nedenle müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi tarafından hesaplanan tazminat miktarından hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması isabetli olmuştur.<br>Sonuç olarak HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, dava konusu edilen kısmın asıl alacağa ilişkin olduğu, itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olup icra takibinde takip tarihinden itibaren faize ilişkin talepte bulunulduğu, takibe konu tazminat bedelinin belirlenebilir nitelikte olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01/12/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91def1f240435064","SID":"4bf38c1ec9e064d1"}}